Emniyeti suistimal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8349 E. 2014/598 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emniyeti suistimal↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ eft↗ şirket zararı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı S.. Ö..’in EFT’lerle tahsil edilen 5.050.000,00 TL’den 3.061.120,12 TL’sini şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının dolaylı zarara uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.061.120,12 TL'nin 21.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Ö.Petrol Ürünleri Ltd. Şti'ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket müdürünün eylemleri ile dava dışı müdürü bulunduğu şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasıdır. Davacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır. TTK 309/son maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:dolaylı zarar · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaÖ..’in EFT’lerle tahsil edilen 5.050.000,00 TL’den 3.061.120,12 TL’sini şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.061.120,12 TL'nin 21.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Ö.Petrol Ürünleri Ltd.
Davacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
TTK 309/«son» maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDavacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
TTK 309/«son» maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
765 sayılı Yasa'ya göre bu suçta «zamanaşımı» süresi 5 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · mirasçılık · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · dolandırıcılık · def'i
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem «dolandırıcılık» suçuna ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDavacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaOysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · sözleşmenin feshi · zamanaşımı def'i · fesih · def'i · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Oysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
1- Dava, dava dışı Isbaş A.Ş.nin hakim ortağı olan davacının eski «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan davalılardan TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı dolayısıyla görmüş olduğu zararının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4988 E. 2014/10999 K.
Ortak:zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaDavacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
TTK 309/«son» maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · şirket müdürlüğü · sorumluluk davası · satış sözleşmesi · zamanaşımı def'i · def'i · limited şirket
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hissedarı olduğu şirket aktifine kayıtlı olan çekicinin 10.02.2005 tarihinde noter «satış sözleşmesi» ile 100.000 TL bedelle davalı şirkete satıldığı, satış işlemini P.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14053 E. 2018/2427 K.
Ortak:şirket zararı · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı şirket müdürünün eylemleri ile dava dışı müdürü bulunduğu «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasıdır.
Davacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
1- Dava, şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu olayda zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı ve bu süre dolduktan sonra davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · şikayet · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
1- Dava, şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı şirket vekili, davalıların mevzuata aykırı işlemler yaptığını, yapılmaması gereken giderlerin yapıldığını, şirket kaynaklarının aktarıldığını, davalılar aleyhine dava açılması hususunda 05.03.2011 tarihli genel kurulda karar alındığını, davalılar hakkında «şikayette» bulunduğunu ve ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/7071 sayılı soruşturma dosyası nazara alınarak «ceza zamanaşımı» hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8349 E. , 2014/598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/07/2012
NUMARASI 2011/104-2012/285
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.07.2012 tarih ve 2011/104-2012/285 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yetkilisi olduğu Ö. Petrol Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. ile müvekkili şirketin 2004 yılında akdettikleri prefinansman sözleşmesi kapsamında ödediği 5.050.000,00 YTL’den kalan bakiye 1.350.473,35 YTL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasının Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi’nin 2008/125 Esas sayılı dosyasından sonuçlandırıldığını ve müvekkili şirketin 1.350.473,50 TL alacağı üzerinden itirazın iptaline karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, takipte alacağın tahsil edilememesi nedeniyle İİK 120. maddesi gereğince Ö.Petrol Ltd. Şti'nin davalı S.. Ö..’de ki alacak haklarını takip ve tahsili için yetki aldıklarını, aynı zamanda davalı S..
Ö..’in icra takibini semeresiz bırakmaya yönelik davranışları nedeniyle müvekkili şirketin doğrudan zarara uğradığını ileri sürerek, davalının bilinçli ve kasıtlı eylemleri ile Ö. Petrol A.Ş'ye intikal ettirmediği 3.061.120,12 TL’nin 21.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, ayrıca davalının şirketi uğrattığı zarar olarak belirlenen 1.024.830,22 TL’nin davalıdan tahsili ile Ö.Petrol Ltd. Şti’ye ödenmesine, ödenen bu paradan müvekkili şirketin kesinleşmiş ilama dayalı alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın TTK'nın 309. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını alınan aciz vesikasının usulüne uygun olmadığını, müvekkilinin müdürü olduğu şirketi zarara uğratmadığını, şirket envanterinde kayıtlı emtianın hububat dışındakilerinin mevcut olduğunu, hububatlarında yıllara göre verilen yasal fire paylarının düşülmemesi nedeniyle stokta gözüktüğünü, davacının müvekkilinin yöneticisi olduğu şirketten alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı S.. Ö..’in EFT’lerle tahsil edilen 5.050.000,00 TL’den 3.061.120,12 TL’sini şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının dolaylı zarara uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.061.120,12 TL'nin 21.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Ö.Petrol Ürünleri Ltd. Şti'ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket müdürünün eylemleri ile dava dışı müdürü bulunduğu şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasıdır. Davacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır. TTK 309/son maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101780900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz