Şirketin tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4452 E. 2010/11114 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin tasfiyesi↗ ara karar↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ haciz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin dava tarihindeki öz varlığının 402.662,09 TL, piyasa değerinin 559.237,23 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket sermayesinin ve davalının payının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklının davalının şirket payı üzerinde uygulattığı haciz işlemi nedeniyle müvekkili şirketin tasfiyesine ilişkin Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/42 esasına kayden açtığı davada, mahkemece davalı şirketin öz sermayesinin gerçek değerinin saptanması amacıyla dava açılması hususunda süre verildiğini ifade etmiş ise de, dosya içeriğinde bu ara karara ilişkin duruşma zaptının olmadığı ve mahkemece ilgili dosyanın incelenmesinde bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır. Ancak, böyle bir karar olması halinde dahi, TTK’nun 522 ve 523. maddeleri gereğince şirket ortaklarından birinin payını haczettiren alacaklının takip edeceği yol gösterilmiş olup, şirket sermayesinin ve pay tespitini gerektiren bir durum bulunmadığı ve hukuki yarar olmadığından böyle bir davanın dinlenemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6595 E. 2014/12659 K.
Ortak:haciz · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, dava dilekçesinde alacaklının davalının şirket «payı» üzerinde uygulattığı «haciz» işlemi nedeniyle müvekkili «şirketin tasfiyesine» ilişkin Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/42 esasına kayden açtığı davada, mahkemece davalı şirketin öz sermayesinin gerçek değerinin saptanması amacıyla dava açılması hususunda süre verildiğini ifade etmiş ise de, dosya içeriğinde bu «ara» karara ilişkin duruşma zaptının olmadığı ve mahkemece ilgili dosyanın incelenmesinde bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin ortağının davacıya olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibinde, borçlunun davalı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu ve ortaklara TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbar» «tebligatlarının» yapılarak süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · şirketin feshi · fesih · ihbar · ihtar · limited şirket · tebligat · ihtarname
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Bu tür uyuşmazlıklarda, alacaklının feshi «ihbar» yapması, «limited şirketin» «münfesih» duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
1- Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 522. maddesi uyarınca açılan «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi davasıdır.
Davalı şirketin ortağının davacıya olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibinde, borçlunun davalı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu ve ortaklara TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbar» «tebligatlarının» yapılarak süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6089 E. 2010/12370 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi · tasfiye memuru · fesih · ihbar · ek tasfiye
Benzer bu kararda… göre, davalı şirket ortaklarından birisinin alacaklısı konumunda olan davacının borçlu ortağın şirketteki payını haczettirmiş olduğu, davalı şirkete borçtan dolayı «fesih» ve «tasfiye» istenebileceğinin de tebliğ edildiği, borcun ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak... ’nun tayin edilmesine, kendisine aylık 300,00 YTL ücret takdirine karar verilmiştir.
Dava, TTK’nun 522 nci maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.Anılan madde uyarınca bir ortağın borcundan dolayı «şirketin feshinin» istenebilmesi için şirkete bu durumun en az 6 ay önce «ihbar» edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davalışirket ortağı olan ...’ın borcundan dolayı davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibi sırasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesinin istenebileceği hususunun davalı şirkete 08.02.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına göre bu konuda açılacak davanın 6 aylık süre dolduktan sonra e …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13835 E. 2013/20077 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 83.662,00 TL'nin 09.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4452 E. , 2010/11114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Görülen davada Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2007/24-2009/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirket ortaklarından davalının borçlarından dolayı alacaklısının davalının hissesine haciz koydurarak, açtığı şirketin tasfiyesi davasında verilen ara karar gereğince şirketin öz sermayesinin ve davalının şirketteki sermayesinin gerçek değerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, pay durumuna göre davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin dava tarihindeki öz varlığının 402.662,09 TL, piyasa değerinin 559.237,23 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket sermayesinin ve davalının payının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklının davalının şirket payı üzerinde uygulattığı haciz işlemi nedeniyle müvekkili şirketin tasfiyesine ilişkin Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/42 esasına kayden açtığı davada, mahkemece davalı şirketin öz sermayesinin gerçek değerinin saptanması amacıyla dava açılması hususunda süre verildiğini ifade etmiş ise de, dosya içeriğinde bu ara karara ilişkin duruşma zaptının olmadığı ve mahkemece ilgili dosyanın incelenmesinde bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır. Ancak, böyle bir karar olması halinde dahi, TTK’nun 522 ve 523. maddeleri gereğince şirket ortaklarından birinin payını haczettiren alacaklının takip edeceği yol gösterilmiş olup, şirket sermayesinin ve pay tespitini gerektiren bir durum bulunmadığı ve hukuki yarar olmadığından böyle bir davanın dinlenemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034692000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz