Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6792 E. 2014/14429 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik ilişkisi↗ objektif iyiniyet↗ teslim tutanağı↗ hakediş↗ iyiniyet kuralı↗ kesin delil↗ acentelik sözleşmesi↗ teminat senedi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ menfi tespit davası↗ itirazın iptali davası↗ yetki itirazı↗ acente↗ iyiniyet↗ acentelik↗ tespit davası↗ fesih↗ iptal davası↗ bono↗ protokol↗ yetki↗ fatura↗ ihtarname↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça daha önce acentesi olduğu davalı şirkete teminat olarak verilen imzalı boş senet niteliğindeki bononun acentenin devrinden sonra kendisine iade edilmediği belirtilerek takip konusu yapılan bu senet ile borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istenilmiş ise de, davacının davalı ile olan acentelik ilişkisinin 3. bir şirkete devir edilerek sona erdiği, bu devir protokolü uyarınca, davacı ile davalı arasında önceden geçerli olan acente sözleşmesi hükümleri kapsamında devirden sonra da 2 yıl süre ile acentenin borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiği, davalı tarafça yapılan incelemede devir alan şirketin davalı adına kestiği bir kısım fatura bedellerini davalıya göndermeyip acente bünyesinde tuttuğu, yine bir kısım demirbaşları fesih sonrası iade etmediği, borca mahsuben verilen bir kısım çeklerin de karşılığının bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle davalı şirketin devir alan dava dışı şirketten 61.279,58 TL alacaklı bulunduğu, teminat senedi niteliğindeki dava konusu 16.000 USD bedelli senedin ise bu alacak miktarının altında kalmakla davalının söz konusu senedi takip konusu yapmakta haklı bulunduğu gerekçesiyle, davacının menfi tespit ve iptale yönelik davasının reddine, dava reddedilmekle birlikte dava nedeniyle takibin tedbiren durdurulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik talebinin de reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması, davanın itirazın iptali davası olmayıp, menfi tespit davası olması ve davalının yetki itirazında bulunmamış olmasına göre, davacının yetki itirazı ile aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca teminat olarak verildiği iddia edilen senedin icra takibine konulması nedeniyle bu senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında münakit 10.09.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin 43. maddesinde çıkacak ihtilaflarda davalının defter ve kayıtlarının geçerli ve kesin delil teşkil edeceği, davalı şirketin, defter kayıtları uyarınca davacıdan takip ve dava tarihi itibariyle 61.279,58 TL alacaklı olup, davalının bu alacağının tahsilini teminen senedi takibe koymasında yasa, sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılık bulunmadığının belirtildiği, davacı tarafın da bilirkişi raporuna itirazında dosyada mevcut iddia ve beyanları ile bu iddialarını destekler mahiyetteki delil ve belgelerinin özellikle de malzemelerin teslimine ilişkin tutanaklar ile diğer ilgili tutanaklar, çekler, hakedişler, bu kapsamda keşide edilen ihtarnameler, delil olarak sunulan icra dosyaları ve dava dosyası kapsamları incelenmeksizin rapor düzenlendiği belirtilmek suretiyle bilirkişi raporuna yönelik somut ve ciddi itirazlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece davacının rapora yönelik işbu itirazlarının ve dayanılan belgelerin iddia edildiği üzere borcu söndürücü nitelikte bulunup bulunmadığının değerlendirilip, gerekirse bu itirazları karşılayacak şekilde ek rapor ya da farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/31 E. 2019/811 K.
Ortak:teslim tutanağı · hakediş · kesin delil · acentelik sözleşmesi · teminat senedi · acente · acentelik · protokol
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça daha önce «acentesi» olduğu davalı şirkete «teminat» olarak verilen imzalı boş senet niteliğindeki «bononun» acentenin devrinden sonra kendisine iade edilmediği belirtilerek takip konusu yapılan bu senet ile borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istenilmiş ise de, davacının davalı ile olan «acentelik ilişkisinin» 3. bir şirkete devir edilerek sona erdiği, bu devir «protokolü» uyarınca, davacı ile davalı arasında önceden geçerli olan «acente» sözleşmesi hükümleri kapsamında devirden sonra da 2 yıl süre ile acentenin borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiği, davalı tarafça yapılan incelemede devir alan şirketin davalı adına kestiği bir kısım «fatura» bedellerini davalıya göndermeyip acente bünyesinde tuttuğu, yine bir kısım demirbaşları «fesih» sonrası iade etmediği, borca mahsuben verilen bir kısım çeklerin de karşılığının bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle davalı şirketin devir alan dava dışı şirketten 61.279,58 TL alacaklı bulunduğu, «teminat senedi» niteliğindeki dava konusu 16.000 USD bedelli senedin ise bu alacak miktarının altında kalmakla davalının söz konusu senedi takip konusu yapmakta haklı bulunduğu gerekçesiyle, davacının «menfi tespit» ve iptale yönelik davasının reddine, dava reddedilmekle birlikte dava nedeniyle takibin tedbiren durdurulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın davacı aleyhine «inkar tazminatına» hükmedilmesine yönelik talebinin de reddine karar verilmiştir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında münakit 10.09.2005 tarihli «acentelik sözleşmesinin» 43. maddesinde çıkacak ihtilaflarda davalının «defter» ve kayıtlarının geçerli ve «kesin delil» teşkil edeceği, davalı şirketin, defter kayıtları uyarınca davacıdan takip ve dava tarihi itibariyle 61.279,58 TL alacaklı olup, davalının bu alacağının tahsilini teminen senedi takibe koymasında yasa, sözleşme ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırılık bulunmadığının belirtildiği, davacı tarafın da «bilirkişi raporuna itirazında» dosyada mevcut iddia ve beyanları ile bu iddialarını destekler mahiyetteki delil ve belgelerinin özellikle de malzemelerin «teslimine» ilişkin tutanaklar ile diğer ilgili tutanaklar, çekler, «hakedişler», bu kapsamda keşide edilen «ihtarnameler», delil olarak sunulan icra dosyaları ve dava dosyası kapsamları incelenmeksizin rapor düzenlendiği belirtilmek suretiyle bilirkişi raporuna yönelik somut ve ciddi itirazlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece davacının rapora yönelik işbu itirazlarının ve dayanılan belgelerin iddia edildiği üzere borcu söndürücü nitelikte bulunup bulunmadığının değerlendirilip, gerekirse bu itirazları karşılayacak şekilde ek rapor ya da farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında akdedilen «acentelik sözleşmesi» uyarınca «teminat» olarak verildiği iddia edilen senedin icra takibine konulması nedeniyle bu senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTL bedelle «teslim tutanağından» kanuni süresinden çok sonra düzenlendiği ve ayrıca mezkur faturanın da davalı şirketin «ticari defterlerinde kayıtlı» olmadığı, bunun yanında demirbaş sayısı bakımından da teslim tutanağı ve kesilen faturanın birbiriyle örtüşmediğinden davacının bu kalem alacak iddiasının da borcu söndürücü etkisinin olmadığı, dava dışı «acentenin» «acentelik sözleşmesinin» .... maddesi gereği davalı adına taşıma bedelini tahsil ile yükümlü olduğu ve «taşıtandan» tahsili gereken 36.690,42 TL’yi tahsil etmediği, bu bedel karşılığı taşıtan tarafından davalıya verilen 4 adet çekin de gününde ödenmemiş olmasından davacının sorumlu olacağı ve buna istinaden davalının ticari defterlerine mezkur bedelin dava dışı «acente» borcu olarak kaydedilmesinin yanlış olmadığı, tüm bunlardan hareketle davalı şirketin acente «sözleşmesinden doğan» cari alacağına istinaden dava konusu «teminat senedini» takibe koymasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının davasını taraflar arasındaki acente sözleşmesinin davalının ticari defterlerinin doğacak uyuşmazlıkta «kesin delil» olacağı yönündeki hükmü karşısında davalı delillerine eş değer delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şu halde, işbu senedin davacının, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan ve «münhasıran» bu sözleşme sona erene değin oluşan borçlarına karşılık «teminat senedi» olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir.
Şu halde, davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin hitam tarihi itibariyle davacıdan «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan bir alacağı bulunmadığından, elinde bulundurduğu «teminat senedini», tek taraflı bir tasarruf ile, devir tarihinden sonra doğan alacaklarının ödenmediğinden bahisle davacı aleyhine icra takibine koymasında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıtan · ticari defter kayıtları · sözleşmeden doğan dava · münhasırlık · cy/cy şerhi · ticari defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTL bedelle «teslim tutanağından» kanuni süresinden çok sonra düzenlendiği ve ayrıca mezkur faturanın da davalı şirketin «ticari defterlerinde kayıtlı» olmadığı, bunun yanında demirbaş sayısı bakımından da teslim tutanağı ve kesilen faturanın birbiriyle örtüşmediğinden davacının bu kalem alacak iddiasının da borcu söndürücü etkisinin olmadığı, dava dışı «acentenin» «acentelik sözleşmesinin» .... maddesi gereği davalı adına taşıma bedelini tahsil ile yükümlü olduğu ve «taşıtandan» tahsili gereken 36.690,42 TL’yi tahsil etmediği, bu bedel karşılığı taşıtan tarafından davalıya verilen 4 adet çekin de gününde ödenmemiş olmasından davacının sorumlu olacağı ve buna istinaden davalının ticari defterlerine mezkur bedelin dava dışı «acente» borcu olarak kaydedilmesinin yanlış olmadığı, tüm bunlardan hareketle davalı şirketin acente «sözleşmesinden doğan» cari alacağına istinaden dava konusu «teminat senedini» takibe koymasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının davasını taraflar arasındaki acente sözleşmesinin davalının ticari defterlerinin doğacak uyuşmazlıkta «kesin delil» olacağı yönündeki hükmü karşısında davalı delillerine eş değer delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TL davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmesine rağmen, dava dışı devralan şirketin davalıya mezkur alacaklar için Aralık 2011 tarihli ... adet «fatura» düzenlediği ve bunların kanuni süresi içinde düzenlenmemiş olması yanında davalı şirket «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmaması nedeniyle borcu söndürücü nitelikte olmadığı, ........2009 tarihli demirbaş «teslim tutanağında» daha sonra düzenlenmesi yönünden «şerh» düşülen demirbaş bedellerine dair faturanın 5.965,...
Dava, taraflar arasında vaki olup «son» bulan «acentelik sözleşmesi» kapsamında düzenlenen ve davalı tarafından icra takibine konu edilen senetten ötürü borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Şu halde, işbu senedin davacının, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan ve «münhasıran» bu sözleşme sona erene değin oluşan borçlarına karşılık «teminat senedi» olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça daha önce «acentesi» olduğu davalı şirkete «teminat» olarak verilen imzalı boş senet niteliğindeki «bononun» acentenin devrinden sonra kendisine iade edilmediği belirtilerek takip konusu yapılan bu senet ile borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istenilmiş ise de, davacının davalı ile olan «acentelik ilişkisinin» 3. bir şirkete devir edilerek sona erdiği, bu devir «protokolü» uyarınca, davacı ile davalı arasında önceden geçerli olan «acente» sözleşmesi hükümleri kapsamında devirden sonra da 2 yıl süre ile acentenin borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiği, davalı tarafça yapılan incelemede devir alan şirketin davalı adına kestiği bir kısım «fatura» bedellerini davalıya göndermeyip acente bünyesinde tuttuğu, yine bir kısım demirbaşları «fesih» sonrası iade etmediği, borca mahsuben verilen bir kısım çeklerin de karşılığının bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle davalı şirketin devir alan dava dışı şirketten 61.279,58 TL alacaklı bulunduğu, «teminat senedi» niteliğindeki dava konusu 16.000 USD bedelli senedin ise bu alacak miktarının altında kalmakla davalının söz konusu senedi takip konusu yapmakta haklı bulunduğu gerekçesiyle, davacının «menfi tespit» ve iptale yönelik davasının reddine, dava reddedilmekle birlikte dava nedeniyle takibin tedbiren durdurulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın davacı aleyhine «inkar tazminatına» hükmedilmesine yönelik talebinin de reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
O halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6792 E. , 2014/14429 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 33. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/10/2013
NUMARASI 2011/369-2013/244
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 33. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2011/369-2013/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı asil tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı asil, davalı tarafından aleyhine yürütülen icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını, yetkili icra dairesinin Uşak İcra Daireleri olması nedeniyle öncelikle yetki yönünden takibin yasal olmadığını, daha önce davalı şirketin Gediz acentesi olduğunu, kendisinden acente olması sırasında açığa imzalı boş bono aldıklarını, acenteliği sona erince bononun iadesini istemesine rağmen davalı tarafından iade edilmediği gibi, üzerinin doldurularak takibe konulduğunu, aleyhine yürütülen takibe ayrıca itiraz da ettiğini, takibe konu bono nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve davacının %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini ve davacı aleyhine %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça daha önce acentesi olduğu davalı şirkete teminat olarak verilen imzalı boş senet niteliğindeki bononun acentenin devrinden sonra kendisine iade edilmediği belirtilerek takip konusu yapılan bu senet ile borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istenilmiş ise de, davacının davalı ile olan acentelik ilişkisinin 3. bir şirkete devir edilerek sona erdiği, bu devir protokolü uyarınca, davacı ile davalı arasında önceden geçerli olan acente sözleşmesi hükümleri kapsamında devirden sonra da 2 yıl süre ile acentenin borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiği, davalı tarafça yapılan incelemede devir alan şirketin davalı adına kestiği bir kısım fatura bedellerini davalıya göndermeyip acente bünyesinde tuttuğu, yine bir kısım demirbaşları fesih sonrası iade etmediği, borca mahsuben verilen bir kısım çeklerin de karşılığının bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle davalı şirketin devir alan dava dışı şirketten 61.279,58 TL alacaklı bulunduğu, teminat senedi niteliğindeki dava konusu 16.000 USD bedelli senedin ise bu alacak miktarının altında kalmakla davalının söz konusu senedi takip konusu yapmakta haklı bulunduğu gerekçesiyle, davacının menfi tespit ve iptale yönelik davasının reddine, dava reddedilmekle birlikte dava nedeniyle takibin tedbiren durdurulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik talebinin de reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması, davanın itirazın iptali davası olmayıp, menfi tespit davası olması ve davalının yetki itirazında bulunmamış olmasına göre, davacının yetki itirazı ile aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca teminat olarak verildiği iddia edilen senedin icra takibine konulması nedeniyle bu senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında münakit 10.09.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin 43. maddesinde çıkacak ihtilaflarda davalının defter ve kayıtlarının geçerli ve kesin delil teşkil edeceği, davalı şirketin, defter kayıtları uyarınca davacıdan takip ve dava tarihi itibariyle 61.279,58 TL alacaklı olup, davalının bu alacağının tahsilini teminen senedi takibe koymasında yasa, sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılık bulunmadığının belirtildiği, davacı tarafın da bilirkişi raporuna itirazında dosyada mevcut iddia ve beyanları ile bu iddialarını destekler mahiyetteki delil ve belgelerinin özellikle de malzemelerin teslimine ilişkin tutanaklar ile diğer ilgili tutanaklar, çekler, hakedişler, bu kapsamda keşide edilen ihtarnameler, delil olarak sunulan icra dosyaları ve dava dosyası kapsamları incelenmeksizin rapor düzenlendiği belirtilmek suretiyle bilirkişi raporuna yönelik somut ve ciddi itirazlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece davacının rapora yönelik işbu itirazlarının ve dayanılan belgelerin iddia edildiği üzere borcu söndürücü nitelikte bulunup bulunmadığının değerlendirilip, gerekirse bu itirazları karşılayacak şekilde ek rapor ya da farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı asile iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102164900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz