Sigorta halefiyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11584 E. 2011/4493 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta halefiyeti↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ sözleşmeden doğan dava↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ reeskont faizi↗ rücu↗ kâr dağıtımı↗ haksız fiil↗ hasar↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hasarın meydana gelmesinde davalının kendi tip şartnamesine uygun olarak talveg kodundan 1.84 m. aşağıda ve boru üstünde 10 cm beton kaplamalı projenin uygulanmasının gerektiği ancak talveg kodunun yanlış seçilip hatalı döşendiği bu nedenle davalının % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 61.431 TL’nın 24.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı; TTK’nun 1301 nci maddesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Sigortacının sigortalının yerine geçerek zarar sorumlusu üçüncü şahıs aleyhine sigortalının talep ve davalı haklarına sahip olabilmesi için bazı şartların bir araya gelmesi gerekmektedir. Hukuken geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı riziko gerçekleşince bu sözleşmeden doğan bir borç olarak sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesi, sigortalının zarar sorumlusu üçüncü şahsa karşı herhangi bir hukuki sebepten (haksız fiil, akid, kanun) ötürü bir talep ve dava hakkına sahip olması gibi. Bu sayılan şartların bir araya gelmesi halinde, sigortacının halefiyetinin gerçekleşmesi, “kanundaki özel düzenlemenin” bir sonucu olarak kendiliğinden oluşur. Bu açıklamadan sonra somut olaya geldiğimizde, dosya içindeki poliçe ve ekleri incelendiğinde, davacı ile dava dışı sigortalısı arasındaki Endüstriyel Yangın Sigorta paket poliçesi düzenlendiği, davacının sigortalısının Samsun Doğalgaz Dağıtım hattının tüm yer altı ve yer üstü varlıklarını, yangın yıldırım, sel, su baskını, 3. şahısların vereceği zara vs. rizikoların karşılıklı teminat altına aldığı anlaşılmaktadır. Davalı ise boru hattının önceki sahibi olup, boru hattını yaptıran kişidir. Bu nedenle davacının boru hattının önceki sahibinden sigortalısına ödettiği sigorta değerini istemesi olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12753 E. 2011/16222 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin
Benzer bu kararda… eki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği,davalının iptal edilmedikçe «ticaret unvanını» kullanma hakkı olduğu,ticaret unvanının «sicilden terkin» talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı v …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11584 E. , 2011/4493 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.03.2009 tarih ve 2008/105-2009/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Samgaz Doğalgaz Dağıtım A.Ş. arasında Endüstriyel Yangın Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, davalı tarafından yaptırılan doğalgaz boru hattının standartlara uygun beton gömlek içine alınmaması nedeniyle rizikonun gerçekleştiğini ve boru hattında hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, olayda davalının asli kusurlu olduğunu ileri sürerek, 61.431 TL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hasarın meydana gelmesinde davalının kendi tip şartnamesine uygun olarak talveg kodundan 1.84 m. aşağıda ve boru üstünde 10 cm beton kaplamalı projenin uygulanmasının gerektiği ancak talveg kodunun yanlış seçilip hatalı döşendiği bu nedenle davalının % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 61.431 TL’nın 24.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı; TTK’nun 1301 nci maddesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Sigortacının sigortalının yerine geçerek zarar sorumlusu üçüncü şahıs aleyhine sigortalının talep ve davalı haklarına sahip olabilmesi için bazı şartların bir araya gelmesi gerekmektedir. Hukuken geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı riziko gerçekleşince bu sözleşmeden doğan bir borç olarak sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesi, sigortalının zarar sorumlusu üçüncü şahsa karşı herhangi bir hukuki sebepten (haksız fiil, akid, kanun) ötürü bir talep ve dava hakkına sahip olması gibi. Bu sayılan şartların bir araya gelmesi halinde, sigortacının halefiyetinin gerçekleşmesi, “kanundaki özel düzenlemenin” bir sonucu olarak kendiliğinden oluşur. Bu açıklamadan sonra somut olaya geldiğimizde, dosya içindeki poliçe ve ekleri incelendiğinde, davacı ile dava dışı sigortalısı arasındaki Endüstriyel Yangın Sigorta paket poliçesi düzenlendiği, davacının sigortalısının Samsun Doğalgaz Dağıtım hattının tüm yer altı ve yer üstü varlıklarını, yangın yıldırım, sel, su baskını, 3.
şahısların vereceği zara vs. rizikoların karşılıklı teminat altına aldığı anlaşılmaktadır. Davalı ise boru hattının önceki sahibi olup, boru hattını yaptıran kişidir. Bu nedenle davacının boru hattının önceki sahibinden sigortalısına ödettiği sigorta değerini istemesi olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021114300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz