Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2043 E. 2012/7456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi kabul↗ i̇i̇k 308/b↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ maddi hata↗ müteselsil kefil↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ tacir↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın 31.01.2004 talep tarihi itibarıyla, davalı asıl borçlu ...'dan 3.367,47 TL, davalı müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ... ve ...'dan 3.038,99 TL alacaklı bulunduğu, 31.01.2004 dava talep tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl borçludan 308,68 TL, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden 285,22 TL matrahlar üzerinden %132,60 temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere; 3.367,47 TL'nın ( Davalılar ... ve ... 3.038,96 TL'dan sorumlu olmak üzere ) 308,68 TL asıl alacağa ( Davalılar ... ve ... 285,22 TL asıl alacaktan sorumlu olmak üzere ) 31.01.2004 talep tarihinden itibaren %132,60 temerrüt faizi, %5 gider vergisi işletilerek davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemenin kısmi kabul kararının asıl borçlu olan ...’yı da kapsamış bulunmasına ve davalılardan ...’ın soy adının maddi hata sonucu “Kayıt” olarak yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunan maddi hata niteliğinde bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı banka tarafından tacir olduğu anlaşılan market işletmecisi olan davalı ...’ye kullandırılan kredi, ticari bir kredi olup diğer davalılar da ticari krediye kefil olmuşlardır. Ayrıca, davacı bankanın ticari krediler için de 4822 Sayılı Yasa ile Değişik 4077 Sayılı Yasa uyarınca uygulama yaptığı da iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda, uyuşmazlığa anılan yasa hükümlerinin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Mahkemece temerrüt faizi hesabının kredi sözleşmesi hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13324 E. 2014/19207 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · tahsilde tekerrür olmaması · müşterek borçlu müteselsil kefil · tahsilde tekerrür · müteselsil kefil · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın 31.01.2004 talep tarihi itibarıyla, davalı asıl borçlu ...'dan 3.367,47 TL, davalı müşterek borçlu ve «müteselsil kefiller» ... ve ...'dan 3.038,99 TL alacaklı bulunduğu, 31.01.2004 dava talep tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl borçludan «308»,68 TL, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden 285,22 TL matrahlar üzerinden %132,60 «temerrüt faizi» ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere; 3.367,47 TL'nın ( Davalılar ... ve ...
Mahkemece «temerrüt faizi» hesabının «kredi sözleşmesi» hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3.038,96 TL'dan sorumlu olmak üzere ) «308»,68 TL asıl alacağa ( Davalılar ... ve ...
Benzer bu karardaY.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden «temerrüt faizi» uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde dav …
Y..'nın ise 250,00 TL «asıl alacak», 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme «yasağı» nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M..
… üzerinden, bir kısım alacağa ise Tüketici Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönem içinde %132,60 faiz oranı üzerinden faiz hesap edilmiş, Dairemizce karar, Mahkemece «temerrüt faizi» hesabının «kredi sözleşmesi» hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz oranı · kefalet limiti · akdi faiz · temerrüt tarihi · kefalet · oy yasağı
Benzer bu karardaY.. arasında 250 TL limitli, 12 taksitte ödenmek üzere aylık 8,50 faiz oranı üzerinden ferdi «kredi sözleşmesi» imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu, davalı borçluların 18.12.1996 tarihindeki borç tutarının 237,91 TL olup «temerrüt tarihi» itibari ile sözleşmedeki aylık %8,50, yıllık %102 «akdi faiz oranı» üzerinden hesaplanan «asıl alacak» tutarının toplam 300,70 TL bulunduğu, ayrıca «kefalet limiti» belirtilmediğinden davalı kefillerin kefalet limitinin sözleşme miktarı olan 250 TL'den ibaret olduğu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi gereğince %190 üzerinden «temerrüt faizi» uygulanması gerektiği ancak davacı banka tarafından %148,50 oranı üzerinden talepte bulunulduğu, dava talep tarihi itibari ile yapılan ödemeler de düşüldüğünde dav …
Y..'nın ise 250,00 TL «asıl alacak», 2.296,82 TL faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 2.546,82 TL'den sorumlu oldukları ancak bozma ilamından önce davalıların sorumlu olduğu borç miktarlarının tespit edilen borçtan daha yüksek miktarda olup davalıların önceki kararı temyiz etmeyip kararın davacı tarafın temyizi üzerine bozulduğu, bu durumda aleyhe hüküm verme «yasağı» nedeniyle 10.05.2010 tarihinde verilen karar gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 3.367,47 TL'nin (davalılar M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6870 E. 2012/12888 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · ihtar · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu kararda… una göre davacının davalıya 02.06.2008 ile 11.02.2009 tarihleri arasında nakliye hizmeti verdiği, davacı tarafından 79 adet taşıma faturalarından 7. sırada yer alan «fatura» hariç diğer 78 adet fatura ile davalıdan alacaklı olarak «defterlere» kaydedildiği, tablonun 46. sırasında yer alan 1.285.11 TL faturanın iki kez alacaklandırıldığı, davalının icra takibine kadar ödemelerinin indirimi sonucu davacının 17.132.73 TL alacaklı olduğu, icra takibinden sonra davalı tarafından davacıya 5.000 TL ödemenin yapıldığı, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya «ihtar» çekilmediği, böylece faizin icra takibinden itibaren başlayacağı gerekçesiyle itirazın iptali ile takibin 13.367.00 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Mahkemece davacı «defterlerine» dayanarak karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporuna göre kapanış «tasdikleri» olmayan dolayısıyla usulüne uygun tutulmayan defterlerin davacı yararına delil olarak kabul edilmesi doğru görülmediği gibi, 08/03/2011 tarihli celsede davalı vekilinin müvekkilinin defterlerinin 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğunu belirtmesi karşısında bu defterlerin incelenerek karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1507 E. 2018/7963 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, HMK’nın 285. maddesi gereğince zararın tazmini için ancak devlete karşı «tazminat davası» açılabileceği, doğrudan bilirkişilere açılan davada dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulması halinde tarafların iddia ve savunmaları ile davacının aktif dava «ehliyetinin» ayrıca değerlendirilecek olmasına göre, davalıların HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/2043 E. , 2012/7456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.05.2010 tarih ve 2008/255-2010/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında ferdi kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar ... ve ...’nın da söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, 4.154.063.410 TL alacaklarının 31.01.2004 tarihinden itibaren ana para üzerinden işleyecek % 148,5 temerrüt faizi ve fer’ileriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen duruşmalara katılmadıkları gibi herhangi bir beyanda da bulunmamışlardır.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın 31.01.2004 talep tarihi itibarıyla, davalı asıl borçlu ...'dan 3.367,47 TL, davalı müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ... ve ...'dan 3.038,99 TL alacaklı bulunduğu, 31.01.2004 dava talep tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl borçludan 308,68 TL, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden 285,22 TL matrahlar üzerinden %132,60 temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisinin istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere;
3. 367,47 TL'nın ( Davalılar ... ve ...
3. 038,96 TL'dan sorumlu olmak üzere ) 308,68 TL asıl alacağa ( Davalılar ... ve ... 285,22 TL asıl alacaktan sorumlu olmak üzere ) 31.01.2004 talep tarihinden itibaren %132,60 temerrüt faizi, %5 gider vergisi işletilerek davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemenin kısmi kabul kararının asıl borçlu olan ...’yı da kapsamış bulunmasına ve davalılardan ...’ın soy adının maddi hata sonucu “Kayıt” olarak yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunan maddi hata niteliğinde bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı banka tarafından tacir olduğu anlaşılan market işletmecisi olan davalı ...’ye kullandırılan kredi, ticari bir kredi olup diğer davalılar da ticari krediye kefil olmuşlardır. Ayrıca, davacı bankanın ticari krediler için de 4822 Sayılı Yasa ile Değişik 4077 Sayılı Yasa uyarınca uygulama yaptığı da iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda, uyuşmazlığa anılan yasa hükümlerinin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Mahkemece temerrüt faizi hesabının kredi sözleşmesi hükümleri gereğince yapılması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması suretiyle hesaplama yaptırılması ve buna göre hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012803800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz