Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13436 E. 2012/17315 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2011/2627 E, 2012/8192 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3068 E. 2012/2627 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · güven ilişkisi · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · delil değerlendirmesi · hükümsüzlüğün tespiti · şirketin feshi · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu kararda… blağın ortaklar kurulunda belirtilenden farklı olarak ortaya çıkması ihtimalinde, duruma göre söz konusu kararın iptali veya davacıya şirket tarafından yöneltilecek «ifa» talebinin bir kısmî «menfi tespit» davasıyla karşılanmasının söz konusu olabileceği, 6 nolu karar yönünden, davacının ve diğer davalının müdürlük sıfatı muhafaza edildiğine göre, her bir müdüre şirketteki konumuna göre bir ücret tahakkuk ettirilmesi, eşitlik ilkesinin mutlak bir sonucu olduğu, bu açıdan, kararın iptale tabi olduğu, haklı «sebebin» varlığından söz edebilmek için, bu sebebin, davacıyla şirket arasındaki «ortaklık ilişkisini» sona erdirmeyi adil kılacak nitelikte olması gerektiği, davacı tarafından ileri sürülen olgular ve tanık beyanları, taraflar arasındaki anlaşmazlıklara açıkça işaret etse de, bu anlaşmanın haklı sebeple çıkarılmaya veya feshe yol açmayacağı, davacının kendi kusuruyla söz konusu haklı sebebin («güven ilişkisinin» zedelenmesinin) oluşumuna katkıda bulunduğu, her ne kadar «genel kurul kararlarının iptali» ve «ortaklıktan çıkma» ve «şirket feshi» davaları, bilirkişilerce belirtildiği gibi ortaklık «tüzel kişiliğine» yönetilmesi gerekirse de dava dilekçesinde davalı olarak ortaklık adı ile yöneticilerin adı da yazıldığından davaların ortaklık aleyhine açıldığının kabulünün gere …
2010/3068 2012/2627 Sf-3- 1- Asıl dava, 10.03.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti», birleşen dava, davacının TTK 551/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesi, davacının hissesinin diğer ortaklar tarafından reel değeri karşılığında satın alınması, TTK 551/4. maddesine göre esas sermayeyi aşan şirket «malvarlığından» ödenmesi, bu mümkün olmaz ise şirketin «fesih» ve tasfiyesi, «tasfiye» sonucu ortaya çıkacak alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, davacı ...’in davalı «limited şirketteki ortaklığının» sona erdiği yönündeki davalı tarafından sunulan «deliller değerlendirilerek» «aktif husumet» yönünden durum açıklığa kavuşturulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca «ortaklık sıfatına» bağlı olarak açılan iş bu davada ortağın bu sıfatının dava sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2178 E. 2022/1978 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sim kart değişikliği · bankacılık sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · güven kurumu · istinaf başvurusunun reddi · internet bankacılığı · kişilik hakları
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait olan 200.000.- TL'nin «rızası» olmaksızın başka hesaplarına aktarıldığı, davalı bankanın «internet bankacılığında» günümüzün gerektirdiği en «son» teknolojik gelişmelerinden yararlanmak suretiyle alması gereken güvenlik tedbirlerinin tümünü almamış olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, oluşan güvenlik zafiyeti nedeniyle ve ayrıca objektif özen sorumluluğundan dolayı davalı bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, davacıya «kusur» isnat edilemeyeceği, davacının «kişilik haklarının» zedelenmediği gerekçesiyle 200.000.- TL'nin 16.05.2017'den itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat t …
… davacının kişisel bilgilerini bilerek ve isteyerek veya ağır kusurlu olarak dava dışı kişi ile paylaştığının kanıtlanamadığı, taraflar arasında interaktif ve mobil «bankacılık sözleşmesinin» düzenlenmediği, davacı tarafından interaktif bankacılık için bir talimatın verilmediği, «güven kurumu» olan bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etme yükümlülüklerinin bulunduğu, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu durumda taraf vekillerinin «istinaf başvurularının reddine» dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13436 E. , 2012/17315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.12.2010 gün ve 2010/564-2010/522 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.05.2012 gün ve 2011/2627-2012/8192 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Kiel Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 05.06.2009 tarihli, 11 O 4/09 numaralı kararın ve masraflara ilişkin tespit kararının kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2011/2627 E, 2012/8192 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065205500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz