6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Örtülü kazanç aktarımı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2052 E. 2010/8497 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı yedek akçe karar nisabı kâr payı dağıtımı iyiniyet kuralı emredici hüküm ibra iyiniyet iptal davası vade kâr dağıtımı kâr payı tebligat ticaret sicili yönetim kurulu kararı taahhütname ilan eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 334TTK 374TTK 386

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin 25.04.2007 tarihli genel kurulunda TTK'nın 386.maddesindeki emredici kurala aykırı olarak gerekli ilan ve tebligat yapılmadan anasözleşme değişikliğine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan genel kurulun 8.maddesinin iptaline, diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve M.K'nun 6 ncı maddesi uyarınca isbat yükü kendisinde bulunan davacının şirketten ne şekilde örtülü kazanç aktarımı yapıldığı hususunda somut olgular ileri sürmemiş bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Ancak, davacı taraf rapor ve ek rapora itirazında şirkette (1905) paya sahip olan ...'ın şirket çalışanı olduğunu ve şirket işlerinin görülmesine iştirak eden kişi olduğunu ve bu nedenle de TTK'nun 374/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacağını ileri sürdüğüne göre mahkemece şirketteki mevcut pay durumu itibariyle bu durumun varid olması halinde alınan ibra kararının yokluğu sonucunu doğuracağı nazara alınarak bu iddianın doğru olup olmadığı araştırılmak ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi bozmayı gerektirmiştir.

3-Ayrıca, davacı diğer iddialarının yanı sıra kârın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılmasının yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürdüğüne göre, ortağın mühtesep haklarından olan kârın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılmasının davalı tarafça savunulduğu üzere uzun vadede daha yüksek ve istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temine yönelik olup olmadığının içerisinde bir ekonomistin de yer aldığı bir bilirkişi kurulu aracılığı ile incelettirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususta ne şekilde uzman oldukları anlaşılamayan hukukçu ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.

4-Diğer taraftan, davacı taraf şirkete ait demirbaş ve makinaların satış kararının da ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürdüğüne göre söz konusu emtianın satışının gerçekten savunulduğu üzere teknolojik gereklilikten kaynaklanıp kaynaklanmadığının bu hususta uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karara bağlanması gerekirken, bu konuda uzmanlığı tesbit olunamayan bilirkişiler raporuna göre hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

5-Öte yandan, davada davacı taraf yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'a TTK'nun 334 ve 335 nci maddeleri uyarınca verilen izin kararı bakımından gerek bu kişilerin baba-oğul olması ve gerekse de şirkette (1905) pay sahibi bulunan eş/anne ...'ın bu hususta oy yasaklısı olması nedeniyle karar nisabının oluşmadığı iddia ve itirazını ileri sürdüğü halde bu hususa bilirkişi raporunda yer verilmediği gibi bu konu mahkemece de karar yerinde tartışılmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

6-Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; anasözleşme değişikliğinin eski ve yeni metinlerinin TTK'nun 386 ncı maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmemesi ve davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirilmemesi çağrıya ilişkin bir eksiklik olup tek başına alınan kararın iptali sonucunu doğurmaz.Davacıya iptal davası açma hakka verir. Bu itibarla, mahkemece bu açıdan alınan kararın müktesap bir hakkı ihlal edici mahiyette olup olmadığı da değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, açıklanan gerekçe ile bu hususta alınan kararın iptaline karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3819 E. 2014/16417 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kâr dağıtımı yanında sermaye artırımı içeren ana sözleşme değişikliğinin sermaye artırımı yönünden denetlenmemesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8115 E. 2018/1689 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/2052 E.  ,  2010/8497 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.06.2008 tarih ve 2007/633 - 2008/368 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 25.04.2007 tarihli genel kurula davet edilmediğini, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin kararın iptali gerektiğini, anasözleşme değişikliğine ilişkin gündemin usulüne uygun ilan edilmediğini, hisse devrinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacak şekilde sınırlandırıcı karar alındığını, bu nedenle anılan genel kurulda alınan tüm kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 25.04.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirketin 25.04.2007 tarihli genel kurulunda TTK'nın 386.maddesindeki emredici kurala aykırı olarak gerekli ilan ve tebligat yapılmadan anasözleşme değişikliğine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne anılan genel kurulun 8.maddesinin iptaline, diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve M.K'nun 6 ncı maddesi uyarınca isbat yükü kendisinde bulunan davacının şirketten ne şekilde örtülü kazanç aktarımı yapıldığı hususunda somut olgular ileri sürmemiş bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Ancak, davacı taraf rapor ve ek rapora itirazında şirkette (1905) paya sahip olan ...'ın şirket çalışanı olduğunu ve şirket işlerinin görülmesine iştirak eden kişi olduğunu ve bu nedenle de TTK'nun 374/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacağını ileri sürdüğüne göre mahkemece şirketteki mevcut pay durumu itibariyle bu durumun varid olması halinde alınan ibra kararının yokluğu sonucunu doğuracağı nazara alınarak bu iddianın doğru olup olmadığı araştırılmak ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi bozmayı gerektirmiştir.

3-Ayrıca, davacı diğer iddialarının yanı sıra kârın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılmasının yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürdüğüne göre, ortağın mühtesep haklarından olan kârın dağıtılmayarak yedek akçe olarak ayrılmasının davalı tarafça savunulduğu üzere uzun vadede daha yüksek ve istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temine yönelik olup olmadığının içerisinde bir ekonomistin de yer aldığı bir bilirkişi kurulu aracılığı ile incelettirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususta ne şekilde uzman oldukları anlaşılamayan hukukçu ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.

4-Diğer taraftan, davacı taraf şirkete ait demirbaş ve makinaların satış kararının da ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürdüğüne göre söz konusu emtianın satışının gerçekten savunulduğu üzere teknolojik gereklilikten kaynaklanıp kaynaklanmadığının bu hususta uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karara bağlanması gerekirken, bu konuda uzmanlığı tesbit olunamayan bilirkişiler raporuna göre hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

5-Öte yandan, davada davacı taraf yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'a TTK'nun 334 ve 335 nci maddeleri uyarınca verilen izin kararı bakımından gerek bu kişilerin baba-oğul olması ve gerekse de şirkette (1905) pay sahibi bulunan eş/anne ...'ın bu hususta oy yasaklısı olması nedeniyle karar nisabının oluşmadığı iddia ve itirazını ileri sürdüğü halde bu hususa bilirkişi raporunda yer verilmediği gibi bu konu mahkemece de karar yerinde tartışılmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

6-Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; anasözleşme değişikliğinin eski ve yeni metinlerinin TTK'nun 386 ncı maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmemesi ve davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirilmemesi çağrıya ilişkin bir eksiklik olup tek başına alınan kararın iptali sonucunu doğurmaz.Davacıya iptal davası açma hakka verir. Bu itibarla, mahkemece bu açıdan alınan kararın müktesap bir hakkı ihlal edici mahiyette olup olmadığı da değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, açıklanan gerekçe ile bu hususta alınan kararın iptaline karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2), (3), (4) ve (5) nolu bendlerde açıklanan nedenlerle davacı, (6) nolu bendde açıklanan nedenlerle ise davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027095400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.