Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6331 E. 2016/413 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve öncesinde alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; .... gemisinin makine arızası yapmadığı, çok kısa bir süreliğine makine değerinde düşme yaşandığı, bu sürenin 15 saniye kadar bir süre olduğu, davalının çalışanı kılavuz kaptanın ...'ye danışmadan eskort römorkör istemiş olduğu, .... kayıtlarına göre geminin süratinin kısa süreliğine 3,2 kinotsa düştüğü, devamlı bir hız sorunu yaşanmadığı, devir düşmesi yaşandıktan dakikalar sonra geminin süratinin normale döndüğü ve boğaz seyrine devam ederken römorkörün geldiği, Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü'nün 7/1(d) maddesinde boğaz geçişi sırasında gemilerin yapması gereken minimum süratin 4 mil olarak belirlendiği, boğaz geçişi esnasında hızın kısa süreli olmamak şartıyla 4 mil altına düşen gemilere refakat hizmetli römorkörler gönderilebileceğinin belirtildiği, davalının davacıdan eskort römorkör ücreti talep etmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tüzük ve tarife hükümlerine aykırı olarak verildiği iddia olunan eskort römorkör hizmeti nedeniyle haksız tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlığa ilişkin hususlar teknik bir konudur. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için uzman bilirkişilerden rapor alınmış ise de, verilen ilk kararda, bilirkişi raporundaki görüşlerin aksi yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olmakla, önceki bozma ilamında, bu şekilde gerekçe oluşturulması eleştirilmiş ve bilirkişi raporunun hükme esas alınacak yeterlilikte görülmemesi halinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın, bu kez mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmiş ise de bu halde dahi bozmanın gereğinin yerine getirildiği söylenemez. Zira, mahkeme, ilk kararında mevcut rapora aykırı hüküm tesis etmekle rapora itibar etmediğini açıkça ortaya koymuş olup, bozmadan sonra mevcut rapora tümüyle itibar etmesi kendi içinde çelişki oluşturmaktadır. Kaldı ki, bozma ilamında, mevcut rapora itibar edilmesi gerektiği yönünde de bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün davalı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6219 E. 2018/202 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6218 E. 2014/11905 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · hizmet bedeli · garantörlük · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAlınan bilirkişi raporunda; davalının çalışanı konumundaki kılavuz kaptanın, bogaz geçisi sırasında makinelerin kısa süreli devir «kaybı» nedeniyle oluşan riski aşırı yorumlayarak, Türk Bogazları Deniz Trafik Tüzüğü hükümleri uyarınca eskort römorkör hizmeti gerekmediği halde bu hizmetin alınmasına ve haksız yere «hizmet bedeli» ödenmesine sebebiyet verdiği belirtilmiştir.
… nedenle verilen hizmetin yasal bulunduğu, ancak dava konusu geminin vasıfları uyarınca 25 tonluk bir römorkörün tahsisinin gerektiği halde daha büyük bir römorkörün «görevlendirilmesi» nedeniyle fazlaca ücret tahakkuk ettirildiği, geminin vasıfları uyarınca tahsis edilmesi gereken römorkör karşılığı olarak davacıdan 3.600.00 USD'nin istenilebilec …
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun «266». maddesi uyarınca mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınması yoluna gidileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporuna rağmen boğazların yapısı nedeniyle oluşacak risk durumu ve gemi hızının tekrar düşmeyeceğinin «garantisinin» bulunmadığından bahisle kılavuz kaptan tarafından yapılan değerlendirmenin ve verilen hizmetin hukuka uygun olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9182 E. 2018/4868 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumsuzluk kaydı · sorumsuzluk anlaşması · gemi adamı · navlun sözleşmesi · vekalet sözleşmesi · zilyetlik · ağır kusur · navlun
Benzer bu karardaAncak, mahkemece hükme esas alınan ve emsal gösterilen Dairemiz kararında, çekilen konumunda olan geminin kendi «gemi adamlarının» idare ve «zilyetliği» altında olmadığı gibi kendi başına hareket kabiliyetinin de bulunmadığı belirtildikten sonra somut olaya uygun olarak kendisine ait hareket kabiliyeti ve mürettebatı olmayan bir geminin römorkör ile çekilmesi ilişkisinin «navlun sözleşmesi» olarak nitelendirilmesi gerektiği isabetle vurgulanmıştır.
… dana geldiği, "Birleşik Krallık yedekleme ve diğer hizmetler için standart koşullar tip sözleşmesi" gereğince römorkaj ameliyesinin gerçekleşmesi sırasında oluşacak «hasarlar» için «sorumsuzluk kaydı» bulunsa da BK'nın 115/1-3. maddesine göre bu maddenin hükümsüz olduğu, römorkör pilotunun «ağır kusuru» sonucu davacıya ait gemiye verilen hasardan davalı kurumun sorumlu olduğu, kopan 2 adet düz uçlu döner baba ve 2 adet sabit baba maliyetinin 4.248 USD, döner ve sa …
Mahkemece, taraflar arasındaki römorkaj sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle «navlun sözleşmesi» olarak değerlendirilmiş ve yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
O halde, mahkemece taraflar arasındaki ilişkiye «vekalet sözleşmesi» hükümleri göz önüne alınarak, 6098 sayılı TBK 115-116 maddeleri de değerlendirilmek suretiyle taraflar arasındaki sorumluluk ve «sorumsuzluk anlaşmalarının» bu bağlamda irdelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7883 E. 2014/15444 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra dairesinin yetkisine itiraz · yetkisizlik itirazı · donatan · acente · acentelik · icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaA.. olduğunun gösterildiği, Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nın yazıları ile 30.12.2003 tarihinden itibaren verilen hizmetlere ilişkin daha önceki tarihleri içeren ve Trafik Düzen Başkanlığı'nca taraflarına devredilen CD ortamındaki kayıtlara ve gemilerin sefer, «donatan» ve «acente» bilgilerine göre "P." gemisinin 21.04.2001 tarihli Çanakkale Boğaz geçişinde SP1 raporları veren boğaz «acentesi» olarak M.M.
Deniz İşletmeciliği A.Ş'nin bildirildiği, bu nedenlerle davalının boğaz «acentesi» olarak dava konusu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptali ile takibin 1.475,99 TL «asıl alacak», 1.936,21 TL ceza ve ek ücret olmak üzere toplam 3.412,20 TL üzerinden, asıl alacağa icra takip tarihinden 01.01.2004 tarihine kadar %7, 01.01.2004 tarihinden 02.03.2005 tarihine kadar %4, 02.03.2005 tarihinden 21.04.2006 tarihine kadar %3, 21.04.2006 tarihinden 19.11.2009 tarihine kadar %2,5, 19.11.2009 tarihinden sonra aylık %1,95 olmak ve devamında da dönemlere göre değişen oranlarda aylık ilave ücret uygulanmak suretiyle devamına, alacak likit olduğundan 3.412,20 TL asıl alacak üzerinden %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «icra dairesinin yetkisine itirazının» yerinde görülmediği, K..
A.. olarak belirtildiği, yine Deniz Trafik Kontrol İstasyonu Çanakkale Boğazı Trafik J.'nde de 21.04.2011 tarihi itibariyle "P." gemisinin «acente» SP bölümünde «acentenin» M..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6331 E. , 2016/413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/12/2014 tarih ve 2014/1357-2014/415 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin acenteliğini yaptığı geminin 12.11.2011 günü güney-kuzey yönlü İstanbul Boğaz geçişi yaptığı sırada gemide bulunan davalının çalışanı kılavuz kaptanın Türkiye Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü ve buna bağlı uygulama talimatı hükümlerine aykırı olarak gemiye eskort römorkör tahsis edilmesi talebinde bulunduğunu, bu nedenle davalı tarafından gemiye römorkör hizmeti verilerek 10.800,00 USD römorkör ücreti tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bu bedeli geminin hareketine izin verilmemesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, 19.117,08 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olay tarihinde boğaz geçişi yapan davacıya ait geminin hızının ve motor devrinin belirlenen limitlerin altına düştüğünün gemide bulunan kılavuz kaptan tarafından tespit edilmesi sonrasında römorkör talep edildiğini, müvekkilince geminin risk oluşturması karşısında en yakın römorkörün eskort hizmeti için geminin bulunduğu yere gönderildiğini, yapılan işlemin ve tahakkuk ettirilen ücretin yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve öncesinde alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; .... gemisinin makine arızası yapmadığı, çok kısa bir süreliğine makine değerinde düşme yaşandığı, bu sürenin 15 saniye kadar bir süre olduğu, davalının çalışanı kılavuz kaptanın ...'ye danışmadan eskort römorkör istemiş olduğu, .... kayıtlarına göre geminin süratinin kısa süreliğine 3,2 kinotsa düştüğü, devamlı bir hız sorunu yaşanmadığı, devir düşmesi yaşandıktan dakikalar sonra geminin süratinin normale döndüğü ve boğaz seyrine devam ederken römorkörün geldiği, Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü'nün 7/1(d) maddesinde boğaz geçişi sırasında gemilerin yapması gereken minimum süratin 4 mil olarak belirlendiği, boğaz geçişi esnasında hızın kısa süreli olmamak şartıyla 4 mil altına düşen gemilere refakat hizmetli römorkörler gönderilebileceğinin belirtildiği, davalının davacıdan eskort römorkör ücreti talep etmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tüzük ve tarife hükümlerine aykırı olarak verildiği iddia olunan eskort römorkör hizmeti nedeniyle haksız tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkindir.
Önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlığa ilişkin hususlar teknik bir konudur. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için uzman bilirkişilerden rapor alınmış ise de, verilen ilk kararda, bilirkişi raporundaki görüşlerin aksi yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olmakla, önceki bozma ilamında, bu şekilde gerekçe oluşturulması eleştirilmiş ve bilirkişi raporunun hükme esas alınacak yeterlilikte görülmemesi halinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın, bu kez mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmiş ise de bu halde dahi bozmanın gereğinin yerine getirildiği söylenemez.
Zira, mahkeme, ilk kararında mevcut rapora aykırı hüküm tesis etmekle rapora itibar etmediğini açıkça ortaya koymuş olup, bozmadan sonra mevcut rapora tümüyle itibar etmesi kendi içinde çelişki oluşturmaktadır. Kaldı ki, bozma ilamında, mevcut rapora itibar edilmesi gerektiği yönünde de bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün davalı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/224101300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz