6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tedbirin infazı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13141 E. 2011/14402 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tedbirin infazı nispi harç maktu harç ticaret unvanının terkini esnaf keşif ticaret sicili tescili ihtisas mahkemesi işbölümü münhasırlık ara karar eş rızası ihtiyati tedbir iş bölümü infaz ticaret unvanı olumsuz oy marka hakkına tecavüz bilirkişi incelemesi limited şirket maddi ve manevi tazminat ticaret sicili terkin kötüniyet harç tacir maddi tazminat ilan kusur eksik inceleme haksız rekabet dahili dava karar verilmesine yer olmadığına görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · İİK · TMK · TTK — TTK 52

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleşen davada davalı vekilinin unvan değiştirilmesi istemli karşı dava açtığı, bu karşı davasında nispi harç yatırmadığında yöntemine uygun dava açılmadığı, bu nedenle bu konuda inceleme yapılmadığı, işbölümü itirazının yerinde olmadığı, asıl davada davalı Alfemo A.Ş ile ilgili bir talebin olmadığından bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verildiği, ‘GÖLCÜKLER’ ibaresinin 01.07.2003 tarihinde 20 ve 27. sınıf emtialar için, 17.12.2004 tarihinde ise, 24., 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere davacı-karşı davalı ... adına marka olarak tescil edildiği, 18.09.2006 tarihinde ‘HALICI GÖLCÜKLER+Şekil ibareli marka tescil başvurusunun devam ettiği, karşı tarafın itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, sürecin devam ettiği, davalı-karşı davacı şirketin kurucu ortağının 1976 yılından beri halıcılık sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı-karşı davalı ...’ün 1993-1995 yılları arasında onun işçisi olarak yanında çalıştığı, babasının da işçi olarak görev aldığı, ticari unvanının ‘HALICI GÖLCÜKLER’ olduğu, 1996 yılında yanından ayrıldığı, Ali Rıza Gölcük’ün davalı-karşı davacı limitet şirkete dönüştüğü, bu kişinin halıcılık alanında ‘GÖLCÜKLER’ ve ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibarelerini ilk kullananı olduğu, bu hakkını kurduğu şirkete sermaye olarak koyduğu, davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı şirketin ibareler üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun ortaya çıktığı, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davacısı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünün gerektiği, şirketin unvanında ‘GÖLCÜKLER’ ibaresinin yer almasında bir usulsüzlük olmadığı, davacı ...’ün bu yöndeki davasının yerinde bulunmadığı, kendisini ‘...-Halıcı Gölcükler’ ibaresiyle 10.01.2006 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, bu şekilde tescilin kötüniyetli olduğu, anılan ibareyi kullanan hak sahibi Ali Rıza Gölcük’ün yanında işçi olarak çalıştığı, gerçek hak sahibini bildiği, maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı şirketin maddi tazminat istemini atiye bıraktığı, kötüniyetli unvan tescili dolayısıyla davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ...’ün haksız rekabeti ve ihtiyati tedbirin infazını sağladığından dolayı karşı tarafın manevi zararını tazmin etmesi gerektiği, karşılık davada hükmün ilanının zorunlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın kabulüne, maddi tazminatla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, karar özetinin ilanına, birleşen davanın kabulüne, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne, unvanındaki ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibaresinin terkinine, haksız rekabet yaptığının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada aynı zamanda tescilli ticaret unvanının terkini istenmiş olmasına, her ne kadar bu davada ihtisas mahkemesi görevli değil ise de anılan davada tescilli markaların hükümsüzlüğünün de istenmiş bulunmasına, davalar arasında objektif dava birleşmesinin olmasına, unvan terkini isteminde marka hakkına da dayanılmış bulunmasına, bu yönüyle ihtisas mahkemesinin unvan terkini istemli davaya bakmasında bir yanlışlık olmamasına, genel mahkemeler ile ihtisas mahkemeleri arasında görev ilişkisi bulunmasına, birleşen davada davalı vekilinin iş bölümü itirazının yerinde olmamasına, her ne kadar ara kararda tarafça hukukçu akademisyenden alınan hukuki görüş raporunun 1086 sayılı HUMK anlamında bilirkişi raporu olarak değerlendirilmiş olması doğru değil ise de bu durumun sonuca etkili bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat, karşı dava, haksız rekabet ve ihtiyati tedbir keşfinin infazına bağlı maddi ve manevi tazminat, birleşen dava, haksız rekabetin tespiti, unvan terkini ve markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi, birleşen davada karşı dava ise, marka hakkına dayalı unvanın değiştirilmesi istemlerine ilişkindir.

Birleşen davada davalı vekili, davacı aleyhine unvanın değiştirilmesi istemli karşı dava açmıştır. Bu dava, süresinde açılmış olup, maktu harcı da yatırılmıştır. Talep esas alındığında maktu harç yatırılmasında da bir yanlışlık bulunmamaktadır. Esasen, harcın eksik veya hiç yatırılmaması halinde bunu tamamlatmak görevi de mahkemenindir. Dolayısıyla, birleşen davada açılan karşı davanın yöntemine uygun olarak açılmadığının kabulü ile hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması, buna rağmen gerekçede anılan davayla ilgili değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Asıl davada karşı davalı, davacının markası ile unvanını haksız ve kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, dava açarak ihtiyati tedbirin değerlendirilmesi bakımından işyerinde keşif yaptırdığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, yazılı şekilde manevi tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, asıl davacı tescilli markalarına tecavüz iddiasıyla bu davasını açmış, tedbir istemi bakımından mahkemece keşif yapılmıştır. Bu şekilde hakkın kullanılması ve mahkemece işlem yapılmasının manevi tazminat doğuracağının kabulü doğru görülmemiştir. Öte yandan, TTK.nun 54/1. maddesinde, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur halinde bunun da tazminini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durum karşısında, ticaret unvanı terkini istenmeden doğrudan haksız tescil iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceği de dikkate alınmadan yazılı şekilde manevi tazminata karar verilmesi de yanlış olmuştur.

4-Ticaret unvanı ve marka, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları birbirlerinden farklılık arz eder. Birleşen davada davalının unvanın da terkini istenmiş, yazılı şekilde bu istemin de kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu davanın davalısı ... markalarını 2003 yılında tescil ettirmiş ise de unvanını 1996 yılından beri aynı şekilde kullandığını, karşı tarafın buna suskun kaldığını savunmuştur. O halde, davalının ‘...-Halıcı Gölcükler’ unvanını ne zamandan beri kullandığı hususu üzerinde durulup, ticaret siciline tacir olarak kaydından önce esnaf sicili veya başka şekilde öteden beri kullanımının bulunup bulunmadığının tespiti ile uzun süre kullanım olduğunun belirlenmesi halinde bu duruma sessiz kalan davacının unvan terkinini isteme hakkının düştüğünün ve bundan sonra dava açılmasının TMK.nun 2. maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.

5-Ayrıca, TTK'nun 52. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, münhasıran sahibine aittir. Kötü niyetli tescil edilmiş olsa bile, bir unvanın terkini sağlanmadan unvanın kullanımı, haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Bu durum karşısında, birleşen davada davalının unvanının kullanımının davalı unvanına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet yaptığının tespiti yönünde hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

6-Öte yandan, davacı-karşı davalı, birleşen davanın davalısı ve bu davada karşı davacının adına tescilli iki ayrı ‘GÖLCÜK’ ibareli markasının bulunduğu ve bu markaların 20., 24., 25., 27. ve 35. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda hangi emtia ve hizmet sınıflarında tescilli oldukları açıklanmış ise de marka tescil belgelerinin dosyada önyüzleri mevcut olmadığından tescil kapsamları tam olarak denetlenememektedir. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı limitet şirketin faaliyet konusunun, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısının markalarının tescilli olduğu emtiaları ve hizmet alanlarının tamamını kapsadığı açıklanmış ve buna itibar ederek markaların tamamen hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de uzmanlık alanı hukuk olan bilirkişinin bu konudaki görüşünün tam denetlenebilir yönü de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, hükümsüzlüğü talep edilen markaların kapsadığı mal ve hizmetleri de gösterir marka tescil belgesi asılları veya onaylı örneklerinin dosyaya getirtilip, tarafların faaliyet alanı olan halı ve mobilya alım-satımı sektöründen bilirkişi de dahil edilerek ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1790 E. 2019/1209 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sulh hukuk mahkemesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7409 E. 2011/10369 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/13141 E.  ,  2011/14402 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA

DENİZLİ 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2007/98 ESAS

Taraflar arasında görülen davada Denizli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2009 tarih ve 2007/29 - 2009/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2011 gününde davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı ... vekili Av.... ile davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı ve karşı davalısı Gölcükler Tekstil Halı ve Mob.San.Tic.Ltd.Şti. vekili Av.Abbas Kocakaya gelip, asıl davada davalı olan Alfemo Dayanıklı Tüketim Malları Deri ve Tekstil San. ve Tic.A.Ş. vekili tebligata rağmen duruşmaya katılmadığından, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.

Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ‘GÖLCÜKLER’ ibaresini 01.07.2003 tarihinde 20 ve 24. sınıf emtialarda kullanılmak üzere, 01.07.2003 tarihinde, 24., 25. ve 35. sınıf emtialar ve hizmetlerde kullanılmak için 17.12.2004 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, öncesinde markasal kullanımının bulunduğunu, esasen ‘HALICI GÖLCÜKLER+Şekil’ ibareli markanın tescili için yapılan başvurunun kabul edildiğini, anılan ibarenin tanınmışlığından faydalanmak isteyen kötüniyetli kişiler olduğunu, davalının ibareyi unvanında kullandığını, ticari işletme adının terkini için açılan davanın derdest olduğunu, davalıların ticari faaliyetlerinde ibareyi markasal olarak kullandığının tespit edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespitine, sona erdirilmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 25.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Gölcükler Ltd.Şti. vekili, müvekkilinin kurucu ortağı Ali Rıza Gölcük’ün 40 yıldan beri halı ticareti yaptığını, davacının babasının bile bu işe anılan kişi yanında başladığını, ortağın faaliyet alanını geliştirerek ticaret şirketine dönüştüğünü, ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibaresini davacının tescilinden 10 yıl önce kullandığını, öncelik hakkının bu kişide bulunduğunu, haklarını müvekkili şirkete devir ettiğini, davacının kötüniyetli tescil sahibi olduğunu, ortakların soyadı olan ibarenin kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında da; ibare üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı sahibi olduğunu, davacı marka tescillerinin kötüniyetli bulunduğunu bildirerek, markanın terkininin isteneceğini, müşterilerinin bulunduğu sırada işyerinde keşif icra ettirdiğini, müvekkilinin halk nezdinde ticari itibarının zedelendiğini, maddi ve manevi zararının doğduğunu belirterek, 5.000 YTL manevi ve 25.000 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Birleşen davanın davacısı, müvekkilinin şirketleşmeden önce kurucu ortağının ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibaresini ticari faaliyetinde kullandığını, ad, unvan ve markasal anlamda üstün hakkının bulunduğunu, davalının, şirketleşmeden önce kurucu ortağının yanında çalıştığını, ‘GÖLCÜKLER’ ibarelerini marka olarak tescil ettirdiğini, ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibaresini tescil için yaptığı başvurunun devam ettiğini, ayrıca ibareyi unvanında kullandığını, tüm tescillerinin kötüniyetli olduğunu, öncelik hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek, unvana vaki tecavüzün tespitine, ticaret sicilinden terkinine, davacı adına tescilli 2003/17040 ve 2004/41719 numaralı ‘GÖLCÜKLER’ ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davanın davalısı vekili, işbölümü itirazında bulunarak, unvan terkini davasının ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ibare üzerinde gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu belirterek birleşen davanın reddini istemiş, karşı davasında da; davalı şirketin 2006 tarihinde tescil edildiğini, unvanından ‘GÖLCÜKLER’ ibaresini kullandığını, ibarenin öncesinde tescilli markalarının esas unsurunu oluşturduğunu açıklayarak, davalı unvanının değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleşen davada davalı vekilinin unvan değiştirilmesi istemli karşı dava açtığı, bu karşı davasında nispi harç yatırmadığında yöntemine uygun dava açılmadığı, bu nedenle bu konuda inceleme yapılmadığı, işbölümü itirazının yerinde olmadığı, asıl davada davalı Alfemo A.Ş ile ilgili bir talebin olmadığından bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verildiği, ‘GÖLCÜKLER’ ibaresinin 01.07.2003 tarihinde 20 ve 27. sınıf emtialar için, 17.12.2004 tarihinde ise, 24., 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere davacı-karşı davalı ... adına marka olarak tescil edildiği, 18.09.2006 tarihinde ‘HALICI GÖLCÜKLER+Şekil ibareli marka tescil başvurusunun devam ettiği, karşı tarafın itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, sürecin devam ettiği, davalı-karşı davacı şirketin kurucu ortağının 1976 yılından beri halıcılık sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı-karşı davalı ...’ün 1993-1995 yılları arasında onun işçisi olarak yanında çalıştığı, babasının da işçi olarak görev aldığı, ticari unvanının ‘HALICI GÖLCÜKLER’ olduğu, 1996 yılında yanından ayrıldığı, Ali Rıza Gölcük’ün davalı-karşı davacı limitet şirkete dönüştüğü, bu kişinin halıcılık alanında ‘GÖLCÜKLER’ ve ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibarelerini ilk kullananı olduğu, bu hakkını kurduğu şirkete sermaye olarak koyduğu, davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı şirketin ibareler üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun ortaya çıktığı, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davacısı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünün gerektiği, şirketin unvanında ‘GÖLCÜKLER’ ibaresinin yer almasında bir usulsüzlük olmadığı, davacı ...’ün bu yöndeki davasının yerinde bulunmadığı, kendisini ‘...-Halıcı Gölcükler’ ibaresiyle 10.01.2006 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, bu şekilde tescilin kötüniyetli olduğu, anılan ibareyi kullanan hak sahibi Ali Rıza Gölcük’ün yanında işçi olarak çalıştığı, gerçek hak sahibini bildiği, maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı şirketin maddi tazminat istemini atiye bıraktığı, kötüniyetli unvan tescili dolayısıyla davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ...’ün haksız rekabeti ve ihtiyati tedbirin infazını sağladığından dolayı karşı tarafın manevi zararını tazmin etmesi gerektiği, karşılık davada hükmün ilanının zorunlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın kabulüne, maddi tazminatla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, karar özetinin ilanına, birleşen davanın kabulüne, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne, unvanındaki ‘HALICI GÖLCÜKLER’ ibaresinin terkinine, haksız rekabet yaptığının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada aynı zamanda tescilli ticaret unvanının terkini istenmiş olmasına, her ne kadar bu davada ihtisas mahkemesi görevli değil ise de anılan davada tescilli markaların hükümsüzlüğünün de istenmiş bulunmasına, davalar arasında objektif dava birleşmesinin olmasına, unvan terkini isteminde marka hakkına da dayanılmış bulunmasına, bu yönüyle ihtisas mahkemesinin unvan terkini istemli davaya bakmasında bir yanlışlık olmamasına, genel mahkemeler ile ihtisas mahkemeleri arasında görev ilişkisi bulunmasına, birleşen davada davalı vekilinin iş bölümü itirazının yerinde olmamasına, her ne kadar ara kararda tarafça hukukçu akademisyenden alınan hukuki görüş raporunun 1086 sayılı HUMK anlamında bilirkişi raporu olarak değerlendirilmiş olması doğru değil ise de bu durumun sonuca etkili bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat, karşı dava, haksız rekabet ve ihtiyati tedbir keşfinin infazına bağlı maddi ve manevi tazminat, birleşen dava, haksız rekabetin tespiti, unvan terkini ve markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi, birleşen davada karşı dava ise, marka hakkına dayalı unvanın değiştirilmesi istemlerine ilişkindir.

Birleşen davada davalı vekili, davacı aleyhine unvanın değiştirilmesi istemli karşı dava açmıştır. Bu dava, süresinde açılmış olup, maktu harcı da yatırılmıştır. Talep esas alındığında maktu harç yatırılmasında da bir yanlışlık bulunmamaktadır. Esasen, harcın eksik veya hiç yatırılmaması halinde bunu tamamlatmak görevi de mahkemenindir. Dolayısıyla, birleşen davada açılan karşı davanın yöntemine uygun olarak açılmadığının kabulü ile hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması, buna rağmen gerekçede anılan davayla ilgili değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Asıl davada karşı davalı, davacının markası ile unvanını haksız ve kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, dava açarak ihtiyati tedbirin değerlendirilmesi bakımından işyerinde keşif yaptırdığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, yazılı şekilde manevi tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, asıl davacı tescilli markalarına tecavüz iddiasıyla bu davasını açmış, tedbir istemi bakımından mahkemece keşif yapılmıştır. Bu şekilde hakkın kullanılması ve mahkemece işlem yapılmasının manevi tazminat doğuracağının kabulü doğru görülmemiştir. Öte yandan, TTK.nun 54/1. maddesinde, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur halinde bunun da tazminini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu durum karşısında, ticaret unvanı terkini istenmeden doğrudan haksız tescil iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceği de dikkate alınmadan yazılı şekilde manevi tazminata karar verilmesi de yanlış olmuştur.

4-Ticaret unvanı ve marka, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları birbirlerinden farklılık arz eder. Birleşen davada davalının unvanın da terkini istenmiş, yazılı şekilde bu istemin de kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu davanın davalısı ... markalarını 2003 yılında tescil ettirmiş ise de unvanını 1996 yılından beri aynı şekilde kullandığını, karşı tarafın buna suskun kaldığını savunmuştur. O halde, davalının ‘...-Halıcı Gölcükler’ unvanını ne zamandan beri kullandığı hususu üzerinde durulup, ticaret siciline tacir olarak kaydından önce esnaf sicili veya başka şekilde öteden beri kullanımının bulunup bulunmadığının tespiti ile uzun süre kullanım olduğunun belirlenmesi halinde bu duruma sessiz kalan davacının unvan terkinini isteme hakkının düştüğünün ve bundan sonra dava açılmasının TMK.nun 2.

maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.

5-Ayrıca, TTK'nun 52. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, münhasıran sahibine aittir. Kötü niyetli tescil edilmiş olsa bile, bir unvanın terkini sağlanmadan unvanın kullanımı, haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Bu durum karşısında, birleşen davada davalının unvanının kullanımının davalı unvanına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet yaptığının tespiti yönünde hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

6-Öte yandan, davacı-karşı davalı, birleşen davanın davalısı ve bu davada karşı davacının adına tescilli iki ayrı ‘GÖLCÜK’ ibareli markasının bulunduğu ve bu markaların 20., 24., 25., 27. ve 35. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda hangi emtia ve hizmet sınıflarında tescilli oldukları açıklanmış ise de marka tescil belgelerinin dosyada önyüzleri mevcut olmadığından tescil kapsamları tam olarak denetlenememektedir. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı limitet şirketin faaliyet konusunun, davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısının markalarının tescilli olduğu emtiaları ve hizmet alanlarının tamamını kapsadığı açıklanmış ve buna itibar ederek markaların tamamen hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de uzmanlık alanı hukuk olan bilirkişinin bu konudaki görüşünün tam denetlenebilir yönü de bulunmamaktadır.

Bu durum karşısında, hükümsüzlüğü talep edilen markaların kapsadığı mal ve hizmetleri de gösterir marka tescil belgesi asılları veya onaylı örneklerinin dosyaya getirtilip, tarafların faaliyet alanı olan halı ve mobilya alım-satımı sektöründen bilirkişi de dahil edilerek ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ile karşı davacısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacı ve birleşen davanın davacısı ve karşı davalısı Gölcükler Tekstil Halı ve Mob.San.Tic.Ltd.Şti.'nden alınarak davacı-karşı davalı ve birleşen davanın davalısı ve karşı davacısı ...'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033609200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.