6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Özel Denetçi Tayini

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11789 E. 2011/4558 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özel denetçi tayini özel denetçi ihtarat hisse senedi ara karar kesin süre kâr payı kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: TMK — TMK 955 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın görülebilirlik şartının hisse senetlerini bankaya tevdii edilmesi olduğu, eğer basılı hisse senedi yok ise bunun nasıl yapılacağı ve bankaya tevdii usulünün belirli olduğu, davacı tarafın bunun gereklerini verilen kesin sürelerde yerine getirmediği, dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, TTK.'nın 348. maddesine dayalı olarak özel denetçi tayinine dair 1/10 paya sahip ortağın talebinin genel kurulca reddedilmesi üzerine özel denetçi tayininin mahkemece yapılmasına ilişkindir. TTK. 348. maddesine göre, özel denetçi atanmasını istemek için genel kurul toplantı tarihinden en az 6 ay önceden beri esas sermayenin 1/10'ine sahip olunması gerekir. Mahkemece, davacının kesin süreye rağmen hisse senetlerini milli bir bankaya tevdi etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle davacının esas sermayenin 1/10 oranında hisseye sahip olduğunun belirlenmesi gerekir. Dosya içerisinde davacının hisse oranını gösteren belge bulunmadığı gibi, esas sermayenin 1/10'i oranında hisseye sahip olduğu da belirlenememiştir. Öncelikle davalı şirketin hisse durumu, davacının hisse oranı, genel kurul toplantı tarihinden itibaren en az 6 ay önceden beri şirket esas sermayesinin 1/10'i oranında hissesine sahip olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken buna uyulmaması bozma nedenidir.

2- Öte yandan mahkemece, 05.12.2008 tarihli duruşmada payın milli bir bankaya tevdi edilmesi hususunda davacıya kesin süre verilmiştir. Şirketin basılmış pay senedi olmadığı için davacının bu ara kararı yerine getirememesine rağmen TMK 955 ve devamı maddelerinde belirtilen şekilde payın tevdii veya rehni hususunda davacıya süre verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacıya TMK 955 ve devamı maddelerinde belirtilen şekilde payının tevdiini veya rehnini gerçekleştirmesi konusunda süre verilerek, verilen sürede ara kararın gereğinin yerine getirilmemesinin müeyyidesi belirtilip gerekli ihtarat yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Özel Denetçi Tayini 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9580 E. 2011/12526 K.

    Ortak: · dava şartı · Özel Denetçi Tayini

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Özel denetçi tayini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12781 E. 2013/15132 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Özel denetçi tayini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13150 E. 2012/3814 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/11789 E.  ,  2011/4558 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2009 tarih ve 2008/418-2009/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %10 oranında azınlık haklarına sahip ortağı olduğunu, 04/06/2008 tarihindeki 2007 mali yılı genel kuruluna katıldığını ve TTK. 337 maddesi uyarınca bilanço görüşmelerinin ikinci kez ertelenmesini istediğini, müvekkilinin %10 azınlık hakkını kullanarak özel denetçi tayini isteğinin Genel Kurul tarafından reddedildiğini ileri sürerek, TTK. 348. maddesi uyarınca geriye dönük 2 yılın denetlenmesi için özel denetçi tayin edilmesini, kayıt dışı gelirler ve şirketin uğradığı zarar miktarı ile sorumluların tespit edilmesini, defter ve kayıtların özel denetçi nezaretinde tutulmasını, şirketin yönetim kurulu üyelerinin banka hesaplarına ve mal varlıklarına tedbir konulmasını, şirket yönetimine kayyum atanmasını ve tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle suç duyusunda bulunulmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, özel denetçi tayini hususunda TTK. 348. maddesi gereğince davacının sahip olduğu pay senetlerini muteber bir bankaya tevdi etmek sureti ile dava şartını yerine getirmediğini, davacının iddialarının hukuki dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın görülebilirlik şartının hisse senetlerini bankaya tevdii edilmesi olduğu, eğer basılı hisse senedi yok ise bunun nasıl yapılacağı ve bankaya tevdii usulünün belirli olduğu, davacı tarafın bunun gereklerini verilen kesin sürelerde yerine getirmediği, dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, TTK.'nın 348. maddesine dayalı olarak özel denetçi tayinine dair 1/10 paya sahip ortağın talebinin genel kurulca reddedilmesi üzerine özel denetçi tayininin mahkemece yapılmasına ilişkindir. TTK. 348. maddesine göre, özel denetçi atanmasını istemek için genel kurul toplantı tarihinden en az 6 ay önceden beri esas sermayenin 1/10'ine sahip olunması gerekir. Mahkemece, davacının kesin süreye rağmen hisse senetlerini milli bir bankaya tevdi etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle davacının esas sermayenin 1/10 oranında hisseye sahip olduğunun belirlenmesi gerekir. Dosya içerisinde davacının hisse oranını gösteren belge bulunmadığı gibi, esas sermayenin 1/10'i oranında hisseye sahip olduğu da belirlenememiştir.

Öncelikle davalı şirketin hisse durumu, davacının hisse oranı, genel kurul toplantı tarihinden itibaren en az 6 ay önceden beri şirket esas sermayesinin 1/10'i oranında hissesine sahip olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken buna uyulmaması bozma nedenidir.

2- Öte yandan mahkemece, 05.12.2008 tarihli duruşmada payın milli bir bankaya tevdi edilmesi hususunda davacıya kesin süre verilmiştir. Şirketin basılmış pay senedi olmadığı için davacının bu ara kararı yerine getirememesine rağmen TMK 955 ve devamı maddelerinde belirtilen şekilde payın tevdii veya rehni hususunda davacıya süre verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacıya TMK 955 ve devamı maddelerinde belirtilen şekilde payının tevdiini veya rehnini gerçekleştirmesi konusunda süre verilerek, verilen sürede ara kararın gereğinin yerine getirilmemesinin müeyyidesi belirtilip gerekli ihtarat yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021127900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.