Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10502 E. 2014/18202 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının terkini↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ terkin↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, iltibasa sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının
Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı marka hakkına tecavüzlerinin önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı..... Teknolojileri San. Tic Ltd Şti'nin ticaret unvanından “İntel” ibaresinin çıkartılmasına, diğer davalı İ.. A.. (yeni unvan.... Telekominikasyon Mühendislik ve Servis Hiz. San. Tic. A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında ticaret unvanının değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir
2- Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, bu kapsamda davalı ticaret unvanının terkini ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terkini ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının tahsisisin iptaline karar verilmiş ancak davalının söz konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile bağlı diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
556 Sayılı KHK'nın 9/e maddesi “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması” hükmünü haiz olup bu madde uyarınca marka hakkı sahibinin markası kapsamındaki işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçiminde kullanımının önlenmesini talep hakkı da bulunmaktadır. Anılan hüküm uyarınca internet ortamında kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği tartışılmaksızın yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2661 E. 2011/14743 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu tazmini · banka teminat mektubu · garanti sözleşmesi · sözleşme serbestisi · lehdar · teminat mektubu · lehtar · eser sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen «eser sözleşmesine» göre, yüklenici firmanın 250.000.00 TL tutarlı süresiz ve «kesin» «teminat mektubu» vermesinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin Yapı Kredi bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 125.000.00 TL tutarlı teminat mektubunu ilk etapta davacıya verdiği, bakiyesi için «uyuşmazlık konusu» teminat mektubunun sunulduğu, anılan mektubun davacıya hitaben düzenlendiği, konusunun dava dışı firma ile yapılan eser sözleşmesinin kapsamını teşkil eden işi «taahhüt» eden yüklenici/müşteri dava dışı İntel firmasının ihale ile ilgili vermek zorunda olduğu teminat tutarının davalı banka tarafından «garanti» edildiği açıklamasını içerdiği, sözleşmenin farklı firma ile yapılmasına rağmen davalının bu sözleşmeye atıf yaparak düzenlediği ve asıl yüklenici Savrun vasıtasıyla davacıya ulaştırdığı, «banka teminat mektubunun» asıl sözleşmeden bağımsız bir taahhüt içerdiği, İntel firmasının asıl sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen asıl yüklenicinin davacıya olan yükümlülüklerini bir nevi garanti etmek suretiyle davalı Bankadan teminat mektubu almak suretiyle davacıya ulaştırdığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağladığı, yüklenici şirket ile İntel firması arasında ortak bakımından bağ yok ise de teminat mektubu «lehdarı» firmanın ortağının yüklenici firmanın teklifi ile şantiye şefi olarak «görevlendirildiği», bu nedenle davalının tazmin zorunluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Muhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Ancak, davacı muhatap, «teminat mektubunun tazmini» istemini, bu mektubun «lehtarı» olmayan, asıl inşaat işini üstlenen dava dışı Savrun firmasının edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olmasına dayandırmaktadır.
Dava konusu «teminat mektubunun» davalı tarafından düzenlendiği, «lehdar» olarak belirtilen dava dışı İntel firmasının davacı muhataba karşı üstlendiği inşaat işinin yapılmasını «garanti» ettiği, «kesin» ve süreli bir nitelik taşıdığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1445 E. 2023/4642 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, bu kapsamda davalı «ticaret unvanının terkini» ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terk …
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, «iltibasa» sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı «marka hakkına tecavüzlerinin» önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı.....
A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında «ticaret unvanının» değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve «ticaret unvanının terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve «ticaret unvanının terkini» istemine ilişkindir.
… RECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin «ticaret unvanının» tescil tarihinin 18.01.1995 tarihi olduğu, yoğun bir şekilde ticari unvanının kullanımının devam ettiği, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığı, davalının kullanımına 20 yıla yakın bir süre suskun kalarak, davalı tarafta kullanıma ses çıkarılmayacak izlenimi uyandırarak davalının yatırım yapmasına sebep olduğundan işbu unvan «terkini» davasının açılmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalının ticaret sicilindeki faaliyet alanına davacının markasının tanınmış olduğu sınıflar ile ilgili iletişim ve haberleşme faaliyetlerini ekletmek suretiyle alan değişikliğinin 2015 yılında değil 2012 yılında gerçekleştiği, dolayısıyla «ticaret sicil» gazetesindeki faaliyetten itibaren 3 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı, 37. sınıf için inşaat sektöründe 1995 yılından beri kullanımları ve Yerköy/Yozgat'ta faaliyetleri bulunan davalı firmanın 1995 yılından beri yaptığı yatırımların, büyümenin bu kapsamda ticari unvana bağlanan hukuki korumanın yok sayılması, görmezden gelinmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, davanın açıldığı tarih ile davalının ticaret siciline kayıt tarihi dikkate alındığında, davacının «ticaret unvanının terkini» için süresi içinde dava açmayarak sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davacının ticaret unvanının terkini isteminin reddine, 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşü dikkate alınarak davalının, davacının tescilli "İNTEL" markasına tecavüzünün ve «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, davalının bilgisayar, bilişim, telekominükasyon alanında her türlü mal ve hizmetlerde ticari unvan kullanımı dışındaki tüm markasal kullanımların ref ve men'ine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · delil tespiti · şirket merkezi mahkemesi · haksız eylem · basiretli tacir · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · ifa
Benzer bu kararda… RECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin «ticaret unvanının» tescil tarihinin 18.01.1995 tarihi olduğu, yoğun bir şekilde ticari unvanının kullanımının devam ettiği, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığı, davalının kullanımına 20 yıla yakın bir süre suskun kalarak, davalı tarafta kullanıma ses çıkarılmayacak izlenimi uyandırarak davalının yatırım yapmasına sebep olduğundan işbu unvan «terkini» davasının açılmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalının ticaret sicilindeki faaliyet alanına davacının markasının tanınmış olduğu sınıflar ile ilgili iletişim ve haberleşme faaliyetlerini ekletmek suretiyle alan değişikliğinin 2015 yılında değil 2012 yılında gerçekleştiği, dolayısıyla «ticaret sicil» gazetesindeki faaliyetten itibaren 3 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı, 37. sınıf için inşaat sektöründe 1995 yılından beri kullanımları ve Yerköy/Yozgat'ta faaliyetleri bulunan davalı firmanın 1995 yılından beri yaptığı yatırımların, büyümenin bu kapsamda ticari unvana bağlanan hukuki korumanın yok sayılması, görmezden gelinmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, davanın açıldığı tarih ile davalının ticaret siciline kayıt tarihi dikkate alındığında, davacının «ticaret unvanının terkini» için süresi içinde dava açmayarak sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davacının ticaret unvanının terkini isteminin reddine, 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşü dikkate alınarak davalının, davacının tescilli "İNTEL" markasına tecavüzünün ve «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, davalının bilgisayar, bilişim, telekominükasyon alanında her türlü mal ve hizmetlerde ticari unvan kullanımı dışındaki tüm markasal kullanımların ref ve men'ine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davalının «ticaret unvanının terkini» taleplerinin sessiz kalma suretiyle reddine karar verilmişse de, davalının haksız tescili ve kullanımından haberdar olur olmaz, her türlü kanuni haklarını kullanarak davalının fiillerini engellemeye çalıştıklarını, müvekkilinin davalının tescil ettirdiği "INTEL" ibareli ticaret unvanınından 2011 yılının Eylül ayında haberdar olduğunu, davalı şirkete 23 Eylül 2011 tarihli «ihtarnameyi» gönderdiklerini, Yerköy'de yaptıkları araştırmada davalının Turkcell bayisi işlettiği ve "INTEL" ibaresini markasal olarak kullandığını öğrendiklerini, daha sonra marka başvurusu yaptığını tespit ederek, başvuruya itiraz ettiklerini, 07.06.2013 tarihinde «delil tespiti» yaptırdıklarını, davalıya 12.07.2013 tarihinde ikinci ihtarnameyi gönderdiklerini, davalının marka başvurusunun reddi üzerine «son» olarak 24.06.2014 tarihinde üçüncü «ihtarı» gönderdiklerini, davalının haksız tescil ve kullanımlarından vazgeçmemesi üzerine bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, mahkemenin bu süreci incelemeyerek hatalı karar verdiğini, davalının kötü niyetli hareket ettiğinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin haksız kullanım ve tescilden haberdar olur olmaz sessiz kalmadığını, hukuk düzeninin «kötü niyeti» korumayacağını, «haksız eylem» devam ettiği sürece «zamanaşımının» işlemeyeceğini, davalının 2012 yılında yapılan değişiklik ile tescil kapsamına telekomünikasyon hizmetlerini eklediğini, bu tescilin ilk ihtar tarihinden hemen son …
Noterliğinin 23.09.2011 tarihli «ihtarnamesinin» gönderilerek INTEL ibareli «ticaret unvanının terkini» ve INTEL ibaresinin marka olarak kullanılmamasının «ihtar» edildiği, ihtardan sonra davalı tarafça «ticaret sicilde» faaliyet konularına davacı şirketin markasının tanınmış olduğu sınıflar ile ilgili faaliyet alanları eklenerek, iletişim ve haberleşme alanında faaliyet göstermeye başladığı, davalının tabelasında, el ilanlarında ve şirket yetkilisinin facebook sayfasında, davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru ve tanınmış markası olan INTEL ibaresini markasal olarak kullanmaya başladığı davalının davranışının «ticari dürüstlük kuralına» aykırı ve kötü niyetli olduğu, davalının ticaret unvanının kılavuz unsurunu markasal olarak kullanması nedeniyle, davacının, davalının ticaret unvanından" INTEL" ibaresinin terkinini isteyebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacının tescilli markalarından olan "İNTEL" markasına davalının tecavüzü ve «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, davalının bilgisayar, bilişim, telekomünikasyon alanında her türlü mal ve hizmetlerde markasal kullanımların ref ve men'ine, davalının salt …
… kasını ayrıca Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde "özel/01130" numara ile özel korunan markalar siciline tescil ettirdiğini, markanın aynı zamanda davacının «ticaret unvanı» olması nedeniyle herhangi bir tescil mecburiyeti olmaksızın koruma altında olduğunu, davalının INTEL ibaresini öne çıkarmak sureti ile tek başına her türlü resmi ve özel evraklarında, facebook sayfası da «dahil» olmak üzere reklam ve tanıtımlarında kullandığını, davalı şirketin INTEL ibaresini kullanım biçiminin markasal kullanım olduğunu ve müvekkilinin tanınmış markasına tecavüz teşkil ettiğini, davalının tescilli ticaret unvanının davacının hem ticaret unvanı hem de dünya çapında tanınmış INTEL markası ile «iltibas» yarattığını ileri sürerek davalı “Intel İnşaat Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi”nin ticaret unvanından “INTEL” ibaresinin çıkartılmasına, sicilden terkinine, «haksız rekabetin» tespitine, men'ine, davacının bilgisayar, bilişim, teknoloji, elektronik, reklam, pazarlama ve iletişim, haberleşme, telekomünikasyon sektöründe her türlü mal ve hizmetlerinde kullandığı ve tanıttığı “INTEL” markasına davalının vaki tecavüzlerinin ref ve men'ine, davalı şirketin "INTEL" tanıtım işareti ile “elektronik, bilgisayar/bilişim, teknoloji, reklam/pazarlama ve iletişim/haberleşme/telekomünikasyon” hizmetleri ve bunlarla ilişkili hizmetler sunmasının ve her türlü ticari faaliyetlerinin önlenmesine, davalının marka fonksiyonunu «ifa» edecek, ticaret unvanındaki “INTEL” ibaresini öne çıkaracak şekildeki her türlü tabela, broşür, etiket, mahfaza (ambalaj malzemesi, poşet, çanta ve benzeri), ticari evrakın ve sair basılı maddeler ile tanıtma vasıtalarının bulundukları yerden toplanmasına, INTEL ibaresinin silinmesine, silinemeyenlerin imhasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4501 E. 2024/1848 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, bu kapsamda davalı «ticaret unvanının terkini» ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terk …
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, «iltibasa» sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı «marka hakkına tecavüzlerinin» önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı.....
A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında «ticaret unvanının» değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Mahkemenin gerekçeli kararında bahsettiği şekilde «ticaret unvanının terkini» için 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» kanun hükümlerinde öngörülmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesi uyarınca, «haksız rekabete» dayanan taleplere karşı açılacak davalar için 1 yıl ve herhalukarda 3 yıllık «zamanaşımı» süresi öngörüldüğünü, bu sürenin hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten başladığını, müvekkilinin durumdan 2013 yılında haberdar olduğunu ve akabinde «ihtarname» keşide ettiğini, daha sonra «delil tespiti» yaptırdığını, nihayetinde huzurdaki davanın açıldığını, 17 Mayıs 2013 tarihli ihtarnamesi ile haberdar olunduktan sonra huzurdaki davanın 7 Mayıs 2014 tarihinde süresi içinde açıldığını, Mahkemece ticaret ünvanının terkinine yönelik talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının yerinde olmadığını, uluslararası ticaret yapan davalının, müvekkilinin tanınmış INTEL markasıyla «iltibas» yaratır derecede benzer ve seri marka izlenimi yaratan ibareyi müvekkilinin markasından haberdar olmaksızın tercih etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak unvanın «ticaret sicilinden terkin» edilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, «ticaret unvanının» ve alan adının «terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… ında davacının markalarındaki esaslı unsur olan intel ibaresini de kullandığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere tekno ibaresi ile birlikte kullanmış olmasının «ayırt edicilik» sağlamaya yeterli olmadığı, tecavüz iddiası ile ilgili davalı zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de, fiilin devam ettiği sürece zaman aşımının işlemeyeceği, davalının bu fillerinin markaya tecavüzün yanında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinde ifadesini bulan «haksız rekabet» fiilini de oluşturduğu gerekçesiyle, asıl davadaki davalının davacının intel ibareli marka ve logo şekil markalarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine, oluşan maddi durumun aşağıda belirtilen surette giderilmesine, www.teknointel.com.tr adlı sitenin alan adının iptaline, www.teknointel.com alan adının iptali asıl davada talep edilmiş ise de, www.teknointel.com. alan adı sahibi ...'nun asıl dosyada davalı olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki bu yöndeki talebin «husumetten» reddine, davalının «ticaret unvanının terkini» talebinin 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmadığından reddine, birleşen İstanbul 4.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:erişimin engellenmesi · savunma hakkının kısıtlanması · tanık beyanı · ticaret sicilinden terkin · delil tespiti · savunma hakkı · ticaret sicili tescili · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu kararda… r vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleştirme kararının doğru olmadığını, birleşen dosyada davalının gerçek kişi olduğunu, davalar arasında bağlantı olmadığını, «savunma hakkı kısıtlanarak» cevap verme imkanı tanınmadan birleştirme kararı verildiğini, bu nedenle usûle aykırı birleştirme kararının kaldırılması gerektiğini, davacının, davalı ... ünvanının «ticaret siciline tescilinden» haberdar olmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmak zorunda olduğunu, ticaret sicilinin kamuya açık olduğunu, dava tarihine kadar davacının bu duruma sessiz kalarak ''sessiz kalma yoluyla hak «kaybına»'' uğradığını, Mahkeme kararının yerinde olduğunu, Mahkemenin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespitine yönelik kararların yerinde olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, ''INTEL'' ve ''TEKNOINTEL'' ibareleri arasında bir benzerlik olmadığını, görsellik ve kavramsal açıdan birbirlerinden farklı olduğunu, «ortalama tüketici» nezdinde «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin ne ''TEKNO'' ne de ''INTEL'' ibarelerini marka olarak kullanmadığını, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davalı şirketin herhangi bir mal üretmediğini, ''TEKNOINTEL'' adı altında bir ürün satmadığını, «temsilci» bir firma olduğunu, yabancı firmalara hizmet sunduğunu, «tanık beyanlarının» bu durumu doğruladığını, internet alan adlarına ilişkin bilirkişi beyanlarının isabetli olmadığını, davacının bu duruma da uzun süre sessiz kaldığını, davada «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek Mahkemece aleyhe verilen hüküm fıkralarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Mahkemenin gerekçeli kararında bahsettiği şekilde «ticaret unvanının terkini» için 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» kanun hükümlerinde öngörülmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesi uyarınca, «haksız rekabete» dayanan taleplere karşı açılacak davalar için 1 yıl ve herhalukarda 3 yıllık «zamanaşımı» süresi öngörüldüğünü, bu sürenin hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten başladığını, müvekkilinin durumdan 2013 yılında haberdar olduğunu ve akabinde «ihtarname» keşide ettiğini, daha sonra «delil tespiti» yaptırdığını, nihayetinde huzurdaki davanın açıldığını, 17 Mayıs 2013 tarihli ihtarnamesi ile haberdar olunduktan sonra huzurdaki davanın 7 Mayıs 2014 tarihinde süresi içinde açıldığını, Mahkemece ticaret ünvanının terkinine yönelik talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının yerinde olmadığını, uluslararası ticaret yapan davalının, müvekkilinin tanınmış INTEL markasıyla «iltibas» yaratır derecede benzer ve seri marka izlenimi yaratan ibareyi müvekkilinin markasından haberdar olmaksızın tercih etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak unvanın «ticaret sicilinden terkin» edilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
856), sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olabilmesi için, önceki hak sahibinin, «ticaret unvanının» aynısının veya benzerinin kullanılmasına belirli bir süre sessiz kalmış olması gerektiği, ancak ticaret unvanı yönünden sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı hususunun 6102 sayılı Kanun'da düzenlenmediği, bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirildiği, 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin altıncı fıkrasının “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haiz olduğu, buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerektiği, ancak ticaret unvanı yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesinin de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerektiği, yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirketin Amerika Birleşik Devletlerinde kurulduğu, Türkiye'de de “INTEL” ibareli marka tescili yaptırdığı, davalı şirketin ise “Teknointel Uluslarası Ticaret Limited Şirketi” ibareli ticaret unvanının 17.10.2008 tarihinde tescil ve «ilan» edildiği, her ne kadar davacı şirketin ticaret unvanı Türkiye'de tescilli olmasa dahi bu ticaret unvanının Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi gereğince Türkiye'de de korunması gerektiği, ayrıca davacı şirketin “INTEL” ibareli tanınmış markasının davalı ... ünvanının tescilinden önce Türkiye'de tescil edildiği, davacı şirketin davalının ticaret unvanı kullanımına, unvanın tescil tarihinden yaklaşık beş yıl sonra «ihtarname» göndererek itiraz ettiği, ticaret unvanlarının «ticaret siciline tescil» edilmek zorunda olmaları ve tescilin olumlu etkisi nedeniyle davacı şirketin, davalı şirketin tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının bilinmediğini ileri süremeyeceği, bu durumda davacı şirketin, davalının ticaret unvanının tescil tarihinden ilk ihtarname tarihine kadar uzun süre sessiz kalması nedeniyle artık davalının ticaret unvanının terkinini talep etmesi «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu (Hukuk Genel Kurulu 26.02.2020 tarih, 2017/11-27 E.- 2020/225 K. sayılı kararı), Mahkemece ticaret ünvanının terkinine yönelik talebin «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmese de, kararın sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, asıl ve birleşen dava davalıları vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede, TÜRKPATENT kayıtlarına göre, 123749 sayılı "Intel", 123748 "INTEL" ibareli, 188152 sayılı "INTEL", 195588 sayılı "INTEL", 98/009948 sayılı "INTEL", 198311 sayılı "INTEL", 200/00591 sayılı INTEL, 2000/05591 sayılı ''INTEL'' ibareli markaların, 9, 28, 36, 16, 37, 38, 42 ve 25. sınıflarda, 2005/53126 sayılı şekil markasının 9. sınıfta, 2005/56211 sayılı ''intel + şekil'' markasının 16, 38, 41 ve 42. sınıflarda ve ayrıca ''Intel + Şekil'' ibareli ve esaslı unsuru ''Intel'' ibaresi olan birçok markanın aynı ve benzer sınıflarda 1990 yılından itibaren muhtelif tarihlerde davacı adına tescil edildiği ve süresi dolanların «yenilendiği», dava konusu, dava «sebebi» ve biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre, İstanbul 4.
FSHHM'nin 2016/61 E. sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası ile birleştirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleştirme işlemlerinin tamamlanmasına yönelik «ara» kararların kurulduğu 12.04.2016 tarihli celseye davalı vekilinin de katıldığı, davalı yanca birleşen dava dosyasına cevap dilekçesi de sunulduğu, dolayısıyla «savunma hakkının kısıtlandığına» ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, toplanan delillere ve «denetime elverişli» bilirkişi raporuna göre; davalının kullanımında olan ''TEKNOINTEL'' ibaresinin «ortalama tüketici» nezdinde yarattığı algıya göre, davacının tanınmış ''INTEL'' markası ile bütüncül ve kavramsal olarak benzerlik gösterdiği, ''TEKNO'' ibaresinin markaya bir ayırtedicilik kazandırmadığı, katalog ve benzeri belgelerde ise ''TEKNOINTEL'' ibaresinin, davacı şekil markalarındaki elipsi andıran logoyu tekno ibaresinin üzerine geçirmek suretiyle kullanıldığı, bu kullanımlarda ''INTEL'' ibaresinin öne çıktığı ve davalının ''INTEL'' ibaresini özellikle 2005/56212 sayılı davacı markasının tescilli olduğu 7. sınıftaki mal ve hizmetlerin satışı yapılmak suretiyle kullandığı, bu mallardan makine satışları, ambalaj ve paketleme, dolum, bantlama gibi olanlarının çoğunun ayniyet derecesinde, bir kısmının da benzer olması sebebiyle davalının fiilinin davacı markasına tecavüz oluşturduğu, alan adlarıyla ilgili olarak, ''TEKNOINTEL'' ibaresinin işletmeyle ilgili malların tanıtımı amacıyla ticari etki yaratacak biçimde kullanıldığı, davalının söz konusu eylemlerinin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) bağlamında «marka hakkına tecavüz» ve 6102 sayılı Kanun'un 54 ve 55 inci maddelerine göre «haksız rekabet» oluşturduğu, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin is …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6839 E. 2014/12097 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, bu kapsamda davalı «ticaret unvanının terkini» ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terk …
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, «iltibasa» sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı «marka hakkına tecavüzlerinin» önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı.....
A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında «ticaret unvanının» değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · ticaret unvanına tecavüz · dürüstlük kuralına aykırılık · sicilden terkin · oy yasağı · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · haksız fiil
Benzer bu karardaDavacının önce davalının marka başvurusuna itiraz etmesi, daha sonra peş peşe 16.1.2007, 30.11.2007, 15.7.2008, 4.3.2009 tarihli «ihtarnameler» göndermesi, ardından da işbu davayı açması ile “İNTEL” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiasında bulunduğundan davalının tanıtma işareti niteliğindeki “İNTELTEK” ibaresinin kullanımına karşı sessiz kaldığından söz edilemeyeceği gibi, önceki davranışı ile çelişki oluşturup karşı tarafta yarattığı güven nedeniyle «çelişkili davranma yasağı» (Venire contra factum proprium) ilkesi uyarınca MK’nun 2. maddesi ile düzenlenen «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturduğu da kabul edilemez.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5925 E. 2014/12070 K.
Ortak:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, bu kapsamda davalı «ticaret unvanının terkini» ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terk …
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, «iltibasa» sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı «marka hakkına tecavüzlerinin» önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı.....
A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında «ticaret unvanının» değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · ticaret unvanına tecavüz · dürüstlük kuralına aykırılık · sicilden terkin · oy yasağı · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · haksız fiil
Benzer bu karardaDavacının önce davalının marka başvurusuna itiraz etmesi, daha sonra peş peşe 16.1.2007, 30.11.2007, 15.7.2008, 4.3.2009 tarihli «ihtarnameler» göndermesi, ardından da işbu davayı açması ile “İNTEL” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiasında bulunduğundan davalının tanıtma işareti niteliğindeki “İNTELTEK” ibaresinin kullanımına karşı sessiz kaldığından söz edilemeyeceği gibi, önceki davranışı ile çelişki oluşturup karşı tarafta yarattığı güven nedeniyle «çelişkili davranma yasağı» (Venire contra factum proprium) ilkesi uyarınca MK’nun 2. maddesi ile düzenlenen «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturduğu da kabul edilemez.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10502 E. , 2014/18202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 19/12/2013
NUMARASI 2011/204-2013/290
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/12/2013 tarih ve 2011/204-2013/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “INTEL” markasının dünya çapında yüksek tanınırlığa sahip olduğu gibi Türk Patent Enstitüsü nezdinde özel korunan markalar sicilinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalının, davacı şirket ile aynı alanda ticari faaliyetlerde bulunduğunu ve davacı şirketin tanınmış markası ve ticaret unvanı olan "Intel" ibaresini neredeyse aynen kullandığını, davalı şirketin ticaret unvanında intelnet ibaresini ön plana çıkardığını, her türlü özel ve resmi evraklarında tek başına bu ibareyi kullandığını, davalıların ticaret unvanları ve alan adlarının davacı şirketin ticaret unvanı ve tanınmış Intel markası ile iltibas oluşturduğunu, davaya konu ticaret unvanının kullanılmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının ticaret unvanındaki 'intelnet" ibaresinin terkinine, alan adı tashihinin iptal edilip sicilden terkinine, davalı fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, davacı markasına vaki tecavüzlerin ref ve men'ine, davalının kullandığı "İntelnet" ibarelerinin her yerden toplatılmasına, hüküm fıkrasının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı.... İletişim Teknolojileri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, iltibasa sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının
Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı marka hakkına tecavüzlerinin önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı..... Teknolojileri San. Tic Ltd Şti'nin ticaret unvanından “İntel” ibaresinin çıkartılmasına, diğer davalı İ.. A.. (yeni unvan.... Telekominikasyon Mühendislik ve Servis Hiz. San. Tic. A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında ticaret unvanının değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş.
adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir
2- Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, bu kapsamda davalı ticaret unvanının terkini ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terkini ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının tahsisisin iptaline karar verilmiş ancak davalının söz konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile bağlı diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
556 Sayılı KHK'nın 9/e maddesi “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması” hükmünü haiz olup bu madde uyarınca marka hakkı sahibinin markası kapsamındaki işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçiminde kullanımının önlenmesini talep hakkı da bulunmaktadır. Anılan hüküm uyarınca internet ortamında kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği tartışılmaksızın yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102328700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz