Emniyeti suistimal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9775 E. 2012/1423 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emniyeti suistimal↗ ibraname↗ riziko↗ rücu↗ alacak davası↗ temlik↗ sigorta poliçesi↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi borcunu ödememekle emniyeti suistimal suçu işlemediği, sigortalı bankanın borcunu tahsil imkanı varken gerekli tahsilatları yapmadığı, davalının sigorta kapsamına giren ve poliçede açıkça belirtilen suçlara konu bir eylemde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK'un 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2010 tarihi itibariyle 1.430,00 TL'ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, birleşen davada davacı 1.305,99 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece 05.03.2010 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda reddine karar verilen miktar yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından temyizi kabil olmayıp, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya ilişkin temyiz istemine gelince; sigorta poliçesine göre teminat altında olmayan bir rizikoyla ilgili ödeme yapılması nedeniyle TTK'nun 1301. maddesine göre davacı ... zarar sorumlusuna rücu edemez ise de, ödeme yapılmasına ilişkin ibraname ve temlikname başlıklı 07.08.2007 tarihli belgede, dava dışı banka bu hasarla ilgili takip ve dava haklarını davacı ... şirketine temlik ettiğinden, sözkonusu belgeye göre davacının dava hakkı olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
./...
2010/9775
2012/1423
S2
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6718 E. 2010/12919 K.
Ortak:ibraname · riziko · rücu · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda2-Asıl davaya ilişkin temyiz istemine gelince; «sigorta poliçesine» göre «teminat» altında olmayan bir «rizikoyla» ilgili ödeme yapılması nedeniyle TTK'nun 1301. maddesine göre davacı ... zarar sorumlusuna «rücu» edemez ise de, ödeme yapılmasına ilişkin «ibraname» ve «temlikname» başlıklı 07.08.2007 tarihli belgede, dava dışı banka bu hasarla ilgili takip ve dava haklarını davacı ... şirketine temlik ettiğinden, sözkonusu belgeye göre davac …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça dava dışı sigortalıya ait «muvafakat» belgesinin sunulması nedeniyle davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunduğu, araç maliki sigortalıya davalı tarafından 37.348 TL ödeme yapıldığı, sigortalının da davalıyı «rücuu» kabil olmamak üzere tamamen «ibra» ettiği, bu «ibranamenin» «müzayaka» altında verildiğinin iddia edilmediği gibi dava dışı sigortalıya ödenen bedel ile davacının talep ettiği bedel arasında açık bir nispetsizlik bulunmadığı, ibraname …
Her ne kadar kural olarak akdi ilişkide «riziko» bedelini tahsil ve «ibraname» düzenlemek sigortalıya ait ise de, somut olayda sigortalı tüm «hasar» bedelini tahsil hususunda «sigorta ettiren» davacıya «muvafakatname» verdiğine göre artık sigorta şirketini «ibra» edemez.
Davacı «sigorta ettiren» tasarrufunda bulunan makineyi «finansal kiralama» yolu ile almış ve finansal kiralama şirketini «sigorta poliçesinde» sigortalı olarak göstermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müzayaka · finansal kiralama · aktif husumet ehliyeti · sigorta ettiren · aktif husumet · ibra · husumet ehliyeti · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça dava dışı sigortalıya ait «muvafakat» belgesinin sunulması nedeniyle davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunduğu, araç maliki sigortalıya davalı tarafından 37.348 TL ödeme yapıldığı, sigortalının da davalıyı «rücuu» kabil olmamak üzere tamamen «ibra» ettiği, bu «ibranamenin» «müzayaka» altında verildiğinin iddia edilmediği gibi dava dışı sigortalıya ödenen bedel ile davacının talep ettiği bedel arasında açık bir nispetsizlik bulunmadığı, ibraname …
Her ne kadar kural olarak akdi ilişkide «riziko» bedelini tahsil ve «ibraname» düzenlemek sigortalıya ait ise de, somut olayda sigortalı tüm «hasar» bedelini tahsil hususunda «sigorta ettiren» davacıya «muvafakatname» verdiğine göre artık sigorta şirketini «ibra» edemez.
Davacı «sigorta ettiren» tasarrufunda bulunan makineyi «finansal kiralama» yolu ile almış ve finansal kiralama şirketini «sigorta poliçesinde» sigortalı olarak göstermiştir.
Rizikonun gerçekleşmesinden sonra ise dava dışı sigortalı «finansal kiralama» şirketi «riziko» bedelini tahsil hususunda davacıya «muvafakatname» vermiş, bu hususu davalıya bildirmiş ve davalı sigorta şirketi de «hasar» bedelini davacının banka hesabına yatırmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9775 E. , 2012/1423 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI Başak Groupama Sigorta A.Ş.
VEKİLİ Av. ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI ...
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/378 sayılı dosya
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2010 tarih ve 2007/293-2010/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde emniyeti suistimal sigorta poliçesi ile sigortalı banka çalışanının ilgili banka şubesinden kullandığı krediyi ödememesi nedeniyle sebep olduğu zararın ödendiğini ileri sürerek, asıl davada 8.021,41 TL, birleşen davada ise 1.305,99 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi borcunu ödememekle emniyeti suistimal suçu işlemediği, sigortalı bankanın borcunu tahsil imkanı varken gerekli tahsilatları yapmadığı, davalının sigorta kapsamına giren ve poliçede açıkça belirtilen suçlara konu bir eylemde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK'un 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2010 tarihi itibariyle 1.430,00 TL'ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, birleşen davada davacı 1.305,99 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece 05.03.2010 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda reddine karar verilen miktar yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından temyizi kabil olmayıp, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya ilişkin temyiz istemine gelince; sigorta poliçesine göre teminat altında olmayan bir rizikoyla ilgili ödeme yapılması nedeniyle TTK'nun 1301. maddesine göre davacı ... zarar sorumlusuna rücu edemez ise de, ödeme yapılmasına ilişkin ibraname ve temlikname başlıklı 07.08.2007 tarihli belgede, dava dışı banka bu hasarla ilgili takip ve dava haklarını davacı ... şirketine temlik ettiğinden, sözkonusu belgeye göre davacının dava hakkı olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
./...
2010/9775
2012/1423
S2
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz talebinin birleşen dava yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
07/03/2012 HŞ
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036851200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz