Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5366 E. 2024/1790 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sözleşme↗ müktesep hak↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ muvafakat↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2018/445 E., 2019/802 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin kuruluş ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde yönetim kurulunun ne şekilde teşekkül edeceğinin hükme bağlandığını, davalı şirketin 08.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesini değiştirerek müvekkilinin yönetim kurulu üye sayısını 2'den 1'e indirdiğini, müvekkilinin yönetim kuruluna seçilmek üzere aday gösterme hakkının ana sözleşmede ismen tanınmış bir hak olduğunu, bu hakkın pay nedeniyle tanınan imtiyaz hakkı olmadığını, müvekkilinin bu değişikliğe yönelik muvafakatının bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili sendikaya ismen tanınmış yönetim kurulu sayısının indirilmesine ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sermayesinin yarısından fazlası Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) yapılan değişiklik kapsamında 25.03.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla yönetim kurulu üyelerinin pay sahiplerini temsilen değil, bireysel olarak seçildiğini, alınan kararların oy birliğiyle alındığını, bu genel kurul kararının iptali için dava açılmadığını, davacının kanun gereği imtiyazlı bir payının olmadığını, dava konusu genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının 6'dan 7'ye çıkarıldığını, davacının iddia ettiği gibi kendisine ismen tanınan bir hakkın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapılan genel kurul toplantılarında esas sözleşmenin 10 uncu maddesinin değiştirilmesi teklifine kabul oyu kullandığından işbu davayı açamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un imtiyazlı hisse senetleri ve imtiyazlı paylara ilişkin 478 ... maddesinde yapılan değişiklerle Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının imtiyazının söz konusu olamayacağı, müktesep hakkın kanun değişikliği ile kaldırılması durumunda bunun artık müktesep hak niteliği kalmayacağı, kanundaki değişiklikler dikkate alınarak yönetim kurulunda temsile hakkı olan kamu tüzel kişilerinin imtiyazlı payları dikkate alınarak yönetim kurulu oluşturulan genel kurulun iptalini talep etmekte davacının haklı olmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinde sayılan kişilerden de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yaptığını, müvekkilinin ismen tanınan yönetim kurulu üye sayısını indirdiğini, ana sözleşmedeki hakkın kişisel akdi bir hak olduğunu, müvekkilinin davalının daha önceki girişimlerine de muvafakat etmediğini, değişiklik için 6102 sayılı Kanun'un getirdiği ilkelerin değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) öngördüğü kuralların uygulanacağını, müvekkilinin genel kurulda alınan kararlara muhalif kalmasa da dava açabileceğini, ana sözleşme ile tanınan hakların ... taraflı olarak genel kurul kararıyla değiştirilemeyeceğini, hukuksuz bir şekilde 08.03.2018 tarihli genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının düşürüldüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı 08.03.2018 tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü sürede 06.06.2018 tarihinde dava açılmış ise de, davacı ortak adına toplantıya katılan temsilcisi, iptalini talep ettiği dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3 üncü maddesi ile alınan karara karşı olumlu oy kullandığı, kararın oy birliğiyle alındığı, bu durumda mahkemece, davacının 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 08.03.2018 tarihli olağanüstü toplantısında gündemin 3 üncü maddesi ile alınan kararın iptalini talep edemeyeceği gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yönetim kurulunun da oy çokluğu ile karar almak suretiyle kurul halinde genel kurul kararlarının iptali davası açabileceği, ancak yönetim kurulu ... kişiden oluşuyorsa onun karar almasından söz edilemeyeceği, yönetim kurulunun dava açabilmesinin toplantıda hazır bulunması, kararlar aleyhine oy kullanmış olması ya da muhalefetlerini tutanağa geçirtmiş olması şartına bağlı olmadığı, bu davanın ortaklığın çıkarlarının korunması için yürütme organına verilmiş bir görev olduğu, yönetim kurulu üyesi aynı zamanda şirket ortağı olarak genel kurulda olumlu oy kullanmış olsa dahi alınan karar şirket menfaatlerine aykırı ise yönetim kurulunun çoğunlukla alacağı kararla iptal davası açabileceği, bunun için yönetim kurulu üyelerinin hepsinin ya da bir kısmının toplantıda hazır bulunup bulunmamasının da bir önemi olmadığı, bu hakkın yasa ile yönetim kuruluna mutlak olarak verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 ... maddesi, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 478 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · sözleşmeden doğan dava · sözleşmenin feshi · tespit davası · ihbar · ihtar · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
Dava tarihi itibariyle «eda davası» açılmasının mümkün olduğu hallerde ayrıca «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2976 E. 2014/6901 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemiz bozma ilamında geçen dava dışı şirket sayısının 5 olmasına rağmen 6 yazılmasının «maddi hataya» dayalı olmasına göre, davacılar vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3844 E. 2022/9063 K.
Ortak:esas sözleşme · müktesep hak · olağanüstü genel kurul · iptal davası · yönetim kurulu kararı · temsil · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… ından fazlası Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) yapılan değişiklik kapsamında 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısıyla «yönetim kurulu» üyelerinin pay sahiplerini «temsilen» değil, bireysel olarak seçildiğini, alınan kararların oy birliğiyle alındığını, bu «genel kurul kararının iptali» için dava açılmadığını, davacının kanun gereği imtiyazlı bir «payının» olmadığını, dava konusu genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının 6'dan 7'ye çıkarıldığını, davacının iddia ettiği gibi kendisine ismen tanınan bir hakkın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapılan genel kurul toplantılarında «esas sözleşmenin» 10 uncu maddesinin değiştirilmesi teklifine kabul oyu kullandığından işbu davayı açamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
… işiklerle Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının imtiyazının söz konusu olamayacağı, müktesep hakkın kanun değişikliği ile kaldırılması durumunda bunun artık «müktesep hak» niteliği kalmayacağı, kanundaki değişiklikler dikkate alınarak yönetim kurulunda «temsile» hakkı olan kamu tüzel kişilerinin imtiyazlı payları dikkate alınarak «yönetim kurulu» oluşturulan genel kurulun iptalini talep etmekte davacının haklı olmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinde sayılan kişilerden de olmadığı gerekçesiyle …
… uğunu, şirketin kuruluş ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde yönetim kurulunun ne şekilde teşekkül edeceğinin hükme bağlandığını, davalı şirketin 08.03.2018 tarihli «olağanüstü genel kurul» kararıyla şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesini değiştirerek müvekkilinin «yönetim kurulu» üye sayısını 2'den 1'e indirdiğini, müvekkilinin yönetim kuruluna seçilmek üzere aday gösterme hakkının ana sözleşmede ismen tanınmış bir hak olduğunu, bu hakkın pay nedeniyle tanınan imtiyaz hakkı olmadığını, müvekkilinin bu değişikliğe yönelik «muvafakatının» bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili sendikaya ismen tanınmış yönetim kurulu sayısının indirilmesine ilişkin «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, TTK'nın 454/2. maddesi uyarınca «imtiyazlı pay sahipleri» özel kurulunu toplantıya çağırma «yetkisinin» yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, en geç genel kurul kararının «ilan» edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırmaz ise o halde, her imtiyazlı pay sahibinin yönetim kurulunun çağrı süresinin «son» gününden başlamak üzere on beş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını «şirketin merkezinin» bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteme hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş. yönetim kurulunun İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu’nu toplantıya çağrısının 18.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığına göre ve ilanda belirtilen 08.02.2017 tarihinde bakanlık «temsilcisi» ve ... vekilinin katılımı ile toplantı açılışı yapıldığına göre davalı/birleşen dosya davacısı ...'in tek başına İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu yapma yetkisi bulunmadığı, kanunun açık düzenlemesine aykırı olan ve ... tarafından düzenlenen 12.01.2017 tarihli İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu Toplantı tutanağının hukuki bir geçerliliği bulunmadığı, «ana sözleşme değişikliğinden» etkilenen tek imtiyazlı pay sahibinin ... olduğu ve tek başına %100 katılım ile özel kurul toplantısını düzenleyebileceği iddia edilmiş ise de, ana sözleşmenin değiştirilen maddesinde gerçek kişi pay sahipleri grubuna yönetim kurulunda temsil imtiyazı tanınmış olup, doğrudan ...'e tanınan bir imtiyaz bulunmadığından bu savunmaya itibar etme olanağı bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davanın kabulü ile davalı ... tarafından yapılan 12.01.2017 tarihli imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakıt olduğunun tespitine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmediği, Davalı/birleşen dosya davacısı ...'in şirkette pay sahibi olması nedeniyle genel kurul kararının kanuna, ana sözleşme ve «dürüstlük kuralına aykırılık» iddiası ile «iptal davası» açma hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.'nin 12.01.2017 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında değiştirilen ana sözleşmenin 11. maddesi ile grup imtiyazı düzenlemesinin kaldırıldığı, isim ve unvanları zikredilmek suretiyle doğrudan kişilere yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığı, oysa TTK'nın 360/1. maddesinde, «esas sözleşmede» «yönetim kurulu üyeliği» için aday önerme hakkının, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede düzenlenerek tanınabileceğinin düzenlendiği, TTK'nın 340. maddesinde ise, esas sözleşmenin, Kanun’un «anonim şirketlere» ilişkin hükümlerinden ancak Kanun’da buna açıkça izin verilmişse sapabileceğinin düzenlendiği, esas sözleşmenin yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin maddesinde aday önerme hakkı imtiyazı kanunun öngördüğü şekilde yalnızca belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık'a verilebilecekken ismen belli şirket ortaklarına verilmiş olması kanuna açıkça aykırı olduğu, her ne kadar ileri sürülen bir kısım doktrinsel görüşte doğrudan ismen aday önerme yetkisi verilebileceği savunuluyor ise de, Türk Ticaret Kanunu’nun 360. maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşsa bile «müktesep hak» sayılacağı kabul edilen tek düzenlemenin 6103 sayılı TTK'nın Yürürlük Kanunu'nun 28/2. maddesindeki 6762 sayılı eski Kanun zamanında ve Türk Ticaret Kanunu’nun kab …
… . madde ile doğrudan ilişkili olup, üyelikte boşalma halinde 11. madde esas alınarak seçim yapılacağı düzenlendiğinden bu maddenin de iptali gerektiği, her ne kadar «ana sözleşme değişikliğiyle» değiştirilen 14. maddenin de mahkemece iptaline karar verilmiş ise de, bu madde «dava konusu» olmadığı gibi esasen önceki düzenlemeden esas itibariyle ayrılmadığı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin 14. madde dava konusu olmayıp hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, bu maddeye ilişkin mahkemece hüküm oluşturulmasının isabetli olmadığı, iptal istemine konu 15, 17 ve 23. maddelerin «yönetim kurulu» toplantı ve karar nisapları, yönetim kurulunun «temsili» ve genel kurulun toplantı ve karar «nisabına» ilişkin olduğu, 15. ve 17. maddeye ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmede bu değişikliklerin «imtiyazlı pay sahipleri» grubunun haklarını etkilediği belirtilmiş ise de, bu durum imtiyazlı pay sahiplerinden ...'ün değişikliğe olumlu oy kullanması nedeni ile özel kurulun «toplantı nisabı» sağlanamayacak olması nedeni ile kanun gereği yapılamayacak olması nedeniyle ana sözleşme değişikliği uygulanabilir nitelikte olup, gerçek ve tüzel kişi grupların imtiyazlarının kaldırılması sürecinde bir usulsüzlük bulunmadığından imtiyazlı grubun hakkının etkilenmesi iptal «sebebi» olarak kabul edilemeyeceği, 23. madde ise toplantı ve karar «nisaplarını» azaltmakla birlikte Türk Ticaret Kanunu’nda bunu sınırlandıran bir düzenleme bulunmadığı, ayrıca az önce açıklanan gerekçe ile imtiyaz hakkının zedelendiğine de dayanılamayacağı, gündemin 4. maddesinde ise yönetim kurulu, ana sözleşme değişikliği ile yeniden düzenlenen ve iptalle malül 11. maddeye göre seçildiğinden gündemin 4. maddesi uyarınca yapılan yönetim kurulu seçiminin de iptali gerektiği, Asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-birleşen dosya davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», birleşen dava yönünden ana sözleşmenin 23. maddesine ilişkin davanın reddedilmesinde ve ana sözleşmenin 11-11.1-11.2-13 maddeleri ile gündemin 4. maddesi uyarınca yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesinde herhangi bir şekilde hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin bu kararlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, İlk Derece Mahkemesi’nce ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden ise bu maddelerle getirilen düzenlemelerin imtiyazlı pay sahipleri arasındaki dengeyi bozduğundan bahisle bu maddeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği, bu nedenle davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen dosya davacısı vekilinin asıl ve birleşen dosyaya ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, davacı/birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun genel kurul kararının ana sözleşmenin 14, 15 ve 17. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kısımları yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, asıl dava yönünden, davalı ...'in çağrısı ile 12.01.2017 tarihinde yapılan imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakıt olduğunun tespitine, birleşen dava yönünden davalı ...Ş.'nin 12.01.2017 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Maddesine göre; YKÜ sayısının 6 olduğu, tüzel kişi ortakları «temsil» eden üye sayısının 4/6 (%66,6), gerçek kişileri temsilen seçilecek «yönetim kurulu» sayısının 2/6 (%33,3) olduğu halde, yönetim kurulu üye sayısının 8’e çıkarılmasıyla birlikte tüzel kişilerin belirleyeceği YKÜ sayısının 7/8 (%87,5), gerçek kişi YKÜ sayısının 1/8’e (%12,5) indirildiği, bu şekilde gerçek kişi ortaklara tanınan YK’da temsil edilme oranının düşürüldüğü ve imtiyazının zedelendiği, her ne kadar TTK’nın 454. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak İPSÖK onayına sunularak bu konuda bir ret veya kabul kararı alınmamış ise de, OÜGKT’da alınan kararların aynı zamanda TTK’nın 445. maddesi uyarınca da denetime tabi olduğu ve buna göre alınan kararların kanuna, «esas sözleşmeye» ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olmaması gerektiği, bu anlamda makul, makbul ve meşru bir gerekçe olmaksızın gerçek kişi ortakların yönetim ve temsil haklarının azaltılması veya ortadan ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hissedarlar sözleşmesi · imtiyazlı pay · esas sözleşme değişikliği · objektif iyi niyet kuralı · ana sözleşme değişikliği · toplantı ve karar nisabı · nisap · dürüstlük kuralına aykırılık
Benzer bu kararda… . madde ile doğrudan ilişkili olup, üyelikte boşalma halinde 11. madde esas alınarak seçim yapılacağı düzenlendiğinden bu maddenin de iptali gerektiği, her ne kadar «ana sözleşme değişikliğiyle» değiştirilen 14. maddenin de mahkemece iptaline karar verilmiş ise de, bu madde «dava konusu» olmadığı gibi esasen önceki düzenlemeden esas itibariyle ayrılmadığı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin 14. madde dava konusu olmayıp hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, bu maddeye ilişkin mahkemece hüküm oluşturulmasının isabetli olmadığı, iptal istemine konu 15, 17 ve 23. maddelerin «yönetim kurulu» toplantı ve karar nisapları, yönetim kurulunun «temsili» ve genel kurulun toplantı ve karar «nisabına» ilişkin olduğu, 15. ve 17. maddeye ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmede bu değişikliklerin «imtiyazlı pay sahipleri» grubunun haklarını etkilediği belirtilmiş ise de, bu durum imtiyazlı pay sahiplerinden ...'ün değişikliğe olumlu oy kullanması nedeni ile özel kurulun «toplantı nisabı» sağlanamayacak olması nedeni ile kanun gereği yapılamayacak olması nedeniyle ana sözleşme değişikliği uygulanabilir nitelikte olup, gerçek ve tüzel kişi grupların imtiyazlarının kaldırılması sürecinde bir usulsüzlük bulunmadığından imtiyazlı grubun hakkının etkilenmesi iptal «sebebi» olarak kabul edilemeyeceği, 23. madde ise toplantı ve karar «nisaplarını» azaltmakla birlikte Türk Ticaret Kanunu’nda bunu sınırlandıran bir düzenleme bulunmadığı, ayrıca az önce açıklanan gerekçe ile imtiyaz hakkının zedelendiğine de dayanılamayacağı, gündemin 4. maddesinde ise yönetim kurulu, ana sözleşme değişikliği ile yeniden düzenlenen ve iptalle malül 11. maddeye göre seçildiğinden gündemin 4. maddesi uyarınca yapılan yönetim kurulu seçiminin de iptali gerektiği, Asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-birleşen dosya davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», birleşen dava yönünden ana sözleşmenin 23. maddesine ilişkin davanın reddedilmesinde ve ana sözleşmenin 11-11.1-11.2-13 maddeleri ile gündemin 4. maddesi uyarınca yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesinde herhangi bir şekilde hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin bu kararlara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, İlk Derece Mahkemesi’nce ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden ise bu maddelerle getirilen düzenlemelerin imtiyazlı pay sahipleri arasındaki dengeyi bozduğundan bahisle bu maddeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği, bu nedenle davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun ana sözleşmenin 14, 15 ve 17 maddelerine ilişkin değişiklik yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen dosya davacısı vekilinin asıl ve birleşen dosyaya ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, davacı/birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf başvurusunun genel kurul kararının ana sözleşmenin 14, 15 ve 17. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kısımları yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, asıl dava yönünden, davalı ...'in çağrısı ile 12.01.2017 tarihinde yapılan imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakıt olduğunun tespitine, birleşen dava yönünden davalı ...Ş.'nin 12.01.2017 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, TTK'nın 454/2. maddesi uyarınca «imtiyazlı pay sahipleri» özel kurulunu toplantıya çağırma «yetkisinin» yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun, en geç genel kurul kararının «ilan» edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırmaz ise o halde, her imtiyazlı pay sahibinin yönetim kurulunun çağrı süresinin «son» gününden başlamak üzere on beş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını «şirketin merkezinin» bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteme hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş. yönetim kurulunun İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu’nu toplantıya çağrısının 18.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığına göre ve ilanda belirtilen 08.02.2017 tarihinde bakanlık «temsilcisi» ve ... vekilinin katılımı ile toplantı açılışı yapıldığına göre davalı/birleşen dosya davacısı ...'in tek başına İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu yapma yetkisi bulunmadığı, kanunun açık düzenlemesine aykırı olan ve ... tarafından düzenlenen 12.01.2017 tarihli İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu Toplantı tutanağının hukuki bir geçerliliği bulunmadığı, «ana sözleşme değişikliğinden» etkilenen tek imtiyazlı pay sahibinin ... olduğu ve tek başına %100 katılım ile özel kurul toplantısını düzenleyebileceği iddia edilmiş ise de, ana sözleşmenin değiştirilen maddesinde gerçek kişi pay sahipleri grubuna yönetim kurulunda temsil imtiyazı tanınmış olup, doğrudan ...'e tanınan bir imtiyaz bulunmadığından bu savunmaya itibar etme olanağı bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davanın kabulü ile davalı ... tarafından yapılan 12.01.2017 tarihli imtiyazlı gerçek kişi pay sahipleri özel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakıt olduğunun tespitine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmediği, Davalı/birleşen dosya davacısı ...'in şirkette pay sahibi olması nedeniyle genel kurul kararının kanuna, ana sözleşme ve «dürüstlük kuralına aykırılık» iddiası ile «iptal davası» açma hakkı bulunduğu, davacı/birleşen dosya davalısı Emba Elektrik Üretim A.Ş.'nin 12.01.2017 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında değiştirilen ana sözleşmenin 11. maddesi ile grup imtiyazı düzenlemesinin kaldırıldığı, isim ve unvanları zikredilmek suretiyle doğrudan kişilere yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığı, oysa TTK'nın 360/1. maddesinde, «esas sözleşmede» «yönetim kurulu üyeliği» için aday önerme hakkının, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede düzenlenerek tanınabileceğinin düzenlendiği, TTK'nın 340. maddesinde ise, esas sözleşmenin, Kanun’un «anonim şirketlere» ilişkin hükümlerinden ancak Kanun’da buna açıkça izin verilmişse sapabileceğinin düzenlendiği, esas sözleşmenin yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin maddesinde aday önerme hakkı imtiyazı kanunun öngördüğü şekilde yalnızca belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık'a verilebilecekken ismen belli şirket ortaklarına verilmiş olması kanuna açıkça aykırı olduğu, her ne kadar ileri sürülen bir kısım doktrinsel görüşte doğrudan ismen aday önerme yetkisi verilebileceği savunuluyor ise de, Türk Ticaret Kanunu’nun 360. maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşsa bile «müktesep hak» sayılacağı kabul edilen tek düzenlemenin 6103 sayılı TTK'nın Yürürlük Kanunu'nun 28/2. maddesindeki 6762 sayılı eski Kanun zamanında ve Türk Ticaret Kanunu’nun kab …
İlk Derece Mahkemesi’nce, asıl davada «dava konusu» davalı ...'in çağrısı ile gerçekleştirilen 12.01.2018 tarihli «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurulunda alınan kararların "öncelikle genel kurulun toplantıya davet edilmesinin yönetim kurulundan talep edilmesi aksi halde mahkemeden genel kurulun toplanmasına izin talebinde bulunulması" yasal prosedürüne uygun olarak hareket edilmeksizin usulsüz çağrı ile toplanması, diğer ortakların iştirak etmemesi, hükümet komiserinin bulunmaması ve Türk Ticaret Kanunu'nun 454. maddesine aykırı olması nedeniyle «butlanla» sakıt olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davada davalı şirketin 12.01.2017 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısının toplantı gündeminin 3. maddesinde görüşülen ana sözleşme tadil tasarı metnine ilişkin 11-11.1-11.2-13-14-15 ve 17. maddeleri ile yine olağanüstü genel kurul gündeminin 4. maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesiyle bu maddelerin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
… i adaylar arasından seçileceği düzenlenmiş olup bu düzenlemenin de anılan kanuni düzenlemeye uygun olmadığı, kanunda pay sahibi de olsa ismen zikredilen bir kişinin «yönetim kurulu» başkan ve başkan vekilliği için aday önerebileceği ve bu adayın seçilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, «ana sözleşme değişikliği» ile kabul edilen üst yönetimin atanmasına ilişkin 11.2 maddesinde, finans müdürü, teknoloji müdürü, ve genel müdür yardımcısının Shanghai Electric Power Co.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16479 E. 2014/1014 K.
Ortak:esas sözleşme · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · iptal davası · hak düşürücü süre · yönetim kurulu kararı · temsil · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… ından fazlası Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) yapılan değişiklik kapsamında 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısıyla «yönetim kurulu» üyelerinin pay sahiplerini «temsilen» değil, bireysel olarak seçildiğini, alınan kararların oy birliğiyle alındığını, bu «genel kurul kararının iptali» için dava açılmadığını, davacının kanun gereği imtiyazlı bir «payının» olmadığını, dava konusu genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının 6'dan 7'ye çıkarıldığını, davacının iddia ettiği gibi kendisine ismen tanınan bir hakkın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapılan genel kurul toplantılarında «esas sözleşmenin» 10 uncu maddesinin değiştirilmesi teklifine kabul oyu kullandığından işbu davayı açamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
… uğunu, şirketin kuruluş ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde yönetim kurulunun ne şekilde teşekkül edeceğinin hükme bağlandığını, davalı şirketin 08.03.2018 tarihli «olağanüstü genel kurul» kararıyla şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesini değiştirerek müvekkilinin «yönetim kurulu» üye sayısını 2'den 1'e indirdiğini, müvekkilinin yönetim kuruluna seçilmek üzere aday gösterme hakkının ana sözleşmede ismen tanınmış bir hak olduğunu, bu hakkın pay nedeniyle tanınan imtiyaz hakkı olmadığını, müvekkilinin bu değişikliğe yönelik «muvafakatının» bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili sendikaya ismen tanınmış yönetim kurulu sayısının indirilmesine ilişkin «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
… ri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yönetim kurulunun da oy çokluğu ile karar almak suretiyle kurul halinde «genel kurul kararlarının iptali davası» açabileceği, ancak «yönetim kurulu» ... kişiden oluşuyorsa onun karar almasından söz edilemeyeceği, yönetim kurulunun dava açabilmesinin toplantıda hazır bulunması, kararlar aleyhine oy kullanmış olm …
Benzer bu karardaA.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun «esas sözleşmenin» değiştirilmesine dair kararının «imtiyazlı pay» sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar «yönetim kurulu» tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar asliye ticaret mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak 22.08.2012 tarihinde açılan işbu davanın TTK’nın 454. maddesindeki prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız açıldığı gerekçesiyle 2. gündem maddesine yönelik davanın reddine, yine 3. gündem maddesinde alınan kararın da usul ve yasaya aykırı olmadığından iptal isteminin reddine” karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca (30.10.1991 tarih ve 7397/4985 E.K sayılı ilamı) «genel kurul kararının iptali» için, sebepler varsa imtiyazlı paylar genel kurulunun kararına başvurmayı gerektiren bir konuda dahi imtiyazlı paylar genel kurulunun kararı beklenmeden «iptal davası» açılabilir.
Şti’ni «temsilen» «yönetim kurulu» 2. başkanlığına gelen üye ile birlikte şirket unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda temsil ve ilzama yetkilidirler.” şeklinde iken dava konusu 07.08.2012 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 2. maddesi ile “şirket, biri yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu başkan vekiline ait olmak kaydıyla iki yönetim kurulu üyesinin şirketin unvanı altına koyac …
2-Dava, «anonim şirket» «olağanüstü genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imtiyazlı pay · yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket · ilan
Benzer bu kararda2-Dava, «anonim şirket» «olağanüstü genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
A.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun «esas sözleşmenin» değiştirilmesine dair kararının «imtiyazlı pay» sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar «yönetim kurulu» tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar asliye ticaret mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak 22.08.2012 tarihinde açılan işbu davanın TTK’nın 454. maddesindeki prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız açıldığı gerekçesiyle 2. gündem maddesine yönelik davanın reddine, yine 3. gündem maddesinde alınan kararın da usul ve yasaya aykırı olmadığından iptal isteminin reddine” karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca (30.10.1991 tarih ve 7397/4985 E.K sayılı ilamı) «genel kurul kararının iptali» için, sebepler varsa imtiyazlı paylar genel kurulunun kararına başvurmayı gerektiren bir konuda dahi imtiyazlı paylar genel kurulunun kararı beklenmeden «iptal davası» açılabilir.
Davalı şirketin iptali talep edilen 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesiyle değiştirilen anasözleşmenin 10. maddesinin 14.05.2012 tarih 8067 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde «ilan» edilen 25.04.2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında kabul edilen hali “yönetim kurulunda bulunan ...
Şti’ni «temsilen» «yönetim kurulu» 2. başkanlığına gelen bir üyenin şirket unvanı altına koyacakları müştereken imzaları ile veya şirket «yönetim kurulu üyeliğinde» bulunan diğer yönetim kurulu üyesinin, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5366 E. , 2024/1790 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/581 Esas, 2022/740 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/445 E., 2019/802 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin kuruluş ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde yönetim kurulunun ne şekilde teşekkül edeceğinin hükme bağlandığını, davalı şirketin 08.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesini değiştirerek müvekkilinin yönetim kurulu üye sayısını 2'den 1'e indirdiğini, müvekkilinin yönetim kuruluna seçilmek üzere aday gösterme hakkının ana sözleşmede ismen tanınmış bir hak olduğunu, bu hakkın pay nedeniyle tanınan imtiyaz hakkı olmadığını, müvekkilinin bu değişikliğe yönelik muvafakatının bulunmadığını ileri sürerek davalı şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili sendikaya ismen tanınmış yönetim kurulu sayısının indirilmesine ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sermayesinin yarısından fazlası Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) yapılan değişiklik kapsamında 25.03.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla yönetim kurulu üyelerinin pay sahiplerini temsilen değil, bireysel olarak seçildiğini, alınan kararların oy birliğiyle alındığını, bu genel kurul kararının iptali için dava açılmadığını, davacının kanun gereği imtiyazlı bir payının olmadığını, dava konusu genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının 6'dan 7'ye çıkarıldığını, davacının iddia ettiği gibi kendisine ismen tanınan bir hakkın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapılan genel kurul toplantılarında esas sözleşmenin 10 uncu maddesinin değiştirilmesi teklifine kabul oyu kullandığından işbu davayı açamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un imtiyazlı hisse senetleri ve imtiyazlı paylara ilişkin 478 ... maddesinde yapılan değişiklerle Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının imtiyazının söz konusu olamayacağı, müktesep hakkın kanun değişikliği ile kaldırılması durumunda bunun artık müktesep hak niteliği kalmayacağı, kanundaki değişiklikler dikkate alınarak yönetim kurulunda temsile hakkı olan kamu tüzel kişilerinin imtiyazlı payları dikkate alınarak yönetim kurulu oluşturulan genel kurulun iptalini talep etmekte davacının haklı olmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinde sayılan kişilerden de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının şirket ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde değişiklik yaptığını, müvekkilinin ismen tanınan yönetim kurulu üye sayısını indirdiğini, ana sözleşmedeki hakkın kişisel akdi bir hak olduğunu, müvekkilinin davalının daha önceki girişimlerine de muvafakat etmediğini, değişiklik için 6102 sayılı Kanun'un getirdiği ilkelerin değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) öngördüğü kuralların uygulanacağını, müvekkilinin genel kurulda alınan kararlara muhalif kalmasa da dava açabileceğini, ana sözleşme ile tanınan hakların ... taraflı olarak genel kurul kararıyla değiştirilemeyeceğini, hukuksuz bir şekilde 08.03.2018 tarihli genel kurul kararıyla yönetim kurulu üye sayısının düşürüldüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı 08.03.2018 tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü sürede 06.06.2018 tarihinde dava açılmış ise de, davacı ortak adına toplantıya katılan temsilcisi, iptalini talep ettiği dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3 üncü maddesi ile alınan karara karşı olumlu oy kullandığı, kararın oy birliğiyle alındığı, bu durumda mahkemece, davacının 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 08.03.2018 tarihli olağanüstü toplantısında gündemin 3 üncü maddesi ile alınan kararın iptalini talep edemeyeceği gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yönetim kurulunun da oy çokluğu ile karar almak suretiyle kurul halinde genel kurul kararlarının iptali davası açabileceği, ancak yönetim kurulu ... kişiden oluşuyorsa onun karar almasından söz edilemeyeceği, yönetim kurulunun dava açabilmesinin toplantıda hazır bulunması, kararlar aleyhine oy kullanmış olması ya da muhalefetlerini tutanağa geçirtmiş olması şartına bağlı olmadığı, bu davanın ortaklığın çıkarlarının korunması için yürütme organına verilmiş bir görev olduğu, yönetim kurulu üyesi aynı zamanda şirket ortağı olarak genel kurulda olumlu oy kullanmış olsa dahi alınan karar şirket menfaatlerine aykırı ise yönetim kurulunun çoğunlukla alacağı kararla iptal davası açabileceği, bunun için yönetim kurulu üyelerinin hepsinin ya da bir kısmının toplantıda hazır bulunup bulunmamasının da bir önemi olmadığı, bu hakkın yasa ile yönetim kuruluna mutlak olarak verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 ... maddesi, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 478 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021601800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz