Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12806 E. 2010/8512 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ şahsi sorumluluk↗ protokol↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre şirket borcundan dolayı şirket ortaklarının şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, şirketin borçlarının ödenmesi nedeniyle davacının davalıya başvuru hakkının olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 31.10.2006 tarihli protokol uyarınca davacının davalıya hisse devir bedeli olarak verdiği çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve alacak istemlerine ilişkindir. Anılan protokolde tarafların yarı oranında ortağı olduğu şirketin borcu çıkarılarak hisse oranlarına göre paylaşıldığı ve davalının hissesinin tamamını davacıya devrettiği belirtilmiştir. Davacı bu protokole dayalı olarak kendi payına düşen borçları ödediğini ancak davalının protokol gereği üstlendiği şirket borçlarından payına düşen miktarı ödemediğini iddia etmiştir. Limited şirketlerde şirketin borçlarından kural olarak şirket sorumlu olup, ortakların şirkete karşı sorumlulukları taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlı ise de ortaklar arasında şirket borçlarının paylaşılması yönünde yapılacak bir anlaşma geçerli olup, tarafları bağlayacaktır. Davalı taraf yapılan protokolün geçersiz olduğunu veya feshedildiğini ileri sürmemiş olmasına göre taraflar arasında serbest iradeleri ile yapılmış bulunan ve geçerli olan bu protokol hükümlerine göre tarafların sorumlulukları tespit edilerek davacının istemlerinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde şirketin borçlarından dolayı ortakların şahsi sorumluluğunun olmadığı yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmek suretiyle davanın dayanağını teşkil eden protokol hükümlerinin göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7254 E. 2016/623 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece,davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2015 günlü ilamıyla «yargılama giderinin» kabul ve red oranına göre paylaştırılması gerekçesiyle davacı yararına bozulması kararına karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7948 E. 2018/1581 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · kâr payı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının dava dışı şirketteki «payının» isteği ve bilgisi dışında davalılara paylaştırılması nedeniyle davanın dayanağının «haksız eylem» niteliğinde olduğu, şirket «yönetim kurulu» karar tarihinin 03/03/1994, dava tarihinin ise .../04/2010 olduğu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 72. m. ... ve ... yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12806 E. , 2010/8512 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.07.2008 tarih ve 2007/722 - 2008/406 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Clup Hamam Palas....Ltd.Şti.nin ortakları olduklarını, şirketin 31.10.2006 tarihinden önceki tüm borçlarının çıkarılarak aralarında paylaşılmasına ilişkin bir protokol düzenlediklerini, yine aynı protokol ile davalının borçları ödedikten sonra ödenmek üzere şirketteki payının karşılığı olarak müvekkili ile 62.000,00 YTL’ye anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin davalının % 50 payına karşılık olarak 3 adet çeki keşide ederek davalıya teslim etmiş olduğunu ancak davalının protokol gereği paylaştığı şirket borçlarını ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin davalının payına isabet eden borç tutarının bir kısmını da ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerden dolayı davalının devir bedelinden 12.000,00 YTL’yi mahsup ettiğini, yapılan mahsuba rağmen davalının üstlendiği şirket borçlarından payına düşen kısmı ödemediğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalıya hisse devir bedeli karşılığı olarak teslim edilen 3 adet toplam bedelleri 50.000,00 YTL olan çeklerden dolayı müvekkilinin protokol gereği kendi payına düşen kısmı aşan ödemeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, bu nedenle çeklerin iptali ile müvekkiline teslimini, yapılan ödeme miktarlarının çek tutarlarını aşması nedeniyle davalıdan 7.783,90 YTL alacaklı olunduğunun tespiti ile bu tutarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalıya verilen çekler için ödemeden men ve icra takibine konulmaması için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çeklerden kaynaklanan menfi tespit istemlerinin kabul edilmemesi halinde bu kez müvekkilinin kendi payına düşen miktarı aşan borç ödemeleri nedeniyle davalının payına isabet eden 57.783,90 YTL’nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 01.11.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki payının tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilerek bu hususun şirket karar defterine işlenmiş olduğundan müvekkilinin şirketten doğan sorumlulukları yönünden ibra edilmiş bulunduğunu, müvekkilinin şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddi ile karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre şirket borcundan dolayı şirket ortaklarının şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, şirketin borçlarının ödenmesi nedeniyle davacının davalıya başvuru hakkının olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 31.10.2006 tarihli protokol uyarınca davacının davalıya hisse devir bedeli olarak verdiği çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve alacak istemlerine ilişkindir. Anılan protokolde tarafların yarı oranında ortağı olduğu şirketin borcu çıkarılarak hisse oranlarına göre paylaşıldığı ve davalının hissesinin tamamını davacıya devrettiği belirtilmiştir. Davacı bu protokole dayalı olarak kendi payına düşen borçları ödediğini ancak davalının protokol gereği üstlendiği şirket borçlarından payına düşen miktarı ödemediğini iddia etmiştir. Limited şirketlerde şirketin borçlarından kural olarak şirket sorumlu olup, ortakların şirkete karşı sorumlulukları taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlı ise de ortaklar arasında şirket borçlarının paylaşılması yönünde yapılacak bir anlaşma geçerli olup, tarafları bağlayacaktır.
Davalı taraf yapılan protokolün geçersiz olduğunu veya feshedildiğini ileri sürmemiş olmasına göre taraflar arasında serbest iradeleri ile yapılmış bulunan ve geçerli olan bu protokol hükümlerine göre tarafların sorumlulukları tespit edilerek davacının istemlerinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde şirketin borçlarından dolayı ortakların şahsi sorumluluğunun olmadığı yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmek suretiyle davanın dayanağını teşkil eden protokol hükümlerinin göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027192800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz