Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2661 E. 2011/14743 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşı edim↗ teminat mektubu tazmini↗ banka teminat mektubu↗ garanti sözleşmesi↗ sözleşme serbestisi↗ lehdar↗ teminat mektubu↗ lehtar↗ eser sözleşmesi↗ riziko↗ üçüncü kişi↗ ifa↗ garantörlük↗ uyuşmazlık konusu↗ kefil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taahhütname↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen eser sözleşmesine göre, yüklenici firmanın 250.000.00 TL tutarlı süresiz ve kesin teminat mektubu vermesinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin Yapı Kredi bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 125.000.00 TL tutarlı teminat mektubunu ilk etapta davacıya verdiği, bakiyesi için uyuşmazlık konusu teminat mektubunun sunulduğu, anılan mektubun davacıya hitaben düzenlendiği, konusunun dava dışı firma ile yapılan eser sözleşmesinin kapsamını teşkil eden işi taahhüt eden yüklenici/müşteri dava dışı İntel firmasının ihale ile ilgili vermek zorunda olduğu teminat tutarının davalı banka tarafından garanti edildiği açıklamasını içerdiği, sözleşmenin farklı firma ile yapılmasına rağmen davalının bu sözleşmeye atıf yaparak düzenlediği ve asıl yüklenici Savrun vasıtasıyla davacıya ulaştırdığı, banka teminat mektubunun asıl sözleşmeden bağımsız bir taahhüt içerdiği, İntel firmasının asıl sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen asıl yüklenicinin davacıya olan yükümlülüklerini bir nevi garanti etmek suretiyle davalı Bankadan teminat mektubu almak suretiyle davacıya ulaştırdığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağladığı, yüklenici şirket ile İntel firması arasında ortak bakımından bağ yok ise de teminat mektubu lehdarı firmanın ortağının yüklenici firmanın teklifi ile şantiye şefi olarak görevlendirildiği, bu nedenle davalının tazmin zorunluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dava konusu teminat mektubunun davalı tarafından düzenlendiği, lehdar olarak belirtilen dava dışı İntel firmasının davacı muhataba karşı üstlendiği inşaat işinin yapılmasını garanti ettiği, kesin ve süreli bir nitelik taşıdığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, teminat mektubunun davalı garanti eden tarafından tazmin edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas- 1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle BK.nun 110. maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasında da teminat mektubunun BK.nun 110. maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesi olduğu yönü benimsenmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Bu genel açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa dönersek; dava konusu teminat mektubunda davalı garanti eden banka, dava dışı lehtar İntel firmasının davacı muhataba karşı olan inşaat yapma edimini garanti etmektedir. Ancak, davacı muhatap, teminat mektubunun tazmini istemini, bu mektubun lehtarı olmayan, asıl inşaat işini üstlenen dava dışı Savrun firmasının edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olmasına dayandırmaktadır. İbraz edilen eser sözleşmesinde davacının akidinin Savrun firması olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu teminat mektubunun lehtarı bu sözleşmeye taraf olmadığı gibi kefil veya
garanti eden sıfatı dahi bulunmamaktadır. Ayrıca, sözleşme ile lehtar firmaya bir sorumluluk da yüklenmemiştir. Bu durum karşısında, davalı garanti eden bankanın üçüncü kişi durumundaki lehtar İntel firmasının davacı muhataba karşı olan edimlerini garanti ettiği, dava dışı Savrun firmasına yönelik bir taahhüdünün bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10502 E. 2014/18202 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, bu kapsamda davalı «ticaret unvanının terkini» ile davalı tarafından kullanılan internet alan adının da tahsisinin iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece, davalının ticaret unvanından “İntel” ibaresinin terk …
… aporu ve dosya kapsamına göre, davacının “INTEL” markasının tanınmış marka olduğu, tanınmış markaların aynı ya da benzer mal veya hizmet alanlarında korunduğu gibi, «iltibasa» sebebiyet vermesi halinde de 556 sayılı KHK'nın 9/1-c maddesi kapsamında, farklı mal veya hizmet alanlarında da korunduğu, tarafların faaliyet alanlarının benzer olduğu, bu durumun gerek davacı markasının Türk Patent Enstitüsü nezdinde tutulan kayıtlarından gerekse de davalı şirketin beyanlarından ve şirket sözleşmesinden belirlendiği, "İntel" ile "İntelnet” ibareleri arasında benzerlik bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak davalının dava konusu ibareyi markasal kullanımının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların “İntel” ibaresine markasal kullanımları iddiası ile davacı «marka hakkına tecavüzlerinin» önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalı.....
A.Ş.)'nin dava öncesinde 2008 yılında «ticaret unvanının» değiştirilmiş olduğu anlaşıldığından bu davalıya yönelik talebin reddine, davalı İntel Telekominikasyon A.Ş. adına kayıtlı www.i......com.tr alan adı tahsisinin iptaline karar verilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca internet ortamında kullanımın «marka hakkına tecavüz» teşkil edip etmediği tartışılmaksızın yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16685 E. 2015/11819 K.
Ortak:banka teminat mektubu · garanti sözleşmesi · sözleşme serbestisi · lehdar · teminat mektubu · lehtar · riziko · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Banka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen «eser sözleşmesine» göre, yüklenici firmanın 250.000.00 TL tutarlı süresiz ve «kesin» «teminat mektubu» vermesinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin Yapı Kredi bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 125.000.00 TL tutarlı teminat mektubunu ilk etapta davacıya verdiği, bakiyesi için «uyuşmazlık konusu» teminat mektubunun sunulduğu, anılan mektubun davacıya hitaben düzenlendiği, konusunun dava dışı firma ile yapılan eser sözleşmesinin kapsamını teşkil eden işi «taahhüt» eden yüklenici/müşteri dava dışı İntel firmasının ihale ile ilgili vermek zorunda olduğu teminat tutarının davalı banka tarafından «garanti» edildiği açıklamasını içerdiği, sözleşmenin farklı firma ile yapılmasına rağmen davalının bu sözleşmeye atıf yaparak düzenlediği ve asıl yüklenici Savrun vasıtasıyla davacıya ulaştırdığı, «banka teminat mektubunun» asıl sözleşmeden bağımsız bir taahhüt içerdiği, İntel firmasının asıl sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen asıl yüklenicinin davacıya olan yükümlülüklerini bir nevi garanti etmek suretiyle davalı Bankadan teminat mektubu almak suretiyle davacıya ulaştırdığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağladığı, yüklenici şirket ile İntel firması arasında ortak bakımından bağ yok ise de teminat mektubu «lehdarı» firmanın ortağının yüklenici firmanın teklifi ile şantiye şefi olarak «görevlendirildiği», bu nedenle davalının tazmin zorunluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Banka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da «teminat mektubunun» mahiyeti itibariyle BK'nın 110. maddesinde sözü edilen «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» olduğu kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk talepte ödeme kaydı · depo kararı · muacceliyet · cy/cy kaydı · zamanaşımı
Benzer bu karardaDava, davacı lehine davalı ....'ye devredilen ... tarafından düzenlenen iki adet süresiz ve «ilk talepte ödeme kaydını» havi «teminat mektubunun», 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu süresiz teminat mektuplarında, riskin zamanaşımının doğduğu tarihten itibaren başladığı, tazmin riski devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «teminat» mektuplarının süresiz olduğu, süresiz teminat mektuplarında «zamanaşımının» riskin doğduğu tarihden itibaren başladığı, tazmin riski halen devam ettiğinden alacağın henüz «muaccel» olmadığı ve dolayısıyla zamanaşımının işlemeye başlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Vadesiz «teminat» mektuplarında «zamanaşımı», bu tür ilişkiler için yasalarda ayrı bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 10 yıl olup yine genel hükümler uyarınca bu süre alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren başlayacaktır.
… anın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği ilkesi de gözetildiğinde, söz konusu dosyada verilen riskin devam ettiği ve bu nedenle mektup bedellerinin «depo» edilmesine ilişkin karar, işbu davanın reddine gerekçe teşkil etmeyeceği gibi esasen anılan davada, «teminat» mektuplarının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığı noktasında da bir değerlendirme yapılmamıştır.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4470 E. 2021/5995 K.
Ortak:banka teminat mektubu · garanti sözleşmesi · sözleşme serbestisi · lehdar · teminat mektubu · lehtar · riziko · üçüncü kişi · Banka Teminat Mektubunun İadesi
İncelediğiniz karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Banka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen «eser sözleşmesine» göre, yüklenici firmanın 250.000.00 TL tutarlı süresiz ve «kesin» «teminat mektubu» vermesinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin Yapı Kredi bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 125.000.00 TL tutarlı teminat mektubunu ilk etapta davacıya verdiği, bakiyesi için «uyuşmazlık konusu» teminat mektubunun sunulduğu, anılan mektubun davacıya hitaben düzenlendiği, konusunun dava dışı firma ile yapılan eser sözleşmesinin kapsamını teşkil eden işi «taahhüt» eden yüklenici/müşteri dava dışı İntel firmasının ihale ile ilgili vermek zorunda olduğu teminat tutarının davalı banka tarafından «garanti» edildiği açıklamasını içerdiği, sözleşmenin farklı firma ile yapılmasına rağmen davalının bu sözleşmeye atıf yaparak düzenlediği ve asıl yüklenici Savrun vasıtasıyla davacıya ulaştırdığı, «banka teminat mektubunun» asıl sözleşmeden bağımsız bir taahhüt içerdiği, İntel firmasının asıl sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen asıl yüklenicinin davacıya olan yükümlülüklerini bir nevi garanti etmek suretiyle davalı Bankadan teminat mektubu almak suretiyle davacıya ulaştırdığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağladığı, yüklenici şirket ile İntel firması arasında ortak bakımından bağ yok ise de teminat mektubu «lehdarı» firmanın ortağının yüklenici firmanın teklifi ile şantiye şefi olarak «görevlendirildiği», bu nedenle davalının tazmin zorunluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMuhatap, «lehtar» ve «garanti» eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren «teminat mektubu», (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde olması nedeniyle bir tür «garanti sözleşmesidir».
Banka «teminat mektubu» ile «garanti» eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine «üçüncü kişi» durumunda bulunan «lehtarın» edimini «ifa» etmemesi ya da sair «rizikoların» ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
11.06.1969 tarihli ve 1969/4 E., 1969/6 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da «teminat mektubunun» mahiyeti itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun 110’uncu maddesinde sözü edilen «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» niteliğinde bir «garanti sözleşmesi» olduğu kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayrinakdi kredi · adi ortaklık · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · istinaf incelemesi · taraf ehliyeti · tacir
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu «teminat» mektuplarının bizzat davacı şirket tarafından verildiği, bu nedenle sözleşmeye konu işin de sona erdiği dikkate alınarak davacının tek başına «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin sona erdiği vergi dairesi cevabına göre gerekli tehir işlemlerinin yapılarak teminatın çözüldüğü, teminat …
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; dava konusu edilen bu «teminat» mektuplarının bizzat davacı şirket tarafından davalı lehine teminat olarak verildiği sabit olmakla ve sözleşmenin de 30/06/2017 tarihinde sona erdiği ihtilafsız olmasına göre davanın tek başına davacı tarafça açılabileceği, davacının aktif dava «ehliyeti» bulunduğu ve davalı tarafın bu yöndeki usulü itirazları ile istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ayrıca teminat mektuplarının davalı ile muhattabı bulunduğu vergi dairesi arasında bu vergi dairesinin talep edebileceği özel tüketim vergisine ilişkin hususların «garantörlüğü» için verildiği, ilgili vergi dairesince davacının içinde bulunduğu «adi ortaklık» ile davalı arasındaki 04/05/2017-30/10/2017 dönemine ilişkin olarak vergi dairesinde kayıtlı bulunan davalı şirket tarafından davacılara «teslimi» yapılan hava yakıtı miktarlarına ilişkin gerekli teyit işlemlerinin yapılıp, isabet eden tutarların yeni mal alımlarına mahsuben çözüldüğü, hem o dönem için hem de …
Dava, «tacirler» arasında düzenlenen Jet Yakıtı Helikopter Yakıtı Tedarik ve Teslim Hizmetleri Anlaşması gereğince verilen «teminat» mektuplarının iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu madde kapsamında, dava konusu «teminat» mektupları davacı adına «gayrinakdi kredi» hesabından düzenlenmiş ve davalı ile bağlı bulunduğu dava dışı vergi dairesine yakıt satışı nedeniyle oluşabilecek özel tüketim vergisine ilişkin hususların «garantörlüğü» için verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6839 E. 2014/12097 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · ticaret unvanına tecavüz · ticaret unvanının terkini · dürüstlük kuralına aykırılık · sicilden terkin · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı
Benzer bu karardaDavacının önce davalının marka başvurusuna itiraz etmesi, daha sonra peş peşe 16.1.2007, 30.11.2007, 15.7.2008, 4.3.2009 tarihli «ihtarnameler» göndermesi, ardından da işbu davayı açması ile “İNTEL” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiasında bulunduğundan davalının tanıtma işareti niteliğindeki “İNTELTEK” ibaresinin kullanımına karşı sessiz kaldığından söz edilemeyeceği gibi, önceki davranışı ile çelişki oluşturup karşı tarafta yarattığı güven nedeniyle «çelişkili davranma yasağı» (Venire contra factum proprium) ilkesi uyarınca MK’nun 2. maddesi ile düzenlenen «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturduğu da kabul edilemez.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5925 E. 2014/12070 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · ticaret unvanına tecavüz · ticaret unvanının terkini · dürüstlük kuralına aykırılık · sicilden terkin · oy yasağı · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı
Benzer bu karardaDavacının önce davalının marka başvurusuna itiraz etmesi, daha sonra peş peşe 16.1.2007, 30.11.2007, 15.7.2008, 4.3.2009 tarihli «ihtarnameler» göndermesi, ardından da işbu davayı açması ile “İNTEL” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiasında bulunduğundan davalının tanıtma işareti niteliğindeki “İNTELTEK” ibaresinin kullanımına karşı sessiz kaldığından söz edilemeyeceği gibi, önceki davranışı ile çelişki oluşturup karşı tarafta yarattığı güven nedeniyle «çelişkili davranma yasağı» (Venire contra factum proprium) ilkesi uyarınca MK’nun 2. maddesi ile düzenlenen «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturduğu da kabul edilemez.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; dava, davalının «ticaret unvanının», davacının tanınmış marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalının ticaret unvanından “İNTELTEK” ibaresinin çıkarılması, «sicilden terkini» ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanındaki “İNTELTEK” ibaresinin terkini talebinin ise sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
2001 olduğu, davalının sicile kaydından itibaren davacı tarafın bir süre haberdar olmadığı kabul edilse bile, 2006 yılında davalıya «ihtarname» gönderen ve aynı yıl davalı tarafından TPE nezdinde yapılan marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili engelleyen davacının, «ticaret unvanının terkini» için yaklaşık 9 yıl sessiz kaldıktan sonra 2010 yılında dava açmasından dolayı sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihinin üzerinden 9 yıl, davalıya ihtarname gönderilmesinin ve TPE nezdinde davalının marka başvurusu için itirazda bulunulmasının üzerinden de yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret unvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını «kötüniyetle» tescil ettirdiğinin kabulü için yeterli olmadığı, kaldı ki davalının ticaret unvanının İNTEL biçiminde olmayıp, İNTELTEK biçiminde olduğu, ticaret unvanının 2001 yılında kötüniyetle tescil edildiğine dair somut delilin bulunmadığı, davanın açıldığı dönemde unvanın markasal kullanımının ise markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluştursa bile tek başına terkin «sebebi» teşkil etmediği gerekçesiyle, terkin talebinin reddine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
… ığı anlaşılmakta ise de, bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara ve dosyada bulunan tanınmışlıkla ilgili tüm delillere göre, davacının İNTEL markasının, davalının «ticaret siciline» kayıt tarihi olan 2001 yılından önce Türkiye'de ve dünyada tanınmış marka olduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki bilgisayarların büyük bir bölümünde davacının üretimi olan işlemcilerin kullanıldığı, Türkiye'de ve dünyada pek çok kişinin bilgisayar satın alırken ya da kullanırken İNTEL ibaresini gördüğü ve duyduğu, toplumun oldukça büyük bir kesiminin İNTEL sözcüğünü, davacının tanınmış markası olarak algıladığı, bu markanın bilgisayar ve iletişim sektöründe yüksek derecede tanınmışlığa sahip olduğu, toplumun oldukça önemli bir kısmının İNTEL markasını bilgisayar iletişim sektöründe davacıya ait marka olarak tanıdığına göre, bu ibarenin, somut olayda söz konusu sınıflarda yani internet konusunda iş geliştirmek isteyen kurum ve kuruluşlara tasarım, teknik alt yapı, yazılım ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verme ve proje geliştirme ve benzeri hizmetler sunulması gibi hizmetlerde kullanılması durumunda, bu markayı ve ibareyi gören «ortalama tüketicinin», İNTELTEK ibaresinin kullanıldığı hizmetler ile davacı arasında derhal bir bağlantı kuracağı ve hatta davalı şirketi, davacının Türkiye'deki bir iştiraki olarak dahi algılayabileceği, nitekim davalının "İNTELTEK" ibaresini büyük puntolarla ve öne çıkararak unvanla birlikte, 9, 28, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescil için yaptığı marka başvurusunun, davacının itirazı üzerine TPE tarafından reddedildiği, kullanım örneklerine göre davalının 2001 yılında tescil ettirdiği «ticaret unvanını», tescil ettirdiği gibi kullanmayıp, tescilden farklı olarak, İNTELTEK ibaresini farklı renklerde ve büyük puntolar ile öne çıkarmak suretiyle kullandığı, böyle bir kullanımın unvan kullanımı niteliğinde görülemeyeceği ve bu kullanımın "markasal" nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının bu şekildeki kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 9/1-c ve 61. maddeleri anlamında «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet», Borçlar Kanunu anlamında «haksız fiil» teşkil ettiği ve dava tarihine kadar süregelen biçimde "unvanın markasal kullanım nedeniyle" markaya tecavüz ile haksız rekabetten dolayı tespit, ref, men, maddi d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/2661 E. , 2011/14743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/10/2010 tarih ve 2010/181-2010/584 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01/11/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Savrun firması arasında 01.06.2009 tarihli eser sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmenin 27. maddesinde firmanın 250.000.00 TL tutarlı kesin ve süresiz teminat mektubu vereceğinin kararlaştırıldığını, 03.06.2009 tarihli 125.000.00 TL tutarlı Yapı Kredi Bankası A.Ş’ye ait teminat mektubunu teslim ettiğini, bakiye kısmının ise, İntel firması tarafından davalı Bankadan temin edilen teminat mektubu ile karşılandığını, dava dışı yüklenicinin edimlerini ifa etmemesi nedeniyle bu teminat mektubunun tazmin talebinin davalı tarafından karşılanmadığını, oysa bu teminat mektubu olmasaydı sözleşmenin yürürlüğe girmeyeceğinin kararlaştırıldığını, lehdar İntel firmasının yüklenicinin edimlerini taahhüt ettiğini, teminat mektubunun 2/a maddesi uyarınca tazmin yükümlüğünün zincirleme olduğunu, ayrıca yüklenici firma ile lehdar İntel firması arasında da organik bağlar bulunduğunu, davalının tazmin sorumluluğunun olduğunu ileri sürerek, teminat mektubu bedeli 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teminat mektubunun, bu mektupta lehtar olarak görünen kişinin taahhüt ve yükümlülüklerini teminat altına aldığını, üçlü ilişkide davacının yer almadığını, İntel firması lehine düzenlendiğini, davacıyla ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen eser sözleşmesine göre, yüklenici firmanın 250.000.00 TL tutarlı süresiz ve kesin teminat mektubu vermesinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin Yapı Kredi bankası A.Ş tarafından düzenlenmiş 125.000.00 TL tutarlı teminat mektubunu ilk etapta davacıya verdiği, bakiyesi için uyuşmazlık konusu teminat mektubunun sunulduğu, anılan mektubun davacıya hitaben düzenlendiği, konusunun dava dışı firma ile yapılan eser sözleşmesinin kapsamını teşkil eden işi taahhüt eden yüklenici/müşteri dava dışı İntel firmasının ihale ile ilgili vermek zorunda olduğu teminat tutarının davalı banka tarafından garanti edildiği açıklamasını içerdiği, sözleşmenin farklı firma ile yapılmasına rağmen davalının bu sözleşmeye atıf yaparak düzenlediği ve asıl yüklenici Savrun vasıtasıyla davacıya ulaştırdığı, banka teminat mektubunun asıl sözleşmeden bağımsız bir taahhüt içerdiği, İntel firmasının asıl sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen asıl yüklenicinin davacıya olan yükümlülüklerini bir nevi garanti etmek suretiyle davalı Bankadan teminat mektubu almak suretiyle davacıya ulaştırdığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağladığı, yüklenici şirket ile İntel firması arasında ortak bakımından bağ yok ise de teminat mektubu lehdarı firmanın ortağının yüklenici firmanın teklifi ile şantiye şefi olarak görevlendirildiği, bu nedenle davalının tazmin zorunluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 125.000.00 TL’nin avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dava konusu teminat mektubunun davalı tarafından düzenlendiği, lehdar olarak belirtilen dava dışı İntel firmasının davacı muhataba karşı üstlendiği inşaat işinin yapılmasını garanti ettiği, kesin ve süreli bir nitelik taşıdığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, teminat mektubunun davalı garanti eden tarafından tazmin edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir.
11. 06.1969 Tarih 1969-4 Esas- 1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle BK.nun 110. maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasında da teminat mektubunun BK.nun 110. maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesi olduğu yönü benimsenmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır.
Bu genel açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa dönersek; dava konusu teminat mektubunda davalı garanti eden banka, dava dışı lehtar İntel firmasının davacı muhataba karşı olan inşaat yapma edimini garanti etmektedir. Ancak, davacı muhatap, teminat mektubunun tazmini istemini, bu mektubun lehtarı olmayan, asıl inşaat işini üstlenen dava dışı Savrun firmasının edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olmasına dayandırmaktadır. İbraz edilen eser sözleşmesinde davacının akidinin Savrun firması olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu teminat mektubunun lehtarı bu sözleşmeye taraf olmadığı gibi kefil veya
garanti eden sıfatı dahi bulunmamaktadır. Ayrıca, sözleşme ile lehtar firmaya bir sorumluluk da yüklenmemiştir. Bu durum karşısında, davalı garanti eden bankanın üçüncü kişi durumundaki lehtar İntel firmasının davacı muhataba karşı olan edimlerini garanti ettiği, dava dışı Savrun firmasına yönelik bir taahhüdünün bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, .
01. 11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028599000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz