Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11180 E. 2014/19562 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imzaların istiklali prensibi↗ yemin deliline dayanma↗ yemin delili↗ emredici hüküm↗ yemin↗ rücu↗ hamil↗ keşideci↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacı ve davalının takip konusu senedin keşideci kısmına birlikte imza attıkları, imzaların istiklali prensibi gereğince borcun tamamından hamile karşı ayrı ayrı sorumlu oldukları, senet metninden ve emredici kanun hükümlerinden aksi anlaşılmadığından aralarında müteselsil borçluluk olduğu, davacının Alanya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4725 esas sayılı dosyasına toplam 31.000,00 TL ödeme yaptığı, yaptığı ödemenin yarısını davalıya rücu etme hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava, müşterek borçlu olunan senedin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle diğer borçlu davalıya rücu istemine ilişkin olup, davalı borcun tamamının davacıya ait bulunduğunu, kendisine rücu edilemeyeceğini savunmuş ve yargılama aşamasında yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılmaması doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9922 E. 2016/4546 K.
Ortak:imzaların istiklali prensibi · yemin · rücu · hamil · keşideci · yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacı ve davalının takip konusu senedin «keşideci» kısmına birlikte imza attıkları, «imzaların istiklali prensibi» gereğince borcun tamamından «hamile» karşı ayrı ayrı sorumlu oldukları, senet metninden ve «emredici» kanun hükümlerinden aksi anlaşılmadığından aralarında müteselsil borçluluk olduğu, davacının Alanya 2.
İcra Müdürlüğü’nün 2012/4725 esas sayılı dosyasına toplam 31.000,00 TL ödeme yaptığı, yaptığı ödemenin yarısını davalıya «rücu» etme hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1.Dava, müşterek borçlu olunan senedin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle diğer borçlu davalıya «rücu» istemine ilişkin olup, davalı borcun tamamının davacıya ait bulunduğunu, kendisine rücu edilemeyeceğini savunmuş ve yargılama aşamasında «yemin deliline dayanmıştır».
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacı ve davalının takip konusu senedin «keşideci» kısmına birlikte imza attıkları, «imzaların istiklali prensibi» gereğince borcun tamamından «hamile» karşı ayrı ayrı sorumlu oldukları, iç ilişkide davacı tarafından yapılan ödemenin yarısını davalıya «rücu» etme hakkının olduğu, davacının takibe konu «bonoya» davalı ile birlikte borçlu oldukları hususunda «yemin» ettiği gerekçesiyle, 15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · ilamsız icra takibi · temerrüt tarihi · bono · temerrüt
Benzer bu karardaAncak, davacı tarafından davalı aleyhine 05.12.2011 tarihinde dava konusu «bonoya» ilişkin «ilamsız icra takibi» başlatılmış olup, davalı tarafından bu takibe itiraz edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, icra takibi tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabulü ile alacağa bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacı ve davalının takip konusu senedin «keşideci» kısmına birlikte imza attıkları, «imzaların istiklali prensibi» gereğince borcun tamamından «hamile» karşı ayrı ayrı sorumlu oldukları, iç ilişkide davacı tarafından yapılan ödemenin yarısını davalıya «rücu» etme hakkının olduğu, davacının takibe konu «bonoya» davalı ile birlikte borçlu oldukları hususunda «yemin» ettiği gerekçesiyle, 15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, müşterek borçlu olunan bonodan kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3529 E. 2022/7567 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık beyanı · bedelsizlik · bono
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, Takibe konu yapılan senedin («bononun») metninden «bedelsiz» olduğu anlaşılamadığı gibi, davacı bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil dosyaya sunmadığı, dinlenilen «tanık beyanlarının» dava değeri ve niteliği itibariyle ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11180 E. , 2014/19562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ALANYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 21/01/2014
NUMARASI 2013/92-2014/23
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2014 tarih ve 2013/92-2014/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Alanya 2 İcra Müdürlüğü'nün 2012/4725 esas sayılı dosyasının dayanağı olan 9.766 € miktarlı senetten anlaşılacağı üzere müvekkili ile davalının borçlu göründüklerini, müvekkilinin kefil durumunda olmasına karşın senet üzerinde müşterek müteselsil borçlu gibi göründüğünü ileri sürerek, müvekkilinin ilgili icra dosyasına yaptığı 31.000,00 TL'nin yarısı olan 15.500,00 TL'nin müvekkilinin son ödeme yaptığı 25/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, icra dosyasına konu senetteki borcun tamamının davacıya ait olduğunu, davacının kefillik sıfatının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacı ve davalının takip konusu senedin keşideci kısmına birlikte imza attıkları, imzaların istiklali prensibi gereğince borcun tamamından hamile karşı ayrı ayrı sorumlu oldukları, senet metninden ve emredici kanun hükümlerinden aksi anlaşılmadığından aralarında müteselsil borçluluk olduğu, davacının Alanya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4725 esas sayılı dosyasına toplam 31.000,00 TL ödeme yaptığı, yaptığı ödemenin yarısını davalıya rücu etme hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile;
15. 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava, müşterek borçlu olunan senedin davacı tarafından ödenmesi nedeniyle diğer borçlu davalıya rücu istemine ilişkin olup, davalı borcun tamamının davacıya ait bulunduğunu, kendisine rücu edilemeyeceğini savunmuş ve yargılama aşamasında yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılmaması doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102171100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz