Temsil ve ilzam yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14277 E. 2011/6804 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil ve ilzam yetkisi↗ sorumluluk davası↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 18.10.2004 tarihine kadar yönetim kurulu başkan vekili olarak tek başına temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu, davacıya ait aracı eşine sattığı, bedelini şirkete intikal ettirmediği, yine davacı tarafından 3. kişilerle yapılan sözleşmeler gereğince alınan 76.548,40 TL’nı tahsil ettiği, ancak şirket hesabına aktarmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 50.000 TL’nın 18.10.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK’nun 341. uyarınca açılmış bulunan sorumluluk davası olup, anılan madde hükmüne göre davanın dinlenebilmesi için genel kurulun dava açılması yönünde karar alması ve davanın şirket adına murakıplar tarafından takip edilmesi gerekir. Her ne kadar dava konusu olayda bu hususta genel kurulu kararı alınmış ise de davalı, genel kurulda alınan kararın iptali için dava açtığını savunmuş ve gerçekten de Ankara 9. ATM’nin 2006/523 esas sayılı dosyasında, 10.07.2006 tarihli genel kurulda dava açılması yönünde alınan kararın iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. O davada verilecek kararın, bu davayla ilgili olarak yukarıda açıklanan dava şartlarını etkileyeceği açıktır.
Bu itibarla mahkemece, anılan davanın sonucu beklenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17264 E. 2014/1951 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 18.10.2004 tarihine kadar «yönetim kurulu» başkan vekili olarak tek başına «temsil» ve ilzam yetkisi bulunduğu, davacıya ait aracı eşine sattığı, bedelini şirkete intikal ettirmediği, yine davacı tarafından 3. kişilerle yapılan sözleşmeler gereğin …
Benzer bu kararda… ları dönemde şirkete verdikleri zararın tazmini istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri hakkında ancak, genel kurul tarafından bu hususta karar verilmesi halinde, murakıplar tarafından dava açılabileceği, işbu davayı açanın murakıplar olmadığı …
Ancak anılan düzenleme, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin olup, dosya kapsamından davalıların davacı şirketin yönetim kurulunda yer alıp almadıkları anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece davalıların görev yaptıkları dönemde, «yönetim kurulu» üyesi sıfatı bulunup bulunmadığı belirlenmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olamamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca «anonim şirket» adına idare meclisi hakkında ancak genel kurul tarafından bu hususta karar verilmesi halinde murakıplar tarafından dava açılabileceği, davacı şirket adına davayı a …
Ancak anılan düzenleme, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin olup, dosya kapsamından davalıların davacı şirketin yönetim kurulunda yer alıp almadıkları anlaşılamamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15698 E. 2012/6166 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 18.10.2004 tarihine kadar «yönetim kurulu» başkan vekili olarak tek başına «temsil» ve ilzam yetkisi bulunduğu, davacıya ait aracı eşine sattığı, bedelini şirkete intikal ettirmediği, yine davacı tarafından 3. kişilerle yapılan sözleşmeler gereğin …
1- Dava, TTK’nun 341. uyarınca açılmış bulunan «sorumluluk davası» olup, anılan madde hükmüne göre davanın dinlenebilmesi için genel kurulun dava açılması yönünde karar alması ve davanın şirket adına murakıplar tarafından takip edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · toplantı tutanağı · kesin süre · muvafakat · anonim şirket · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Mahkemece dava tarihi itibariyle «görevli» olan murakıplardan vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5525 E. 2022/598 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · kesin süre · ispat yükü · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı yanca davalıya aralarındaki ticari alım-satım ilişkisi nedeni ile «çek» ve nakit olarak toplam 540.650.- TL ödeme yapıldığı, davalı yanın ise davacıya 341.523,42 TL.lik mal «teslim» ettiğinin tarafların kabulünde olduğu, davacının «ticari defter» ve kayıtlarında da bu hususun bulunduğu, davalı yan 341.523,42 TL'lik mal tesliminden ayrı olarak 07.05.2015 tarih ve 025705 sayılı 338.350,00 TL meblağlı «fatura» ile mal teslim edildiğini ve borcu bulunmadığını savunsa da davalı tarafın verilen «kesin süre» içinde «ticari defterlerini ibraz» etmediği, mal teslim ettiğine dair yazılı kanıt getirmediği, «yemin deliline dayanmadığı» gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; «menfi tespit» davasında, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çeklerin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini HMK.'nun 200. maddesi hükmü uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekirken davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği gibi karşı tarafa «yemin» de teklif etmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ispatlanamayan davanın reddine karar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14277 E. , 2011/6804 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2009 tarih ve 2005/114-2009/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 18.10.2004 tarihli genel kurula kadar şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacı adına almış olduğu alacakları şirket kayıtlarına intikal ettirmeden zimmetine geçirdiği, yine şirket adına kayıtlı aracı eşine sattığını ve araç satış bedelini şirket hesabına aktarmadığını, alacaklarının 160.978,53 TL olduğunu ileri sürerek, şimdilik 50.000 TL’nın tahsil edildiği tarihten itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirketin ortağı olduğunu, 18.10.2004 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak tek başına temsil ve ilzam yetkisi bulunduğunu, yönetim kurulunun 26.10.2004 tarihli kararında tasdik raporu sözleşme bedellerinin % 90’ının raporu hazırlayan mali müşavire ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yine 2002,2003 yıllarına ait kar payı alacaklarının ödenmediğini, şirkete borçlu değil aksine alacağı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 18.10.2004 tarihine kadar yönetim kurulu başkan vekili olarak tek başına temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu, davacıya ait aracı eşine sattığı, bedelini şirkete intikal ettirmediği, yine davacı tarafından 3. kişilerle yapılan sözleşmeler gereğince alınan 76.548,40 TL’nı tahsil ettiği, ancak şirket hesabına aktarmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 50.000 TL’nın 18.10.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK’nun 341. uyarınca açılmış bulunan sorumluluk davası olup, anılan madde hükmüne göre davanın dinlenebilmesi için genel kurulun dava açılması yönünde karar alması ve davanın şirket adına murakıplar tarafından takip edilmesi gerekir. Her ne kadar dava konusu olayda bu hususta genel kurulu kararı alınmış ise de davalı, genel kurulda alınan kararın iptali için dava açtığını savunmuş ve gerçekten de Ankara 9. ATM’nin 2006/523 esas sayılı dosyasında, 10.07.2006 tarihli genel kurulda dava açılması yönünde alınan kararın iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. O davada verilecek kararın, bu davayla ilgili olarak yukarıda açıklanan dava şartlarını etkileyeceği açıktır.
Bu itibarla mahkemece, anılan davanın sonucu beklenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028062500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz