Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13465 E. 2014/14888 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işletme devri↗ ispat yükü↗ ifa↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ protokol↗ haciz↗ taşıyan↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, yanlar arasında "protokoldür" başlığı ile düzenlenen 7 maddelik adi sözleşme yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, anılan protokolün fotokopi niteliğinde olduğu, davacının aslının bulunmadığını bildirdiği, davalının, bunun nedeninin belgenin taraflarca imha edilmesi olarak açıkladığı, herkesin iddiasını kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, aslı sunulamayan protokolün konusunun radyo frekans (radyo ve tv yayın hakkı) devrine ilişkin olduğu, giriş metninde şirket genel kurul kararı alınarak devrin davacı tarafından sağlanacağının kararlaştırıldığı, sonra söz konusu radyonun yayın hakkının davalının ortağı olduğu Yü-Şa Radyo Tv A.Ş.'ye 25.09.2008 tarihinde devir-temlik edildiği ve D.Radyo Tv. Prod. A.Ş.'nin yayıncı kütüğünden çıkartıldığı, davalı tarafından şirketin tüzel kişiliğinin değil, frekans hakkının ortağı olduğu şirket adına devir aldığı yönünde İzmir 6.İcra Ceza Mahkemesinin 2011/177 esas sayılı dosyasına beyanları ve söz konusu devreden şirket adına yaptığını belirttiği ödemelere ilişkin açıklamalarının olduğu, ayrıca protokolde adı geçen alacaklı T. Ö. tarafından yapılan icra takibinin haciz tutanağında da D.Radyo'nun borçlarından dolayı haczedilen malları kendisinin satın aldığını ifade ettiği, bu yönüyle yayın hakkı devrine ilişkin hukuki ilişkinin varlığı ve davalı tarafından yayın hakkı devir alınan radyonun bir kısım borçlarının ödendiğinde tereddüt bulunmadığı, frekans devrini içeren hukuki ilişkinin varlığı inkar edilmediği, söz konusu protokol gereği borç nakline ilişkin düzenlemelerin belirlenenden fazla olduğu gerekçesiyle protokolün imha edilerek feshedildiğinin savunulduğu, yayın hakkı devrine ilişkin sözleşmenin noterde yapılmasına rağmen davaya dayanak olarak sunulan belgenin adi belge olması itibariyle geçerliliğinin tespiti genel kural gereğince aslının sunulmasına bağlı olacağı, belgenin aslının sunulmamasına gerekçe olarak fesih nedeniyle imha edildiği savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bunun aksine sonuç çıkartan davacı imha edilmediğini ispat ile yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme devri protokolüne dayalı alacak islemine ilişkindir.
Davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete ait yerel radyo frekansının davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirkete devri konusunda noter huzurunda sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin RTÜK tarafından kabul edilerek davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirket adına kaydının yapıldığı, başka bir ifadeyle frekans devrinin gerçekleştiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, bu devrin temelini oluşturan bir protokol olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, kendisinin, davalının ve dava dışı devreden şirket ortağı iki ayrı kişinin imzasını taşıyan protokol uyarınca devrin yapıldığını, anılan protokol uyarınca davalının, devir eden şirkete ait bir kısım borcu ödemeyi üstlendiğini, devrin gerçekleşmesine rağmen davalının devreden şirketin takibe konulan bu borcunu ödemediğini, kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürmüştür. Davalı ise, davacı dayanağı protokolün doğru olduğunu, bu protokol imzalandıktan sonra dava dışı devir eden şirketin başka borçlarının çıkması sonrasında anılan protokolün yırtılarak imha edildiğini, yeniden protokol düzenlenerek devrin gerçekleştiğini, bir borcunun olmadığını, davacının dayandığı protokolde açıklanan borçtan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemenin de kabul ettiği üzere, taraflar arasında radyo frekansı devrine ilişkin hukuki bir ilişkinin olduğu, bu ilişkiye bağlı olarak RTÜK nezdinde devir işlemi yapılması için, tarafların ortağı bulunduğu şirketler arasında noter devir protokolü düzenlendiği tartışmasızdır. Davacı, taraflar arasında devre ilişkin olarak ibraz ettiği protokolün imzalandığı, davalının bir kısım edimini ifa etmediği iddiasındadır. Dayandığı protokolün aslını sunamamış, fotokopisini ibraz etmiştir. Ancak, davalı bu protokolün varlığını kabul etmiş, değişen şartlar nedeniyle imha edildiğini, yeni protokol çerçevesinde devrin yapıldığını, önceki protokolün hükmünün kalmadığını savunmuştur. O halde, her ne kadar davacı dayandığı protokolün aslını sunamamış ise de taraflar arasında hukuki ilişkinin mevcudiyeti, devrin şirketler arasında gerçekleştiği ve bu protokolün varlığı davalı tarafça kabul edildiğine göre, davacının dayandığı protokolün imha edilerek sona erdirildiği ve yeni protokol uyarınca devrin sağlandığı hususunun davalı tarafından ispat edilmesi gerekir.
Bu durum karşısında, dava konusu olayda ispat yükünün davalıya ait olduğu kabul edilip, tarafların kanıtlarının buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6339 E. 2017/6763 K.
Ortak:işletme devri · ispat yükü · ifa · protokol · taşıyan · cy/cy kaydı · ibraz
İncelediğiniz karardaDavacı, taraflar arasında devre ilişkin olarak «ibraz» ettiği «protokolün» imzalandığı, davalının bir kısım edimini «ifa» etmediği iddiasındadır.
Dava, «işletme devri» «protokolüne» dayalı alacak islemine ilişkindir.
Davacı, kendisinin, davalının ve dava dışı devreden şirket ortağı iki ayrı kişinin imzasını «taşıyan» «protokol» uyarınca devrin yapıldığını, anılan protokol uyarınca davalının, devir eden şirkete ait bir kısım borcu ödemeyi üstlendiğini, devrin gerçekleşmesine rağmen davalının devreden şirketin takibe konulan bu borcunu ödemediğini, kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında devre ilişkin olarak «ibraz» ettiği «protokolün» imzalandığı, davalının bir kısım edimini «ifa» etmediği iddiasındadır.
Dava, «işletme devri» «protokolüne» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı, kendisinin, davalının ve dava dışı devreden şirket ortağı iki ayrı kişinin imzasını «taşıyan» «protokol» uyarınca devrin yapıldığını, anılan protokol uyarınca davalının, devir eden şirkete ait bir kısım borcu ödemeyi üstlendiğini, devrin gerçekleşmesine rağmen davalın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · infaz · geçersizlik · çek
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; ilk «protokolün» «geçersiz» hale getirildiğinin davalı tarafça ispatlandığı, ilk protokolün geçersiz hale getirilmesinin nedeninin sözleşme dışı kişilerin müdahalesi olduğu, bu müdahale kapsamında müdahale eden kişilere davalının bizzat ödeme yapması, borca-ödemeye karşılık davalı tarafından «çek» verilmesi kapsamında sözleşme dışı kişilerin ikna edilmiş olduğu, ilk sözleşmede hüküm altına alınan 328.000,00 TL ile sözleşmenin kurulmasından önce davalı tarafı …
İcra Ceza Mahkemesinin 2009/825 ve 2008/3210 Esas sayılı dosyalarında davacının 3 ay tazyik hapsine çarptırılması ve davacının ceza «infaz» kurumunda bulunmasından kaynaklı manevi tazminattan ve ...'a ödenmeyen borçtan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmuş olup, davacının dayandığı «protokolün» imha edilerek sona erdirildiği ve yeni anlaşma çerçevesinde devrin gerçekleştirildiği hususunda davalı tarafça «tanık deliline» başvurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1172 E. 2023/7769 K.
Ortak:fesih · protokol
İncelediğiniz karardaÖ. tarafından yapılan icra takibinin «haciz» tutanağında da D.Radyo'nun borçlarından dolayı haczedilen malları kendisinin satın aldığını ifade ettiği, bu yönüyle yayın hakkı devrine ilişkin hukuki ilişkinin varlığı ve davalı tarafından yayın hakkı devir alınan radyonun bir kısım borçlarının ödendiğinde tereddüt bulunmadığı, frekans devrini içeren hukuki ilişkinin varlığı inkar edilmediği, söz konusu «protokol» gereği borç nakline ilişkin düzenlemelerin belirlenenden fazla olduğu gerekçesiyle protokolün imha edilerek feshedildiğinin savunulduğu, yayın hakkı devrine ilişkin sözleşmenin noterde yapılmasına rağmen davaya dayanak olarak sunulan belgenin adi belge olması itibariyle geçerliliğinin tespiti genel kural gereğince aslının sunulmasına bağlı olacağı, belgenin aslının sunulmamasına gerekçe olarak «fesih» nedeniyle imha edildiği savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bunun aksine sonuç çıkartan davacı imha edilmediğini ispat ile yükümlü bulunduğu gerekçes …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, yanlar arasında "«protokoldür»" başlığı ile düzenlenen 7 maddelik adi sözleşme yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, anılan protokolün fotokopi niteliğinde olduğu, davacının aslının bulunmadığını bildirdiği, davalının, bunun nedeninin belgenin taraflarca imha edilmesi olarak açıkladığı, herkesin iddiasını kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, aslı sunulamayan protokolün konusunun radyo frekans (radyo ve tv yayın hakkı) devrine ilişkin olduğu, giriş metninde şirket genel kurul kararı alınarak devrin davacı tarafından sağlanacağının kararlaştırıldığı, sonra söz konusu radyonun yayın hakkının davalının ortağı olduğu Yü-Şa Radyo Tv A.Ş.'ye 25.09.2008 tarihinde devir-«temlik» edildiği ve D.Radyo Tv.
A.Ş.'nin yayıncı kütüğünden çıkartıldığı, davalı tarafından şirketin «tüzel kişiliğinin» değil, frekans hakkının ortağı olduğu şirket adına devir aldığı yönünde İzmir 6.İcra Ceza Mahkemesinin 2011/177 esas sayılı dosyasına beyanları ve söz konusu devreden şirket adına yaptığını belirttiği ödemelere ilişkin açıklamalarının olduğu, ayrıca «protokolde» adı geçen alacaklı T.
Benzer bu kararda… sayısı belirtilen sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödemelerin 1 yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi durumunda, işbu sözleşmenin herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın ... taraflı «fesih» edilmiş olacağı ve geri kalan aylara ait kiraların «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığı, «sözleşmenin feshine» kadar toplam ödenen rakamın 188.290,16 TL olduğu, sözleşmenin feshine kadar kira bedeli 119.733,66 TL olmakla fazla ödenen kiranın (188.290,16 TL - 119.733,66) 68.556,50 TL olduğu, davacı tarafça yapılan Mu-Yap, Mesam, MSG ve RTÜK ödemeleri 42.440,23 TL olmakla buna göre fesih tarihine kadar (68.556,50 TL-42.440,23 TL) 26.116,27 TL fazla ödeme yapıldığı, fesih tarihinden sonra davacının talep edebileceği kira bedelinin (Nisan 2009 ila Aralık 2009 arası) 132.163,78 TL'den fazla ödenen bedelin mahsubu sonrası (132.163,78 TL-26.116,27 TL)=106.047,51 TL olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 106.047,51 TL alacağın «temerrüt tarihi» olan 18.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… bepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşmede ödemelerin, bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi durumunda, herhangi bir «ihbara» neden olmaksızın sözleşmenin ... taraflı «fesih» edilmiş olacağı ve geri kalan aylara ait kiraların da «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle davalı şirketin sözleşme sonuna kadar yapması gereken tüm ödemelerin muaccel hale geldiğini, ancak «son» bilirkişi raporunda buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, bu hesabın bozma öncesi 20.11.2012 tarihli raporda yapıldığını, bozma ilamında da davalı şirketin sözleşme sonuna kadar olan prodüksiyon bedeline ilişkin ödeme sorumluluğunun aksine bir karar verilmediğini, kaldı ki davalının cevabi «ihtarnamesinde» de «ikrarda» bulunduğunu, faturalar yalnız prodüksiyon ödemelerine ilişkin olduğunu, RTÜK ve meslek odalarına yapılan ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin «defterlerinde» kayıtlı olduğunu, ancak davalının ödeme iddiasına rağmen defterlerinde ödemeye ilişkin kayıt tespit edilemediğini, 14.03.2008 ve 13.06.2008 «fatura» bedellerinin 2006 yılındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklandığını, kaldı ki dava konusuna ilişkin sözleşme tarihinin 22.12.2008 olduğunu, dolayısıyla davalının 2008 yılına ait bu kalemleri ödediğini ispat edemediğini, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde alacak TL cinsinden talep edilmiş olsa da, «ıslah» dilekçesi ile bilirkişi raporları doğrultusunda alacak kaleminin USD cinsine çevrildiğini, alacağın muaccel olduğu tarihteki kur üzerinden hesaplanarak karar verilmesi halinde geçen 10 yıldan fazla sürede USD kurunun yüksek artışı nedeniyle müvekkilinin ağır hak «kaybına» uğrayacağını, bu sebeple alacak hesabında alacağın muaccel olduğu USD ... değil, fiili ödeme günündeki kur gözetilerek hesap yapılması gerektiğini belirterek karar …
Davalı, aşamalardaki tüm beyanlarında; davacının yasal olarak ödemek zorunda olduğu MESAM-MSG-MÜYAP(RATEM çatısı altında 04.03.2008 tarihli «protokol» gereği birleşmiş) ve RTÜK paylarına ilişkin ödemelerin, taraflar arasındaki sözleşme gereği prodüksiyon yapım ve reklam yayın yetkisi (ya da kiralama bedeli)bedeli ile birlikte kesilen «fatura» karşılığı ödendiğini belirtmiş, ek rapora beyanlarını içeren 10.10.2016 tarihli dilekçesinde de davacı tarafından aylık olarak kesilen fatura bedellerinin kira ve kuruluş ödemelerinin toplamına göre kesildiğini ve ayrı bir gider kalemi olarak gösterilmeyen bu RTÜK ve «meslek kuruluşları» ödemelerinin davacı şirket adına yapılmış olduğu beyanını yinelemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meslek kuruluşu · muaccel alacak · temerrüt tarihi · sözleşmenin feshi · ikrar · muacceliyet · kâr kaybı · ihbar
Benzer bu kararda… sayısı belirtilen sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödemelerin 1 yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi durumunda, işbu sözleşmenin herhangi bir «ihbara» gerek olmaksızın ... taraflı «fesih» edilmiş olacağı ve geri kalan aylara ait kiraların «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığı, «sözleşmenin feshine» kadar toplam ödenen rakamın 188.290,16 TL olduğu, sözleşmenin feshine kadar kira bedeli 119.733,66 TL olmakla fazla ödenen kiranın (188.290,16 TL - 119.733,66) 68.556,50 TL olduğu, davacı tarafça yapılan Mu-Yap, Mesam, MSG ve RTÜK ödemeleri 42.440,23 TL olmakla buna göre fesih tarihine kadar (68.556,50 TL-42.440,23 TL) 26.116,27 TL fazla ödeme yapıldığı, fesih tarihinden sonra davacının talep edebileceği kira bedelinin (Nisan 2009 ila Aralık 2009 arası) 132.163,78 TL'den fazla ödenen bedelin mahsubu sonrası (132.163,78 TL-26.116,27 TL)=106.047,51 TL olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 106.047,51 TL alacağın «temerrüt tarihi» olan 18.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… bepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşmede ödemelerin, bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi durumunda, herhangi bir «ihbara» neden olmaksızın sözleşmenin ... taraflı «fesih» edilmiş olacağı ve geri kalan aylara ait kiraların da «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle davalı şirketin sözleşme sonuna kadar yapması gereken tüm ödemelerin muaccel hale geldiğini, ancak «son» bilirkişi raporunda buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, bu hesabın bozma öncesi 20.11.2012 tarihli raporda yapıldığını, bozma ilamında da davalı şirketin sözleşme sonuna kadar olan prodüksiyon bedeline ilişkin ödeme sorumluluğunun aksine bir karar verilmediğini, kaldı ki davalının cevabi «ihtarnamesinde» de «ikrarda» bulunduğunu, faturalar yalnız prodüksiyon ödemelerine ilişkin olduğunu, RTÜK ve meslek odalarına yapılan ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin «defterlerinde» kayıtlı olduğunu, ancak davalının ödeme iddiasına rağmen defterlerinde ödemeye ilişkin kayıt tespit edilemediğini, 14.03.2008 ve 13.06.2008 «fatura» bedellerinin 2006 yılındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklandığını, kaldı ki dava konusuna ilişkin sözleşme tarihinin 22.12.2008 olduğunu, dolayısıyla davalının 2008 yılına ait bu kalemleri ödediğini ispat edemediğini, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde alacak TL cinsinden talep edilmiş olsa da, «ıslah» dilekçesi ile bilirkişi raporları doğrultusunda alacak kaleminin USD cinsine çevrildiğini, alacağın muaccel olduğu tarihteki kur üzerinden hesaplanarak karar verilmesi halinde geçen 10 yıldan fazla sürede USD kurunun yüksek artışı nedeniyle müvekkilinin ağır hak «kaybına» uğrayacağını, bu sebeple alacak hesabında alacağın muaccel olduğu USD ... değil, fiili ödeme günündeki kur gözetilerek hesap yapılması gerektiğini belirterek karar …
Bu durumda bozmaya uyulduğuna ve davalının yukarıda belirtilen beyanına göre, «fatura» ödemelerinin kira bedeli ile RTÜK ve «meslek kuruluşları» ödemelerinin karşılığı olduğu kabul edilerek ve uyulan bozma kapsamında ... usulü kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, fazla ödeme olarak hesaplanan meblağın «muaccel alacaktan» mahsubu ile re'sen hesaplama yapılarak davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar vermesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… rarı Dairemizin 24.09.2020 tarih, 2018/5609 E. ve 2020/3562 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinde sözleşme bedelini TL üzerinden istediğinden bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesinin yerinde olmadığı, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasının gerektiği, ayrıca davalının «meslek kuruluşları» ve RTÜK ödemelerinin kira bedeli faturalarına ilave edilmek suretiyle yapıldığı yönündeki savunması dikkate alınarak incelemedeki eksikliğin giderilmesi gereğine i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13465 E. , 2014/14888 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ELAZIĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/03/2013
NUMARASI 2011/190-2013/142
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2013 tarih ve 2011/190-2013/142 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. Bü. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı bulunduğu D.Radyo Televizyon Prodüksiyon A.Ş. adına kayıtlı bulunan yerel yayın yapan radyonun davalı yana devri yönünde taraflar arasında protokol düzenlendiğini, devir bedeli tutarı ve nasıl ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bir bölümünün de devir sırasında bilinen ve protokolde atıf yapılan borçların ifasının üstlenilmesi suretiyle ödenmesinin hüküm altına alındığını, devreden şirketin dava dışı T. Ö.'a olan borcuyla ilgili protokol tarihinden evvel derdest icra takibi kapsamında D. Radyo A.Ş'ne ait iş yerinde haciz işlemleri gerçekleştiğini, müvekkilinin icra dosyasında borcun ödenmesine dair taahhütte bulunduğunu, davalı yanca borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili hakkında tazyik hapsi kararı çıktığını ve borç yine ödenmediğinden 2010 yılı Ekim ayında anılan cezaların infazı kapsamında müvekkilinin yakalanarak cezaevine konulduğunu, eşinin müvekkili adına ödeme yaptığını, davalının edimini ifa etmediğini ileri sürerek, 35.000.00 TL alacak ile 2.500.00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ortağı olduğu D.Radyo TV A.Ş. de yerel yayın yapan ve şimdiki adı E. FM olan radyonun müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu Yü-Şa Radyo Yayıncılık A.Ş. tarafından devir alınması için taraflar arasında bir protokol yapıldığını, buna göre müvekkilinin 70.000 TL peşin ödediğini, T.Ö.'a ait 75.000 TL'lik borçtan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ve bu borçtan dolayı sorumluluğun devir eden şirkete ait olacağının hüküm altına alındığı, davacının ortağı olduğu şirket ile müvekkili arasında iddia edildiği gibi bir protokol bulunmadığını, iddiaya konu protokolün, devreden şirketin protokolde sözü edilen borçları dışında başka borçları çıkması ve bunların müvekkiline yükletilmek istenmesi nedeniyle iki tarafın rızasıyla protokolün yırtılarak fesh edildiğini, davacının olmayan bir protokole dayalı olarak istemde bulunamayacağını, var ise aslının sunulması gerektiğini, açıklayarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, yanlar arasında "protokoldür" başlığı ile düzenlenen 7 maddelik adi sözleşme yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, anılan protokolün fotokopi niteliğinde olduğu, davacının aslının bulunmadığını bildirdiği, davalının, bunun nedeninin belgenin taraflarca imha edilmesi olarak açıkladığı, herkesin iddiasını kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, aslı sunulamayan protokolün konusunun radyo frekans (radyo ve tv yayın hakkı) devrine ilişkin olduğu, giriş metninde şirket genel kurul kararı alınarak devrin davacı tarafından sağlanacağının kararlaştırıldığı, sonra söz konusu radyonun yayın hakkının davalının ortağı olduğu Yü-Şa Radyo Tv A.Ş.'ye 25.09.2008 tarihinde devir-temlik edildiği ve D.Radyo Tv.
Prod. A.Ş.'nin yayıncı kütüğünden çıkartıldığı, davalı tarafından şirketin tüzel kişiliğinin değil, frekans hakkının ortağı olduğu şirket adına devir aldığı yönünde İzmir 6.İcra Ceza Mahkemesinin 2011/177 esas sayılı dosyasına beyanları ve söz konusu devreden şirket adına yaptığını belirttiği ödemelere ilişkin açıklamalarının olduğu, ayrıca protokolde adı geçen alacaklı T. Ö. tarafından yapılan icra takibinin haciz tutanağında da D.Radyo'nun borçlarından dolayı haczedilen malları kendisinin satın aldığını ifade ettiği, bu yönüyle yayın hakkı devrine ilişkin hukuki ilişkinin varlığı ve davalı tarafından yayın hakkı devir alınan radyonun bir kısım borçlarının ödendiğinde tereddüt bulunmadığı, frekans devrini içeren hukuki ilişkinin varlığı inkar edilmediği, söz konusu protokol gereği borç nakline ilişkin düzenlemelerin belirlenenden fazla olduğu gerekçesiyle protokolün imha edilerek feshedildiğinin savunulduğu, yayın hakkı devrine ilişkin sözleşmenin noterde yapılmasına rağmen davaya dayanak olarak sunulan belgenin adi belge olması itibariyle geçerliliğinin tespiti genel kural gereğince aslının sunulmasına bağlı olacağı, belgenin aslının sunulmamasına gerekçe olarak fesih nedeniyle imha edildiği savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bunun aksine sonuç çıkartan davacı imha edilmediğini ispat ile yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme devri protokolüne dayalı alacak islemine ilişkindir.
Davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete ait yerel radyo frekansının davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirkete devri konusunda noter huzurunda sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin RTÜK tarafından kabul edilerek davalının ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirket adına kaydının yapıldığı, başka bir ifadeyle frekans devrinin gerçekleştiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, bu devrin temelini oluşturan bir protokol olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, kendisinin, davalının ve dava dışı devreden şirket ortağı iki ayrı kişinin imzasını taşıyan protokol uyarınca devrin yapıldığını, anılan protokol uyarınca davalının, devir eden şirkete ait bir kısım borcu ödemeyi üstlendiğini, devrin gerçekleşmesine rağmen davalının devreden şirketin takibe konulan bu borcunu ödemediğini, kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
Davalı ise, davacı dayanağı protokolün doğru olduğunu, bu protokol imzalandıktan sonra dava dışı devir eden şirketin başka borçlarının çıkması sonrasında anılan protokolün yırtılarak imha edildiğini, yeniden protokol düzenlenerek devrin gerçekleştiğini, bir borcunun olmadığını, davacının dayandığı protokolde açıklanan borçtan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemenin de kabul ettiği üzere, taraflar arasında radyo frekansı devrine ilişkin hukuki bir ilişkinin olduğu, bu ilişkiye bağlı olarak RTÜK nezdinde devir işlemi yapılması için, tarafların ortağı bulunduğu şirketler arasında noter devir protokolü düzenlendiği tartışmasızdır. Davacı, taraflar arasında devre ilişkin olarak ibraz ettiği protokolün imzalandığı, davalının bir kısım edimini ifa etmediği iddiasındadır.
Dayandığı protokolün aslını sunamamış, fotokopisini ibraz etmiştir. Ancak, davalı bu protokolün varlığını kabul etmiş, değişen şartlar nedeniyle imha edildiğini, yeni protokol çerçevesinde devrin yapıldığını, önceki protokolün hükmünün kalmadığını savunmuştur. O halde, her ne kadar davacı dayandığı protokolün aslını sunamamış ise de taraflar arasında hukuki ilişkinin mevcudiyeti, devrin şirketler arasında gerçekleştiği ve bu protokolün varlığı davalı tarafça kabul edildiğine göre, davacının dayandığı protokolün imha edilerek sona erdirildiği ve yeni protokol uyarınca devrin sağlandığı hususunun davalı tarafından ispat edilmesi gerekir.
Bu durum karşısında, dava konusu olayda ispat yükünün davalıya ait olduğu kabul edilip, tarafların kanıtlarının buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102206600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz