Menkul rehni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6 E. 2010/10545 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menkul rehni↗ objektif iyiniyet↗ iyiniyet kuralları↗ iyiniyet kuralı↗ esas sözleşme↗ olağanüstü genel kurul↗ şirket müdürü↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ ipotek↗ temlik↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ dahili dava↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, şirketin amaç ve konusunu da düzenleyen esas sözleşmenin 3.maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve özellikle esas sözleşmenin 16. maddesi olan kârın tespiti ve dağıtımına ilişkin TTK’nun 466/3. maddesindeki hükmü saklı tutan maddenin metnindeki öngörülen değişikliğin şirkette pay sahibi olan davacı ile birlikte diğer pay sahiplerinin kazanılmış haklarını ihlal edip etmediğine ilişkin olduğu, davalı şirkete ait bir kısım gayrimenkullerin parsellendirilmesi, ifrazı ve tevhidi ile ilgili işlemlere başlanıldığı, imar düzenlemesi bakımından dosya kapsamındaki belgelerden de anlaşılacağı üzere belediyeye gerekli başvuruların yapıldığı ve belediye tarafından özellikle ifrazla ilgili bazı hususların şirket tarafından yerine getirilmesinin istendiği, dolayısıyla davalı şirketin amaç ve konuya ilişkin 3.maddedeki değişikliği yapması bakımından bir gerekliliğin var olduğu, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından bu değişikliğin içeriği ile ilgili davalı şirkete tahsis edilen gayrimenkuller de dahil olmak üzere tüm gayrimenkuller bakımından her türlü tasarruf işlemini davalı şirketin amaç ve konusuna dahil edilmek sureti ile yönetim kurulunun tek söz sahibi haline getirilmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmayacağının çözümünün gerektiği, 3.maddedeki değişiklikler bakımından şirketin işleyişinin sınırlanmamasının amaçlandığının söylenebileceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 06.03.2007 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan davalı şirketin amaç ve konusuna ilişkin esas sözleşmenin 3. maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu için ve kâr payı alma hakkına ilişkin esas sözleşmenin 16.maddesinde yapılan değişikliğin pay sahiplerinin müktesep haklarını ihlal eder nitelikte olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 06.03.2007 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket esas sözleşmesinin 3.maddesinin 18 ve 20.fıkraları ile 16.maddesini değiştiren kararların iptali istemine ilişkindir.
Davalı anonim şirket esas sözleşmesinin 3.maddesi şirketin amaç ve konusunu düzenlemektedir. Dava konusu genel kurulda 3.maddenin 18 ve 20.fıkralarına yeni hükümler eklenmiş olup, davacı taraf, yapılan bu ilavelerin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu iddia etmektedir. 3.maddenin 18.fıkrasındaki “Şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak her türlü menkul ve gayrimenkul almak, kiralamak, bunlar üzerinde her türlü ayni ve şahsi haklar tesis etmek ve gerekirse bunları kiraya vermek ve satmak, şirket amacı doğrultusunda bu gayrimenkuller üzerinde binalar tesis etmek,” şeklindeki mevcut olan hükme “Gayrimenkulleri devir ve ferağ etmek, ifraz ve tevhid etmek, bedelli veya bedelsiz olarak ilgili Belediye veya makamlara yol, yeşil saha veya trafo alanı olarak terk etmek…..ayrıca irtifak, intifa, sükna hakları ile MK hükümleri gereğince ayni veya gayri maddi haklarla ilgili her çeşit iltizami ve tasarrufi işlemler yapmak, gayrimenkuller üzerinde mükellefiyetli veya mükellefiyetsiz her türlü tasarruflarda bulunmak,” hükmünün, aynı maddenin 20.fıkrasındaki “Şirket maliki bulunduğu menkul malları üzerinde menkul mal rehni ve gayrimenkulleri üzerinde ipotek tesis edilebileceği gibi başkalarına ait menkul mallar üzerinde kendisi lehine menkul mal rehni ve gayrimenkuller üzerinde de keza kendisi lehine ipotek tesis edebilir,” şeklindeki mevcut hükme “tesis edilmiş olan menkul rehnini ve ipotekleri fek edebilir, ayni ve şahsi her türlü hak ve alacakları ivazlı yada ivazsız temlik edebilir, temlik alabilir,” hükmünün eklenmesine karar verilmiştir.
Dava konusu genel kurulda anasözleşmenin 3.maddesinin 18 ve 20.fıkralarına yapılan bu ilaveler, davalı anonim şirketin faaliyetlerinin genişletilmesi ile ilgili olup, şirketin “amaç ve konusunun” yasalara aykırı olmayacak şekilde genişletilmesi mümkündür. Yapılan bu değişiklik, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olmayıp, mahkemece iptaline karar verilmesi doğru değildir.
2- Dava konusu genel kurulda davalı şirket esas sözleşmesinin 16.maddesindeki hüküm, “şirket karının dağıtılması durumunda genel kurulda karar verilmesi halinde dağıtılacak karın en az %10’nun yönetim kurulu başkan ve üyelerine dağıtılabileceği, yine genel kurulun karar vermesi halinde karın en fazla %10’nun şirketin müdür, memur ve müstahdemlerine tahsis olunabileceği” şeklinde değiştirilmiş olup, yapılan değişiklik ile şirketin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin görevleri sırasında şirketi daha verimli halde yönetmeleri, bunun sonucu olarak da diğer şirket ortaklarının alacağı kar paylarının artması sonucunu sağlamaya yönelik olup, yapılan bu değişiklik diğer ortakların kazanılmış haklarını ihlal eder nitelikte değildir.
3- Kabul şekline göre ise; Dava konusu genel kurulda esas sözleşmenin 3.maddesinin 13, 17, 18 ve 20.fıkralarında değişiklik yapılmasına karar verilmiş olup, davacı vekili sadece 18 ve 20.fıkralarında yapılan değişikliğin iptalini istemiştir. Mahkemece davacı tarafın talebini aşarak 3.maddenin 13 ve 17.fıkralarında yapılan değişikliğin de iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3357 E. 2011/5524 K.
Ortak:iyiniyet kuralları · iyiniyet kuralı · esas sözleşme · olağanüstü genel kurul · iyiniyet · kâr dağıtımı · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, şirketin amaç ve konusunu da düzenleyen «esas sözleşmenin» 3.maddesinde yapılan değişikliğin «iyiniyet kurallarına» aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve özellikle esas sözleşmenin 16. maddesi olan kârın tespiti ve «dağıtımına» ilişkin TTK’nun 466/3. maddesindeki hükmü saklı tutan maddenin metnindeki öngörülen değişikliğin şirkette pay sahibi olan davacı ile birlikte diğer pay sahiplerinin kazanılmış haklarını ihlal edip etmediğine ilişkin olduğu, davalı şirkete ait bir kısım gayrimenkullerin parsellendirilmesi, ifrazı ve tevhidi ile ilgili işlemlere başlanıldığı, imar düzenlemesi bakımından dosya kapsamındaki belgelerden de anlaşılacağı üzere belediyeye gerekli başvuruların yapıldığı ve belediye tarafından özellikle ifrazla ilgili bazı hususların şirket tarafından yerine getirilmesinin istendiği, dolayısıyla davalı şirketin amaç ve konuya ilişkin 3.maddedeki değişikliği yapması bakımından bir gerekliliğin var olduğu, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından bu değişikliğin içeriği ile ilgili davalı şirkete tahsis edilen gayrimenkuller de «dahil» olmak üzere tüm gayrimenkuller bakımından her türlü tasarruf işlemini davalı şirketin amaç ve konusuna dahil edilmek sureti ile yönetim kurulunun tek söz sahibi haline getirilmesinin «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmayacağının çözümünün gerektiği, 3.maddedeki değişiklikler bakımından şirketin işleyişinin sınırlanmamasının amaçlandığının söylenebileceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 06.03.2007 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan davalı şirketin amaç ve konusuna ilişkin esas sözleşmenin 3. maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu için ve kâr «payı» alma hakkına ilişkin esas sözleşmenin 16.maddesinde yapılan değişikliğin pay sahiplerinin müktesep haklarını ihlal eder nitelikte olması nedeniyle iptaline karar v …
Dava konusu genel kurulda 3.maddenin 18 ve 20.fıkralarına yeni hükümler eklenmiş olup, davacı taraf, yapılan bu ilavelerin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu iddia etmektedir.
Yapılan bu değişiklik, «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olmayıp, mahkemece iptaline karar verilmesi doğru değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, şirketin amaç ve konusunu da düzenleyen «esas sözleşmenin» 3.maddesinde yapılan değişikliğin «iyiniyet kurallarına» aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve özellikle esas sözleşmenin 16. maddesi olan kârın tespiti ve «dağıtımına» ilişkin TTK’nun 466/3. maddesindeki hükmü saklı tutan maddenin metnindeki öngörülen değişikliğin şirkette pay sahibi olan davacı ile birlikte diğer pay sahiplerinin kazanılmış haklarını ihlal edip etmediğine ilişkin olduğu, davalı şirkete ait bir kısım gayrimenkullerin parsellendirilmesi, ifrazı ve tevhidi ile ilgili işlemlere başlanıldığı, imar düzenlemesi bakımından dosya kapsamındaki belgelerden de anlaşılacağı üzere belediyeye gerekli başvuruların yapıldığı ve belediye tarafından özellikle ifrazla ilgili bazı hususların şirket tarafından yerine getirilmesinin istendiği, dolayısıyla davalı şirketin amaç ve konuya ilişkin 3.maddedeki değişikliği yapması bakımından bir gerekliliğin var olduğu, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından bu değişikliğin içeriği ile ilgili davalı şirkete tahsis edilen gayrimenkuller de «dahil» olmak üzere tüm gayrimenkuller bakımından her türlü tasarruf işlemini davalı şirketin amaç ve konusuna dahil edilmek sureti ile yönetim kurulunun tek söz sahibi haline getirilmesinin «iyiniyet kuralları» ile bağdaşıp bağdaşmayacağının çözümünün gerektiği, 3.maddedeki değişiklikler bakımından şirketin işleyişinin sınırlanmamasının amaçlandığının söylenebileceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 06.03.2007 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan davalı şirketin amaç ve konusuna ilişkin esas sözleşmenin 3. maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu için ve kâr «payı» alma hakkına ilişkin esas sözleşmenin 16. maddesinde yapılan değişikliğin pay sahiplerinin müktesep haklarını ihlal eder nitelikte olması nedeniyle iptaline dair v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7728 E. 2011/710 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · mevduat hesabı · rehin · mahsup · taahhütname
Benzer bu kararda2- Davacı, davalı banka nezdinde menkul kıymet hesabı ve bu hesapta 5.000 TL’lik menkul kıymeti bulunduğunu, davalı bankanın alacağını öncelikle buradan «mahsup» etmemesi nedeniyle borç miktarının arttığını ileri sürerek işbu davayı açmış ve dosya içerisinde bulunan «taahhütnameden» de taraflar arasında davacıya ait söz konusu hesap üzerinde davalı lehine «rehin hakkı» tesis edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka ile davacı arasında 12.02.2004 tarihli kredili «mevduat hesabı» «taahhütnamesinin» imzalandığı, bu taahhütnameye istinaden davacıya nakit kredi kullandırıldığı, bu şekilde oluşan kredi ve ferilerine ilişkin borcun ödenmemesi üzerine taraflar aras …
Davacının banka nezdinde üzerinde «rehin hakkı» olan para veya paraya çevrilebilir menkul kıymeti varsa davalı bankanın İİK’nun 45. maddesi uyarınca öncelikle rehine müracaat zorunluluğu bulunduğundan bu hesaplarda bulunan kıymetlere müracaat etmesi gerekir.
Buna karşılık mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda bu «taahhütname» üzerinde durulmadığı gibi gerçekten de hesapta borcun kat edildiği tarih itibariyle davacının bir menkul kıymeti bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6 E. , 2010/10545 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.04.2008 tarih ve 2007/328-2008/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmedi, davalı Avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin ortağı olup, şirketin 06.03.2007 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan ve şirket esas sözleşmesinin 3 ve 16. maddeleri hükümlerini değiştiren kararların kazanılmış hakları ortadan kaldıran nitelikte olup, iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 06.03.2007 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan ve şirket esas sözleşmesinin 3.maddesinin 18 ve 20.fıkraları ile 16.maddesini değiştiren kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı taleplerinin yersiz ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, şirketin amaç ve konusunu da düzenleyen esas sözleşmenin 3.maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve özellikle esas sözleşmenin 16. maddesi olan kârın tespiti ve dağıtımına ilişkin TTK’nun 466/3. maddesindeki hükmü saklı tutan maddenin metnindeki öngörülen değişikliğin şirkette pay sahibi olan davacı ile birlikte diğer pay sahiplerinin kazanılmış haklarını ihlal edip etmediğine ilişkin olduğu, davalı şirkete ait bir kısım gayrimenkullerin parsellendirilmesi, ifrazı ve tevhidi ile ilgili işlemlere başlanıldığı, imar düzenlemesi bakımından dosya kapsamındaki belgelerden de anlaşılacağı üzere belediyeye gerekli başvuruların yapıldığı ve belediye tarafından özellikle ifrazla ilgili bazı hususların şirket tarafından yerine getirilmesinin istendiği, dolayısıyla davalı şirketin amaç ve konuya ilişkin 3.maddedeki değişikliği yapması bakımından bir gerekliliğin var olduğu, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından bu değişikliğin içeriği ile ilgili davalı şirkete tahsis edilen gayrimenkuller de dahil olmak üzere tüm gayrimenkuller bakımından her türlü tasarruf işlemini davalı şirketin amaç ve konusuna dahil edilmek sureti ile yönetim kurulunun tek söz sahibi haline getirilmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmayacağının çözümünün gerektiği, 3.maddedeki değişiklikler bakımından şirketin işleyişinin sınırlanmamasının amaçlandığının söylenebileceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 06.03.2007 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan davalı şirketin amaç ve konusuna ilişkin esas sözleşmenin 3.
maddesinde yapılan değişikliğin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu için ve kâr payı alma hakkına ilişkin esas sözleşmenin 16.maddesinde yapılan değişikliğin pay sahiplerinin müktesep haklarını ihlal eder nitelikte olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 06.03.2007 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket esas sözleşmesinin 3.maddesinin 18 ve 20.fıkraları ile 16.maddesini değiştiren kararların iptali istemine ilişkindir.
Davalı anonim şirket esas sözleşmesinin 3.maddesi şirketin amaç ve konusunu düzenlemektedir. Dava konusu genel kurulda 3.maddenin 18 ve 20.fıkralarına yeni hükümler eklenmiş olup, davacı taraf, yapılan bu ilavelerin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu iddia etmektedir.
3. maddenin 18.fıkrasındaki “Şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak her türlü menkul ve gayrimenkul almak, kiralamak, bunlar üzerinde her türlü ayni ve şahsi haklar tesis etmek ve gerekirse bunları kiraya vermek ve satmak, şirket amacı doğrultusunda bu gayrimenkuller üzerinde binalar tesis etmek,” şeklindeki mevcut olan hükme “Gayrimenkulleri devir ve ferağ etmek, ifraz ve tevhid etmek, bedelli veya bedelsiz olarak ilgili Belediye veya makamlara yol, yeşil saha veya trafo alanı olarak terk etmek…..ayrıca irtifak, intifa, sükna hakları ile MK hükümleri gereğince ayni veya gayri maddi haklarla ilgili her çeşit iltizami ve tasarrufi işlemler yapmak, gayrimenkuller üzerinde mükellefiyetli veya mükellefiyetsiz her türlü tasarruflarda bulunmak,” hükmünün, aynı maddenin 20.fıkrasındaki “Şirket maliki bulunduğu menkul malları üzerinde menkul mal rehni ve gayrimenkulleri üzerinde ipotek tesis edilebileceği gibi başkalarına ait menkul mallar üzerinde kendisi lehine menkul mal rehni ve gayrimenkuller üzerinde de keza kendisi lehine ipotek tesis edebilir,” şeklindeki mevcut hükme “tesis edilmiş olan menkul rehnini ve ipotekleri fek edebilir, ayni ve şahsi her türlü hak ve alacakları ivazlı yada ivazsız temlik edebilir, temlik alabilir,” hükmünün eklenmesine karar verilmiştir.
Dava konusu genel kurulda anasözleşmenin 3.maddesinin 18 ve 20.fıkralarına yapılan bu ilaveler, davalı anonim şirketin faaliyetlerinin genişletilmesi ile ilgili olup, şirketin “amaç ve konusunun” yasalara aykırı olmayacak şekilde genişletilmesi mümkündür. Yapılan bu değişiklik, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olmayıp, mahkemece iptaline karar verilmesi doğru değildir.
2- Dava konusu genel kurulda davalı şirket esas sözleşmesinin 16.maddesindeki hüküm, “şirket karının dağıtılması durumunda genel kurulda karar verilmesi halinde dağıtılacak karın en az %10’nun yönetim kurulu başkan ve üyelerine dağıtılabileceği, yine genel kurulun karar vermesi halinde karın en fazla %10’nun şirketin müdür, memur ve müstahdemlerine tahsis olunabileceği” şeklinde değiştirilmiş olup, yapılan değişiklik ile şirketin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin görevleri sırasında şirketi daha verimli halde yönetmeleri, bunun sonucu olarak da diğer şirket ortaklarının alacağı kar paylarının artması sonucunu sağlamaya yönelik olup, yapılan bu değişiklik diğer ortakların kazanılmış haklarını ihlal eder nitelikte değildir.
3- Kabul şekline göre ise; Dava konusu genel kurulda esas sözleşmenin 3.maddesinin 13, 17, 18 ve 20.fıkralarında değişiklik yapılmasına karar verilmiş olup, davacı vekili sadece 18 ve 20.fıkralarında yapılan değişikliğin iptalini istemiştir. Mahkemece davacı tarafın talebini aşarak 3.maddenin 13 ve 17.fıkralarında yapılan değişikliğin de iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031768600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz