İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2375 E. 2010/8477 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm sonucu↗ rücu davası↗ nispi karar harcı↗ destekten yoksun kalma tazminatı↗ trafik kazası↗ rücu hakkı↗ keşif↗ gerçek zarar↗ kusur oranı↗ mirasçılık↗ rücu↗ garantörlük↗ yargılama gideri↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ kusur↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kazada davalı sürücünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, yeniden evlenen mirasçı eş ...’nin 2.695,64 YTL, anne ...’nın 1.097,72 YTL, baba Mehmet’in 857,67 YTL davacıdan destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları, davacının belirtilen miktarı davalıdan talep etme konusunda rücu hakkı doğduğu gerekçesiyle, 4.652,03 YTL yönünden itirazın iptaline, alacak talep edilirken kusur oranının kesin olarak belirlenmemiş olması, alacak likit olmadığı nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ölenin destek olduğu eşe destekten yoksun kalma tazminatı ödeyen davacı Karayolları Trafik Garanti Sigortası Hesabı, eşe halefen rücu davası açtığından, eşin gerçek zararından daha fazla ödeme yapması halinde fazla ödenen miktarı davalı zarar sorumlusundan rücuen isteyemeyeceğinden, yargılama sırasında evlenen eşin evlenme tarihine kadar destek zararının hesap edilmesinde usul ve Yasaya aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki 3 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin 2 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sonucu ölenin hak sahiplerine, kazayı yapan karşı aracın ZMSS poliçesinden limit dahilinde ödenen destekten yoksun kalma tazminatından kalan miktarın Karayolları Garanti Sigortası Hesabınca ödenmesi nedeniyle karşı aracın sürücüsü ve işletenine yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Davacının takibe dayanak yaptığı aktüerya hesabında ölen sürücünün kusursuz olduğu kabul edilerek kusur indirimi yapılmamış, mahkemece olay yerinde yapılan keşif sonucu alınan trafik bilirkişi raporunda sürücü ...'nun kusursuz olduğu, karşı araç sürücüsü ...'ın 8/8 kusurlu olduğu belirtilmiş, dosyada mübrez, Dörtyol Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/696 esas dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporunda, davalı sürücü 6/8, diğer sürücü ise 2/8 kusurlu bulunmuştur. 23.01.2008 günlü celse tutanağında Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/383 esas dosyasında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda sanık Mehmet Selim'in 7/8, müteveffa İsmail'in 1/8 oranında kusurlu bulundukları, ayrıca alınan bilirkişi kurulu raporunda ise sanık Mehmet Selim'in 8/8 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 20.06.2008 tarihli celsede sunduğu rapora itiraz dilekçesinde, ceza mahkemesindeki raporlar ile bu dosyada ki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini beyan etmiş, bilirkişinin belirlediği kusur oranına da itiraz etmiştir. Mahkemece, bu dosyada alınan trafik bilirkişi raporunun oluş ve kabule uygun bulunduğu ve hükme esas alındığı gerekçesiyle davalı sürücü 8/8 kusurlu kabul edilerek hesaplanan ve ödenen miktara göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir. BK'nun 53.md. uyarınca hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusur oranıyla bağlı değilse de, maddi olgunun tespitine ilişkin ve her iki tarafında kusurlu olduğuna ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağı kuşkusuzdur, Hukuk hakimi kusur oranı ile bağlı değildir, yoksa ceza mahkemesinde kusurlu bulunan tarafın, hukuk davasında aynı maddi olgularda kusursuz olduğu kabul edilemez. Bu nedenlerle, aynı olayla ilgili ceza dosyasının getirtilerek mahkumiyet kararı verilip verilmediği ve kusur oranının kesinleşip kesinleşmediği incelenmeli, gerektiğinde ceza davasının neticesi beklenerek kusur oranı konusunda kesin bir sonuca varılarak tazminat hesabında nazara alınmalıdır. Ceza davası neticesinde, ölen desteğe de bir miktar kusur verilmiş ve kesinleşmiş ise bu davadaki kusur oranı takdirini ve tazminat miktarını etkileyeceği düşünülmeden, ceza dosyasındaki raporlarla bu dosyadaki bilirkişi raporu arasındaki çelişki nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı sigorta hesabı, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup ancak bu zararı rücuen talep edebileceğinden eşin gerçekleşen destek zararı, davalının tam kusurlu kabulü halinde dahi, eşe ZMSS'nca ödenen destekden yoksunluk tazminatının altında kaldığı halde, eş için ek raporda belirlenen gerçek zararın da tekrar tahsiline karar verilmesi de doğru olmamış davalı vekilinin bu hususlara değinen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine bozulması gerekmiştir.
3-Davalının tam kusurlu olması halinde dahi 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle eş için rücuen davacı lehine tazminata hükmedilemeyecek ise de kabule göre sağ ana ve baba için hükmedilen rücuen destekden yoksun kalma tazminat miktalarına, ödeme tarihi 24.11.2006'dan takip tarihine kadar işlemiş yasal faize de hükmedilmesi gerekirken takibin sadece hükmedilen asıl alacak üzerinden devamına ve itirazın bu kısım yönünden iptaline karar verilmesi, kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve davalıya yüklenmesi gereken nispi karar harcının davacıdan peşin alınan miktarının davalıdan tahsili ile davaya ödenmesine karar verilmesi gerekirken kabul-ret oranına göre paylaştırılan yargılama giderine dahil edilmesi de kabulü göre doğru olmamış, hükmün davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4423 E. 2012/9325 K.
Ortak:destekten yoksun kalma tazminatı · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kazada davalı sürücünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, yeniden evlenen «mirasçı» eş ...’nin 2.695,64 YTL, anne ...’nın 1.097,72 YTL, baba Mehmet’in 857,67 YTL davacıdan «destekten yoksun kalma tazminatına» hak kazandıkları, davacının belirtilen miktarı davalıdan talep etme konusunda «rücu hakkı» doğduğu gerekçesiyle, 4.652,03 YTL yönünden itirazın iptaline, alacak talep edilirken «kusur oranının» «kesin» olarak belirlenmemiş olması, alacak likit olmadığı nedeniyle «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… elgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ölenin destek olduğu eşe «destekten yoksun kalma tazminatı» ödeyen davacı Karayolları Trafik Garanti Sigortası Hesabı, eşe halefen «rücu davası» açtığından, eşin gerçek zararından daha fazla ödeme yapması halinde fazla ödenen miktarı davalı zarar sorumlusundan rücuen isteyemeyeceğinden, yargılama sırasında …
2- Dava, «trafik kazası» sonucu ölenin hak sahiplerine, kazayı yapan karşı aracın ZMSS poliçesinden limit dahilinde ödenen «destekten yoksun kalma tazminatından» kalan miktarın Karayolları Garanti Sigortası Hesabınca ödenmesi nedeniyle karşı aracın sürücüsü ve işletenine yapılan takibe itirazın iptali davasıdır.
Benzer bu kararda… r ve hesaplanan 22.467,59 TL’den daha fazla 38.275,11 TL peşin sermaye değerli ölüm aylığı bağlandığı, bu durumda davacı eşin eşi öldükten sonra destekten yoksunluk «maddi tazminatı» zararının bulunmadığı, davacı ...’un babasını, davacı ...’un eşini kaybetmesi nedeniyle manevi zarara uğradıkları bu nedenle tarafların mali ve sosyal durumlarına, paranın satın alma gücüne ve genel ekonomik duruma, ölenin «kusuru» bulunmadığına, davacıların acı ve üzüntüsüne, «hakkaniyete», hal ve şartlara göre manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 8.000,00TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’un «destekten yoksun kalma tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna rağmen mahkemece bu tutarın hesaplanan «destekten yoksun kalma tazminatından» «mahsup» edilerek «maddi tazminat» isteminin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · ek prim · mahsup · temerrüt faizi · maddi tazminat · temerrüt
Benzer bu kararda… r ve hesaplanan 22.467,59 TL’den daha fazla 38.275,11 TL peşin sermaye değerli ölüm aylığı bağlandığı, bu durumda davacı eşin eşi öldükten sonra destekten yoksunluk «maddi tazminatı» zararının bulunmadığı, davacı ...’un babasını, davacı ...’un eşini kaybetmesi nedeniyle manevi zarara uğradıkları bu nedenle tarafların mali ve sosyal durumlarına, paranın satın alma gücüne ve genel ekonomik duruma, ölenin «kusuru» bulunmadığına, davacıların acı ve üzüntüsüne, «hakkaniyete», hal ve şartlara göre manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 8.000,00TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’un «destekten yoksun kalma tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna rağmen mahkemece bu tutarın hesaplanan «destekten yoksun kalma tazminatından» «mahsup» edilerek «maddi tazminat» isteminin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan davacıların «temerrüt faiz» istemi manevi tazminatı da kapsadığından, mahkemece hükmedilen manevi tazminata temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, bu talebin reddi de doğru olmamış, bu yönden davacılar yararına kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı ... yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; eşinin ölümü nedeniyle bu davacıya bağlanan emekli maaşı eşinin ödediği «primler» karşılığı olup, bu ödeme nedeniyle de SGK’nun bir rücusu sözkonusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14860 E. 2012/21248 K.
Ortak:rücu davası · mirasçılık · rücu
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kazada davalı sürücünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, yeniden evlenen «mirasçı» eş ...’nin 2.695,64 YTL, anne ...’nın 1.097,72 YTL, baba Mehmet’in 857,67 YTL davacıdan «destekten yoksun kalma tazminatına» hak kazandıkları, davacının belirtilen miktarı davalıdan talep etme konusunda «rücu hakkı» doğduğu gerekçesiyle, 4.652,03 YTL yönünden itirazın iptaline, alacak talep edilirken «kusur oranının» «kesin» olarak belirlenmemiş olması, alacak likit olmadığı nedeniyle «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… elgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ölenin destek olduğu eşe «destekten yoksun kalma tazminatı» ödeyen davacı Karayolları Trafik Garanti Sigortası Hesabı, eşe halefen «rücu davası» açtığından, eşin gerçek zararından daha fazla ödeme yapması halinde fazla ödenen miktarı davalı zarar sorumlusundan rücuen isteyemeyeceğinden, yargılama sırasında …
Benzer bu kararda2-Dava, ...'nın zarar görenlere tazminat ödemesinden sonra kaza yapan aracın işleteni ve ölen sürücünün «mirasçıları» aleyhine açılan «rücu davası» olup, mahkemece, dava dışı müteveffa sürücü ...'ın kullandığı aracın ZMSS poliçesi bulunmaması nedeniyle davalılar müteveffa sürücü mirasçıları ve araç malikinin sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, somut uyuşmazlıkta «rizikonun» gerçekleştiği tarih itibariyle, davacının «zorunlu sorumluluk sigortasının» yaptırılmaması nedeniyle ancak sigortayı yaptırmayan araç işletenine «rücu» edebileceği, sürücüye rücu olanağı bulunmadığı hususu gözetilerek davalı sürücü «mirasçıları» mümeyyiz davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Zorunlu «sorumluluk sigortasının» yaptırılmaması nedeniyle meydana gelen kazada malul olan kişiye davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarın «halefiyet» hakkına dayanarak bu kişilere «rücu» edebileceği «riziko» tarihi itibariyle yürürlükte olan 2918 sayılı Yasa'nın 108'nci maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 ncü maddesi ile ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu sorumluluk sigortası · halefiyet · sorumluluk sigortası · riziko · geçersizlik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaZorunlu «sorumluluk sigortasının» yaptırılmaması nedeniyle meydana gelen kazada malul olan kişiye davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarın «halefiyet» hakkına dayanarak bu kişilere «rücu» edebileceği «riziko» tarihi itibariyle yürürlükte olan 2918 sayılı Yasa'nın 108'nci maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 ncü maddesi ile ...
Bu durumda, somut uyuşmazlıkta «rizikonun» gerçekleştiği tarih itibariyle, davacının «zorunlu sorumluluk sigortasının» yaptırılmaması nedeniyle ancak sigortayı yaptırmayan araç işletenine «rücu» edebileceği, sürücüye rücu olanağı bulunmadığı hususu gözetilerek davalı sürücü «mirasçıları» mümeyyiz davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, meydana gelen kazada müteveffa sürücü ...'ın 7/8 kusurlu olduğu, davalılardan ...'ın 2918 sayılı Kanun’un 20. maddesinin «son» fıkrası hükmünce “noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler «geçersiz»” sayıldığından aracın maliki olarak sorumlu olduğu, gerekçesiyle 40.000,00 TL'nın davalılar ..., ... ve ... 'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2375 E. , 2010/8477 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/196 - 2008/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 15.12.2004 tarihli trafik kazasında ...’nun ölümüne sebebiyet veren davalının aracının zorunlu mali mesuliyet sigortası Genel Sigorta A.Ş.'nce yapılan 30.000 YTL limit ödemesi haricinde kalan mirasçılara ödenen toplam 6.632 YTL’yi ihtarnameye rağmen ödemeyen davalı hakkında başlatılan takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada müteveffanın 2/8 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini ödemelerde kusur indirimi yapılmadığını, ayrıca likit bir alacak bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kazada davalı sürücünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, yeniden evlenen mirasçı eş ...’nin 2.695,64 YTL, anne ...’nın 1.097,72 YTL, baba Mehmet’in 857,67 YTL davacıdan destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları, davacının belirtilen miktarı davalıdan talep etme konusunda rücu hakkı doğduğu gerekçesiyle, 4.652,03 YTL yönünden itirazın iptaline, alacak talep edilirken kusur oranının kesin olarak belirlenmemiş olması, alacak likit olmadığı nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ölenin destek olduğu eşe destekten yoksun kalma tazminatı ödeyen davacı Karayolları Trafik Garanti Sigortası Hesabı, eşe halefen rücu davası açtığından, eşin gerçek zararından daha fazla ödeme yapması halinde fazla ödenen miktarı davalı zarar sorumlusundan rücuen isteyemeyeceğinden, yargılama sırasında evlenen eşin evlenme tarihine kadar destek zararının hesap edilmesinde usul ve Yasaya aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki 3 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin 2 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sonucu ölenin hak sahiplerine, kazayı yapan karşı aracın ZMSS poliçesinden limit dahilinde ödenen destekten yoksun kalma tazminatından kalan miktarın Karayolları Garanti Sigortası Hesabınca ödenmesi nedeniyle karşı aracın sürücüsü ve işletenine yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Davacının takibe dayanak yaptığı aktüerya hesabında ölen sürücünün kusursuz olduğu kabul edilerek kusur indirimi yapılmamış, mahkemece olay yerinde yapılan keşif sonucu alınan trafik bilirkişi raporunda sürücü ...'nun kusursuz olduğu, karşı araç sürücüsü ...'ın 8/8 kusurlu olduğu belirtilmiş, dosyada mübrez, Dörtyol Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/696 esas dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporunda, davalı sürücü 6/8, diğer sürücü ise 2/8 kusurlu bulunmuştur.
23. 01.2008 günlü celse tutanağında Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/383 esas dosyasında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda sanık Mehmet Selim'in 7/8, müteveffa İsmail'in 1/8 oranında kusurlu bulundukları, ayrıca alınan bilirkişi kurulu raporunda ise sanık Mehmet Selim'in 8/8 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 20.06.2008 tarihli celsede sunduğu rapora itiraz dilekçesinde, ceza mahkemesindeki raporlar ile bu dosyada ki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini beyan etmiş, bilirkişinin belirlediği kusur oranına da itiraz etmiştir. Mahkemece, bu dosyada alınan trafik bilirkişi raporunun oluş ve kabule uygun bulunduğu ve hükme esas alındığı gerekçesiyle davalı sürücü 8/8 kusurlu kabul edilerek hesaplanan ve ödenen miktara göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir.
BK'nun 53.md. uyarınca hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusur oranıyla bağlı değilse de, maddi olgunun tespitine ilişkin ve her iki tarafında kusurlu olduğuna ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağı kuşkusuzdur, Hukuk hakimi kusur oranı ile bağlı değildir, yoksa ceza mahkemesinde kusurlu bulunan tarafın, hukuk davasında aynı maddi olgularda kusursuz olduğu kabul edilemez. Bu nedenlerle, aynı olayla ilgili ceza dosyasının getirtilerek mahkumiyet kararı verilip verilmediği ve kusur oranının kesinleşip kesinleşmediği incelenmeli, gerektiğinde ceza davasının neticesi beklenerek kusur oranı konusunda kesin bir sonuca varılarak tazminat hesabında nazara alınmalıdır. Ceza davası neticesinde, ölen desteğe de bir miktar kusur verilmiş ve kesinleşmiş ise bu davadaki kusur oranı takdirini ve tazminat miktarını etkileyeceği düşünülmeden, ceza dosyasındaki raporlarla bu dosyadaki bilirkişi raporu arasındaki çelişki nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı sigorta hesabı, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup ancak bu zararı rücuen talep edebileceğinden eşin gerçekleşen destek zararı, davalının tam kusurlu kabulü halinde dahi, eşe ZMSS'nca ödenen destekden yoksunluk tazminatının altında kaldığı halde, eş için ek raporda belirlenen gerçek zararın da tekrar tahsiline karar verilmesi de doğru olmamış davalı vekilinin bu hususlara değinen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine bozulması gerekmiştir.
3-Davalının tam kusurlu olması halinde dahi 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle eş için rücuen davacı lehine tazminata hükmedilemeyecek ise de kabule göre sağ ana ve baba için hükmedilen rücuen destekden yoksun kalma tazminat miktalarına, ödeme tarihi 24.11.2006'dan takip tarihine kadar işlemiş yasal faize de hükmedilmesi gerekirken takibin sadece hükmedilen asıl alacak üzerinden devamına ve itirazın bu kısım yönünden iptaline karar verilmesi, kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve davalıya yüklenmesi gereken nispi karar harcının davacıdan peşin alınan miktarının davalıdan tahsili ile davaya ödenmesine karar verilmesi gerekirken kabul-ret oranına göre paylaştırılan yargılama giderine dahil edilmesi de kabulü göre doğru olmamış, hükmün davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bette açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 16.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027060200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz