YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6315 E. 2024/2716 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
derdestlik↗ istinaf incelemesi↗ marka hakkına tecavüz↗ kötü niyet↗ ihtarname↗ ayırt edicilik↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/408 E., 2020/35 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketin 13.08.1996 tarihinde kurulduğunu ve 2015/109673 sayılı "Antalya Fide A.Ş." ibareli markasının bulunduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde "Hedef Antalya Fide" markasını kullanıldığını, aynı ibareli 2017/725442 sayılı marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalının marka başvurusunun iltibas nedeni ile yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2017/676 E. sayılı dosyası üzerinden, davalı şirket aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi talepli davanın açıldığını ve halen derdest olduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK’in 10.09.2018 tarih ve 2018/M-7521 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, davalının markasında esaslı unsurun "Hedef" ibaresi olduğunu, "Antalya" ibaresinin bir coğrafi yer adı, "fide" ibaresinin ise genel bir ürün adı olduğunu, davacının yeni şirketlerin pazara girmesine mani olan bir tavır içinde bulunduğunu, iyi niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2017/72442 sayılı marka ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı ve aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılından bu yana geniş bir tanınırlıkla “ANTALYA FİDE” markasını kullandığını, davalı şirketin müvekkilinin sektörde elde ettiği bu tanınmışlığından haksız olarak faydalanmaya çalıştığını, müvekkilinin tescilli markasında yer alan “Antalya Fide” ibare ve şeklini, iltibas yaratacak derecede benzer “Hedef Antalya Fide” markası ile kullandığını, her iki markanın esas unsurunun da “ANTALYA FİDE” ibaresi olduğunu, başvurudaki “Hedef” ibaresinin sektörde tanınmış bulunan “Antalya Fide” markasının şubesi ya da kardeş şirketi olduğu izlenimini yarattığını, davalı başvuru sahibinin özellikle tarafına gönderilen ihtarnameden sonra dava konusu başvuruyu yapmasının, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin marka tescil başvurusunun kapsamının 31/1, 2, 4 üncü sınıf mallardan (İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar, ormancılık ürünleri, canlı ve kurutulmuş bitkiler, otlar vs.) oluştuğu, bu malların davacının itiraza mesnet markasının kapsamında da aynen yer aldığı, dolayısıyla tarafların markalarını kullanacakları emtia yönünden iltibas ihtimali mevcut ise de, ibareler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak bulunan "Antalya" ibaresinin, herkesin kullanımına açık bir coğrafi yer adı olduğu, "Fide" ibaresinin de tarafların markalarının kapsamındaki 31 nci sınıf bir kısım mallar yönünden tanımlayıcı, bir kısım mallar yönünden ise ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, dolayısıyla başvuruda yer alan "Hedef" ibaresinin, ayırt ediciliği sağlamakta yeterli bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının soyut, gerekçesiz ve denetlenebilirlikten uzak olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci
fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10388 E. 2012/1725 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · taşıma sözleşmesi · husumet yokluğu · ticaret sicili · taşıyan · cy/cy kaydı · hasar
Benzer bu karardaAŞ’nin «taşıma sözleşmesinin» tarafı bulunduğu gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «taşıma sözleşmesinin» tarafının davacı firma olmadığından bahisle davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Paz.AŞ’nin varlığının tespiti gerektiği halde mahkemece, bu unvanı «taşıyan» bir şirket sicil «kaydı» sureti dosyaya celp edilmiş değildir.
Dava, kargo taşımasında oluşan emtia «hasarının» tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3713 E. 2015/13816 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu kez davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2399 E. 2020/4251 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans ödemesi · ticari teamül · gerekçenin düzeltilmesi · teamül · tasdik kararı · satım sözleşmesi · alacak davası · komisyon
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının davalıya fide alımı karşılığında ödeme yaptığı, davalının fideleri «teslim» etmediği ve fide bedeli olarak tahsil edilen 183.256,31.-TL'yi de iade etmediği iddiası ile «alacak davası» açtığı, Kumluca Ziraat Odası ve Ticaret Odası'na yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılarda, ziraatçi işletmelerin, çiftçilerin siparişlerini toplayarak üretici fide işletmelerine sipariş verdiği, yapmış olduğu bu aracılıktan «komisyon» sayılabilecek bir bedel alındığı hususunda «ticari teamül» teşkil eden bir uygulama olduğunun bildirildiği, tarafların «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesinde, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarında, davacının davalıya 85.669,16 TL borçlu olduğu, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre de davalının davacıya 202.256,31 TL borçlu olduğu, bilirkişi raporu ile davacıya ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak «tasdik» ettirilmediği tespit edildiğinden, davacının lehine delil teşkil edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından isti …
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından davalıya avans ödemeleri yapıldığı, karşılığında davalının davacıya fide satışı yaptığı, ancak davalının «son» zamanlarda fide «teslimi» yapmaması üzerine, davacı tarafından, yapılan bir kısım avans ödemesinin karşılıksız kaldığı ileri sürülerek, bu bedelin iadesinin talep edildiği, davalının «avans ödemelerini» doğrulayarak davacı adına üçüncü kişilere fide teslimi yapıldığı savunmasında bulunduğu, mahkemece davacıya ait «ticari defter» ve kayıtların usulüne uygun olarak «tasdik» ettirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, mahkemece tanzim ettirilen bilirkişi raporu ile davacıya ait «uyuşmazlık konusu» 2012 yılı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tasdik ettirildiği tespit edildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, “gerek Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası’nın yazısı, gerek bilirkişi raporunda değinilen hususlar ve gerekse bir kısım tanık anlatımları dikkate alındığında, davacı tarafından davalıya yapılan avans ödemesi karşılığında davalının davacı adına üretici olan üçüncü kişilere fide teslimatı yaptığı, bu şekilde yapılan avans ödemelerine karşılık mal tesliminin sağlandığı, taraflar arasındaki sözlü anlaşmanın ve «ticari teamülün» bu doğrultuda olduğu, davacının davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine” şeklinde «gerekçenin düzeltilerek», davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında avans usulü ile fide alım «satım sözleşmesinin» bulunduğu ve «avans ödemelerinin» davacı tarafından davalıya yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
… Sanayi Odası yazısı ve tanık anlatımları dikkate alınarak, davacı tarafından davalıya yapılan avans ödemeleri karşılığında, davalının, davacı adına 3. kişilere fide «teslimatı» yaptığı, bu şekilde «avans ödemelerine» karşılık mal tesliminin sağlandığı kabul edilmiş ise de, taraf «ticari defter» ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, avans ödemesi karşılığı fidelerin 3. kişilere teslimatının yapıldığı hususunun usulüne uygun delillerle ispatının gerektiğ …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6315 E. , 2024/2716 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1268 Esas, 2022/732 Karar
HÜKÜM/KARAR Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/408 E., 2020/35 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketin 13.08.1996 tarihinde kurulduğunu ve 2015/109673 sayılı "Antalya Fide A.Ş." ibareli markasının bulunduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde "Hedef Antalya Fide" markasını kullanıldığını, aynı ibareli 2017/725442 sayılı marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalının marka başvurusunun iltibas nedeni ile yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2017/676 E. sayılı dosyası üzerinden, davalı şirket aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi talepli davanın açıldığını ve halen derdest olduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK’in 10.09.2018 tarih ve 2018/M-7521 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, davalının markasında esaslı unsurun "Hedef" ibaresi olduğunu, "Antalya" ibaresinin bir coğrafi yer adı, "fide" ibaresinin ise genel bir ürün adı olduğunu, davacının yeni şirketlerin pazara girmesine mani olan bir tavır içinde bulunduğunu, iyi niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2017/72442 sayılı marka ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı ve aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılından bu yana geniş bir tanınırlıkla “ANTALYA FİDE” markasını kullandığını, davalı şirketin müvekkilinin sektörde elde ettiği bu tanınmışlığından haksız olarak faydalanmaya çalıştığını, müvekkilinin tescilli markasında yer alan “Antalya Fide” ibare ve şeklini, iltibas yaratacak derecede benzer “Hedef Antalya Fide” markası ile kullandığını, her iki markanın esas unsurunun da “ANTALYA FİDE” ibaresi olduğunu, başvurudaki “Hedef” ibaresinin sektörde tanınmış bulunan “Antalya Fide” markasının şubesi ya da kardeş şirketi olduğu izlenimini yarattığını, davalı başvuru sahibinin özellikle tarafına gönderilen ihtarnameden sonra dava konusu başvuruyu yapmasının, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin marka tescil başvurusunun kapsamının 31/1, 2, 4 üncü sınıf mallardan (İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar, ormancılık ürünleri, canlı ve kurutulmuş bitkiler, otlar vs.) oluştuğu, bu malların davacının itiraza mesnet markasının kapsamında da aynen yer aldığı, dolayısıyla tarafların markalarını kullanacakları emtia yönünden iltibas ihtimali mevcut ise de, ibareler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak bulunan "Antalya" ibaresinin, herkesin kullanımına açık bir coğrafi yer adı olduğu, "Fide" ibaresinin de tarafların markalarının kapsamındaki 31 nci sınıf bir kısım mallar yönünden tanımlayıcı, bir kısım mallar yönünden ise ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, dolayısıyla başvuruda yer alan "Hedef" ibaresinin, ayırt ediciliği sağlamakta yeterli bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek bunlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının soyut, gerekçesiz ve denetlenebilirlikten uzak olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci
fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028761200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz