6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13980 E. 2010/5470 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iltibas

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmışlığının tespiti yönündeki talep açısından TPE’nin hasım gösterilmesi gerektiğinden bu talebinin reddinin gerektiği, ayrıca davalı marksının tescil tarihi itibariyle Türkiye’de tanınmış olduğuna dair yeterli delil bulunmadığından davacı markası ile davalı markasının sadece aynı emtialar için tescillinin 556 sayılı KHK’ nin 8/1-b maddesinde öngörülen şekilde iltibasa sebep olacağından 4. sınıf açısından hükümsüz sayılmasının gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2002/10651 nolu markanın 4. sınıftaki emtialar açısından tescilinin hükümsüzlüğüne, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalıvekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Davacı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemeye gelince; dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davalı markası 4. ve 35.sınıflarda tescilli olup, bu tescil 35/8 nolu alt grupta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerini" de kapsamaktadır. Davacı adına önceki tarihlerde tescil edilen "MAGNATEC” ibareli ticaret markalarının ise 4. Sınıftaki “sınai yağlar…” ürünleri için tescilli oldukları anlaşılmaktadır.

TPE Tebliğine göre, farklı sınıflarda tescilli olsa dahi halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal veya hizmetlerin "benzer" olarak değerlendirilmesi mümkündür.

Davalı şirket markası, Tebliğ'in 35/8. alt grubundaki genel olarak mağazacılık hizmetlerini içermekte olup, davalı şirket başvurusunda bu alt gruba giren hizmetleri belirli gruplardaki ürünlerin müşterilere sunulması hizmetleri ile sınırlandırmamıştır. O halde dava konusu davalı markasının davacı adına tescilli markalarda sayılan ürünlerin müşterileri tarafından elverişli bir şekilde görülmesi ve satın alınması için bir araya getirilmesi hizmetlerini kapsayacağının da kabulü gerekir. Bu durum ise, halkın söz konusu ürünlerin ve hizmetlerin aynı şirketten ya da ekonomik olarak birbirine bağlı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini doğurmaktadır. Çünkü, davacı adına tescilli ticaret markalarının kapsadıkları ürünlerin ticareti ile 35/8. alt gruptaki hizmetler arasında yakın bağlantı bulunmakta ve birbirlerini tamamlamaktadırlar. Davalı şirketin 35/8. alt grupta genel olarak yazılan mağazacılık hizmetlerini kapsayan marka tescilinde, söz konusu hizmetlerin sunulacağı ürünlerin veya ürün gruplarının yukarıda açıklandığı biçimde ve karışıklık yaratmayacak bir şekilde belirtilmemesi nedeniyle, davalı markasının davacı adına tescilli markaların kapsadığı ürünlerin teşhir ve satışı hizmetlerini de içereceği ve Tebliğ'e göre mal ve hizmetler farklı sınıflarda olsalar dahi 556 sayılı KHK' nin 8/1-(b) bendi anlamında benzer olacağı ve iltibas tehlikesine yol açacağı kabul edilmelidir.

Kaldı ki, davalı şirketin faaliyet alanı içerisinde 4. sınıfta yer alan sınai yağların üretiminin de bulunduğu gözetildiğinde; dava konusu markanın 35/8.alt gruptaki hizmetler kapsamında kalan ürünlerinin teşhir ve satışı hizmeti üzerinde kullanılması halinde davacı markalarıyla iltibas tehlikesi yaratacağı da kaçınılmaz olduğundan mahkemece, davalı markasının yer aldığı 35. sınıf yönünden hükümsüzlük talebinin yukarıdaki ilke ışığında değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde 4. sınıftaki emtialarla sınırlı olarak hüküm tesisi yerinde görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2036 E. 2010/4235 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • Ticari Ünvanın Korunması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16045 E. 2013/13994 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/824 E. 2013/1106 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/13980 E.  ,  2010/5470 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.07.2008 tarih ve 2006/45-2008/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin “MAGNATEC” ibareli markasının 1997 yılında Türkiye’de 4.sınıfta tescil edildiğini, tüm dünyada tanınmış bir marka olduğunu, davalının 2002 yılındaki başvurusu üzerine “ÖZXMAGNATEC” markasının tescil edilmesinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı markasının iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davalının 2002/10651 nolu 4. ve 35. sınıflarda marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve müvekkili markasının tanınmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, markalar arasında benzerlik olmadığını ve davacı markasının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmışlığının tespiti yönündeki talep açısından TPE’nin hasım gösterilmesi gerektiğinden bu talebinin reddinin gerektiği, ayrıca davalı marksının tescil tarihi itibariyle Türkiye’de tanınmış olduğuna dair yeterli delil bulunmadığından davacı markası ile davalı markasının sadece aynı emtialar için tescillinin 556 sayılı KHK’ nin 8/1-b maddesinde öngörülen şekilde iltibasa sebep olacağından 4. sınıf açısından hükümsüz sayılmasının gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2002/10651 nolu markanın 4. sınıftaki emtialar açısından tescilinin hükümsüzlüğüne, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalıvekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Davacı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemeye gelince; dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davalı markası 4. ve 35.sınıflarda tescilli olup, bu tescil 35/8 nolu alt grupta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerini" de kapsamaktadır. Davacı adına önceki tarihlerde tescil edilen "MAGNATEC” ibareli ticaret markalarının ise 4. Sınıftaki “sınai yağlar…” ürünleri için tescilli oldukları anlaşılmaktadır.

TPE Tebliğine göre, farklı sınıflarda tescilli olsa dahi halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal veya hizmetlerin "benzer" olarak değerlendirilmesi mümkündür.

Davalı şirket markası, Tebliğ'in 35/8. alt grubundaki genel olarak mağazacılık hizmetlerini içermekte olup, davalı şirket başvurusunda bu alt gruba giren hizmetleri belirli gruplardaki ürünlerin müşterilere sunulması hizmetleri ile sınırlandırmamıştır. O halde dava konusu davalı markasının davacı adına tescilli markalarda sayılan ürünlerin müşterileri tarafından elverişli bir şekilde görülmesi ve satın alınması için bir araya getirilmesi hizmetlerini kapsayacağının da kabulü gerekir. Bu durum ise, halkın söz konusu ürünlerin ve hizmetlerin aynı şirketten ya da ekonomik olarak birbirine bağlı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini doğurmaktadır. Çünkü, davacı adına tescilli ticaret markalarının kapsadıkları ürünlerin ticareti ile 35/8.

alt gruptaki hizmetler arasında yakın bağlantı bulunmakta ve birbirlerini tamamlamaktadırlar. Davalı şirketin 35/8. alt grupta genel olarak yazılan mağazacılık hizmetlerini kapsayan marka tescilinde, söz konusu hizmetlerin sunulacağı ürünlerin veya ürün gruplarının yukarıda açıklandığı biçimde ve karışıklık yaratmayacak bir şekilde belirtilmemesi nedeniyle, davalı markasının davacı adına tescilli markaların kapsadığı ürünlerin teşhir ve satışı hizmetlerini de içereceği ve Tebliğ'e göre mal ve hizmetler farklı sınıflarda olsalar dahi 556 sayılı KHK' nin 8/1-(b) bendi anlamında benzer olacağı ve iltibas tehlikesine yol açacağı kabul edilmelidir.

Kaldı ki, davalı şirketin faaliyet alanı içerisinde 4. sınıfta yer alan sınai yağların üretiminin de bulunduğu gözetildiğinde; dava konusu markanın 35/8.alt gruptaki hizmetler kapsamında kalan ürünlerinin teşhir ve satışı hizmeti üzerinde kullanılması halinde davacı markalarıyla iltibas tehlikesi yaratacağı da kaçınılmaz olduğundan mahkemece, davalı markasının yer aldığı 35. sınıf yönünden hükümsüzlük talebinin yukarıdaki ilke ışığında değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde 4. sınıftaki emtialarla sınırlı olarak hüküm tesisi yerinde görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020430000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.