Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12753 E. 2011/16222 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ terkin↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının marka üzerindeki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği,davalının iptal edilmedikçe ticaret unvanını kullanma hakkı olduğu,ticaret unvanının sicilden terkin talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.04.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14938 E. 2012/20638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eser sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, somut olayda «zamanaşımının» gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin «sigorta poliçesi» ile sigortalanmış bulunan imalatta «hasar» meydana gelmesi sebebiyle taşıma ilişkisine göre değerlendirileceği, «eser sözleşmesinden» kaynaklanan ve BK’nun 126. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda uygulanmayacağı, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinden TTK’nun 1 …
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişkinin «eser sözleşmesi» niteliğinde bulunmasına ve davada uygulanması gereken «zamanaşımının» bozma kararı gereğince yapılacak değerlendirmede göz önüne alınacak olmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva e …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5117 E. 2014/8740 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · yediemin · tanık beyanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, ...Sulh Ceza Mahkemesi'nce davalı hakkında «idari para cezası» verildiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu 53.maddesi gereğince verilen bu hükmün hukuk mahkemesini bağlaması nedeniyle davalı tarafın savunmalarına ve «tanık beyanlarına» itibar edilmediği, olayın meydana gelmesi neticesinde davacıların manevi zararlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın «maddi tazminat» yönünden taleple bağlı kalınarak kabulüne, manevi tazminat yönünden ise kısmen kabulüne ve «yedieminde» bulunan mülkiyeti davacılara ait tüplerin davacılara iadesine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.12.2013 tarihli kararı ile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8467 E. 2014/10533 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · muacceliyet · ihtiyati haciz · bono · haciz
Benzer bu karardaAncak, İİK’nın «257» vd. maddelerinde belirtilen «ihtiyati haciz» şartlarının talep dayanağı «bononun» vadesinin gelmesi ve ödenmemesi karşısında gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün ihtiyati haciz isteyen yararına bozulması gerekmiştir.
Talep, «bonoya» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen- alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının «muaccel» bir borcun varlığını soyut olarak ispatlamış olsa da borçlunun ödeme mükellefiyetinin doğduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12362 E. 2011/4524 K.
Ortak:sicilden terkin · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin
İncelediğiniz kararda… eki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği,davalının iptal edilmedikçe «ticaret unvanını» kullanma hakkı olduğu,ticaret unvanının «sicilden terkin» talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı v …
Benzer bu kararda… eki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği,davalının iptal edilmedikçe «ticaret unvanını» kullanma hakkı olduğu,ticaret unvanının «sicilden terkin» talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ticaret unvanını» «sicilden terkin» talebi olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de davacı vekili dava dilekçesinde, davalının ticaret unvanından ‘Martı’ ibaresinin ve şeklinin çıkartılmasını da talep etmiştir.
Bu itibarla, davacının ticaret unvanından «terkin» talebi de değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu kararda2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ticaret unvanını» «sicilden terkin» talebi olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de davacı vekili dava dilekçesinde, davalının ticaret unvanından ‘Martı’ ibaresinin ve şeklinin çıkartılmasını da talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12753 E. , 2011/16222 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.03.2009 gün ve 2006/25 - 2009/42 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.04.2011 gün ve 2009/12363 - 2011/4524 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ‘MARTI’ ibaresini 1967 yılından itibaren ticaret unvanı olarak kullandığını, ayrıca aynı ibareyi 39 ve 42.sınıfta 1998/013507 no ile marka olarak tescil ettirdiğini, davalının ise davacının tescilli marka ve logosunu ticaret unvanında ve markasında kullandığını, bu durumun haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, ticaret unvanından ‘MARTI’ ibaresinin ve logosunun çıkartılmasını, davalının tabela, tanıtım vasıtalarından anılan ibarenin silinmesini,müvekkilinin tescilli markasını kullanması nedeniyle 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini, yine davalının, davacı adına tescilli marka ve logoyu haksız ve kötüniyetle kullanması ve marka itibarının tazmini için 5.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2001/13013 nolu 11, 19 ve 21. sınıflarda tescilli markasının bulunduğunu, faaliyet alanlarının ve sınıfların farklı olduğunu, kullanımının markaya dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının marka üzerindeki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği,davalının iptal edilmedikçe ticaret unvanını kullanma hakkı olduğu,ticaret unvanının sicilden terkin talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.04.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 01.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034663200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz