Sigorta rücu davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1717 E. 2011/10928 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası↗ nedensellik bağı↗ rücu davası↗ illiyet bağı↗ rücu↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ hasar↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibari ile olay sonucu oluşan zarar ile davalı İski’nin eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığı, hasarın tamamen dahili su tesisatından kaynaklandığı, davalı İski’nin abonelerine suyun ne zaman kesileceği veya açılacağı konusunda bilgi vermesinin imkan dahilinde olmadığı, davacı tarafça kanalizasyonun kesilmesine neden olan bir çalışmanın yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, bu durumda davalı kuruma kusur izafe etmenin mümkün olmadığı, olayın diğer davalının eyleminden dolayı sigortalı işyerini su basmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davalı İski Genel Müdürlüğü hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın ise kabulü ile 5.410,43 TL’nın 15.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Memişler İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı sigorta rücu davası olup, mümeyyiz davalı hasardan sorumlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece davalının sorumluluğuna karar verilmişse de, musluğun açık bırakılması tek başına sorumluluk sebebi teşkil etmez. Su, açık bırakılan musluktan lavaboya akmış ve pis su kanalına karışmışsa bu halde mümeyyiz davalının eylemi ile zarar arasında illiyet bağının var olduğundan söz edilemez. Zarar bina dâhilinde binaya ait atık su borusunun tıkanmasından meydana gelmişse bundan BK. m. 58 gereği bina sahibinin, İSKİ’nin sorumluluğundaki kanalda tıkanma meydana gelmişse bu halde de İSKİ’nin sorumluluğu söz konusu olacaktır. Bu itibarla, mahkemece, mümeyyiz davalının sadece suyu açık bırakmasının sorumluluğunu gerektirmeyeceği nazara alınarak, tıkanmanın nerede meydana geldiği net olarak belirlemek ve buna göre karar vermek gerekirken açıklanan şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12660 E. 2012/18128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15743 E. 2013/22737 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8387 E. 2013/21530 K.
Ortak:illiyet bağı · kusur · hasar · dahili dava
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibari ile olay sonucu oluşan zarar ile davalı İski’nin eylemi arasında «nedensellik bağı» bulunmadığı, «hasarın» tamamen «dahili» su tesisatından kaynaklandığı, davalı İski’nin abonelerine suyun ne zaman kesileceği veya açılacağı konusunda bilgi vermesinin imkan dahilinde olmadığı, davacı tarafça kanalizasyonun kesilmesine neden olan bir çalışmanın yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, bu durumda davalı kuruma «kusur» izafe etmenin mümkün olmadığı, olayın diğer davalının eyleminden dolayı sigortalı işyerini su basmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davalı İski Genel Müdürlüğü hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın ise kabulü ile 5.410,43 TL’nın 15.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Su, açık bırakılan musluktan lavaboya akmış ve pis su kanalına karışmışsa bu halde mümeyyiz davalının eylemi ile zarar arasında «illiyet bağının» var olduğundan söz edilemez.
Benzer bu karardaYapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek «kusuru» varsa, «illiyet bağının kesilmesi» malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kusursuz sorumlulukta «illiyet bağının» kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağının kesilmesi · rücuen tazmin · uygun illiyet bağı · objektif özen yükümlülüğü · kusursuz sorumluluk · özen yükümlülüğü
Benzer bu karardaYerleşik Yargıtay uygulamasına göre, BK'nın anılan maddesindeki sorumluluk «objektif özen yükümlülüğüne» aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir «kusursuz sorumluluk» halidir.
Dava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
Yapı maliki de, «kusurun» bulunmadığı savunmasının ötesinde «uygun illiyet bağının» kesildiğini kanıtlamalıdır.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek «kusuru» varsa, «illiyet bağının kesilmesi» malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1717 E. , 2011/10928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2007/2378
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2009 tarih ve 2007/640-2009/1007 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete eczanem sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinde bulunan çeşitli emtianın davalı şirkete ait işyerinin musluklarının açık unutulması sonucu hasara uğradığını ve söz konusu hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 5.410,4 TL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, aynı olay nedeniyle İski Genel Müdürlüğünün de kusurlu olduğu gerekçesiyle adı geçen davalı hakkında Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesine açılan dava işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibari ile olay sonucu oluşan zarar ile davalı İski’nin eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığı, hasarın tamamen dahili su tesisatından kaynaklandığı, davalı İski’nin abonelerine suyun ne zaman kesileceği veya açılacağı konusunda bilgi vermesinin imkan dahilinde olmadığı, davacı tarafça kanalizasyonun kesilmesine neden olan bir çalışmanın yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, bu durumda davalı kuruma kusur izafe etmenin mümkün olmadığı, olayın diğer davalının eyleminden dolayı sigortalı işyerini su basmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davalı İski Genel Müdürlüğü hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın ise kabulü ile 5.410,43 TL’nın 15.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Memişler İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı sigorta rücu davası olup, mümeyyiz davalı hasardan sorumlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece davalının sorumluluğuna karar verilmişse de, musluğun açık bırakılması tek başına sorumluluk sebebi teşkil etmez. Su, açık bırakılan musluktan lavaboya akmış ve pis su kanalına karışmışsa bu halde mümeyyiz davalının eylemi ile zarar arasında illiyet bağının var olduğundan söz edilemez. Zarar bina dâhilinde binaya ait atık su borusunun tıkanmasından meydana gelmişse bundan BK. m. 58 gereği bina sahibinin, İSKİ’nin sorumluluğundaki kanalda tıkanma meydana gelmişse bu halde de İSKİ’nin sorumluluğu söz konusu olacaktır. Bu itibarla, mahkemece, mümeyyiz davalının sadece suyu açık bırakmasının sorumluluğunu gerektirmeyeceği nazara alınarak, tıkanmanın nerede meydana geldiği net olarak belirlemek ve buna göre karar vermek gerekirken açıklanan şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030866600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz