Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13324 E. 2014/19207 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz oranı↗ i̇i̇k 308/b↗ kefalet limiti↗ akdi faiz↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ temerrüt tarihi↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ oy yasağı↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan A.. Y.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup temerrüt tarihi itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 akdi faiz oranı üzerinden hesaplanan asıl alacak tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca kefalet limiti belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden temerrüt faizi uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde davalı asıl borçlu A.. Y..'nın 300,70 TL asıl alacak, 2.849,98 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 3.150,68 TL, kefil davalılar M.. K.. ve S.. Y..'nın ise 250,00 TL asıl alacak, 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme yasağı nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M.. K.. ve S.. Y.. 3.038,96 TL'den sorumlu olmak üzere) 308,68 TL asıl alacağa (davalılar M.. K.. ve S.. Y.. 285,22 TL asıl alacaktan sorumlu olmak üzere) 31.01.2004 tarihinden itibaren işleyecek %148,5 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. .../...
Kararı davacı vekili ile davalılar Ayşe ve S.. Y.. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalılar A.. Y.. ve S.. Y..'ya 22/05/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra, davalılar vekili tarafından 09/06/2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, uyulan bozma ilamına göre, yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmadan önce kurulan hükümde bir kısım alacağa %153 faiz oranı üzerinden, bir kısım alacağa ise Tüketici Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönem içinde %132,60 faiz oranı üzerinden faiz hesap edilmiş, Dairemizce karar, Mahkemece temerrüt faizi hesabının kredi sözleşmesi hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur. Ancak bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, yanılgılı ve davalıların önceki hükmü temyiz etmemiş olmaları nedeniyle davacı yararına oluşan müktesep hakkın ihlaline yol açacak şekilde %148,50 oranı üzerinden yapılan temerrüt faizi hesabına göre hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2159 E. 2018/4021 K.
Ortak:akdi faiz oranı · i̇i̇k 308/b · kefalet limiti · akdi faiz · tahsilde tekerrür olmaması · müşterek borçlu müteselsil kefil · tahsilde tekerrür · temerrüt tarihi · Alacak
İncelediğiniz karardaY.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden «temerrüt faizi» uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde dav …
Y..'nın ise 250,00 TL «asıl alacak», 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme «yasağı» nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M..
3.038,96 TL'den sorumlu olmak üzere) «308»,68 TL asıl alacağa (davalılar M..
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan ... arasında 250 TL limitli, ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesine göre «temerrüt faizinin» yıllık % 195 olduğu, bankanın «ıslah» dilekçesindeki temerrüt faizi talebinin yıllık % 153 olduğu, «taleple bağlılık ilkesi» gereğince bu orandaki temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, davacı bankanın davalı ...'dan «308»,68 TL asıl, 3.140,43 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere 3.449,11 TL, kefil olan diğer davalıların da bu miktarların 285,22 TL asıl alacak ve 2.805,09 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 3.090,31 TL'sinden sorumlu oldukları, 31/01/2004 tarihinden itibaren asıl alacaklara yıllık % 153 oranındaki temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere; 3.449,11 TL'nin davalılardan (Davalılar ... ve ...'nın bu miktarı 3.090,31 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak 308 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · işlemiş faiz · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan ... arasında 250 TL limitli, ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesine göre «temerrüt faizinin» yıllık % 195 olduğu, bankanın «ıslah» dilekçesindeki temerrüt faizi talebinin yıllık % 153 olduğu, «taleple bağlılık ilkesi» gereğince bu orandaki temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, davacı bankanın davalı ...'dan «308»,68 TL asıl, 3.140,43 TL işlemiş temerrüt faizi ve gider vergisi olmak üzere 3.449,11 TL, kefil olan diğer davalıların da bu miktarların 285,22 TL asıl alacak ve 2.805,09 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 3.090,31 TL'sinden sorumlu oldukları, 31/01/2004 tarihinden itibaren asıl alacaklara yıllık % 153 oranındaki temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere; 3.449,11 TL'nin davalılardan (Davalılar ... ve ...'nın bu miktarı 3.090,31 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak 308 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2043 E. 2012/7456 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · tahsilde tekerrür olmaması · müşterek borçlu müteselsil kefil · tahsilde tekerrür · müteselsil kefil · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaY.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden «temerrüt faizi» uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde dav …
Y..'nın ise 250,00 TL «asıl alacak», 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme «yasağı» nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M..
… üzerinden, bir kısım alacağa ise Tüketici Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönem içinde %132,60 faiz oranı üzerinden faiz hesap edilmiş, Dairemizce karar, Mahkemece «temerrüt faizi» hesabının «kredi sözleşmesi» hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hü …
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın 31.01.2004 talep tarihi itibarıyla, davalı asıl borçlu ...'dan 3.367,47 TL, davalı müşterek borçlu ve «müteselsil kefiller» ... ve ...'dan 3.038,99 TL alacaklı bulunduğu, 31.01.2004 dava talep tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl borçludan «308»,68 TL, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden 285,22 TL matrahlar üzerinden %132,60 «temerrüt faizi» ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere; 3.367,47 TL'nın ( Davalılar ... ve ...
Mahkemece «temerrüt faizi» hesabının «kredi sözleşmesi» hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3.038,96 TL'dan sorumlu olmak üzere ) «308»,68 TL asıl alacağa ( Davalılar ... ve ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi kabul · maddi hata · tacir
Benzer bu kararda… eki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemenin «kısmi kabul» kararının asıl borçlu olan ...’yı da kapsamış bulunmasına ve davalılardan ...’ın soy adının «maddi hata» sonucu “Kayıt” olarak yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunan maddi hata niteliğinde bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kaps …
2- Ancak, davacı banka tarafından «tacir» olduğu anlaşılan market işletmecisi olan davalı ...’ye kullandırılan kredi, ticari bir kredi olup diğer davalılar da ticari krediye «kefil» olmuşlardır.
-
Marka iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5088 E. 2017/7168 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11951 E. 2018/3754 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13324 E. , 2014/19207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/11/2013
NUMARASI 2013/144-2013/229
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2013 tarih ve 2013/144-2013/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar A.. Y.. ve S.. Y.. vekili tarafından istenmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı A.. Y.. arasında ferdi kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar M.. K.. ve S.. Y..’nın da söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, 4.154,06 TL alacaklarının 31.01.2004 tarihinden itibaren ana para üzerinden işleyecek %148,5 temerrüt faizi ve fer’ileriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan A.. Y.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup temerrüt tarihi itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 akdi faiz oranı üzerinden hesaplanan asıl alacak tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca kefalet limiti belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.
maddesi gereğince %190 üzerinden temerrüt faizi uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde davalı asıl borçlu A.. Y..'nın 300,70 TL asıl alacak, 2.849,98 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 3.150,68 TL, kefil davalılar M.. K.. ve S.. Y..'nın ise 250,00 TL asıl alacak, 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme yasağı nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M..
K.. ve S.. Y..
3. 038,96 TL'den sorumlu olmak üzere) 308,68 TL asıl alacağa (davalılar M.. K.. ve S.. Y.. 285,22 TL asıl alacaktan sorumlu olmak üzere) 31.01.2004 tarihinden itibaren işleyecek %148,5 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. .../...
Kararı davacı vekili ile davalılar Ayşe ve S.. Y.. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalılar A.. Y.. ve S.. Y..'ya 22/05/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432. maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra, davalılar vekili tarafından 09/06/2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, uyulan bozma ilamına göre, yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmadan önce kurulan hükümde bir kısım alacağa %153 faiz oranı üzerinden, bir kısım alacağa ise Tüketici Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönem içinde %132,60 faiz oranı üzerinden faiz hesap edilmiş, Dairemizce karar, Mahkemece temerrüt faizi hesabının kredi sözleşmesi hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur. Ancak bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, yanılgılı ve davalıların önceki hükmü temyiz etmemiş olmaları nedeniyle davacı yararına oluşan müktesep hakkın ihlaline yol açacak şekilde %148,50 oranı üzerinden yapılan temerrüt faizi hesabına göre hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı davalılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102092800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz