Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11626 E. 2011/10702 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı hisse senedi↗ nama yazılı pay↗ ana sözleşme değişikliği↗ tasdik kararı↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ hamil↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davacının murisi ...’in davalı şirketin kurucuları arasında yer aldığı ve 5 adet (b) grubu hamiline yazılı hisse senedinin bulunduğu, zaman içinde 1989 yılında (4.500) paya karşılık gelen nama yazılı pay sahibi olduğunu, bu payların devredilmemiş olması halinde bizzat davacının elinde bulunması ve ibrazının gerektiği, devreden ile devralan arasındaki uyuşmazlıkların davalı şirkete karşı ile sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 11.09.1987 tarihli ana sözleşme değişikliği sonrasında şirkete ait tüm hisselerin nama yazılı hale geldiği,iptal edilen B grubu hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliğinin kalmadığı,davalı şirketin 02.01.1995 tasdik tarihli pay defterinde davacı murisinin ismine rastlanmadığı,bu durumun müteveffanın bahsedilen tarihte davalı şirket hisselerine sahip olmadığı şeklinde yorumlanmasının gerektiği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5496 E. 2013/20786 K.
Ortak:hisse senedi · hamil
İncelediğiniz karardaMahkemece davacının murisi ...’in davalı şirketin kurucuları arasında yer aldığı ve 5 adet (b) grubu «hamiline yazılı hisse senedinin» bulunduğu, zaman içinde 1989 yılında (4.500) paya karşılık gelen «nama yazılı pay» sahibi olduğunu, bu payların devredilmemiş olması halinde bizzat davacının elinde bulunması ve «ibrazının» gerektiği, devreden ile devralan arasındaki uyuşmazlıkların davalı şirkete karşı ile sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 11.09.1987 tarihli «ana sözleşme değişikliği» sonrasında şirkete ait tüm hisselerin nama yazılı hale geldiği,iptal edilen B grubu hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliğinin kalmadığı,davalı şirketin 02.01.1995 «tasdik» tarihli «pay defterinde» davacı murisinin ismine rastlanmadığı,bu durumun müteveffanın bahsedilen tarihte davalı şirket hisselerine sahip olmadığı şeklinde yorumlanmasının gerektiği gerekç …
Benzer bu kararda… heri 10 TL nominal değerde 2.500 payın davacıya ait göründüğü, davalı yanca senetlerin basılmış olduğunun belirtilmesine rağmen söz konusu pay senetlerinin davacıya «teslimine» ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, şirket kuruluş ana sözleşmesine göre şirket sermayesinin tamamı ödendikten sonra hisse senetleri nama yazılı olarak ihraç edilebileceği, yönetim kuruluna verilen nama yazılı «hisse senedi» çıkarma yetkisi gereği bunun kararını almış olması ve pay sahiplerine makbuz karşılığı teslim etmiş olması gerektiği, «çıplak pay» niteliğinde olan nama yazılı payın devri, «alacağın temliki» hükümlerine göre yazılı bir devir beyanının yapılması ile gerçekleşeceği ve davalı şirketin de buna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, «emredici» hükümlere aykırı bir genel kurulun toplanması ve karar alınmasının «yokluk» haline sebep olacağı, dava konusu genel kurulların TTK 370'inci maddesine göre bütün paydaşların toplantıda hazır bulunması ve aralarından birinin itiraz etmemesi halinde geçerli olacağı, aynı davalı hakkında görülen genel kurul toplantılarının iptaline ilişkin dosyalar için alınan bilirkişi raporlarında hisse senetlerinin davacıya tesliminin kanıtlanamadığı, raporlarda davacı çağrılmadan yapılan genel kurul toplantılarının bu sebeple yok hükmünde olduğunun bildirildiği, dava konusu «çağrısız genel kurul» toplantılarında TTK 370'inci maddesine göre tüm ortakların asaleten veya vekaleten hazır bulunması ve toplantıya itiraz edilmemiş olması şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davada, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirkette 2.500 adet «hamiline» pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin 04 05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıplak pay · çağrısız genel kurul · yoklukla malul karar · yokluk · alacağın temliki · emredici hüküm · mirasçılık · temlik
Benzer bu kararda… heri 10 TL nominal değerde 2.500 payın davacıya ait göründüğü, davalı yanca senetlerin basılmış olduğunun belirtilmesine rağmen söz konusu pay senetlerinin davacıya «teslimine» ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, şirket kuruluş ana sözleşmesine göre şirket sermayesinin tamamı ödendikten sonra hisse senetleri nama yazılı olarak ihraç edilebileceği, yönetim kuruluna verilen nama yazılı «hisse senedi» çıkarma yetkisi gereği bunun kararını almış olması ve pay sahiplerine makbuz karşılığı teslim etmiş olması gerektiği, «çıplak pay» niteliğinde olan nama yazılı payın devri, «alacağın temliki» hükümlerine göre yazılı bir devir beyanının yapılması ile gerçekleşeceği ve davalı şirketin de buna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, «emredici» hükümlere aykırı bir genel kurulun toplanması ve karar alınmasının «yokluk» haline sebep olacağı, dava konusu genel kurulların TTK 370'inci maddesine göre bütün paydaşların toplantıda hazır bulunması ve aralarından birinin itiraz etmemesi halinde geçerli olacağı, aynı davalı hakkında görülen genel kurul toplantılarının iptaline ilişkin dosyalar için alınan bilirkişi raporlarında hisse senetlerinin davacıya tesliminin kanıtlanamadığı, raporlarda davacı çağrılmadan yapılan genel kurul toplantılarının bu sebeple yok hükmünde olduğunun bildirildiği, dava konusu «çağrısız genel kurul» toplantılarında TTK 370'inci maddesine göre tüm ortakların asaleten veya vekaleten hazır bulunması ve toplantıya itiraz edilmemiş olması şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davada, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirkette 2.500 adet «hamiline» pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin 04 05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin …
1- Dava, davalı şirkette pay sahibi olunduğunun ve genel kurul kararlarının «yoklukla malul» bulunduğunun tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf şirkette 2.500 paya sahip olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı taraf ise davacının «payının» şirket ortaklarından ...tarafından devralındığını savunmuş olmakla, müteveffa ortak ...«mirasçılarının» taraf olmadığı böyle bir davada somut uyuşmazlık hakkında karar verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa müteveffa ortak ...«mirasçıları» hakkında dava açmak üzere süre verilip, dava açıldıktan sonra işbu dava ile birleştirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/510 E. 2021/4467 K.
Ortak:hisse senedi · pay defteri · hamil · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece davacının murisi ...’in davalı şirketin kurucuları arasında yer aldığı ve 5 adet (b) grubu «hamiline yazılı hisse senedinin» bulunduğu, zaman içinde 1989 yılında (4.500) paya karşılık gelen «nama yazılı pay» sahibi olduğunu, bu payların devredilmemiş olması halinde bizzat davacının elinde bulunması ve «ibrazının» gerektiği, devreden ile devralan arasındaki uyuşmazlıkların davalı şirkete karşı ile sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 11.09.1987 tarihli «ana sözleşme değişikliği» sonrasında şirkete ait tüm hisselerin nama yazılı hale geldiği,iptal edilen B grubu hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliğinin kalmadığı,davalı şirketin 02.01.1995 «tasdik» tarihli «pay defterinde» davacı murisinin ismine rastlanmadığı,bu durumun müteveffanın bahsedilen tarihte davalı şirket hisselerine sahip olmadığı şeklinde yorumlanmasının gerektiği gerekç …
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin «hamiline» «hisse senedi» niteliği taşımadığı, nama yazılı yada «çıplak pay» olarak düşünüldüğünde ise, «pay defterlerinde» davacının ismine rastlanmaması nedeniyle davalı şirkette ortak olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıplak pay
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin «hamiline» «hisse senedi» niteliği taşımadığı, nama yazılı yada «çıplak pay» olarak düşünüldüğünde ise, «pay defterlerinde» davacının ismine rastlanmaması nedeniyle davalı şirkette ortak olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11626 E. , 2011/10702 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/804 Esas sayılı dosya
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/04/2009 tarih ve 2004/1046-2009/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bozmaya uyularak, duruşma için belirlenen 20/09/2011 gününde davacı avukatı ..., davalı birleşen dosya Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.vekili Yusuf Ziya Berk gelip, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... vekili duruşmaya gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı ..., davalı birleşen dosya Hürriyet Gazetecilik ve Matbacılık A.Ş.vekili dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...’in davalı şirketin (1000) TL itibari kıymete sahip 5 adet (B) grubu kurucu hissesi bulunduğunu, murisin vefatına kadar tüm sermaye artışlarına katıldığını ve tek mirasçısının müvekkili olduğunu, halen hamiline yazılı bu hisselerden 4 adedinin müvekkili elinde bulunduğunu ileri sürerek, bu güne kadar yapılan sermaye artışlarından kaynaklanan veya mevcutla değiştirilen karşılık ve hisse senetlerinin müvekkile verilmesini, bu hisselere karşılık kar payı olarak şimdilik (500.000.000) TL nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının murisinin 11.10.1989 tarihinde (4.500) adede ulaşan hissesini bu tarihten sonra ...’ye devrettiğini ve müvekkil şirkette hissesi kalmadığını, bu tarihten sonra vefat ettiği tarihe kadar herhangi bir müracaatta bulunmayıp genel kurullara katılmadığını, davacının elindeki hisselerin devir sırasında unutulduğu veya geçerliliğini kaybettiği için devralana teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili,müvekkilinin 1994 yılında tüm ortaklık paylarını satarak ortaklıktan ayrıldığını,davacı murisinin hisse senetlerini müvekkiline ciro ederek devredip,devredilmediği konusunda hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını kayıtların gazetenin ilgili birimleri tarafından tutulduğunu,murisin bu güne kadar bir hak talep etmediğini belirtmiştir.
Mahkemece davacının murisi ...’in davalı şirketin kurucuları arasında yer aldığı ve 5 adet (b) grubu hamiline yazılı hisse senedinin bulunduğu, zaman içinde 1989 yılında (4.500) paya karşılık gelen nama yazılı pay sahibi olduğunu, bu payların devredilmemiş olması halinde bizzat davacının elinde bulunması ve ibrazının gerektiği, devreden ile devralan arasındaki uyuşmazlıkların davalı şirkete karşı ile sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 11.09.1987 tarihli ana sözleşme değişikliği sonrasında şirkete ait tüm hisselerin nama yazılı hale geldiği,iptal edilen B grubu hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliğinin kalmadığı,davalı şirketin 02.01.1995 tasdik tarihli pay defterinde davacı murisinin ismine rastlanmadığı,bu durumun müteveffanın bahsedilen tarihte davalı şirket hisselerine sahip olmadığı şeklinde yorumlanmasının gerektiği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Hürriiyet Gazeticilik ve Matbacılık A.Ş. verilmesine,aşağıda yazılı bakiye 21,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031345000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz