6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/104 E. 2010/10523 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye taahhüdü tahsilat makbuzu aldatma (hile) ortaklık sözleşmesi kar payı ba formu dolandırıcılık sebepsiz zenginleşme tüzel kişilik alacak davası ortaklık ilişkisi kâr payı ek tasfiye iflas yönetim kurulu kararı taahhütname yasal faiz eksik inceleme husumet

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 53 · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın nitelik olarak davacı tarafından yurtdışı merkezli dava dışı bir şirkete ödenen paranın, davalıların hesaplarına aktarıldığı iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğu, dosyaya toplanan ve tarafların sunmuş olduğu .belge ve deliller çerçevesinde, ayrıca sunulan ortaklık belgesine göre, davacıların dava dışı şirketlere sessiz ortak olmak amacıyla, ödeme yaptıkları, bu ödeme karşılığında tahsilat makbuzu, kar payı, ortaklık sertifikası talep formu aldıkları ve ortaklık sözleşmesi imzaladıkları, söz konusu şirketlerin aynı zamanda ... Holndıng A.Ş. nin ortağı bulunduğu, davalı şirketin ortağı olan ve davacıların ödeme yaptıkları, dava dışı şirketlerin borcundan dolayı doğrudan davalı şirketi ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı gerçek kişiyi, sorumlu tutmak için öncelikle ödeme yapılan dava dışı şirkete husumet yöneltilerek dava açılması, bu şirketle ilgili taleplerden sonuç alınamaması halinde davalılara husumet yöneltilmesi gerekmekte olup, tüzel kişiliği farklı, dava dışı bir şirketle ilgili talepte bulunmadan, doğrudan doğruya davalılardan talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın erken açılmış olması sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, yurtdışında paravan şirketler tarafından toplanan paraların Türkiye’de davalıların hesaplarına aktarıldığını, davalıların bu suretle sebepsiz zenginleştiğini, yürüttükleri faaliyetlerin hukuka aykırı olduğunu, ... hakkında ceza yargılaması yapılarak mahkumiyet verildiğini ve bu şahsın yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK.nun 336/5 nci maddesi gereğince sorumlu olduğunu, davalıların Bankalar Kanunu, SPK Kanunu, TTK hükümlerini ihlal ettiklerini ileri sürerek, davalıların doğrudan sorumluluklarının bulunduğuna, taraflar arasında kurulan mevzuata aykırı olan ilişkinin hükümsüzlüğüne, toplam 30.000 DM (15.338,75 EURO)'nin karşılığı 29.455,75 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama sırasında davacı vekili, sanıklar arasında davalı ...’ün de bulunduğu Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2002/614 E numarası ile açılan davada adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini iddia ederek, ceza mahkemesi kararını ve o dosyada alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur. Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/614 E, 2006/359 K sayılı dosyasında, “... Holding A.Ş.’ne ait hisselerin büyük kısmına ... GmbH’nin sahip olduğu, ... AG’nin de ... GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki ... GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu ... Holding A.Ş.’ne sermaye taahhüdünü yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ... Holding A.Ş.’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, ... AG’nin tasfiye işleminin başladığı ve mahkemece iflasının kabul edildiği, ... GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr payı şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İşbu dava dosyası içine sunulan Dairemiz kararlarında bahsi geçen ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporu tartışılmamış olup, işbu davada emsal olarak kabul edilemez.

Davacı ile dava dışı ... International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Temyiz aşamasında sunulan belgelerden de adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Akdi ilişkinin davacı ile dava dışı şirket arasında olup, öncelikle o şirkete müracaat edilmesi, sonuç alınamaması halinde işbu davanın açılması gerektiği belirtilerek dava reddedilmiş ise de, davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat edilmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhinde dava açmasını kabul etmek gerekir. Mahkemece, BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde, tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu; ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde, taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/108 E. 2010/10282 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5579 E. 2012/5060 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8790 E. 2010/4166 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8596 E. 2014/16857 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5587 E. 2012/5068 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4201 E. 2010/584 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5580 E. 2012/5061 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5583 E. 2012/5064 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/104 E.  ,  2010/10523 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.05.2008 tarih ve 2008/252-2008/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekilleri duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacının vekili,davalılardan ... Holdıng A.Ş.'nin 1997 yılında kurulduğunu,tek imza yetkilisinin diğer davalı ... olduğunu, ... grubunun Almanya 'da dava dışı şirketler kurduğunu ve bu şirketlerin de tek imza yetkilisinin yine ... olduğunu, yurtdışında toplanan paraların Türkiye 'de kurulu bulunan davalı şirkete aktarılmasında kullanıldığını, Almanya ve Liechtenstein'da kurulu şirketler aracılığıyla yatırılan paraların tamamının geri ödenebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği güvenceleri ile milyonlarca DM para toplandığı kendisinin de ... Internatıonal ...'ye ortak olmak üzere 30.000 DM tutarında ödeme yaptığını ve kar payı ortaklık sertifikası talep formu adı altında bir belge verildiğini, akabinde ise ortaklık sözleşmesi isimli bir belge verilmek suretiyle istenildiğinde kar payı ile birlikte geri ödeneceğinin vaad edildiğini, şirketin hileli olarak iflas ettirildiğini, şirketin Alman ticaret sicilinden silindiğini, tahsilat yapılması mümkün olmadığı için işbu davayı davalılara yönelttiklerini, paranın ödenmemesi üzerine, gönderdikleri ihtara rağmen yine sonuç alamadıklarını, yurtdışında paravan şirketler tarafından toplanan paraların Türkiye’de davalıların hesaplarına aktarıldığını, davalıların bu suretle sebepsiz zenginleştiğini, yürüttükleri faaliyetlerin hukuka aykırı olduğunu, ...

hakkında ceza yargılaması yapılarak mahkumiyet verildiğini ve bu şahsın yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK.nun 336/5 nci maddesi gereğince sorumlu olduğunu, davalıların Bankalar Kanunu, SPK Kanunu, TTK hükümlerini ihlal ettiklerini ileri sürerek, davalıların doğrudan sorumluluklarının bulunduğuna, taraflar arasında kurulan mevzuata aykırı olan ilişkinin hükümsüzlüğüne, toplam 30.000 DM (15.338,75 EURO)'nin karşılığı 29.455,75 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının dava dışı ... Internatıonal ...'ye sessiz ortak olduğunu ve bu şirkete para verdiğini iddia etmesi nedeniyle, davacı ile davalılar arısında ticari yada hukuki ilişki bulunmadığından davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca yabancılık unsuru taşıyan işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin yer itibariyle yetkisinin MÖHUK'a göre belirlendiğini, bu nedenle Alman mahkemelerinin yetkili olduğunu, ayrıca bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak,davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın nitelik olarak davacı tarafından yurtdışı merkezli dava dışı bir şirkete ödenen paranın, davalıların hesaplarına aktarıldığı iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğu, dosyaya toplanan ve tarafların sunmuş olduğu .belge ve deliller çerçevesinde, ayrıca sunulan ortaklık belgesine göre, davacıların dava dışı şirketlere sessiz ortak olmak amacıyla, ödeme yaptıkları, bu ödeme karşılığında tahsilat makbuzu, kar payı, ortaklık sertifikası talep formu aldıkları ve ortaklık sözleşmesi imzaladıkları, söz konusu şirketlerin aynı zamanda ... Holndıng A.Ş. nin ortağı bulunduğu, davalı şirketin ortağı olan ve davacıların ödeme yaptıkları, dava dışı şirketlerin borcundan dolayı doğrudan davalı şirketi ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı gerçek kişiyi, sorumlu tutmak için öncelikle ödeme yapılan dava dışı şirkete husumet yöneltilerek dava açılması, bu şirketle ilgili taleplerden sonuç alınamaması halinde davalılara husumet yöneltilmesi gerekmekte olup, tüzel kişiliği farklı, dava dışı bir şirketle ilgili talepte bulunmadan, doğrudan doğruya davalılardan talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın erken açılmış olması sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, yurtdışında paravan şirketler tarafından toplanan paraların Türkiye’de davalıların hesaplarına aktarıldığını, davalıların bu suretle sebepsiz zenginleştiğini, yürüttükleri faaliyetlerin hukuka aykırı olduğunu, ... hakkında ceza yargılaması yapılarak mahkumiyet verildiğini ve bu şahsın yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK.nun 336/5 nci maddesi gereğince sorumlu olduğunu, davalıların Bankalar Kanunu, SPK Kanunu, TTK hükümlerini ihlal ettiklerini ileri sürerek, davalıların doğrudan sorumluluklarının bulunduğuna, taraflar arasında kurulan mevzuata aykırı olan ilişkinin hükümsüzlüğüne, toplam 30.000 DM (15.338,75 EURO)'nin karşılığı 29.455,75 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama sırasında davacı vekili, sanıklar arasında davalı ...’ün de bulunduğu Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2002/614 E numarası ile açılan davada adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini iddia ederek, ceza mahkemesi kararını ve o dosyada alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur. Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/614 E, 2006/359 K sayılı dosyasında, “... Holding A.Ş.’ne ait hisselerin büyük kısmına ... GmbH’nin sahip olduğu, ... AG’nin de ... GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki ... GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu ... Holding A.Ş.’ne sermaye taahhüdünü yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...

Holding A.Ş.’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, ... AG’nin tasfiye işleminin başladığı ve mahkemece iflasının kabul edildiği, ... GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr payı şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

İşbu dava dosyası içine sunulan Dairemiz kararlarında bahsi geçen ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporu tartışılmamış olup, işbu davada emsal olarak kabul edilemez.

Davacı ile dava dışı ... International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Temyiz aşamasında sunulan belgelerden de adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Akdi ilişkinin davacı ile dava dışı şirket arasında olup, öncelikle o şirkete müracaat edilmesi, sonuç alınamaması halinde işbu davanın açılması gerektiği belirtilerek dava reddedilmiş ise de, davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat edilmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhinde dava açmasını kabul etmek gerekir. Mahkemece, BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde, tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu; ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde, taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030871800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.