Izafeten husumet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7887 E. 2014/14246 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
izafeten husumet↗ gemi acenteliği↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ protesto↗ nakliyat sigortası↗ izafeten dava↗ ba beyannamesi↗ donatan↗ itirazın iptali davası↗ acente↗ acentelik↗ dava şartı yokluğu↗ iptal davası↗ ihbar↗ ihtar↗ geçersizlik↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davada izafeten husumet yöneltilen davalının geminin tahliye limanı acentesi olduğu, acente ya da acente olmayıp arizi olarak işlemlerde bulunanların ancak yaptıkları işlemlere ilişkin davanın muhattabı olacağı, acentenin aracılık yapmadığı ya da akdetmediği sözleşmeler nedeniyle genel bir vekillik yetkisinin bulunmadığı, davalının taşımaya aracılık etmeyip sadece tahliye limanında tahliye işlemlerine aracılık etmesi karşısında geminin işleteni ve donatanına izafeten davalı aleyhine dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağı, bu nedenle yapılan icra takibinin geçersiz olduğu, takibin geçersiz olması nedeniyle itirazın iptali davası yönünden dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalan emtialarda meydana gelen hasar nedeniyle rucuen tazminat istemine ilişkindir.
6762 Sayılı TTK'nın 119. maddesinde acentenin, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule salahiyetli olduğu, bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acentenin müvekkili namına dava açabileceği gibi acenteye karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, bu hükümlere aykırı olan şartların muteber olmayacağı düzenlenmiştir (6102 Sayılı TTT'nın 105. maddesi). Somut olayda davacı, gemi işleteni ve donatanına izafeten D. Gemi Acenteliği Ltd. Şti.'ye husumet yöneltmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; dosya içerisinde yer alan 15.4.2009 tarihli tutanak ve 27.4.2009 tarihli ekspertiz raporunda davalının davaya konu hasarın gerçekleştiği taşıma sırasında gemi işleteni ve donatanının acentesi olduğuna ilişkin beyanlar bulunduğu gibi, 9.4.2009 tarihli Ambarlı Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'ne hitaben verilen beyannamenin de (soru kağıdı) davalının çalışanı olan C. K. tarafından acenta sıfatıyla doldurulup imzalandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte mahkemenin karar gerekçesinde bu belgeler de değerlendirilmek suretiyle davalının dava konusu taşımaya ilişkin acente olup olmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmadığı gibi, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette yeni bir bilirkişi raporu da alınmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın redine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12847 E. 2014/1851 K.
Ortak:izafeten husumet · izafeten dava · donatan · acente · yetkisizlik kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davada «izafeten husumet» yöneltilen davalının geminin tahliye limanı «acentesi» olduğu, «acente» ya da acente olmayıp arizi olarak işlemlerde bulunanların ancak yaptıkları işlemlere ilişkin davanın muhattabı olacağı, acentenin aracılık yapmadığı ya da akdetmediği sözleşmeler nedeniyle genel bir vekillik «yetkisinin» bulunmadığı, davalının taşımaya aracılık etmeyip sadece tahliye limanında tahliye işlemlerine aracılık etmesi karşısında geminin işleteni ve «donatanına» izafeten davalı aleyhine dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağı, bu nedenle yapılan icra takibinin «geçersiz» olduğu, takibin geçersiz olması nedeniyle «itirazın iptali davası» yönünden dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, gemi işleteni ve «donatanına» «izafeten» D.
Şti.'ye «husumet» yöneltmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalının gemi işletme müteahhidi olduğunun tespit ve kabul olunduğu davada ihtilafın «donatana» «izafeten» işletene yani gemi işletme müteahhidine «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği olduğu, TTK 117 vd. maddelerine göre «izafeten husumet» ancak aracılıkta bulunduğu ya da müvekkili adına ve hesabına bizzat gerçekleştirdiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklarda müvekkili namına dava açabilecek yada müvekkiline izafeten davaya muhatap olacak olanın «acente» olduğu, donatana izafeten işleteni olarak H.
Denizcilik Şirketi'ne yöneltilen «husumetin» işletenin «donatanı» «temsil» «yetkisinin» olmaması karşısında yanlış olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, «donatana» «izafeten» gemi işletme müteahhidine dava açılamaz ise de, davada donatana «husumet» yöneltilmiş bulunduğundan, mahkemece dava dilekçesinin donatana tebliğ suretiyle donatan aleyhine açılan davaya bakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · sözleşmeden doğan dava · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaDenizcilik Şirketi'ne yöneltilen «husumetin» işletenin «donatanı» «temsil» «yetkisinin» olmaması karşısında yanlış olduğu gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının gemi işletme müteahhidi olduğunun tespit ve kabul olunduğu davada ihtilafın «donatana» «izafeten» işletene yani gemi işletme müteahhidine «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği olduğu, TTK 117 vd. maddelerine göre «izafeten husumet» ancak aracılıkta bulunduğu ya da müvekkili adına ve hesabına bizzat gerçekleştirdiği «sözleşmelerden doğan» uyuşmazlıklarda müvekkili namına dava açabilecek yada müvekkiline izafeten davaya muhatap olacak olanın «acente» olduğu, donatana izafeten işleteni olarak H.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3928 E. 2015/11470 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davada «izafeten husumet» yöneltilen davalının geminin tahliye limanı «acentesi» olduğu, «acente» ya da acente olmayıp arizi olarak işlemlerde bulunanların ancak yaptıkları işlemlere ilişkin davanın muhattabı olacağı, acentenin aracılık yapmadığı ya da akdetmediği sözleşmeler nedeniyle genel bir vekillik «yetkisinin» bulunmadığı, davalının taşımaya aracılık etmeyip sadece tahliye limanında tahliye işlemlerine aracılık etmesi karşısında geminin işleteni ve «donatanına» izafeten davalı aleyhine dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağı, bu nedenle yapılan icra takibinin «geçersiz» olduğu, takibin geçersiz olması nedeniyle «itirazın iptali davası» yönünden dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, gemi işleteni ve «donatanına» «izafeten» D.
Ancak; dosya içerisinde yer alan 15.4.2009 tarihli tutanak ve 27.4.2009 tarihli ekspertiz raporunda davalının davaya konu «hasarın» gerçekleştiği taşıma sırasında gemi işleteni ve «donatanının» «acentesi» olduğuna ilişkin beyanlar bulunduğu gibi, 9.4.2009 tarihli Ambarlı Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'ne hitaben verilen «beyannamenin» de (soru kağıdı) davalının çalışanı olan C.
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların «sulh» olmalarının davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğu gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması gerekçesiyle de, donatana izafeten M.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların «sulh» olmalarının davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğu gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması gerekçesiyle de, donatana izafeten M.
Deniz Acenteliği A.Ş. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14687 E. 2016/6153 K.
Ortak:protesto · izafeten dava · acente · acentelik · ihbar · ihtar · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davada «izafeten husumet» yöneltilen davalının geminin tahliye limanı «acentesi» olduğu, «acente» ya da acente olmayıp arizi olarak işlemlerde bulunanların ancak yaptıkları işlemlere ilişkin davanın muhattabı olacağı, acentenin aracılık yapmadığı ya da akdetmediği sözleşmeler nedeniyle genel bir vekillik «yetkisinin» bulunmadığı, davalının taşımaya aracılık etmeyip sadece tahliye limanında tahliye işlemlerine aracılık etmesi karşısında geminin işleteni ve «donatanına» izafeten davalı aleyhine dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağı, bu nedenle yapılan icra takibinin «geçersiz» olduğu, takibin geçersiz olması nedeniyle «itirazın iptali davası» yönünden dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
6762 Sayılı TTK'nın 119. maddesinde «acentenin», aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule salahiyetli olduğu, bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acentenin müvekkili …
Somut olayda davacı, gemi işleteni ve «donatanına» «izafeten» D.
Benzer bu karardaBu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı «acente» müvekkili namına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmüne yer verilmiş olup benzer bir düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 105. maddesinde “Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 119. maddesinde “Acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü «ihtar», «ihbar» ve «protesto» gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule salahiyetlidir.
Yabancı «tacirler» adına «acentelik» yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar «geçersizdir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun · taşıma sözleşmesi · olumsuz oy · taşıyıcı · fatura · iflas · tacir · teslim
Benzer bu karardaGümrüğü'nde antrepoya indirdiği, gümrükleme işlemlerinin alıcı tarafından yapılması gerektiği, alıcının «iflas» ettiği, emtiaların «teslim» alınmamasının davalı «taşıyıcının» kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Böylece, dosya içerisindeki «fatura», «navlun» ödemesi ve diğer kayıtlar ile dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle taşımayı üstlendiği bildirilen davalı ...
S.L'nin bir bütünlük oluşturacak şekilde birlikte hareket ettikleri, bu suretle taşıma işini beraber üstlendiklerinin kabul edildiği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek malları ...
1- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7887 E. , 2014/14246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 51. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/10/2013
NUMARASI 2010/590-2013/245
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2013 tarih ve 2010/590-2013/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalanan dava dışı İ. San. İnş. Tic. A.Ş.'ye ait 43505 çuval tane kakao emtiasının F. Sahilinden Ambarlı/İstanbul'a MV R. gemisiyle taşındığını, söz konusu emtiaların 23.9.2009 tarihli konişmentolarla gemiye sağlam ve noksansız şekilde yüklenildiğini, varma yerinde yapılan tespitle 31.685 kg eksik 221 torbanın (14365 kg) da hasarlı teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu hususun gümrük görevlilerince imzalanan 15.4.2009 tarihli hasar tutanağına decredildiğini, hasar nedeniyle sigortalıya 4,052.00 USD karşılığı 6,090.00 TL tazminatın 20.8.2009 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin ödeme sonrasında alınan ibraname ve temlikname uyarınca sigortalının kanuni halefi olduğunu, alacağın tahsili için Kadıköy 4.
İcra Müdürlüğünün 2010/531 esas sayılı dosyasında başlanılan takibinin borçlunun itirazına binaen durduğunu, ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun tebliğata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davada izafeten husumet yöneltilen davalının geminin tahliye limanı acentesi olduğu, acente ya da acente olmayıp arizi olarak işlemlerde bulunanların ancak yaptıkları işlemlere ilişkin davanın muhattabı olacağı, acentenin aracılık yapmadığı ya da akdetmediği sözleşmeler nedeniyle genel bir vekillik yetkisinin bulunmadığı, davalının taşımaya aracılık etmeyip sadece tahliye limanında tahliye işlemlerine aracılık etmesi karşısında geminin işleteni ve donatanına izafeten davalı aleyhine dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağı, bu nedenle yapılan icra takibinin geçersiz olduğu, takibin geçersiz olması nedeniyle itirazın iptali davası yönünden dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalan emtialarda meydana gelen hasar nedeniyle rucuen tazminat istemine ilişkindir.
6762 Sayılı TTK'nın 119. maddesinde acentenin, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule salahiyetli olduğu, bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acentenin müvekkili namına dava açabileceği gibi acenteye karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, bu hükümlere aykırı olan şartların muteber olmayacağı düzenlenmiştir (6102 Sayılı TTT'nın 105. maddesi). Somut olayda davacı, gemi işleteni ve donatanına izafeten D. Gemi Acenteliği Ltd. Şti.'ye husumet yöneltmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; dosya içerisinde yer alan 15.4.2009 tarihli tutanak ve 27.4.2009 tarihli ekspertiz raporunda davalının davaya konu hasarın gerçekleştiği taşıma sırasında gemi işleteni ve donatanının acentesi olduğuna ilişkin beyanlar bulunduğu gibi, 9.4.2009 tarihli Ambarlı Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'ne hitaben verilen beyannamenin de (soru kağıdı) davalının çalışanı olan C.
K. tarafından acenta sıfatıyla doldurulup imzalandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte mahkemenin karar gerekçesinde bu belgeler de değerlendirilmek suretiyle davalının dava konusu taşımaya ilişkin acente olup olmadığına yönelik bir değerlendirme yapılmadığı gibi, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette yeni bir bilirkişi raporu da alınmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlara ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın redine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102128800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz