Kayyım Atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16402 E. 2014/18216 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyumu↗ vesayet↗ yönetim kayyımı↗ çekişmesiz yargı↗ mutlak ticari dava↗ kayyım atanması↗ kayyım↗ ticari dava niteliği↗ tüzel kişilik↗ sulh hukuk mahkemesi↗ anonim şirket↗ görevsizlik kararı↗ iflas↗ sulh↗ taşıyan↗ dahili dava↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 4721 sayılı TMK'nın 397/2. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğu, aynı kanunun 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamının yönetim kayyumu atayacağının öngörüldüğü, bu düzenleme karşısında tüzel kişilik taşıyan ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin görevsiz olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı şirkete kayyım atanması talebine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 397/2. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesidir. Aynı Kanun’un 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanmaması halinde vesayet makamının yönetim kayyımı atayacağı öngörülmüştür. Yasa koyucunun anılan bende ilişkin gerekçesinde, söz konusu düzenlemenin türü ve niteliği ne olursa bütün tüzel kişileri kapsadığı belirtilmiştir.
Yasanın açıklanan bu düzenlemesi karşısında, tüzel kişilik taşıyan ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılmasının, yasa normunun lafzına uygun olduğu kuşkusuzdur. Ancak, şirketin uzun süredir işlerinin yürütülemediği ve iflasa sürüklendiği ve şirket müdürünün tutuklu bulunduğu gibi iddialarla kayyım atanması istemiyle açılan böyle bir davada, mutlak biçimde Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri ışığında kayyım atanmasını gerekli kılan olguların varlığı ve mahiyetinin değerlendirilerek belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davalar da, TTK’nın 4. maddesinin ilk fıkrasının birinci bendinde belirtilen biçimde geniş anlamda ticari dava niteliğindedir.Bir başka anlatımla, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davaların, mutlak ticari davalardan olduğunun kabulü gerekir. Bu tür davalar ise Asliye Ticaret Mahkemelerinde, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemelerinde incelenip sonuçlandırılacaktır. Dairemizin kökleşmiş içtihatları ve vesayet makamları kararlarının temyiz mercii olan Yüksek 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş görüşü de bu yöndedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4 ve 5. maddelerinde Ticaret Mahkemelerinin görevleri kapsamına “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri”nin de dahil edilmiş olması Dairemizin kökleşmiş içtihatlarını desteklemektedir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığa asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1527 E. 2023/4874 K.
Ortak:vesayet · yönetim kayyımı · kayyım atanması · kayyım · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 4721 sayılı TMK'nın 397/2. maddesi hükmü uyarınca «vesayet» makamının «sulh hukuk» mahkemesi olduğu, aynı kanunun 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamının «yönetim kayyumu» atayacağının öngörüldüğü, bu düzenleme karşısında «tüzel kişilik» «taşıyan» ticaret şirketlerine «yönetim kayyımı atanmasına» ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsiz» olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yasanın açıklanan bu düzenlemesi karşısında, «tüzel kişilik» «taşıyan» ticaret şirketlerine «yönetim kayyımı atanmasına» ilişkin istemlerin de «sulh hukuk» mahkemesince görülüp sonuçlandırılmasının, yasa normunun lafzına uygun olduğu kuşkusuzdur.
Aynı Kanun’un 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanmaması halinde «vesayet» makamının «yönetim kayyımı» atayacağı öngörülmüştür.
Benzer bu kararda4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrasında «vesayet» makamının «yönetim kayyımı» atayacağı haller arasında bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kaldığı ve yönetimi başka yoldan sağlanamadığının da sayılmış olması nedeniyle bu madde hükmü dikkate alınarak «limited şirkete» «kayyım atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Şti.'nin tek ortağının ... olduğunu ve tek ortağın 02.05.2021 tarihinde vefat ettiğini, geriye «mirasçı» olarak davacılar ile ...’ün kaldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ıncı maddesine göre, şirket sahibinin vefat etmesi durumunda mirasçıların ortak olacağını, ...’ün işlem yapılmasını engellediğini, diğer ortaklarla birlikte hareket etmediğini, şirketin «tüzel kişiliğinin» devam etmesi için «kayyım atanması» gerektiğini ileri sürerek davacı mirasçılardan şirket «yönetim kurulu» oluşturulup bir yetkili atanıncaya kadar mirasçı ...'ün geçici yetkili atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 403 üncü maddesinin ikinci fıkrasında «kayyımın», belirli işleri görmek veya «malvarlığını» yönetmek üzere atanacağı, aynı Kanun'un 426 ncı maddesinde «vesayet» makamının, yazılı olan hallerde veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği doğrultusunda veya resen «temsil kayyımı» atayacağı, aynı Kanun'un 427 nci maddesinde ise tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlayamaması halinde «yönetim kayyımı» atanacağı hüküm altına alındığı, yönetim kayyımlığının, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasında her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğinin düzenlendiği, Bozüyük Eğitim Öğretim Sanayi ve Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek ortaklı limited şirket · temsil kayyımı · organsızlık · limited şirket ortağı · temsil yetkisi · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · şirket zararı
Benzer bu kararda… İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 403 üncü maddesinin ikinci fıkrasında «kayyımın», belirli işleri görmek veya «malvarlığını» yönetmek üzere atanacağı, aynı Kanun'un 426 ncı maddesinde «vesayet» makamının, yazılı olan hallerde veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği doğrultusunda veya resen «temsil kayyımı» atayacağı, aynı Kanun'un 427 nci maddesinde ise tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlayamaması halinde «yönetim kayyımı» atanacağı hüküm altına alındığı, yönetim kayyımlığının, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasında her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğinin düzenlendiği, Bozüyük Eğitim Öğretim Sanayi ve Ticaret Ltd.
2.Dava, «tek ortaklı limited şirkette ortağın» ölümü üzerine «organsız» kaldığı iddiasına dayalı şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/193 E. sayılı dosyasında ortaklar arasında güven sorunu olması, şirketin kötü yöneltilmesi nedeniyle «fesih» davası açtıklarını, şirketin «malvarlıklarını» korunması için «kayyım atanmasını» istediklerini, şirkette beraber çalışmak istemedikleri kişinin kayyım olarak atandığını, işbu dava ile ilgili kendilerine «tebligat» gönderilmediğini, şirket genel kurulu toplanamıyor ise toplantı için «temsil kayyımı» atanması gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Şti.'nin tek ortaklı olduğu, tek ortak ve müdürünün müteveffa ... olduğu, «son» olarak 16.02.2018 tarihinde ...'ün aksi karar alınıncaya kadar «şirket müdürü» «temsile» «yetki» olarak seçildiği, kararın Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiği, bu tarihten sonra şirketi temsil etmek üzere yeni birinin seçilmesine adına toplantı yapılarak karar alınmadığı ve 02.05.2021 tarihinde şirket müdürü ... …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16402 E. , 2014/18216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ AFYONKARAHİSAR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/04/2014 tarih ve 2014/242-2014/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı,... Akaryakıt Tur. Gıda Hay. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü ve ortağı olan H.B..ün yaklaşık 6 yıldır tutuklu olduğunu, yapılan yargılama sonucunda da uzun bir süre ceza aldığını, şirketin müdürü ve ortağı H. B..'ün tutuklu olması nedeniyle şirketin işlerinin zamanında görülemediğini, şirket yönetiminin vasıfsız kişilerce yapıldığını, şirketin alacak ve borçlarını zamanında ödeyemediğini, şirketin zarar ederek aciz duruma düşmemesi nedeniyle kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek söz konusu şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 4721 sayılı TMK'nın 397/2. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğu, aynı kanunun 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamının yönetim kayyumu atayacağının öngörüldüğü, bu düzenleme karşısında tüzel kişilik taşıyan ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin görevsiz olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı şirkete kayyım atanması talebine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 397/2. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesidir. Aynı Kanun’un 427/4. maddesi ile de bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanmaması halinde vesayet makamının yönetim kayyımı atayacağı öngörülmüştür. Yasa koyucunun anılan bende ilişkin gerekçesinde, söz konusu düzenlemenin türü ve niteliği ne olursa bütün tüzel kişileri kapsadığı belirtilmiştir.
Yasanın açıklanan bu düzenlemesi karşısında, tüzel kişilik taşıyan ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılmasının, yasa normunun lafzına uygun olduğu kuşkusuzdur. Ancak, şirketin uzun süredir işlerinin yürütülemediği ve iflasa sürüklendiği ve şirket müdürünün tutuklu bulunduğu gibi iddialarla kayyım atanması istemiyle açılan böyle bir davada, mutlak biçimde Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri ışığında kayyım atanmasını gerekli kılan olguların varlığı ve mahiyetinin değerlendirilerek belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davalar da, TTK’nın 4.
maddesinin ilk fıkrasının birinci bendinde belirtilen biçimde geniş anlamda ticari dava niteliğindedir.Bir başka anlatımla, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davaların, mutlak ticari davalardan olduğunun kabulü gerekir. Bu tür davalar ise Asliye Ticaret Mahkemelerinde, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemelerinde incelenip sonuçlandırılacaktır. Dairemizin kökleşmiş içtihatları ve vesayet makamları kararlarının temyiz mercii olan Yüksek 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş görüşü de bu yöndedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4 ve 5. maddelerinde Ticaret Mahkemelerinin görevleri kapsamına “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri”nin de dahil edilmiş olması Dairemizin kökleşmiş içtihatlarını desteklemektedir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığa asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102338200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz