6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İade

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5983 E. 2011/12194 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar payı dağıtımı kâr payı dağıtımı kar payı rehin hisse senedi pay defteri hamil anonim şirket kâr dağıtımı bilirkişi incelemesi kâr payı eksik inceleme husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu, kar payı dağıtımının yapılmadığı, paranın ortak olmak amacıyla verildiği, anonim şirketlerin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği ve rehin olarak dahi kabul edemeyeceği, ayrıca ortağın sermaye olarak verdiği şeyi geri alamayacağı, davacının ortak olduğu, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı, diğer davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı Kom. Tar. A.Ş ile ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, anonim şirkete ortak olmak amacıyla verildiği ileri sürülen paranın iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir.

TTK.nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilmezler.

Somut olayda davacı taraf davalı şirkete ortak olmak amacıyla kendisinden para alındığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Davacı kanıtları arasında sunulan ‘ortaklık durum belgesi’ davalılar ile ilgili bir bilgi içermemekte, davacı kimliği ile bir takım senet numaralarını taşıdığı anlaşılmaktadır. Ancak, davalı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, davacının davalı şirkete ortak olduğu, 26.09.1998 tarihinde 55.000 DM ödemesi karşılığı 1.000 adet hisse satın aldığı, dava tarihine kadar 300 hissesini devir ettiği, devredilen bu hisselerin kime, nasıl ve hangi fiyattan devredildiğinin tespit edilemediği açıklanmıştır. Ayrıca, hisse senetlerin hamiline mi yoksa nama mı olduğu yönünde kayıtlarda açıklama bulunmadığı, nominal değeri 6.000.000 TL olan 700 adet hisse karşılığı 4.200.000.000 TL ödeme yaptığının tespit edildiği bilgisine de yer verilmiştir. Davalı şirket kayıtları bir takım eksiklikler içerdiği gibi davacıya ait pay defterindeki hisse değerleri ile tahsil edildiği iddia edilen meblağ arasında tutarsızlıklar bulunmaktadır. Dairemize intikal eden benzer nitelikteki dosyalardan davalı gerçek kişiler hakkında da davacıların dilekçesinde açıklanan eylemleri nedeniyle ceza dosyası bulunduğu bilinmektedir.

Bu durum karşısında, mahkemece, ceza mahkemelerindeki dava dosyalarının kapsamlarının incelenmesi, bu davaya etkileri üzerinde durulması, sonuçlarının beklenmesinin gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi, aralarında SPK ve Ticaret Hukuku alanında uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulması, davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tüm kanıtlar çerçevesinde davacının ne şekilde ortak olduğu, şirket ortaklığının kazanılıp kazanılmadığı, pay senedi almak mı yoksa devir suretiyle ortak mı olduğunun tespiti, şayet yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise, davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle değerinin ne olduğunun araştırılması, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise, primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir karar bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da’ vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve davalıların hukuki durumlarının buna göre tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalılar Kombassan Tar. İnş. A.Ş ile ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • İade

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5982 E. 2011/12308 K.

    Ortak: · dava şartı · İade

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İade

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5998 E. 2011/12309 K.

    Ortak: · dava şartı · İade

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İade

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15111 E. 2011/2418 K.

    Ortak: · dava şartı · İade

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Çelişkili davranış yasağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18046 E. 2015/4652 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14552 E. 2012/17637 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/5983 E.  ,  2011/12194 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

len davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2008 tarih ve 2006/201-2008/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04/10/2011 gününde davacı avukatı ....davalılar vekili Av.....geldi. Davalılardan ...'e yurtdışı tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket temsilcileri tarafından her istediği an geri çekilebileceği ve %20’den aşağı olmamak üzere kazanç kaybı verileceği taahhüdü ile müvekkilinden para alındığını, bir takım belgeler verildiğini, parasının ve faizinin iade edilmediğini, davalıların eyleminin TTK, SPK, BK ve Bankalar Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğini, aralarındaki sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürerek, davalıların bu şekilde müvekkiline şirket hisse senedi satamayacakları ve şirket ortağı olunamayacağının tespitine, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle 55.000 DM karşılığı 44.000 YTL’nin tahsiline, geçerli kabul edilmesi halinde aynı meblağın %20 faiziyle iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Kom. Tar. A.Ş ile ... vekili, ortak davacının bir talebinin olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu, kar payı dağıtımının yapılmadığı, paranın ortak olmak amacıyla verildiği, anonim şirketlerin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği ve rehin olarak dahi kabul edemeyeceği, ayrıca ortağın sermaye olarak verdiği şeyi geri alamayacağı, davacının ortak olduğu, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı, diğer davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı Kom. Tar. A.Ş ile ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, anonim şirkete ortak olmak amacıyla verildiği ileri sürülen paranın iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir.

TTK.nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilmezler.

Somut olayda davacı taraf davalı şirkete ortak olmak amacıyla kendisinden para alındığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Davacı kanıtları arasında sunulan ‘ortaklık durum belgesi’ davalılar ile ilgili bir bilgi içermemekte, davacı kimliği ile bir takım senet numaralarını taşıdığı anlaşılmaktadır. Ancak, davalı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, davacının davalı şirkete ortak olduğu, 26.09.1998 tarihinde 55.000 DM ödemesi karşılığı 1.000 adet hisse satın aldığı, dava tarihine kadar 300 hissesini devir ettiği, devredilen bu hisselerin kime, nasıl ve hangi fiyattan devredildiğinin tespit edilemediği açıklanmıştır. Ayrıca, hisse senetlerin hamiline mi yoksa nama mı olduğu yönünde kayıtlarda açıklama bulunmadığı, nominal değeri 6.000.000 TL olan 700 adet hisse karşılığı 4.200.000.000 TL ödeme yaptığının tespit edildiği bilgisine de yer verilmiştir.

Davalı şirket kayıtları bir takım eksiklikler içerdiği gibi davacıya ait pay defterindeki hisse değerleri ile tahsil edildiği iddia edilen meblağ arasında tutarsızlıklar bulunmaktadır. Dairemize intikal eden benzer nitelikteki dosyalardan davalı gerçek kişiler hakkında da davacıların dilekçesinde açıklanan eylemleri nedeniyle ceza dosyası bulunduğu bilinmektedir.

Bu durum karşısında, mahkemece, ceza mahkemelerindeki dava dosyalarının kapsamlarının incelenmesi, bu davaya etkileri üzerinde durulması, sonuçlarının beklenmesinin gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi, aralarında SPK ve Ticaret Hukuku alanında uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulması, davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tüm kanıtlar çerçevesinde davacının ne şekilde ortak olduğu, şirket ortaklığının kazanılıp kazanılmadığı, pay senedi almak mı yoksa devir suretiyle ortak mı olduğunun tespiti, şayet yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise, davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle değerinin ne olduğunun araştırılması, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise, primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir karar bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da’ vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve davalıların hukuki durumlarının buna göre tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davalılar Kombassan Tar. İnş. A.Ş ile ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Kombassan Tar. İnş. A.Ş ile ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine 04/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032800100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.