6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3786 E. 2011/2513 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası sözleşmenin iptali kar payı hisse senedi pay defteri dolandırıcılık garantörlük istirdat ortaklık ilişkisi haksız fiil kâr payı kötüniyet temsil e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 74

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında kar payı kuponu aldıkları, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu temsilen dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına kayıt edilmediği, bu şekilde davacı ve davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan sözleşmenin iptali ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacılar gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Gerçekten de dosyada bulunan 23.12.1999 ve 30.10.2000 tarihli tahsil fişlerinin 20.10.2000-20.5.2002 tarihleri arasında şirket ortağı olan ... tarafından imzalandığı, belgede şirket kaşesi ve yetkili temsilcisinin onayının olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak davacı tarafa dava dışı ... hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacılar lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sermaye artırımı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6859 E. 2011/5694 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9453 E. 2012/16454 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4081 E. 2012/8368 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Güven ilişkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/3786 E.  ,  2011/2513 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/97-2008/414 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacılar avukatı... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar ... ve ... vekili, davalının Hollanda’da yaptığı toplantı ve konferanslar sırasında kendilerinin yeni bir sistem geliştirdiklerini, bu sistemde faizle para yatırmaya gerek kalmadan şirket karına ve zararına ortak olmak suretiyle %20 kar payı kazanmanın mümkün olduğu, yatırımcıların üç ay önceden haber vermek şartıyla yatırdıkları parayı geri alabilecekleri vaatlerinde bulunduklarını, müvekkillerinin de bu toplantılar sonrasında kar zarar ortaklığı çerçevesinde davalı şirketin Alman markı bazında %20 kar payı vereceğini ve her an geri alabileceği düşüncesinden hareketle şirkete para yatırdıklarını,ancak davalı tarafından kendilerine verilen belgeyi kar zarar ortaklığı belgesinde bulunulması gereken özellikleri taşımadığı, davalının yetkili makamların izni olmadan para topladığını ileri sürerek, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin iptaline, 175.000 DM karşılığı 89.476,07 Euro alacak için şimdilik her bir davacı için 6.000 Euro’dan toplam 12.000 Euro karşılığı 22.080,00 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında kar payı kuponu aldıkları, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu temsilen dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar pay defterinde kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına kayıt edilmediği, bu şekilde davacı ve davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan sözleşmenin iptali ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacılar gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davacıların dava dışı ...’den talepte bulunabilecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerçekten de dosyada bulunan 23.12.1999 ve 30.10.2000 tarihli tahsil fişlerinin 20.10.2000-20.5.2002 tarihleri arasında şirket ortağı olan ... tarafından imzalandığı, belgede şirket kaşesi ve yetkili temsilcisinin onayının olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak davacı tarafa dava dışı ... hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacılar lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016573800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.