Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2606 E. 2010/9174 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet kusuru↗ yargı yolu↗ vekalet ücreti takdiri↗ tmsf↗ tüzel kişilik↗ yargılama gideri↗ taşıyan↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde davacıların alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına, davalı TMSF vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının İmar Bankası’ndaki mevduat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının görevli olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez. Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın yargı yolu bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8609 E. 2013/7352 K.
Ortak:hizmet kusuru · yargı yolu · tüzel kişilik · yargılama gideri · taşıyan · kusur · vekalet ücreti · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdiri» gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde davacıların alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına, davalı TMSF vekilinin «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/...-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04...2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, davalı ... yönünden yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine adli yargıda karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı ... yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi gerekirken «feragat» nedeniyle red kararı verilmesi ve buna bağlı olarak da davacı yararına «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» takdiri doğru görülmemiş, hükmün ... yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · davadan feragat · feragat · taahhütname · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ... arasında anlaşma sağlandığı, dosya kapsamına sunulan «taahhütname» ve «ibraname» kapsamında davacının alacağını tahsil ettiği ve «davadan feragat» ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı Müflis İmar Bankası A.Ş. yönünden dava konusuz kalmakla karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/...-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04...2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, davalı ... yönünden yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine adli yargıda karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı ... yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi gerekirken «feragat» nedeniyle red kararı verilmesi ve buna bağlı olarak da davacı yararına «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» takdiri doğru görülmemiş, hükmün ... yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/694 E. 2015/1399 K.
Ortak:hizmet kusuru · yargı yolu · tüzel kişilik · taşıyan · kusur · dava şartı · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdiri» gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolunun, dava şartı olması nedeniyle mahkemece re’«sen gözetilmesi» zorunludur.
Bu nedenlerle, davanın «yargı yolu» bakımından reddi gerekirken yazılı şekilde davaya bakma görevinin adli yargı içerisinde yer alan tüketici mahkemesine ait bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolunun, dava şartı olması nedeniyle mahkemece re’«sen gözetilmesi» zorunludur.
Bu nedenlerle, davanın «yargı yolu» bakımından reddi gerekirken yazılı şekilde davaya bakma görevinin adli yargı içerisinde yer alan tüketici mahkemesine ait bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4243 E. 2010/10013 K.
Ortak:hizmet kusuru · yargı yolu · tüzel kişilik · yargılama gideri · taşıyan · kusur · vekalet ücreti · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdiri» gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde davacıların alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına, davalı TMSF vekilinin «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle adli yargıda bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkeme kararının gerekçe kısmında, «yetkisizlik» kararının ödemeden sonra kesinleşmesi nedeniyle davacı vekilinin dosyayı mahkemeye getirmesinde «hukuki yararı» bulunmadığından «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına, davalılar, kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden yararlarına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği açıklandıktan sonra, kararın hüküm fıkrasında yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararının kesinleşmesi · maktu vekalet ücreti · hukuki yarar · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve sunulan kanıtlara göre, dava konusu meblağ «yetkisizlik kararının kesinleşmesinden» önce davacıya ödendiğinden davanın konusunun kalmadığı, davacı vekilinin davayı yetkili mahkemeye getirmesinde «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkeme kararının gerekçe kısmında, «yetkisizlik» kararının ödemeden sonra kesinleşmesi nedeniyle davacı vekilinin dosyayı mahkemeye getirmesinde «hukuki yararı» bulunmadığından «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına, davalılar, kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden yararlarına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği açıklandıktan sonra, kararın hüküm fıkrasında yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden …
HUMK.nun388 nci maddesinin «son» fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1152 E. 2013/17871 K.
Ortak:hizmet kusuru · yargı yolu · tüzel kişilik · taşıyan · kusur · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın «yargı yolu» bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdiri» gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaOysa, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, davalı TMSF yönünden yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu iş bu davada, adli yargıda karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı hakkındaki davanın «yargı yolu» bakımından reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · garantörlük · havale
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin Egebank AŞ. ye yatırdığı paranın off shore bankasına «havale» edildiği görünmekte ise de, esasında paranın bu banka nezdinde kaldığı, davalı TMSF’nin mevduat hesaplarını «garanti» altına alması nedeniyle davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne davacı Günnur için 17.741,00 USD, davacı ... için 26.610,00 USD'nin 17/1 …
Davacı tarafça, hesabın açıldığı bankaya davalı tarafından elkonulmasından sonra, yatırılan paranın ödenmesi için yapılan başvuruya davalı tarafından «olumsuz» cevap verildiği, oysa mevduatın sigorta kapsamında olduğu ileri sürülerek paranın tahsili talep edilmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2606 E. , 2010/9174 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.04.2006 tarih ve 2004/346-2006/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilerinin davalı ... nezdindeki mevduat hesabında bulunun para ile davalı bankaca hazine bonosu alındığını, vade tarihinde bononun satılarak paranın vadeli mevduata yatırıldığını, davalı TMSF tarafından hesap tarihinden bir gün sonra davalı bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırıldığını, müvekkillerinin parasının güvence kapsamında olmasına rağmen davalılarca ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 7.942,00 TL alacağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, husumet, görev ve esas yönünden davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde davacıların alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına, davalı TMSF vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının İmar Bankası’ndaki mevduat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir.
(Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının görevli olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez. Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın yargı yolu bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı TMSF yararına BOZULMASINA, davalı Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028565000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz