Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7195 E. 2011/9011 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ tenfiz↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde alacak davası açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve kamu düzenine de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2302 E. 2011/5838 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz · ek tasfiye · Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54.maddesi olduğu, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı olunmadığı iddiaları ile alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 08.11.2010 günlü ilamında açı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54.maddesi olduğu, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı olunmadığı iddiaları ile alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 08.11.2010 günlü ilamında açı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3047 E. 2011/6890 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette davacının ortaklığının bulunduğu, Türk Mahkemelerinde davalı şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı olunmadığı iddialarıyla alacak davaları açıldığı ve açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca reddedildiği, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette davacının ortaklığının bulunduğu, Türk Mahkemelerinde davalı şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı olunmadığı iddialarıyla alacak davaları açıldığı ve açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca reddedildiği, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3061 E. 2011/6893 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla daha önce açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca reddedildiği, kararın Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis ettiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7197 E. 2011/9012 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla daha önce mahkemede açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca reddedildiği, kararın Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 10.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3358 E. 2010/10756 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla mahkemelerde açılan davaların TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca reddedildiği, kararların Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi istemine ilişkindir.
Ancak, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararında davalıların, dava dışı ... şirketi için davacıyla yatırım sözleşmesi imzaladıkları, davalıların yatırım aracıları oldukları için sorumlu tutuldukları kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8698 E. 2011/12207 K.
Ortak:pay sahipliği · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket
Benzer bu kararda… e, davanın davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" düzenleme uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine kara …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9698 E. 2011/2463 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54.maddesi olduğu, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme hükmünün Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuna karşı hile · yargılamanın yenilenmesi · kesinleşen ilam · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · oy yasağı
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9686 E. 2011/2465 K.
Ortak:kamu düzeni · alacak davası · tenfiz · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle dav …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54.maddesi olduğu, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme hükmünün Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuna karşı hile · yargılamanın yenilenmesi · kesinleşen ilam · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · oy yasağı
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7195 E. , 2011/9011 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2009 gün ve 2009/180 - 2009/460 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.03.2011 gün ve 2009/9699 - 2011/2713 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, 10.07.2007 tarihinde davalının 19.940,38 EURO anaparanın faiziyle birlikte ödemesine karar verildiğini, kararın taraflara tebliğ edilerek 25.02.2008 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararın MÖHUK hükümleri uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda MÖHUK'nun 54. maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olan HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, dava konusu kararın gıyapta verildiğini ve müvekkilinin savunma hakkına uyulmadığını, davacının Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. A.Ş’nin ortağı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın yasal dayanağının 5718 sayılı Yasa’nın 54. maddesi olduğu, davacının Alman Mahkemelerinde alacak davası açarak talebini hüküm altına aldırdığı, davacının davalı şirkette ortaklığının bulunduğu, daha önce davalı şirkete karşı alacak davaları açıldığı, açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, bu nitelikte kararların Yargıtay'ca onaylandığı, bu yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk Yasaları’na aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve kamu düzenine de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 14.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 18.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030435400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz