Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5238 E. 2024/1452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama sözleşmesi↗ sözleşmesel sorumluluk↗ sorumluluk sınırı↗ sorumluluktan kurtulma↗ nispi vekalet ücreti↗ kusur sorumluluğu↗ hırsızlık↗ kusur oranı↗ hakkaniyet↗ olumsuz oy↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ terkin↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/162 E., 2018/1246 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kuyumcu olan müvekkilinin 24.09.2014 tarihinde içerisinde piyasa değeri 215.000,00 TL olan 4.803.17 gr 8 ayar işlenmiş ve takı haline getirilmiş altını bulunan çantasının davalıya ait otopark içerisinde bulunan aracının arka camının kırılması sureti ile çalındığını, polise derhal bildirilmesine rağmen, suçun faillerinin ve çalınan altınların bulunamadığını, olayda tamamen kusurlu olan davalının maddi ve manevi zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı şirketin işlettiği otoparkta hırsızlık neticesinde çalınan 4.803 gram 8 ayar altının bedeli olarak oluşan maddi zaranın karşılığı olan 215.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle; müvekkilin uğradığı 10.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kuyumcu olan davacının içinde ne olduğu belli olmayan araç içerisinde bıraktığı siyah bir çantada yaklaşık 5 kilo altının çalındığı iddiasına dayalı olarak müvekkiline kusur izafe atfedilemeyeceğini, otopark içerisinde "Lütfen değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız." "Teslim edilmeyen değerli eşyalarınızdan müessesemiz mesul değildir." uyarılarının yer aldığını, davacının müvekkili işletmenin çalışanlarına araçta herhangi bir değerli eşya olduğu bilgisini vermeden ve olduğunu iddia ettiği altınları emanete vermeden otoparkı terk ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı otopark işletmesine bıraktığı aracın arka camının kırılarak içerisinden siyah bir çanta alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı yanca iddia edilen miktarda altına ilişkin herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, kaldı ki, davacının defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda, davacı defterlerinde 01.01.2014 tarihi itibariyle 168.840,00 TL tutarında ham madde stokunun bulunduğu, 30.09.2014 günlü kayıt uyarınca 138.903,21 TL'lik ham maddenin 8 ayar altına dönüştürüldüğü, diğer bir ifade ile davacı tarafın işletmesinde 138.903,21 TL tutarında 8 ayar altının bulunduğu, hırsızlık olayının meydana geldiği 24.09.2014'ten sonra da (31.12.2014 tarihli devir kaydı itibariyle) 8 ayar altın miktarının aynı görüldüğü ve herhangi bir çıkışın yapılmadığı, buna göre de davacı stoklarında yer alan 8 ayar altın miktarında olay öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği altın miktarına karşılık gelen maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, olay tarihinde davacının otoparka bıraktığı aracının arka camının kırılması suretiyle aracın arka koltuğunda bulunan siyah bir çantanın alınması eylemi sabit olduğundan, açıklanan olayın davacıda yaratmış olabileceği üzüntü ve sıkıntı, davacının ruh halinde olay nedeniyle oluşabilecek olan olumsuz durum gözetildiğinde davacının manevi dünyasında davalının yukarıda açıklanan kusuru ile bir zarar meydana geldiğinin kabulü hakkaniyet açısından zorunlu olduğundan; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının uğradığı manevi zararın boyutu, davalının kusur durumu dikkate alınarak davacının manevi isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; gelir vergisi kanunu gereğince çalınan malların gider olarak çıkışının yapılamadığını, emtianın tekrar bulunma ihtimali gözönünde tutularak stokları azaltmak yerine 2015 yılında stoklar hesabında alt hesap açılarak çalınan malların takibi sureti ile muhasebe kayıtlarına geçirildiğini, 2015 yevmiye defterine bu şekilde geçirilerek, açıklamasına çalınan mallar şeklinde bir not düşülerek miktarın 215.000,00 TL olarak yazıldığını, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun buna ilişkin bir tespitinin veya değerlendirmesinin olmadığını, diğer taraftan, yine anılan raporda hırsızlık olayının meydana gelişinde davalı şirkete %20 kusur atfedilerek bu orana karşılık gelen bir zararın tazmini doğrultusunda değerlendirme yapılmış olmasının da kabul edilmediğini, zira müvekkilinin işin icabı gereği altın taşıdıklarını güvenlik tedbirleri nedeniyle kimseye söylemediğini, anahtarları müvekkilde olmayan bir kasaya altınların bırakılmasının da güvenli bir hareket olmayacağını, manevi tazminata hükmedilen tutarın da çok düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; koşulları oluşmadığı halde manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili lehine tamamen reddedilen maddi tazminat açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat yönünden verilen kararda isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacının maddi tazminat talebi reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.11.2021 tarih ve 2018/11-953-2021/1410 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 579 uncu maddesinde kusursuz nitelikte bir sözleşmesel sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Bu kapsamda sorumluluğun doğabilmesi için bu yerleri işletene sözleşme kapsamında taşınırın/aracın garaj, otopark ve benzeri yerlere bırakılmış olması, bunların veya eklentilerinin kaybedilmesi, zarara uğraması yahut çalınması gerekmekle bu yerleri işletenin veya personelinin kusuru, sorumluluğun mevcudiyeti için aranan bir koşul değildir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da otopark, garaj yahut benzeri yerleri işleten, böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanun’da gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse dahi sorumluluktan kurtulamaz. İşletenler, ancak zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle sorumluktan kurtulabilirler. Otopark, garaj yahut benzeri yerleri işletenlerin sorumluluklarının sınırı ve bu sınırın uygulama alanı 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler" hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından aracın, muhafaza edilmek sureti ile otoparka teslim edildiği ve davalıya ait park yerinde muhafazası sırasında camının kırılarak içerisindeki siyah çantanın alındığı, Mahkemece bu durum benimsenerek manevi tazminata hükmedildiği halde maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de yukarıda da açıklandığı üzere davalının kusursuz nitelikteki sözleşmesel sorumluluğu gereğince olayın oluş şekli, zarar görenin kusur oranı, kuyumcu olan davacının sosyal ve ekonomik durumu ile 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirilerek, hakkaniyete uygun şekilde maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13198 E. 2017/6229 K.
Ortak:terkin · kusur · teslim
İncelediğiniz kararda… umcu olan davacının içinde ne olduğu belli olmayan araç içerisinde bıraktığı siyah bir çantada yaklaşık 5 kilo altının çalındığı iddiasına dayalı olarak müvekkiline «kusur» izafe atfedilemeyeceğini, otopark içerisinde "Lütfen değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız." "Teslim edilmeyen değerli eşyalarınızdan müessesemiz mesul değildir." uyarılarının yer aldığını, davacının müvekkili işletmenin çalışanlarına araçta herhangi bir değerli eşya olduğu bilgisini vermeden ve olduğunu iddia ettiği altınları emanete vermeden otoparkı «terk» ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından aracın, muhafaza edilmek sureti ile otoparka «teslim» edildiği ve davalıya ait park yerinde muhafazası sırasında camının kırılarak içerisindeki siyah çantanın alındığı, Mahkemece bu durum benimsenerek manevi tazminata hükmedildiği halde «maddi tazminat» talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de yukarıda da açıklandığı üzere davalının kusursuz nitelikteki «sözleşmesel sorumluluğu» gereğince olayın oluş şekli, zarar görenin «kusur oranı», kuyumcu olan davacının sosyal ve ekonomik durumu ile 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirilerek, «hakkaniyete» uygun şekilde maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… ta alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı yanca iddia edilen miktarda altına ilişkin herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, kaldı ki, davacının «defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda, davacı defterlerinde 01.01.2014 tarihi itibariyle 168.840,00 TL tutarında ham madde stokunun bulunduğu, 30.09.2014 günlü kayıt uyarınca 138.903,21 TL'lik ham maddenin 8 ayar altına dönüştürüldüğü, diğer bir ifade ile davacı tarafın işletmesinde 138.903,21 TL tutarında 8 ayar altının bulunduğu, «hırsızlık» olayının meydana geldiği 24.09.2014'ten sonra da (31.12.2014 tarihli devir «kaydı» itibariyle) 8 ayar altın miktarının aynı görüldüğü ve herhangi bir çıkışın yapılmadığı, buna göre de davacı stoklarında yer alan 8 ayar altın miktarında olay öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği altın miktarına karşılık gelen «maddi tazminat» talebinin yerinde olmadığı, olay tarihinde davacının otoparka bıraktığı aracının arka camının kırılması suretiyle aracın arka koltuğunda bulunan siyah bir çantanın alınması eylemi sabit olduğundan, açıklanan olayın davacıda yaratmış olabileceği üzüntü ve sıkıntı, davacının ruh halinde olay nedeniyle oluşabilecek olan «olumsuz» durum gözetildiğinde davacının manevi dünyasında davalının yukarıda açıklanan «kusuru» ile bir zarar meydana geldiğinin kabulü «hakkaniyet» açısından zorunlu olduğundan; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının uğradığı manevi zararın boyutu, davalının kusur durumu dikkate alınarak davacının manevi isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalının sorumluluğu akdi ilişkiye dayanmakta olup, siyanetine «terk» edilen araçların «muhafazasındaki kusur» nedeniyle araçlardan meydana gelen zarardan davalı otopark işletmecisi, akdi ilişkisinin diğer tarafı ve araçların emin sıfatıyla zilyedi bulunan davacıya karşı sözleşme ve B.K 579 maddesi hükümleri çerçevesinde sorumludur.
Araçların zilyedi olan davacının, araçları işletenden «teslim» aldığı şekilde aynen iade ile yükümlü olduğuda gözetildiğinde davanın «erken açılan» bir dava olmadığının kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhafaza kusuru · erken açılan dava · sözleşmeden doğan dava · üçüncü kişi · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın, dava dışı «üçüncü kişiye»/araçların maliki şirketin, bu aşamada davacıya karşı tazminat istemli bir talebinin bulunmadığı, davanın «erken açılan» dava niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davacının ileri de dava açma hakkı saklı kalmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının zilyedi olduğu araçların, davalının işlettiği otoparka akdi ilişki çerçevesinde bırakıldığı, bir kısım otopark ücretinin davacı tarafından ödendiği, araçların otoparkta iken zarar gördüğü, araçların işleteninin ise «ihbar» edilen Karmer ....
Davalının sorumluluğu akdi ilişkiye dayanmakta olup, siyanetine «terk» edilen araçların «muhafazasındaki kusur» nedeniyle araçlardan meydana gelen zarardan davalı otopark işletmecisi, akdi ilişkisinin diğer tarafı ve araçların emin sıfatıyla zilyedi bulunan davacıya karşı sözleşme ve B.K 579 maddesi hükümleri çerçevesinde sorumludur.
Davacının, araçların maliki olmaması, TMK 981 vd. maddelerinde düzenlenen, zilyedlikten ve «sözleşmeden doğan» hakları kullanmasına engel değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8782 E. 2010/111 K.
Ortak:hırsızlık · Tazminat
İncelediğiniz kararda… lan davalının maddi ve manevi zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı şirketin işlettiği otoparkta «hırsızlık» neticesinde çalınan 4.803 gram 8 ayar altının bedeli olarak oluşan maddi zaranın karşılığı olan 215.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyl …
… ta alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı yanca iddia edilen miktarda altına ilişkin herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, kaldı ki, davacının «defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda, davacı defterlerinde 01.01.2014 tarihi itibariyle 168.840,00 TL tutarında ham madde stokunun bulunduğu, 30.09.2014 günlü kayıt uyarınca 138.903,21 TL'lik ham maddenin 8 ayar altına dönüştürüldüğü, diğer bir ifade ile davacı tarafın işletmesinde 138.903,21 TL tutarında 8 ayar altının bulunduğu, «hırsızlık» olayının meydana geldiği 24.09.2014'ten sonra da (31.12.2014 tarihli devir «kaydı» itibariyle) 8 ayar altın miktarının aynı görüldüğü ve herhangi bir çıkışın yapılmadığı, buna göre de davacı stoklarında yer alan 8 ayar altın miktarında olay öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği altın miktarına karşılık gelen «maddi tazminat» talebinin yerinde olmadığı, olay tarihinde davacının otoparka bıraktığı aracının arka camının kırılması suretiyle aracın arka koltuğunda bulunan siyah bir çantanın alınması eylemi sabit olduğundan, açıklanan olayın davacıda yaratmış olabileceği üzüntü ve sıkıntı, davacının ruh halinde olay nedeniyle oluşabilecek olan «olumsuz» durum gözetildiğinde davacının manevi dünyasında davalının yukarıda açıklanan «kusuru» ile bir zarar meydana geldiğinin kabulü «hakkaniyet» açısından zorunlu olduğundan; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının uğradığı manevi zararın boyutu, davalının kusur durumu dikkate alınarak davacının manevi isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… larak stokları azaltmak yerine 2015 yılında stoklar hesabında alt hesap açılarak çalınan malların takibi sureti ile muhasebe kayıtlarına geçirildiğini, 2015 yevmiye «defterine» bu şekilde geçirilerek, açıklamasına çalınan mallar şeklinde bir not düşülerek miktarın 215.000,00 TL olarak yazıldığını, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun buna ilişkin bir tespitinin veya değerlendirmesinin olmadığını, diğer taraftan, yine anılan raporda «hırsızlık» olayının meydana gelişinde davalı şirkete %20 «kusur» atfedilerek bu orana karşılık gelen bir zararın tazmini doğrultusunda değerlendirme yapılmış olmasının da kabul edilmediğini, zira müvekkilinin işin icabı gereği a …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu «hırsızlık» olayının meydana geldiği yerin davalı şirketin sorumluluğu altındaki bir yer olduğu, davalının meydana gelen zararından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kab …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sevk irsaliyesi · irsaliye · denetime elverişlilik · uyuşmazlık konusu · fatura · eksik inceleme
Benzer bu karardaÖte yandan, inşaat mühendisi ve teknik öğretmen olduğu anlaşılan bilirkişilerin dava konusu çalınan tül emtiasının değerini belirleme konusunda uzman olmadıkları açık olup, bu bilirkişilerce davacı tarafından müşterileri için düzenlenmiş olduğu anlaşılan «fatura» ve «sevk irsaliyesinden» hareketle tazminat miktarının belirlenmesi ve belirlenen bu miktarında mahkemece hükme esas alınması da kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
Davalı şirketin mülkiyetindeki otoparkı başka işverene kiraya vermediği, otoparkın davalı şirketçe işletildiği, bu hususun «uyuşmazlık konusu» olmadığını beyan eden ne varki «denetime elverişli» dayanakları belli edilmeyen, taraflarca tanık olarak gösterilmeyen şahısların beyanları irdelenip sonuca varan bilirkişi kurulu raporu mahkemece, benimsenip hükme …
… ltusunda, aracın park edildiği otoparkın davalıya ait olup olmadığı, başka bir ifade ile davalının yönetimi veya denetimi altında bulunup bulunmadığı tereddütsüz ve «denetime elverişli» bir şekilde belirlenmek, gerektiğinde davalı tarafın esaslı ve sonuca etkili itirazlarını karşılayan başka uzman bir bilirkişi ya da kurulundan ek rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5238 E. , 2024/1452 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/803 Esas, 2022/742 Karar
Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/162 E., 2018/1246 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kuyumcu olan müvekkilinin 24.09.2014 tarihinde içerisinde piyasa değeri 215.000,00 TL olan 4.803.17 gr 8 ayar işlenmiş ve takı haline getirilmiş altını bulunan çantasının davalıya ait otopark içerisinde bulunan aracının arka camının kırılması sureti ile çalındığını, polise derhal bildirilmesine rağmen, suçun faillerinin ve çalınan altınların bulunamadığını, olayda tamamen kusurlu olan davalının maddi ve manevi zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı şirketin işlettiği otoparkta hırsızlık neticesinde çalınan 4.803 gram 8 ayar altının bedeli olarak oluşan maddi zaranın karşılığı olan 215.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle;
müvekkilin uğradığı 10.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kuyumcu olan davacının içinde ne olduğu belli olmayan araç içerisinde bıraktığı siyah bir çantada yaklaşık 5 kilo altının çalındığı iddiasına dayalı olarak müvekkiline kusur izafe atfedilemeyeceğini, otopark içerisinde "Lütfen değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız." "Teslim edilmeyen değerli eşyalarınızdan müessesemiz mesul değildir." uyarılarının yer aldığını, davacının müvekkili işletmenin çalışanlarına araçta herhangi bir değerli eşya olduğu bilgisini vermeden ve olduğunu iddia ettiği altınları emanete vermeden otoparkı terk ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı otopark işletmesine bıraktığı aracın arka camının kırılarak içerisinden siyah bir çanta alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı yanca iddia edilen miktarda altına ilişkin herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, kaldı ki, davacının defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda, davacı defterlerinde 01.01.2014 tarihi itibariyle 168.840,00 TL tutarında ham madde stokunun bulunduğu, 30.09.2014 günlü kayıt uyarınca 138.903,21 TL'lik ham maddenin 8 ayar altına dönüştürüldüğü, diğer bir ifade ile davacı tarafın işletmesinde 138.903,21 TL tutarında 8 ayar altının bulunduğu, hırsızlık olayının meydana geldiği 24.09.2014'ten sonra da (31.12.2014 tarihli devir kaydı itibariyle) 8 ayar altın miktarının aynı görüldüğü ve herhangi bir çıkışın yapılmadığı, buna göre de davacı stoklarında yer alan 8 ayar altın miktarında olay öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği altın miktarına karşılık gelen maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, olay tarihinde davacının otoparka bıraktığı aracının arka camının kırılması suretiyle aracın arka koltuğunda bulunan siyah bir çantanın alınması eylemi sabit olduğundan, açıklanan olayın davacıda yaratmış olabileceği üzüntü ve sıkıntı, davacının ruh halinde olay nedeniyle oluşabilecek olan olumsuz durum gözetildiğinde davacının manevi dünyasında davalının yukarıda açıklanan kusuru ile bir zarar meydana geldiğinin kabulü hakkaniyet açısından zorunlu olduğundan;
tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının uğradığı manevi zararın boyutu, davalının kusur durumu dikkate alınarak davacının manevi isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; gelir vergisi kanunu gereğince çalınan malların gider olarak çıkışının yapılamadığını, emtianın tekrar bulunma ihtimali gözönünde tutularak stokları azaltmak yerine 2015 yılında stoklar hesabında alt hesap açılarak çalınan malların takibi sureti ile muhasebe kayıtlarına geçirildiğini, 2015 yevmiye defterine bu şekilde geçirilerek, açıklamasına çalınan mallar şeklinde bir not düşülerek miktarın 215.000,00 TL olarak yazıldığını, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun buna ilişkin bir tespitinin veya değerlendirmesinin olmadığını, diğer taraftan, yine anılan raporda hırsızlık olayının meydana gelişinde davalı şirkete %20 kusur atfedilerek bu orana karşılık gelen bir zararın tazmini doğrultusunda değerlendirme yapılmış olmasının da kabul edilmediğini, zira müvekkilinin işin icabı gereği altın taşıdıklarını güvenlik tedbirleri nedeniyle kimseye söylemediğini, anahtarları müvekkilde olmayan bir kasaya altınların bırakılmasının da güvenli bir hareket olmayacağını, manevi tazminata hükmedilen tutarın da çok düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; koşulları oluşmadığı halde manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili lehine tamamen reddedilen maddi tazminat açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat yönünden verilen kararda isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacının maddi tazminat talebi reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.11.2021 tarih ve 2018/11-953-2021/1410 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 579 uncu maddesinde kusursuz nitelikte bir sözleşmesel sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Bu kapsamda sorumluluğun doğabilmesi için bu yerleri işletene sözleşme kapsamında taşınırın/aracın garaj, otopark ve benzeri yerlere bırakılmış olması, bunların veya eklentilerinin kaybedilmesi, zarara uğraması yahut çalınması gerekmekle bu yerleri işletenin veya personelinin kusuru, sorumluluğun mevcudiyeti için aranan bir koşul değildir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da otopark, garaj yahut benzeri yerleri işleten, böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanun’da gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse dahi sorumluluktan kurtulamaz.
İşletenler, ancak zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle sorumluktan kurtulabilirler. Otopark, garaj yahut benzeri yerleri işletenlerin sorumluluklarının sınırı ve bu sınırın uygulama alanı 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler" hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından aracın, muhafaza edilmek sureti ile otoparka teslim edildiği ve davalıya ait park yerinde muhafazası sırasında camının kırılarak içerisindeki siyah çantanın alındığı, Mahkemece bu durum benimsenerek manevi tazminata hükmedildiği halde maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de yukarıda da açıklandığı üzere davalının kusursuz nitelikteki sözleşmesel sorumluluğu gereğince olayın oluş şekli, zarar görenin kusur oranı, kuyumcu olan davacının sosyal ve ekonomik durumu ile 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirilerek, hakkaniyete uygun şekilde maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030871700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz