Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4657 E. 2024/2034 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şahsi defi↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat kuralı↗ avans ödemesi↗ açık hesap↗ karşılıksız çek↗ senetle ispat↗ cari hesap ilişkisi↗ borç ikrarı↗ isticvap↗ ihtarat↗ ticari defter incelemesi↗ irsaliye↗ ispat külfeti↗ ticari defter ve kayıtlar↗ yazılı delil↗ emredici hüküm↗ cari hesap↗ kötüniyet tazminatı↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ iflas↗ taahhütname↗ çek↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı taraf arasında baza mekanizması satılması hususunda sözleşme yapıldığını, davacının davalıya 31.03.2018 tarihli 25.000,00TL, 31.03.2018 tarihli 30.000,00 TL, 31.05.2018 tarihli 50.000,00 TL, 31.11.2018 tarihli 45.000,00 TL ve 31.12.2018 tarihli 45.000,00 TL bedelli olmak üzere 5 adet toplam 195.000,00 TL bedelli çekler verdiğini, bunun karşılığında davalı tarafın baza mekanizması vermeyi borçlandığını, davalı tarafın toplamda müvekkilinden 195.000,00 TL karşılığı çek almasına rağmen sadece 55.814,00 TL karşılığı baza mekanizması teslim ettiğini, davalı tarafın hali hazırda 31.03.2018 tarihli 25.000,00 TL ve 31.03.2018 tarihli 30.000,00 TL bedelli çekleri tahsil etmiş durumda olduğunu, davalının ödeme yapması hususunda davacıya baskı yaptığını ileri sürerek davacının 31.05.2018 tarihli 50.000,00 TL, 31.11.2018 tarihli 45.000,00 TL, 31.12.2018 tarihli 45.000,00 TL'lik çekler bakımından 139.186,00 TL yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafta bulunmasının hiçbir hukuki dayanağı kalmamış bulunan çeklerin iadesine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli olduğunu, kambiyo senedine ilişkin borcun olmadığının ancak somut bir delille ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca ortada somut bir sözleşmenin varlığının da söz konusu olmadığını, davacı yanın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine, davacı taraf haksız ve kötü niyetli olduğundan %20’den ... olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarih, 2018/747 E. ve 2019/268 K. sayılı kararıyla; davacının borçlu olmadığını senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde, sadece yazılı delil ile kanıtlamak zorunda bulunduğu, davacı yanca bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı ve davayı ispata yarar herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih, 2019/1136 E. ve 2019/2463 K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 02.12.2021 tarih, 2020/4495 E. ve 2021/6789 K. sayılı kararıyla "davacı taraflar arasındaki satım ilişkisinden söz ederek işbu davayı açmış, davalı yanıtında davaya ilişkin yazılı sözlü beyanlarda satım ilişkisini açıkça ikrar cihetine gitmemiş ancak dava konusu çeklerin de başka ticari ilişki çerçevesinde düzenlendiğini savunmamıştır. Davalının keşide ettiği ve davacı yedinde olan mal faturalarında söz konusu ilişkinin açık hesap şeklinde işlediğine dair bir takım kayıtlar bulunmaktadır. Nitekim davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafından inkar edilmeyen 24.05.2018 tarihli faturada davacının bakiye borcunun 10.176,00 TL olarak belirtildiği görülmektedir. Bu durumda taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin varlığı ileri sürülerek ispatlanmadığı da gözetildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin açık hesaba dayalı olarak işlemekte olup olmadığı konusunda gerektiği takdirde davalının ihtaratlı davetiye ile söz konusu hususlarda isticvap edilmesi, bu yönde ilişkinin varlığının kabulü halinde davacı delilleri arasında olduğu üzere ticari defterlerin ilişkinin başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar olan kısmının ibrazı emredilerek açık hesap çerçevesinde dava konusu çekler bakımından davacının borçlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çekin ödeme vasıtası olduğuna dair gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince davalıya isticvap davetiyesi çıkarıldığı, davalı beyanında dava konusu çeklerin borç para karşılığında alındığını, cari hesap ilişkisine dayalı olmadığını beyan ettiği, ayrıca davacının incelenen ticari defterlerinde dava konusu çeklerin kayıtlı olmadığı, davalının ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; davacının muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça dava konusu çeklerin baza makinesi karşılığında verildiğini, ancak makinenin gönderilmediğini iddia ettiği, bu iddia karşısında davacının ticari defterlerinde dava konusu çeklerin avans ödemesi ya da satım akdine ilişkin ya da mal alımına ilişkin verildiğine ilişkin davacının ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, dava konusu çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacının dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline baza mekanizması vermeyi taahhüt ettiği, müvekkil davalının alacağına karşılık avans niteliğinde dava konusu çekleri verdiği, davalı baza mekanizması gönderdikçe müvekkilini ya ödeme yapacağı ya da davalı müvekkilin ... olduğu çekleri kullanacağı, davalının söz konusu olan çekleri davacıdan aldığının ... olduğu, bu durumda davacının davalıya karşı şahsi defilerini öne sürme imkanına sahip olduğunu, davalıya ait ticari defterler incelenmek üzere hazır ve ibraz edilmediğinden davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığını, davalının bizzat düzenlemiş olduğu faturalarda müvekkilin öncelikle ödeme yaptığı, daha sonra malların gönderildiğinin açıkça görüldüğünü, bizzat davalı tarafça düzenlenen faturalara hiçbir hukuki değer verilmeden, tarafların davaya konu kambiyo ilişkisinde birbirine karşı 3 üncü kişi konumunda bulunmadığı gözetilmeden davanın reddine karar verildiğini, davalının kestiği irsaliyeli faturalarda, müvekkilin cari durumunu gösteren kayıtların yer aldığı, müvekkil açısından davalıya karşı öne sürebileceği bu kayıtların bizzat davalı tarafça düzenlendiği, müvekkilin davalından alacaklı olduğunun açıkça görüldüğü, bu belge ile müvekkilin davalıdaki alacak hakkının bizzat davalının tanzim ettiği belgeden (faturadan) anlaşıldığı, söz konusu faturanın aynı zamanda yazılı borç ikrarı içerdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4495 E. 2021/6789 K.
Ortak:senetle ispat kuralı · senede karşı senetle ispat · açık hesap · senetle ispat · isticvap · ihtarat · yazılı delil · emredici hüküm · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarih, 2018/747 E. ve 2019/268 K. sayılı kararıyla; davacının borçlu olmadığını «senede karşı senetle ispat kuralı» çerçevesinde, sadece «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda bulunduğu, davacı yanca bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı ve davayı ispata yarar herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rülerek ispatlanmadığı da gözetildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin açık hesaba dayalı olarak işlemekte olup olmadığı konusunda gerektiği takdirde davalının «ihtaratlı» davetiye ile söz konusu hususlarda «isticvap» edilmesi, bu yönde ilişkinin varlığının kabulü halinde davacı delilleri arasında olduğu üzere «ticari defterlerin» ilişkinin başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar olan kısmının «ibrazı» «emredilerek» «açık hesap» çerçevesinde dava konusu çekler bakımından davacının borçlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çekin ödeme vasıtası olduğuna dair …
Davalının keşide ettiği ve davacı yedinde olan mal faturalarında söz konusu ilişkinin «açık hesap» şeklinde işlediğine dair bir takım kayıtlar bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının borçlu olmadığını «senede karşı senetle ispat kuralı» çerçevesinde, sadece «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda bulunduğu, davacı yanca bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı ve davayı ispata yarar herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… rülerek ispatlanmadığı da gözetildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin açık hesaba dayalı olarak işlemekte olup olmadığı konusunda gerektiği takdirde davalının «ihtaratlı» davetiye ile söz konusu hususlarda «isticvap» edilmesi, bu yönde ilişkinin varlığının kabulü halinde davacı delilleri arasında olduğu üzere «ticari defterlerin» ilişkinin başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar olan kısmının «ibrazı» «emredilerek» «açık hesap» çerçevesinde dava konusu çekler bakımından davacının borçlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çekin ödeme vasıtası olduğuna dair …
Davalının keşide ettiği ve davacı yedinde olan mal faturalarında söz konusu ilişkinin «açık hesap» şeklinde işlediğine dair bir takım kayıtlar bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2282 E. 2023/6192 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · makul süre · ticaret sicili tescili · sicilden terkin · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · kâr kaybı · hukuki yarar
Benzer bu kararda… e ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi uyarınca «iltibasa» neden olan «ticaret unvanının terkini» istenebilirse de yerleşik uygulamalara göre bu davanın «makul sürede» açılabileceği, aksi halde sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşacağı, talebin 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine aykırı olmaması gerektiği, davalının ticaret unvanının 05.10.2005 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, unvan terkini istemini içeren davanın ise 25.10.2017 tarihinde açıldığı, davacının uzun bir süre geçtikten sonra, davalının ticaret unvanının terkini tal …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının tecavüzünün tespiti ile davalının «haksız rekabete» yol açan eylemlerinin men'i karşısında "İdol Yatak Baza..." «ticaret unvanını» kullanmasında «hukuki yararı» bulunmadığını, davalının unvanının ticaret «sicilden terkinin» gerektiğini, davalının "İdol Yatak Baza..." unvanı ile ticaret yapmaya devam etmesinin müvekkilinin daha fazla mağduriyet yaşamasına sebebiyet vereceğini, haksız rekabetin önlenmesi ile kazanılan haklarını zedeleyeceğini, davacının «iltibasa» neden olan ticaret unvanının terkinini isteyebilme hakkına sahip olduğunu, 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin somut olay değerlendirilmeksizin ve adeta ikinci bir «hak düşürücü süre» veya «zamanaşımı» süresi şeklinde yorumlanarak ele alınmasının hak sahibi davacının açık bir şekilde kanundan kaynaklanan haklarını kullanmasını engelleyeceğini, davalının ticaret u …
… ne göre öne çıkararak ve baskın karakterlerde, faturalarda, yatak ve bazalarda, diğer basılı kağıtlarda kullanmasının, davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının haksız rekabet ve tecavüzün önlenmesini isteyebileceği, yine haksız rekabete ve tecavüze dayalı eylemler nedeniyle de maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, davalının «ticaret unvanının» 05.10.2005 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, «ticaret unvanının terkini» talebini davanın ise 25.10.2017 tarihinde açıldığı, davacının uzun bir süre geçtikten sonra, davalının ticaret unvanının terkini talebini de içeren davada terkin isteminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık «taşıyacağı» gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının unvanının kılavuz sözcüğü olan "İdol" sözcüğünü diğer unvan sözcüklerine göre öne çıkararak ve baskın karakterlerde, faturalarda, yatak ve bazalarda ve diğer basılı kağıtlarda kullanmasının davacı tarafın markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına ve önlenmesine, ticaret unvanın terkinine ilişkin davanın reddine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği takdir olunan 5.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına, manevi tazminat davasının kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıya ait İdol markasının davalı tarafça kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılması ile kararın kesinleşmesine müteakiben imhasına, varsa internet ve diğer digital ortamlar üzerinden yapılan davalı kullanımlarının sona erdirilmesine, ilamın kesinleşmesinden itibaren üç ay içerisinde davacı tarafından başvurulduğunda ulusal veya yerel bir gazetede «ilan» gideri davalıdan alınarak hüküm özetinin ilan edilmesine, üç ay içerisinde başvurulmadığı takdirde ilan isteğinin düşeceğine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının unvanının «sicilden terkin» edilmemesi ve unvanında "İDOL" ibaresinin bulunmaya devam etmesi halinde verilen diğer kararların bir etkisinin kalmayacağını, davalının yine tüketici nezdinde "İdol Mobilya" olarak tanınacağını, müvekkilin marka hakkına verdiği zararın devam edeceğini, müvekkilinin ihlalden haberdar olur olmaz hukuki işlemleri başlattığını, tescilden kısa süre içinde haberdar olmasının beklenemeyeceğini, hak «kaybı» konusunda bir süre belirlenmesinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın davanın reddedilen kısmı yönünden kaldırılmasını istemiştir.
-
Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/916 E. 2024/4533 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… lk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince davalıya «isticvap» davetiyesi çıkarıldığı, davalı beyanında dava konusu çeklerin borç para karşılığında alındığını, «cari hesap ilişkisine» dayalı olmadığını beyan ettiği, ayrıca davacının incelenen «ticari defterlerinde» dava konusu çeklerin kayıtlı olmadığı, davalının «ticari defterlerini incelenmek» üzere «ibraz» etmediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporda; davacının muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça dava konusu çeklerin baza makinesi karşılığında verildiğini, ancak makinenin gönderilmediğini iddia ettiği, bu iddia karşısında davacının ticari defterlerinde dava konusu çeklerin «avans ödemesi» ya da satım akdine ilişkin ya da mal alımına ilişkin verildiğine ilişkin davacının ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, dava konusu çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğini «ispat külfetinin» davacıya ait olduğu, davacının dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline baza mekanizması vermeyi «taahhüt» ettiği, müvekkil davalının alacağına karşılık avans niteliğinde dava konusu çekleri verdiği, davalı baza mekanizması gönderdikçe müvekkilini ya ödeme yapacağı ya da davalı müvekkilin ... olduğu çekleri kullanacağı, davalının söz konusu olan çekleri davacıdan aldığının ... olduğu, bu durumda davacının davalıya karşı «şahsi defilerini» öne sürme imkanına sahip olduğunu, davalıya ait «ticari defterler incelenmek» üzere hazır ve «ibraz» edilmediğinden davalının ticari defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılamadığını, davalının bizzat düzenlemiş olduğu faturalarda müvekkilin öncelikle ödeme yaptığı, daha sonra malların gönderildiğinin açıkça görüldüğünü, bizzat davalı tarafça düzenlenen faturalara hiçbir hukuki değer verilmeden, tarafların davaya konu kambiyo ilişkisinde birbirine karşı 3 üncü kişi konumunda bulunmadığı gözetilmeden davanın reddine karar verildiğini, davalının kestiği «irsaliyeli» faturalarda, müvekkilin cari durumunu gösteren kayıtların yer aldığı, müvekkil açısından davalıya karşı öne sürebileceği bu kayıtların bizzat davalı tarafça düzenlendiği, müvekkilin davalından alacaklı olduğunun açıkça görüldüğü, bu belge ile müvekkilin davalıdaki alacak hakkının bizzat davalının tanzim ettiği belgeden (faturadan) anlaşıldığı, söz konusu faturanın aynı zamanda yazılı «borç ikrarı» içerdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… lekçesinde tasarımlar arasında ayrım yapılmadan tecavüz edildiğinin belirtildiğini, 2013/06173-11 numaralı tasarımın halen müvekkili adına tescilli olduğunu, davada «hukuki yararlarının» bulunduğunu, davalının halen 11 numaralı tasarımı kullandığını, tecavüzün devam ettiğini, dava dilekçesinde 11 numaralı “denizlik ön baza profilinden” bahsedildiğini, 1-10 numaralı tasarımlar iptal edilmişse de 11 numaralı tasarımın iptal edilmediğini, dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümünde de 11 numaralı tasarımın ayrılmadan 2013/06173 numaralı tasarım tesciline tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile zararın tazminat ile giderilmesini istediklerini, 11 numaralı denizlik ön paza profil tasarımlarının görsellerinin eklenerek «ihtarnameye» eklendiğini, davalının 11 numaralı tasarımın iptalini talep etmediği ortaya çıkınca 11 numaralı tasarımın davaya «dahil» olmadığını ileri sürdüğü, talebin açık olduğunu, 11 numaralı tasarım ile ilgili «bilirkişi incelemesi» yapılarak yargılamanın devamı ile hükümsüzlük kararı 25.09.2019 tarihinde kesinleştiğinden, bu tarihe kadarki eylemlerin tespit edilerek taleplerinin kabulüne kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf sebebi · ön inceleme duruşması · tescilsiz tasarım · ara karar · kesin süre · hukuki yarar · havale · ihtarname
Benzer bu kararda… sarıma sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağından, davacı vekilinin hükümsüzlük kararının kesinleşme tarihine kadarki ihlal fiillerinin tespiti gerektiğine yönelik «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, Mahkemenin 01.10.2014 tarihli duruşmasının 3 numaralı «ara» kararında “davacı vekiline hangi tasarıma tecavüz iddialarının bulunduğunu, tazminat isteminin dayanaklarını ve hesaplama yöntemini açıklamak üzere 2 haftalık «kesin süre» verilmesine” karar verildiği, davacı vekilinin de 15.10.2014 «havale» tarihli dilekçesinde; “Davalı taraf müvekkilimin 2013/06173 numaralı çoklu tasarımlarından 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 numaralı tasarıma tecavüz etmektedir” şe …
… rımın hükümsüzlüğüne karar verilmediğini, bu nedenle bu tasarım yönünden tecavüz davalarının kabul edilmesi gerektiğini beyan ve iddia ettiği, 01.10.2014 tarihli ön «inceleme duruşma» tutanağının (3) numaralı bendi ile dava dilekçesinde sarih olmadığının tespit edilmesinden dolayı davacı vekiline “...hangi tasarıma tecavüz iddialarının bulunduğunu...” açıklamak üzere 2 haftalık süre verildiği, davacı vekilinin 15.10.2014 «havale» tarihli yazılı beyanı ile “Davalı taraf müvekkilimin 2013/06173 numaralı çoklu tasarımlarından 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 numaralı tasarıma tecavüz etmektedir …
… lekçesinde tasarımlar arasında ayrım yapılmadan tecavüz edildiğinin belirtildiğini, 2013/06173-11 numaralı tasarımın halen müvekkili adına tescilli olduğunu, davada «hukuki yararlarının» bulunduğunu, davalının halen 11 numaralı tasarımı kullandığını, tecavüzün devam ettiğini, dava dilekçesinde 11 numaralı “denizlik ön baza profilinden” bahsedildiğini, 1-10 numaralı tasarımlar iptal edilmişse de 11 numaralı tasarımın iptal edilmediğini, dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümünde de 11 numaralı tasarımın ayrılmadan 2013/06173 numaralı tasarım tesciline tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile zararın tazminat ile giderilmesini istediklerini, 11 numaralı denizlik ön paza profil tasarımlarının görsellerinin eklenerek «ihtarnameye» eklendiğini, davalının 11 numaralı tasarımın iptalini talep etmediği ortaya çıkınca 11 numaralı tasarımın davaya «dahil» olmadığını ileri sürdüğü, talebin açık olduğunu, 11 numaralı tasarım ile ilgili «bilirkişi incelemesi» yapılarak yargılamanın devamı ile hükümsüzlük kararı 25.09.2019 tarihinde kesinleştiğinden, bu tarihe kadarki eylemlerin tespit edilerek taleplerinin kabulüne kara …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusunun müvekkili adına tescilli 2013/06173 başvuru numaralı 11 adet (1-11 arası, 11 «dahil») endüstriyel tasarıma ilişkin tecavüzün durdurulması ve tazminat olduğunu, 2013/06173 numaralı tasarımın halen müvekkili adına tescilinin devam ettiğini, dava dilekçesinde tasarımlar bakımından herhangi bir ayrım yapılmadığını, doğrudan 2013/06173 numaralı tasarıma yönelik tecavüz fiilinin dava konusu edildiğini, davalının müvekkili adına tescilli 11 numaralı söz konusu tasarımı halen kullandığını, dava dilekçesinde 2013/06173 başvuru ve tescil numaralı tasarımın bir bütün olarak ele alındığını, dava dilekçesinde de ilk 10 (1-10 arası) tasarım için denizlik profili, 11 numaralı tasarım için denizlik ön baza profili olarak belirtme ve tanımlamalarda bulunduklarını, sadece 11 numaralı tasarım halen tescilli kalmışsa dahi davanın dayanağının 2013/06173 başvuru ve tescil numaralı tasarım olduğunu, halen dayanak vasfının devam ettiğini, dava dilekçesinin 2 numaralı açıklama bölümünde “müvekkil tarafından tasarlanan endüstriyel tasarım «tescilli tasarımlar» ile ve/veya birebir benzeri denizlik profili ve denizlik ön baza profile ilişkin tasarımların şahsi ihtiyaçtan başka bir sebeple bilerek veya bilmeyerek elde bulundurulması, ticari alana konu edilmesi ile üretimi, müvekkilin maddi ve manevi haklarının ihlali anlamına gelmektedir.” beyanıyla ilk 10 sıra denizlik ve 11. sıra denizlik ön baza profilinin dava konusunu oluşturduğu ve davalının ihlallerinin hem denizlik hem de denizlik ön baza profiline dair olduğunun, sonuç ve talep bölümünde de, 2013/06173 numaralı tasarımda yer alan 11 adet tasarımların tümüne havi tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile zararın tazminat ile giderilmesinin istendiğini, delil bölümünde 2013/06173 başvuru numaralı tasarımı delil olarak bildirdiklerini, 11. sıranın hariç tutulmadığını, 11 sıra tasarımın tescilli görüntülerinin «ihtarnameye» dahil edildiğini, 11 numaralı tasarımın dava konusu olduğunun her iki tarafça da benimsendiğini, davalının 11 numaralı tasarımın hükümsüzlüğünü istemediği ortaya ç …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4657 E. , 2024/2034 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/89 E., 2023/440 K.
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı taraf arasında baza mekanizması satılması hususunda sözleşme yapıldığını, davacının davalıya 31.03.2018 tarihli 25.000,00TL, 31.03.2018 tarihli 30.000,00 TL, 31.05.2018 tarihli 50.000,00 TL, 31.11.2018 tarihli 45.000,00 TL ve 31.12.2018 tarihli 45.000,00 TL bedelli olmak üzere 5 adet toplam 195.000,00 TL bedelli çekler verdiğini, bunun karşılığında davalı tarafın baza mekanizması vermeyi borçlandığını, davalı tarafın toplamda müvekkilinden 195.000,00 TL karşılığı çek almasına rağmen sadece 55.814,00 TL karşılığı baza mekanizması teslim ettiğini, davalı tarafın hali hazırda 31.03.2018 tarihli 25.000,00 TL ve 31.03.2018 tarihli 30.000,00 TL bedelli çekleri tahsil etmiş durumda olduğunu, davalının ödeme yapması hususunda davacıya baskı yaptığını ileri sürerek davacının 31.05.2018 tarihli 50.000,00 TL, 31.11.2018 tarihli 45.000,00 TL, 31.12.2018 tarihli 45.000,00 TL'lik çekler bakımından 139.186,00 TL yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafta bulunmasının hiçbir hukuki dayanağı kalmamış bulunan çeklerin iadesine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli olduğunu, kambiyo senedine ilişkin borcun olmadığının ancak somut bir delille ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca ortada somut bir sözleşmenin varlığının da söz konusu olmadığını, davacı yanın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine, davacı taraf haksız ve kötü niyetli olduğundan %20’den ... olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarih, 2018/747 E. ve 2019/268 K. sayılı kararıyla; davacının borçlu olmadığını senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde, sadece yazılı delil ile kanıtlamak zorunda bulunduğu, davacı yanca bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı ve davayı ispata yarar herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih, 2019/1136 E. ve 2019/2463 K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 02.12.2021 tarih, 2020/4495 E. ve 2021/6789 K. sayılı kararıyla "davacı taraflar arasındaki satım ilişkisinden söz ederek işbu davayı açmış, davalı yanıtında davaya ilişkin yazılı sözlü beyanlarda satım ilişkisini açıkça ikrar cihetine gitmemiş ancak dava konusu çeklerin de başka ticari ilişki çerçevesinde düzenlendiğini savunmamıştır. Davalının keşide ettiği ve davacı yedinde olan mal faturalarında söz konusu ilişkinin açık hesap şeklinde işlediğine dair bir takım kayıtlar bulunmaktadır. Nitekim davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafından inkar edilmeyen 24.05.2018 tarihli faturada davacının bakiye borcunun 10.176,00 TL olarak belirtildiği görülmektedir. Bu durumda taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin varlığı ileri sürülerek ispatlanmadığı da gözetildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin açık hesaba dayalı olarak işlemekte olup olmadığı konusunda gerektiği takdirde davalının ihtaratlı davetiye ile söz konusu hususlarda isticvap edilmesi, bu yönde ilişkinin varlığının kabulü halinde davacı delilleri arasında olduğu üzere ticari defterlerin ilişkinin başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar olan kısmının ibrazı emredilerek açık hesap çerçevesinde dava konusu çekler bakımından davacının borçlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çekin ödeme vasıtası olduğuna dair gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince davalıya isticvap davetiyesi çıkarıldığı, davalı beyanında dava konusu çeklerin borç para karşılığında alındığını, cari hesap ilişkisine dayalı olmadığını beyan ettiği, ayrıca davacının incelenen ticari defterlerinde dava konusu çeklerin kayıtlı olmadığı, davalının ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; davacının muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça dava konusu çeklerin baza makinesi karşılığında verildiğini, ancak makinenin gönderilmediğini iddia ettiği, bu iddia karşısında davacının ticari defterlerinde dava konusu çeklerin avans ödemesi ya da satım akdine ilişkin ya da mal alımına ilişkin verildiğine ilişkin davacının ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, dava konusu çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacının dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline baza mekanizması vermeyi taahhüt ettiği, müvekkil davalının alacağına karşılık avans niteliğinde dava konusu çekleri verdiği, davalı baza mekanizması gönderdikçe müvekkilini ya ödeme yapacağı ya da davalı müvekkilin ... olduğu çekleri kullanacağı, davalının söz konusu olan çekleri davacıdan aldığının ... olduğu, bu durumda davacının davalıya karşı şahsi defilerini öne sürme imkanına sahip olduğunu, davalıya ait ticari defterler incelenmek üzere hazır ve ibraz edilmediğinden davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığını, davalının bizzat düzenlemiş olduğu faturalarda müvekkilin öncelikle ödeme yaptığı, daha sonra malların gönderildiğinin açıkça görüldüğünü, bizzat davalı tarafça düzenlenen faturalara hiçbir hukuki değer verilmeden, tarafların davaya konu kambiyo ilişkisinde birbirine karşı 3 üncü kişi konumunda bulunmadığı gözetilmeden davanın reddine karar verildiğini, davalının kestiği irsaliyeli faturalarda, müvekkilin cari durumunu gösteren kayıtların yer aldığı, müvekkil açısından davalıya karşı öne sürebileceği bu kayıtların bizzat davalı tarafça düzenlendiği, müvekkilin davalından alacaklı olduğunun açıkça görüldüğü, bu belge ile müvekkilin davalıdaki alacak hakkının bizzat davalının tanzim ettiği belgeden (faturadan) anlaşıldığı, söz konusu faturanın aynı zamanda yazılı borç ikrarı içerdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021702700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz