Rücü tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13760 E. 2011/7189 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıyana izafeten dava↗ alt taşıyan↗ gemi acenteliği↗ izafeten dava↗ konişmento↗ acente↗ sözleşmeden doğan dava↗ riziko↗ rücuen tazminat↗ acentelik↗ haksız fiil↗ tebligat↗ taahhütname↗ taşıyan↗ hasar↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, deniz yolu ile taşınacak dava konusu emtianın deniz nakliyat rizikolarına karşı sigortalandığı, sigortalanan emtianın hasarlanması üzerine davacının zararı ödediği, konişmento gereğince taşımayı davalılardan Empros Lines'in taahhüt ettiği, ancak taşımanın fiilen diğer davalı tarafından yapıldığı, konişmentonun asıl taşıyan tarafından düzenlendiği, dolayısıyla alt taşıyan ve adamlarının, asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK'nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK'nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, asıl taşıyana izafeten acenteye karşı dava açılabilmesi için acentenin müvekkili nam ve hesabına sözleşme akdetmesinin ya da sözleşme kurulması hususunda aracılık etmesinin gerektiği, Martı Gemi Acenteliği isminin sadece olaylar çizelgesinde geçtiği, Navigation Maritime Bulgare nam ve hesabına işlem yaptığının zımnen anlaşıldığı, Empros Lines'in acenteliğini yapmamış olması sebebiyle aleyhine dava açılamayacağı, emtianın hasara uğramasından dolayı alt taşıyanın haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğu, TTK'nun 117. ve 119. maddelerinin ise sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, bu nedenle Semar Denizcilik ve Taş. Ltd. Şti'ne karşı da dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşımasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davaya konu taşımanın Empros Lines tarafından taahhüt edildiği, fiilen ise diğer davalı tarafından gerçekleştirildiği, konişmentonun asıl taşıyan tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle alt taşıyan ve adamlarının asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK’nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK’nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu gerekçede açıklanmış olup, esasen mahkemenin bu kabulünde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ancak, her ne kadar mahkemece asıl taşıyanın acentesinin Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olmadığı gerekçesiyle dava husumetten reddedilmiş ise de, davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde, söz konusu taşımadaki acentenin Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olduğu kabul edilmiş olup, kaldı ki bu şirketin acente olmadığı anlaşılsa bile bu durumun temsilcide yanılma teşkil etmesi nedeniyle davanın doğru acenteye yöneltilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, taşımayı fiilen gerçekleştiren şirkete izafeten dava acente olduğu ileri sürülen Semar Denizcilik ve Taş. Ltdi Şti.’ne karşı açılmış olup, haksız fiilden doğan sorumluluklarda acenteye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava dilekçesinde taşımayı gerçekleştiren asil de davalı olarak yer aldığına göre, davacıdan asile karşı davaya devam etmek isteyip istemediğinin sorularak, devam etme iradesini açıkladığı takdirde asile tebligat yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · rücuen tazminat · acentelik · taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, deniz yolu ile taşınacak dava konusu emtianın deniz nakliyat «rizikolarına» karşı sigortalandığı, sigortalanan emtianın hasarlanması üzerine davacının zararı ödediği, «konişmento» gereğince taşımayı davalılardan Empros Lines'in «taahhüt» ettiği, ancak taşımanın fiilen diğer davalı tarafından yapıldığı, konişmentonun asıl «taşıyan» tarafından düzenlendiği, dolayısıyla «alt taşıyan» ve adamlarının, asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK'nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK'nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, asıl «taşıyana izafeten» «acenteye» karşı dava açılabilmesi için acentenin müvekkili nam ve hesabına sözleşme akdetmesinin ya da sözleşme kurulması hususunda aracılık etmesinin gerektiği, Martı Gemi Acenteliği isminin sadece olaylar çizelgesinde geçtiği, Navigation Maritime Bulgare nam ve hesabına işlem yaptığının zımnen anlaşıldığı, Empros Lines'in acenteliğini yapmamış olması sebebiyle aleyhine dava açılamayacağı, emtianın «hasara» uğramasından dolayı alt taşıyanın «haksız fiil» hükümlerine göre sorumlu olduğu, TTK'nun 117. ve 119. maddelerinin ise «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, bu nedenle Semar Denizcilik ve Taş.
Ancak, her ne kadar mahkemece asıl «taşıyanın» «acentesinin» Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olmadığı gerekçesiyle dava «husumetten» reddedilmiş ise de, davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde, söz konusu taşımadaki acentenin Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olduğu kabul edilmiş olup, kaldı ki bu şirketin «acente» olmadığı anlaşılsa bile bu durumun «temsilcide» yanılma teşkil etmesi nedeniyle davanın doğru acenteye yöneltilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece davaya konu taşımanın Empros Lines tarafından «taahhüt» edildiği, fiilen ise diğer davalı tarafından gerçekleştirildiği, «konişmentonun» asıl «taşıyan» tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle «alt taşıyan» ve adamlarının asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK’nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, al …
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · konşimento
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3274 E. 2017/5420 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıyan · hasar · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, deniz yolu ile taşınacak dava konusu emtianın deniz nakliyat «rizikolarına» karşı sigortalandığı, sigortalanan emtianın hasarlanması üzerine davacının zararı ödediği, «konişmento» gereğince taşımayı davalılardan Empros Lines'in «taahhüt» ettiği, ancak taşımanın fiilen diğer davalı tarafından yapıldığı, konişmentonun asıl «taşıyan» tarafından düzenlendiği, dolayısıyla «alt taşıyan» ve adamlarının, asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK'nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK'nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, asıl «taşıyana izafeten» «acenteye» karşı dava açılabilmesi için acentenin müvekkili nam ve hesabına sözleşme akdetmesinin ya da sözleşme kurulması hususunda aracılık etmesinin gerektiği, Martı Gemi Acenteliği isminin sadece olaylar çizelgesinde geçtiği, Navigation Maritime Bulgare nam ve hesabına işlem yaptığının zımnen anlaşıldığı, Empros Lines'in acenteliğini yapmamış olması sebebiyle aleyhine dava açılamayacağı, emtianın «hasara» uğramasından dolayı alt taşıyanın «haksız fiil» hükümlerine göre sorumlu olduğu, TTK'nun 117. ve 119. maddelerinin ise «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, bu nedenle Semar Denizcilik ve Taş.
Ancak, her ne kadar mahkemece asıl «taşıyanın» «acentesinin» Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olmadığı gerekçesiyle dava «husumetten» reddedilmiş ise de, davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde, söz konusu taşımadaki acentenin Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olduğu kabul edilmiş olup, kaldı ki bu şirketin «acente» olmadığı anlaşılsa bile bu durumun «temsilcide» yanılma teşkil etmesi nedeniyle davanın doğru acenteye yöneltilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece davaya konu taşımanın Empros Lines tarafından «taahhüt» edildiği, fiilen ise diğer davalı tarafından gerçekleştirildiği, «konişmentonun» asıl «taşıyan» tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle «alt taşıyan» ve adamlarının asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK’nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, al …
Benzer bu karardaA.Ş.’nin ise, ismi takipte yer almayan ve dava dilekçesinde bildirilmeyen «taşıyanı» «temsilen» onun adına («izafeten») dava açılması gerektiği, doğrudan doğruya «acenteye» karşı dava açılması durumunda davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının «taşıyıcıya» izafeten ...
Denizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu icra takibinde ve dava dilekçesinde işbu davanın davalısına asaleten «husumet» yöneltilmeyip, her iki halde de «taşıyıcıya» «izafeten» «acente» sıfatı ile husumet yöneltilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · organik bağ · konşimento · donatan · rücuen tahsil · pasif husumet yokluğu · eş rızası · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaA.Ş.'nin ise, gerek «konşimentoda» ve gerekse «taşıma sözleşmesiyle» herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, bu davalının davalı olarak gösterilmesinde «organik bağ» bulunduğu iddiası dışında herhangi bir gerekçe bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise, gerek takip talebinde ve gerekse de dava dilekçesinde davanın doğrudan “...
Denizcilik ve Taşımacılık A.Ş.” olarak yer aldığı, hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde "«taşıyıcıya» «izafeten»" ibaresinin yer aldığı, ancak davalı olarak gerek takip talebinde ve gerekse dava dilekçesinde yer alması gereken ve «konşimentoda» asıl «taşıyan» olarak yer alan ...’nın dilekçe ve takip talebinde yer almadığı oysa, HMK’nın 119/1-b gereğince gerek dava dilekçesinde ve gerekse takip talebinde taşıyanın dava dilekçesinde ve takip talebinde yer alması gerektiği, davacının talebindeki bu yöndeki bir eksikliğin dava şartı eksikliği olduğu, icra takibine dayalı açılmış olan itirazın iptali davasında «husumetin» doğru olarak yöneltilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği zira, itirazın iptali davalarında verilecek olan kararla davanın kabulü halinde takibin devam etmesi durumunda takibin aleyhinde icra edilecek olan tarafın belli olması halinde uygulanabileceği oysa somut olayda, aleyhine karar verilen taşıyanın somut olayda belli olmadığı, taşıyanın taraf olarak belirtilmemiş olduğu takipte bu «donatana» izafeten ...
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «konşimentoda» «taşıyanın» ... olduğu, davalı ...
A.Ş.’nin ise, ismi takipte yer almayan ve dava dilekçesinde bildirilmeyen «taşıyanı» «temsilen» onun adına («izafeten») dava açılması gerektiği, doğrudan doğruya «acenteye» karşı dava açılması durumunda davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının «taşıyıcıya» izafeten ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13760 E. , 2011/7189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 11/06/2009 tarih ve 2008/204-2009/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olan sac emtiasının davalı şirketlerin sorumluluğu altında deniz yolu ile Belçika'dan Mersin'e taşındığını, ancak tahliyesi yapıldığı sırada ruloların hasarlı olduğunun tespit edildiğini, davaya konu emtianın davalılara tam ve hasarsız olarak teslim edildiğini, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu tespit edilen zararın sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, 7.504,52 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalıların sıfatları belirtilmeden dava açıldığını, davalıların asıl taşıyan alt taşıyan olup olmadıkları konusunda bir iddia ve açıklamanın olmadığını, bir taşımada iki taşıyan olmayacağından davalılardan birine husumetin yanlış yöneltildiğini, hasarın usulüne uygun olarak tespit ve ihbar edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, deniz yolu ile taşınacak dava konusu emtianın deniz nakliyat rizikolarına karşı sigortalandığı, sigortalanan emtianın hasarlanması üzerine davacının zararı ödediği, konişmento gereğince taşımayı davalılardan Empros Lines'in taahhüt ettiği, ancak taşımanın fiilen diğer davalı tarafından yapıldığı, konişmentonun asıl taşıyan tarafından düzenlendiği, dolayısıyla alt taşıyan ve adamlarının, asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK'nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK'nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu, asıl taşıyana izafeten acenteye karşı dava açılabilmesi için acentenin müvekkili nam ve hesabına sözleşme akdetmesinin ya da sözleşme kurulması hususunda aracılık etmesinin gerektiği, Martı Gemi Acenteliği isminin sadece olaylar çizelgesinde geçtiği, Navigation Maritime Bulgare nam ve hesabına işlem yaptığının zımnen anlaşıldığı, Empros Lines'in acenteliğini yapmamış olması sebebiyle aleyhine dava açılamayacağı, emtianın hasara uğramasından dolayı alt taşıyanın haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğu, TTK'nun 117.
ve 119. maddelerinin ise sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, bu nedenle Semar Denizcilik ve Taş. Ltd. Şti'ne karşı da dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşımasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davaya konu taşımanın Empros Lines tarafından taahhüt edildiği, fiilen ise diğer davalı tarafından gerçekleştirildiği, konişmentonun asıl taşıyan tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle alt taşıyan ve adamlarının asıl taşıyanın yardımcısı oldukları, bu kişilerin sözleşmeye aykırı davranışlarından asıl taşıyanın BK’nun 100. maddesi gereğince sorumlu olduğu, alt taşıyanın ise BK’nun 41. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu gerekçede açıklanmış olup, esasen mahkemenin bu kabulünde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ancak, her ne kadar mahkemece asıl taşıyanın acentesinin Martı Gemi Acenteliği A.Ş. olmadığı gerekçesiyle dava husumetten reddedilmiş ise de, davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde, söz konusu taşımadaki acentenin Martı Gemi Acenteliği A.Ş.
olduğu kabul edilmiş olup, kaldı ki bu şirketin acente olmadığı anlaşılsa bile bu durumun temsilcide yanılma teşkil etmesi nedeniyle davanın doğru acenteye yöneltilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, taşımayı fiilen gerçekleştiren şirkete izafeten dava acente olduğu ileri sürülen Semar Denizcilik ve Taş. Ltdi Şti.’ne karşı açılmış olup, haksız fiilden doğan sorumluluklarda acenteye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava dilekçesinde taşımayı gerçekleştiren asil de davalı olarak yer aldığına göre, davacıdan asile karşı davaya devam etmek isteyip istemediğinin sorularak, devam etme iradesini açıkladığı takdirde asile tebligat yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028290500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz