Şirket ortaklığından çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13492 E. 2011/6486 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ ortaklıktan çıkarma↗ sermaye taahhüdü↗ karar nisabı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ esas sözleşme↗ ortaklık sözleşmesi↗ ortaklar kurulu kararı↗ ifa↗ vade↗ ihtar↗ limited şirket↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket kurucu ortaklarından ...’ın sermaye borcunu ödemediği ve hisselerini davalılara devrettiği, davalıların da sermaye taahhüdünü yerine getirmedikleri, bu konuda davalılara iki ayrı ihtar gönderildiği ancak sonuç alınamadığı, davalıların şirketin % 50 hissesine sahip olmaları nedeniyle ortaklar kurulu tarafından çıkarma kararı alınamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların davacı şirket ortaklığından çıkartılmalarına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar kurulu, ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermayeye mahsuben ödeyecekleri paraların ödeme gününü TTK. madde 536/2 deki nisapla tespit edilebilir. Bakiye sermaye borçlarının ifa zamanının tespit yetkisi ana sözleşme ile müdürlere de bırakabilir. Tayin edilen sürede ortak, sermaye borcunu yerine getirmezse, sürenin geçmesi yada esas sözleşmenin belirttiği vadenin gelmesi ile mütemerrid olur. Ayrıca ihtara gerek yoktur. Temerrüdün gerçekleşmesi halinde ortaklığın elinde iki olarak vardır. Bunlardan birincisi, temerrüd sonuçları ile birlikte alacağın icra yolu ile ödettirilmesi, ikincisi ise, ortağın limited ortaklıktan çıkarılması ve payın paraya çevrilmesidir. Limited ortaklık iki yolu birlikte kullanamaz. Limited ortaklık çıkarma yolunu seçmişse noter marifetiyle ve onbeşgünden aşağı olmamak üzere tayin edilebilecek sürelerle ortağa iki defa çıkartılacağı ihtarında bulunmalıdır. Ortak, süreli ve “çıkarma” kaydını ihtiva eden ihtara rağmen gene borcunu ödemezse, onun limited ortaklıktan çıkarılması yoluna gidilir. Çıkarma kararını almaya ortaklar kurulunun mu yoksa müdürlerin mi yetkili olduğu tartışmalıdır. Gerek payın devrine (TK.m 520) gereksede ihraca (TTK.m 523 / 4 ve 551) ortaklar kurulu yetkili olduğundan burada da kararı ortaklar kurulu almalıdır (Poray/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Ve Kooperatifler Hukuku 11. Bası, sayfa 940-941, Arslanlı Halil, Limited Şirketler, sayfa 287) ortaklar kurulu çıkarma kararını TTK. m 536 hükmünün emrettiği nisapla alır. Kararın alınmasında mütemerrid ortağın sermayesi hesaba katılmaz. TTK’ nun 536/3 maddesindeki hüküm amir mahiyet taşıdığından aynı mahzur mütemerrid ortağa ait sermaye miktarının sermaye nisabına ithalinde de mevcuttur. Mütemerrid ortağın ortaklıktan çıkarılmasındaki şahsi alakasına binaen oy hakkından mahkum olduğu gibi, oy hakkının mesnedi olan sermaye miktarı da nisaba ithal edilemez. (Arslanlı Halil, Limited Şirketler, sayfa 287-288).
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönersek ortağın sermaye borcunu ödemede temerrüde düşmesi ve iki süreli uyarıya rağmen borcunu ödememesi üzerine, çıkarmaya ancak ortaklar kurulu karar verebileceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin ortaklar kurulunun yerine geçerek çıkarma kararı vermesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8101 E. 2013/21895 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının markasını tescil belgesine uygun olarak kullanmadığı, davalının ise tescil belgesine uygun olarak markasını kullandığı, «haksız rekabet» unsurunun gerçekleşmediği, ayrıca davacının davayı haksız rekabetin men'i şeklinde açtığı, davalının markasını tescil ettirdiği ve kullanımının tescile uygun olduğ …
2- Ancak, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı markasını tescil ettirdiği şekilde (KHK 14) değil, davacı markasının baskın unsuru olan ''Halil Usta'' ibaresini öne çıkarmak suretiyle kullanmakta olduğundan, bu kullanım davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil eder.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13492 E. , 2011/6486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve.2007/316-2009/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ortaklarından ...’ın hisselerini davalılara devrettiğini, ancak davalıların hisselerine düşen ve taahhüt ettikleri sermaye bedellerini şirkete ödemediklerini ileri sürerek, davalıların şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket kurucu ortaklarından ...’ın sermaye borcunu ödemediği ve hisselerini davalılara devrettiği, davalıların da sermaye taahhüdünü yerine getirmedikleri, bu konuda davalılara iki ayrı ihtar gönderildiği ancak sonuç alınamadığı, davalıların şirketin % 50 hissesine sahip olmaları nedeniyle ortaklar kurulu tarafından çıkarma kararı alınamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların davacı şirket ortaklığından çıkartılmalarına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar kurulu, ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermayeye mahsuben ödeyecekleri paraların ödeme gününü TTK. madde 536/2 deki nisapla tespit edilebilir. Bakiye sermaye borçlarının ifa zamanının tespit yetkisi ana sözleşme ile müdürlere de bırakabilir. Tayin edilen sürede ortak, sermaye borcunu yerine getirmezse, sürenin geçmesi yada esas sözleşmenin belirttiği vadenin gelmesi ile mütemerrid olur. Ayrıca ihtara gerek yoktur. Temerrüdün gerçekleşmesi halinde ortaklığın elinde iki olarak vardır. Bunlardan birincisi, temerrüd sonuçları ile birlikte alacağın icra yolu ile ödettirilmesi, ikincisi ise, ortağın limited ortaklıktan çıkarılması ve payın paraya çevrilmesidir.
Limited ortaklık iki yolu birlikte kullanamaz. Limited ortaklık çıkarma yolunu seçmişse noter marifetiyle ve onbeşgünden aşağı olmamak üzere tayin edilebilecek sürelerle ortağa iki defa çıkartılacağı ihtarında bulunmalıdır. Ortak, süreli ve “çıkarma” kaydını ihtiva eden ihtara rağmen gene borcunu ödemezse, onun limited ortaklıktan çıkarılması yoluna gidilir. Çıkarma kararını almaya ortaklar kurulunun mu yoksa müdürlerin mi yetkili olduğu tartışmalıdır. Gerek payın devrine (TK.m 520) gereksede ihraca (TTK.m 523 / 4 ve 551) ortaklar kurulu yetkili olduğundan burada da kararı ortaklar kurulu almalıdır (Poray/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Ve Kooperatifler Hukuku 11. Bası, sayfa 940-941, Arslanlı Halil, Limited Şirketler, sayfa 287) ortaklar kurulu çıkarma kararını TTK.
m 536 hükmünün emrettiği nisapla alır. Kararın alınmasında mütemerrid ortağın sermayesi hesaba katılmaz. TTK’ nun 536/3 maddesindeki hüküm amir mahiyet taşıdığından aynı mahzur mütemerrid ortağa ait sermaye miktarının sermaye nisabına ithalinde de mevcuttur. Mütemerrid ortağın ortaklıktan çıkarılmasındaki şahsi alakasına binaen oy hakkından mahkum olduğu gibi, oy hakkının mesnedi olan sermaye miktarı da nisaba ithal edilemez. (Arslanlı Halil, Limited Şirketler, sayfa 287-288).
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönersek ortağın sermaye borcunu ödemede temerrüde düşmesi ve iki süreli uyarıya rağmen borcunu ödememesi üzerine, çıkarmaya ancak ortaklar kurulu karar verebileceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin ortaklar kurulunun yerine geçerek çıkarma kararı vermesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025331000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz