6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Pay defteri kaydı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4086 E. 2010/5054 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı bedel iadesi pay defteri anonim şirket bilirkişi incelemesi hukuki yarar cy/cy kaydı e-defter

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: İİK · SPK · TTK — TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin pay defterinde davacının 853 adet hisseye sahip olduğunun kayıtlı bulunduğu ve buna göre de davacının şirket ortağı olduğu, bu nedenle mevcut payların pay defterine kaydı ve ortaklığın tespitinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, hal böyle olmakla TTK'nun 405/2. maddesi gereğince anonim şirket ortaklarının ödedikleri sermayeyi geri isteme hakları bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.9.2009 tarihli ilamıyla yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, SPK’nun kamuoyuna yaptığı 22.09.2005 tarihli duyuru üzerine davacının Takasbank A.Ş.’ne başvurusu sonucunda anılan kuruluş tarafından davacıya verilen 11.11.2005 tarihli bilgi yazısına istinaden açılmış olup, uyuşmazlık Takasbank kayıtlarında görünmeyen 286 adet hisse senedinden ötürü davacının davalı şirkete ortak olduğunun tespiti, olmadığı takdirde söz konusu hisse senetleri için davacının ödemiş olduğu bedelin iadesi talebiyle açılmış, davacı vekilinin 15.03.2007 tarihli dilekçesiyle tespit isteminden vazgeçilerek dava, bedelin iadesi istemine hasredilmiştir.

SPK duyurusunda, davalı şirketin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikinci kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiş; davacı tarafından da Takasbank’a yapılan başvuru sonucunda, dava konusu hisselerin davalı pay defterinde kayıtlı bulunmadığının bildirildiği gözlenmiştir. Bu durumda, yerel mahkemenin, gerek davacının işbu davayı gerekli araştırmayı yapmaksızın açtığına ve gerekse de buradan hareketle, davalı şirketin açık bir kabul içermeyen cevap dilekçesi ve bu yolda mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ile yetinilerek davanın hukuksal yarardan yoksun olduğuna ilişen gerekçesinde isabet yoktur.

Öte yandan, davacı yanın talebine konu hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Davalı yan vekilinin cevap dilekçesi ile davalı şirketin dosyada mevcut cevabi yazısındaki hissedarlık durumunun, SPK duyurusu ve Takasbank yazısı da gözetildiğinde, ikincil kayıtlarda tutulduğu belirtilen hissedarlık durumuna ilişkin olup olmadığı, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği hususunun, meselenin bu bakımdan kamusal bir yönü de bulunduğu gözetilerek, davalı şirketin tüm kayıtları üzerinde yapılacak uzman bilirkişi incelemesi ile tereddütsüz ortaya konulması ve sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği açıktır. Şu halde, tüm bu hususları içermeyen yerel mahkeme kararı yerinde olmayıp, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 24.9.2009 tarihli onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Pay defterine kayıt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4085 E. 2010/5050 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Pay defterine kayıt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4084 E. 2010/5051 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6325 E. 2010/12960 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Ortaklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/80 E. 2010/11151 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4667 E. 2011/4333 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4671 E. 2010/11269 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/807 E. 2010/11895 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15058 E. 2011/16688 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/4086 E.  ,  2010/5054 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Yozgat Asliye 2.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.10.2007 gün ve 2006/251-2007/481 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.09.2009 gün ve 2007/14393-2009/9579 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 10.02.2000 tarihinde "... Verwaltungs GmbH" adlı şirketin 20.000 DM değerinde 286 adet hissesini iktisap ederek anılan şirkete komanditer ortak olduğunu, bilahare anılan şirketteki hisseleri ile davalı şirketin hisselerinin takasının gündeme geldiğini, bu amaçla 27.07.2004 tarihli hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin imzalandığını, davalı şirketin de hisse senedi devrine muvafakat ettiğini, ancak 22.09.2005 tarihinde SPK tarafından yapılan duyuru ile ... grubuna dahil şirketlerce ikincil kayıt tutularak gerçek hisse durumunun pay defterlerinde görünmediğinin açıklandığını, müvekkilinin İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş.'ne yaptığı başvuru üzerine de takas edilen hisselerin kaydının bulunmadığının bildirildiğini ileri sürerek, öncelikle davacının davalı şirkete ortaklığının tespiti ve mevcut hisselerin pay defterine kayıt edilmesini, bu talep yerinde görülmez ise sebepsiz zenginleşme nedeniyle yaptığı ödemenin iadesine karar verilmesini istemiş;

15. 3.2007 tarihli dilekçesiyle de mevzuata uygun olmayan pay devrinin hükümsüz olduğundan bahisle 24.787,28 YTL’nın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalı şirkette ortak olduğunu ve pay defterinde kaydının bulunduğunu, bu nedenle davanın hukuksal yarardan yoksun olduğunu, öte yandan TTK'nun 405/2. maddesi gereğince sermayenin geri istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin pay defterinde davacının 853 adet hisseye sahip olduğunun kayıtlı bulunduğu ve buna göre de davacının şirket ortağı olduğu, bu nedenle mevcut payların pay defterine kaydı ve ortaklığın tespitinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı, hal böyle olmakla TTK'nun 405/2. maddesi gereğince anonim şirket ortaklarının ödedikleri sermayeyi geri isteme hakları bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.9.2009 tarihli ilamıyla yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, SPK’nun kamuoyuna yaptığı 22.09.2005 tarihli duyuru üzerine davacının Takasbank A.Ş.’ne başvurusu sonucunda anılan kuruluş tarafından davacıya verilen 11.11.2005 tarihli bilgi yazısına istinaden açılmış olup, uyuşmazlık Takasbank kayıtlarında görünmeyen 286 adet hisse senedinden ötürü davacının davalı şirkete ortak olduğunun tespiti, olmadığı takdirde söz konusu hisse senetleri için davacının ödemiş olduğu bedelin iadesi talebiyle açılmış, davacı vekilinin 15.03.2007 tarihli dilekçesiyle tespit isteminden vazgeçilerek dava, bedelin iadesi istemine hasredilmiştir.

SPK duyurusunda, davalı şirketin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikinci kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiş; davacı tarafından da Takasbank’a yapılan başvuru sonucunda, dava konusu hisselerin davalı pay defterinde kayıtlı bulunmadığının bildirildiği gözlenmiştir. Bu durumda, yerel mahkemenin, gerek davacının işbu davayı gerekli araştırmayı yapmaksızın açtığına ve gerekse de buradan hareketle, davalı şirketin açık bir kabul içermeyen cevap dilekçesi ve bu yolda mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ile yetinilerek davanın hukuksal yarardan yoksun olduğuna ilişen gerekçesinde isabet yoktur.

Öte yandan, davacı yanın talebine konu hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Davalı yan vekilinin cevap dilekçesi ile davalı şirketin dosyada mevcut cevabi yazısındaki hissedarlık durumunun, SPK duyurusu ve Takasbank yazısı da gözetildiğinde, ikincil kayıtlarda tutulduğu belirtilen hissedarlık durumuna ilişkin olup olmadığı, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği hususunun, meselenin bu bakımdan kamusal bir yönü de bulunduğu gözetilerek, davalı şirketin tüm kayıtları üzerinde yapılacak uzman bilirkişi incelemesi ile tereddütsüz ortaya konulması ve sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği açıktır.

Şu halde, tüm bu hususları içermeyen yerel mahkeme kararı yerinde olmayıp, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 24.9.2009 tarihli onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 24.09.2009 tarihli onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davacı yan lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 07.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020431900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.