Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6218 E. 2014/11905 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 266↗ hizmet bedeli↗ garantörlük↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın eskort römorkör hizmetinin gerekli olmamasına karşın kılavuz kaptan tarafından talepte bulunulması üzerine davalı tarafından verilen eskort römorkör hizmeti sonrasında davacı tarafından ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen bedele ilişkin olduğu, Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü ve buna ilişkin talimat hükümleri uyarınca boğaz geçişi başladıktan sonra arıza meydana gelen gemilerle geçiş sırasında en az 4 mil yapamayacak gemilere ve kısa süreli olmamak kaydıyla hızı 4 milin altına düşen gemilere eskort römorkör gönderileceğinin düzenlendiği, olay tarihinde dava konusu geminin hızının çok kısa süreliğine 3.2 Knota düştüğü, gemide bulunan kılavuz kaptanın risk değerlendirmesi yaparak eskort römorkörsüz olarak yola devam etmeme kararı aldığı, gemide makine arızası olmamasına ve hızın kısa süreli düşmesine karşın kılavuz kaptan tarafından alınan kararın boğazın yapısı itibariyle durumun ciddi risk arz etmesi nedeniyle uygun ve emniyetli bir karar olduğu, bu nedenle verilen hizmetin yasal bulunduğu, ancak dava konusu geminin vasıfları uyarınca 25 tonluk bir römorkörün tahsisinin gerektiği halde daha büyük bir römorkörün görevlendirilmesi nedeniyle fazlaca ücret tahakkuk ettirildiği, geminin vasıfları uyarınca tahsis edilmesi gereken römorkör karşılığı olarak davacıdan 3.600.00 USD'nin istenilebileceği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 12.745.00 TL'nin dava tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava; tüzük ve tarife hükümlerine aykırı olarak verildiği iddia olunan eskort römorkör hizmeti nedeniyle haksız tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi uyarınca mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınması yoluna gidileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; dava konusu uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Alınan bilirkişi raporunda; davalının çalışanı konumundaki kılavuz kaptanın, bogaz geçisi sırasında makinelerin kısa süreli devir kaybı nedeniyle oluşan riski aşırı yorumlayarak, Türk Bogazları Deniz Trafik Tüzüğü hükümleri uyarınca eskort römorkör hizmeti gerekmediği halde bu hizmetin alınmasına ve haksız yere hizmet bedeli ödenmesine sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna rağmen boğazların yapısı nedeniyle oluşacak risk durumu ve gemi hızının tekrar düşmeyeceğinin garantisinin bulunmadığından bahisle kılavuz kaptan tarafından yapılan değerlendirmenin ve verilen hizmetin hukuka uygun olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Ancak, HMK'nın 282. maddesinde belirtilen "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir" hükmü bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HMK'nın 281/2. maddesi) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HMK'nın 281/3. maddesi) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönülerek uyuşmazlığın hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Kaldı ki, dava konusu edilen hususlar teknik bir konu olup bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınacak düzeyde yeterli bulunmaması halinde oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmeksizin yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6219 E. 2018/202 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6331 E. 2016/413 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden «eksik inceleme» ile karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün davalı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9182 E. 2018/4868 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumsuzluk kaydı · sorumsuzluk anlaşması · gemi adamı · navlun sözleşmesi · vekalet sözleşmesi · zilyetlik · ağır kusur · navlun
Benzer bu karardaAncak, mahkemece hükme esas alınan ve emsal gösterilen Dairemiz kararında, çekilen konumunda olan geminin kendi «gemi adamlarının» idare ve «zilyetliği» altında olmadığı gibi kendi başına hareket kabiliyetinin de bulunmadığı belirtildikten sonra somut olaya uygun olarak kendisine ait hareket kabiliyeti ve mürettebatı olmayan bir geminin römorkör ile çekilmesi ilişkisinin «navlun sözleşmesi» olarak nitelendirilmesi gerektiği isabetle vurgulanmıştır.
… dana geldiği, "Birleşik Krallık yedekleme ve diğer hizmetler için standart koşullar tip sözleşmesi" gereğince römorkaj ameliyesinin gerçekleşmesi sırasında oluşacak «hasarlar» için «sorumsuzluk kaydı» bulunsa da BK'nın 115/1-3. maddesine göre bu maddenin hükümsüz olduğu, römorkör pilotunun «ağır kusuru» sonucu davacıya ait gemiye verilen hasardan davalı kurumun sorumlu olduğu, kopan 2 adet düz uçlu döner baba ve 2 adet sabit baba maliyetinin 4.248 USD, döner ve sa …
Mahkemece, taraflar arasındaki römorkaj sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle «navlun sözleşmesi» olarak değerlendirilmiş ve yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
O halde, mahkemece taraflar arasındaki ilişkiye «vekalet sözleşmesi» hükümleri göz önüne alınarak, 6098 sayılı TBK 115-116 maddeleri de değerlendirilmek suretiyle taraflar arasındaki sorumluluk ve «sorumsuzluk anlaşmalarının» bu bağlamda irdelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6229 E. 2018/1025 K.
Ortak:hizmet bedeli
İncelediğiniz karardaAlınan bilirkişi raporunda; davalının çalışanı konumundaki kılavuz kaptanın, bogaz geçisi sırasında makinelerin kısa süreli devir «kaybı» nedeniyle oluşan riski aşırı yorumlayarak, Türk Bogazları Deniz Trafik Tüzüğü hükümleri uyarınca eskort römorkör hizmeti gerekmediği halde bu hizmetin alınmasına ve haksız yere «hizmet bedeli» ödenmesine sebebiyet verdiği belirtilmiştir.
Benzer bu kararda3.2.2, 3.2.4, ve 1.4.4.5/2 hükümleri uygulanılmak suretiyle ödenmesi gereken «hizmet bedeli» ve alacağın hesaplanması gerektiği, bu hükümler gözetildiğinde römorkörün hızı da dikkate alınarak bağlama yerinden ayrılış, refakat süresi ve bağlama limanına dön …
2- Davacı vekilin temyiz itirazlarına gelince, «uyuşmazlık konusu» alacağın römork hizmetine ilişkin olduğu ve «hizmet bedeli» de... tarifesine göre hesaplanabilir mahiyette bulunduğu, ayrıca tazmini mahiyette bir alacak vasfı da bulunmadığı gözetilerek «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken, mahkemece takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak mahiyetinde bulunmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kusur
Benzer bu karardaAncak -/- bu süre içinde kuruluşun «kusuru» yüzünden kaybedilen süreler ücretin hesabında dikkate alınmaz." hükmünün yer aldığı, fakat bu hükmün sadece limanlar için uygulanacağı, boğazlarda verilen kurtarma hizmetinin süresi tarifenin 3.2.2, 3.2.4, hükümlerine tabi olduğu, gerekçesiyle davacının alacağının 12.888,00 TL «asıl alacak» olmak üzere toplam tarifenin geç ödenmesi maddesine göre belirlenen gecikme zammı ile toplam 16.290,43 TL olduğu, bu nedenlerle itirazın iptaline, alacağın likid olmadığından «icra inkara tazminatına» ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilin temyiz itirazlarına gelince, «uyuşmazlık konusu» alacağın römork hizmetine ilişkin olduğu ve «hizmet bedeli» de... tarifesine göre hesaplanabilir mahiyette bulunduğu, ayrıca tazmini mahiyette bir alacak vasfı da bulunmadığı gözetilerek «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken, mahkemece takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak mahiyetinde bulunmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6218 E. , 2014/11905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 52. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/11/2013
NUMARASI 2012/135-2013/234
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.11.2013 tarih ve 2012/135-2013/234 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin acenteliğini yaptığı geminin 12.11.2011 günü güney-kuzey yönlü İstanbul Boğaz geçisi yaptığını, bu sırada gemide bulunan davalının çalışanı kılavuz kaptanın Türkiye Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü ve buna bağlı uygulama talimatı hükümlerine aykırı olarak gemiye eskort römorkör tahsis edilmesi talebinde bulunduğunu, bu nedenle davalı tarafından gemiye römorkör hizmeti verilerek 10.800.00 USD römorkör ücreti tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bu bedeli geminin hareketine izin verilmemesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 19.117.08 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olay tarihinde boğaz geçişi yapan davacıya ait geminin hızının ve motor devrinin belirlenen limitlerin altına düştüğünün gemide bulunan kılavuz kaptan tarafından tespit edilmesi sonrasında römorkör talep edildiğini, müvekkilince geminin risk oluşturması karşısında en yakın römorkörün eskort hizmeti için geminin bulunduğu yere gönderildiğini, yapılan işlemin ve tahakkuk ettirilen ücretin yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın eskort römorkör hizmetinin gerekli olmamasına karşın kılavuz kaptan tarafından talepte bulunulması üzerine davalı tarafından verilen eskort römorkör hizmeti sonrasında davacı tarafından ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen bedele ilişkin olduğu, Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü ve buna ilişkin talimat hükümleri uyarınca boğaz geçişi başladıktan sonra arıza meydana gelen gemilerle geçiş sırasında en az 4 mil yapamayacak gemilere ve kısa süreli olmamak kaydıyla hızı 4 milin altına düşen gemilere eskort römorkör gönderileceğinin düzenlendiği, olay tarihinde dava konusu geminin hızının çok kısa süreliğine 3.2 Knota düştüğü, gemide bulunan kılavuz kaptanın risk değerlendirmesi yaparak eskort römorkörsüz olarak yola devam etmeme kararı aldığı, gemide makine arızası olmamasına ve hızın kısa süreli düşmesine karşın kılavuz kaptan tarafından alınan kararın boğazın yapısı itibariyle durumun ciddi risk arz etmesi nedeniyle uygun ve emniyetli bir karar olduğu, bu nedenle verilen hizmetin yasal bulunduğu, ancak dava konusu geminin vasıfları uyarınca 25 tonluk bir römorkörün tahsisinin gerektiği halde daha büyük bir römorkörün görevlendirilmesi nedeniyle fazlaca ücret tahakkuk ettirildiği, geminin vasıfları uyarınca tahsis edilmesi gereken römorkör karşılığı olarak davacıdan 3.600.00 USD'nin istenilebileceği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 12.745.00 TL'nin dava tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava; tüzük ve tarife hükümlerine aykırı olarak verildiği iddia olunan eskort römorkör hizmeti nedeniyle haksız tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi uyarınca mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınması yoluna gidileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; dava konusu uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Alınan bilirkişi raporunda; davalının çalışanı konumundaki kılavuz kaptanın, bogaz geçisi sırasında makinelerin kısa süreli devir kaybı nedeniyle oluşan riski aşırı yorumlayarak, Türk Bogazları Deniz Trafik Tüzüğü hükümleri uyarınca eskort römorkör hizmeti gerekmediği halde bu hizmetin alınmasına ve haksız yere hizmet bedeli ödenmesine sebebiyet verdiği belirtilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporuna rağmen boğazların yapısı nedeniyle oluşacak risk durumu ve gemi hızının tekrar düşmeyeceğinin garantisinin bulunmadığından bahisle kılavuz kaptan tarafından yapılan değerlendirmenin ve verilen hizmetin hukuka uygun olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Ancak, HMK'nın 282. maddesinde belirtilen "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir" hükmü bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HMK'nın 281/2. maddesi) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HMK'nın 281/3. maddesi) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönülerek uyuşmazlığın hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.
Kaldı ki, dava konusu edilen hususlar teknik bir konu olup bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınacak düzeyde yeterli bulunmaması halinde oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmeksizin yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102229200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz