Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3786 E. 2011/2513 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ sözleşmenin iptali↗ kar payı↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ kötüniyet↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında kar payı kuponu aldıkları, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu temsilen dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına kayıt edilmediği, bu şekilde davacı ve davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan sözleşmenin iptali ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacılar gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Gerçekten de dosyada bulunan 23.12.1999 ve 30.10.2000 tarihli tahsil fişlerinin 20.10.2000-20.5.2002 tarihleri arasında şirket ortağı olan ... tarafından imzalandığı, belgede şirket kaşesi ve yetkili temsilcisinin onayının olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak davacı tarafa dava dışı ... hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacılar lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6859 E. 2011/5694 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · istirdat · kötüniyet · e-defter
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
… r hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye artırımı · hisse devri · anonim şirket · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili · cy/cy kaydı · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak, davalı şirketin «ticaret sicil» memurluğundan ticaret sicil «kaydının» getirtilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, dosyaya davacı tarafından sunulan davalı şirket logolu tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacının bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle şirkete ortak olup olmadığı, ortak ise «hisse devri» yoluyla mı yoksa «sermaye artırımı» sonucu mu ortak olduğunun tesbiti sermaye artırımı sırasında ortak olmuşsa hisselerin nominal bedelinin ne olduğu, nominal bedel dışında para alınmış ise primli pay senedi çıkartılması hususunda geçerli bir karar bulunup bulunmadığı araştırılıp iradesinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde yanlış niteleme ve «eksik inceleme» sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Bu niteleme ışığında dosya incelendiğinde, dosyada bulunan davalı şirket başlıklı 15.05.2001 tarihli tahsil fişinde “«teslim» eden” yazısı altındaki imzanın kime ait olduğu anlaşılamamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9453 E. 2012/16454 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… nde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazı» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ol …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazı» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ol …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4081 E. 2012/8368 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · anonim şirket yönetim kurulu · şahsi sorumluluk · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ...Ş.'de hissesinin olmaması, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · husumet
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · ibraz · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3786 E. , 2011/2513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/97-2008/414 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacılar avukatı... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar ... ve ... vekili, davalının Hollanda’da yaptığı toplantı ve konferanslar sırasında kendilerinin yeni bir sistem geliştirdiklerini, bu sistemde faizle para yatırmaya gerek kalmadan şirket karına ve zararına ortak olmak suretiyle %20 kar payı kazanmanın mümkün olduğu, yatırımcıların üç ay önceden haber vermek şartıyla yatırdıkları parayı geri alabilecekleri vaatlerinde bulunduklarını, müvekkillerinin de bu toplantılar sonrasında kar zarar ortaklığı çerçevesinde davalı şirketin Alman markı bazında %20 kar payı vereceğini ve her an geri alabileceği düşüncesinden hareketle şirkete para yatırdıklarını,ancak davalı tarafından kendilerine verilen belgeyi kar zarar ortaklığı belgesinde bulunulması gereken özellikleri taşımadığı, davalının yetkili makamların izni olmadan para topladığını ileri sürerek, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin iptaline, 175.000 DM karşılığı 89.476,07 Euro alacak için şimdilik her bir davacı için 6.000 Euro’dan toplam 12.000 Euro karşılığı 22.080,00 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında kar payı kuponu aldıkları, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu temsilen dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına kayıt edilmediği, bu şekilde davacı ve davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan sözleşmenin iptali ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacılar gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerçekten de dosyada bulunan 23.12.1999 ve 30.10.2000 tarihli tahsil fişlerinin 20.10.2000-20.5.2002 tarihleri arasında şirket ortağı olan ... tarafından imzalandığı, belgede şirket kaşesi ve yetkili temsilcisinin onayının olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak davacı tarafa dava dışı ... hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacılar lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016573800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz