6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8603 E. 2011/7312 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terditli talep terditli dava olumsuz oy hak düşürücü süre yönetim kurulu kararı kötüniyet

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu markaların davalı şirket tarafından, davacı ...'un davalı şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde 24.07.1997 tarihinde tescil ettirildiği, asıl ve birleşen hükümsüzlük davalarının beş yıllık hak düşürücü süresi içinde açılmadığı, davacıların anılan markalar için Türkiye'de veya yurt dışında tescilli veya tescilsiz, öncelikli ve üstün bir kullanımlarının kanıtlanmadığı, davacılardan ...'un davalı şirket yönetiminde iken dava konusu markaların tescil edildiğini bildiği halde sessiz kalması karşısında davalının kötüniyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl ve birleşen davalar, 556 sayılı KHK’ye dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup her iki davada da terditli taleplerde bulunulmuş ve davalı markalarının üstün hak sahipliği veya kullanmama nedenlerine dayalı olarak hükümsüzlüğü istenmiştir.

Davacılar vekili ilk olarak üstün ve öncelikli hak sahipliğini ileri sürerek işbu davayı açtığına göre, önce bu iddianın incelenmesi gerekir. Mahkemece davacılar vekilinin anılan davası, 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Gerçekten de 556 sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca üstün ve öncelikli hak sahipliği nedenine dayalı olarak hükümsüzlük talebinde bulunulabilmesi için davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmış olması gerekmektedir. Ancak bu sürenin başlangıç tarihi, markanın başvuru tarihi değil, tescil edildiği tarihtir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece 5 yıllık sürenin hesabında, davalı markalarının başvuru tarihi olan 24.07.1997 tarihi esas alınmıştır. Her ne kadar TPE.’nün bu konuda verilen cevaplarından, davalının asıl ve birleşen davaların konusu olan 1997/19011, 1997/20765, 1997/190852 ve 1997/191266 numaralı markalarının tescil tarihlerinin, sırasıyla 01.03.1999, 25.02.2000, 12.03.1999 ve 16.03.1999 olduğu sonucuna

varılıyor ise de anılan cevabi yazılar, hüküm kurmak için yeterli açıklıkta değildir. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle TPE’nden asıl ve birleşen davaların konusu olan markaların tescil tarihlerinin ne olduğunun açıkça sorulması, alınan cevaptan davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde, bu kez işin esasının incelenmesine girişilerek, davacının üstün ve öncelikli hak sahipliği iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Davacıların kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davası ise 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmayıp, işbu davada davalının markalarını dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süreyle kullanmadığının kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece davacılar vekilinin bu talebi hakkında ise olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durumda mahkemece davacılar vekilinin kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük talebi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir

2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2682 E. 2021/2306 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklar Kurulu Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14645 E. 2017/528 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Pay devrinin tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10096 E. 2011/10912 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Patent tecavüzü - Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10308 E. 2018/5514 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/8603 E.  ,  2011/7312 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA

KARŞIYAKA 3.ASLİYE HUKUK MAH. 2005/40 E-2005/97 K.

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.02.2009 tarih ve 2008/113 - 2009/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı Tasfiye Halinde Bay Alton ...San. ve Tic.A.Ş. vekili Av.... gelip, fer'i müdahiller tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilleri gerçek kişilerin yurt dışında mukim makina üreticileri olduklarını, ürettikleri makinalarda "ALTON" ve "AQUA JEM" markalarını kullandıklarını, "ALTON" adının çocukları "Alen" ve "Tony" isimlerinin ilk hecelerinden oluştuğunu, daha sonra bu markaların kullanma hakkını diğer davacı şirkete devrettiklerini, Türkiye'de de fason üretim yaptırmak amacıyla ilk olarak 1995 yılında Tolkar A.Ş. ile anlaştıklarını, daha sonra Baysak Ailesi ile çalışmaya başlayıp 1997 yılında "Baysak" kelimesinin "Bay" hecesi ile müvekkillerinin "Alton" markasını birleştirerek davalı Bay Alton A.Ş.'ni kurduklarını, müvekili ...'un da bu şirkette ortak olup yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, daha sonra bu ortalığın da sona erdiğini ve 2001 yılı Ocak ayında Tolon A.Ş.

ile fason üretime devam ettiklerini, 28.01.2003 tarihli müvekkillerinin de katıldığı fuar standına davalının şikayeti ile düzenlenen polis baskınında anılan markaların davalı şirketçe kötüniyetle adına tescil ettirildiğini öğrendiklerini, oysa bu markaların gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, ayrıca davalının anılan markaları tescil tarihinden itibaren beş yıllık süre içinde hiçbir zaman kullanmadığını ileri sürerek, asıl davada 24.07.1997 tarih ve "190111" ile "207645" sayılı "ALTON" markalarının, birleşen davada aynı tarih "190852" ve "191266" sayılı "AQUA JEM" markalarının hükümsüzlüğünü, markaların hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde 556 sayılı KHK'nin 74. maddesi uyarınca müvekkili şirketin bu markaları kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitini, ayrıca birleşen davada markanın herhangi bir şekilde kullanılmış olması ihtimalinde yoksun kalınan kazanç için (5.000) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davaların reddini savunmuştur.

Tolon ...Ltd.Şti., Tolon A.Ş, ... ve ... vekili, davalı şirketin "ALTON" ve "AQUA JEM" markalarına dayanarak müvekkilleri aleyhine de davalar açıp şikayetlerde bulunduğunu, oysa anılan markaların gerçek hak sahibinin davacılar olduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK'nin 43. maddesi uyarınca zarar gören sıfatıyla müvekkillerinin davacı yanında davaya müdahalesi talebinde bulunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu markaların davalı şirket tarafından, davacı ...'un davalı şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde 24.07.1997 tarihinde tescil ettirildiği, asıl ve birleşen hükümsüzlük davalarının beş yıllık hak düşürücü süresi içinde açılmadığı, davacıların anılan markalar için Türkiye'de veya yurt dışında tescilli veya tescilsiz, öncelikli ve üstün bir kullanımlarının kanıtlanmadığı, davacılardan ...'un davalı şirket yönetiminde iken dava konusu markaların tescil edildiğini bildiği halde sessiz kalması karşısında davalının kötüniyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl ve birleşen davalar, 556 sayılı KHK’ye dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup her iki davada da terditli taleplerde bulunulmuş ve davalı markalarının üstün hak sahipliği veya kullanmama nedenlerine dayalı olarak hükümsüzlüğü istenmiştir.

Davacılar vekili ilk olarak üstün ve öncelikli hak sahipliğini ileri sürerek işbu davayı açtığına göre, önce bu iddianın incelenmesi gerekir. Mahkemece davacılar vekilinin anılan davası, 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Gerçekten de 556 sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca üstün ve öncelikli hak sahipliği nedenine dayalı olarak hükümsüzlük talebinde bulunulabilmesi için davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmış olması gerekmektedir. Ancak bu sürenin başlangıç tarihi, markanın başvuru tarihi değil, tescil edildiği tarihtir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece 5 yıllık sürenin hesabında, davalı markalarının başvuru tarihi olan 24.07.1997 tarihi esas alınmıştır.

Her ne kadar TPE.’nün bu konuda verilen cevaplarından, davalının asıl ve birleşen davaların konusu olan 1997/19011, 1997/20765, 1997/190852 ve 1997/191266 numaralı markalarının tescil tarihlerinin, sırasıyla 01.03.1999, 25.02.2000, 12.03.1999 ve 16.03.1999 olduğu sonucuna

varılıyor ise de anılan cevabi yazılar, hüküm kurmak için yeterli açıklıkta değildir. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle TPE’nden asıl ve birleşen davaların konusu olan markaların tescil tarihlerinin ne olduğunun açıkça sorulması, alınan cevaptan davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde, bu kez işin esasının incelenmesine girişilerek, davacının üstün ve öncelikli hak sahipliği iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Davacıların kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davası ise 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmayıp, işbu davada davalının markalarını dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süreyle kullanmadığının kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece davacılar vekilinin bu talebi hakkında ise olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durumda mahkemece davacılar vekilinin kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük talebi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir

2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028372800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.