İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3975 E. 2024/1602 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenileme süresi↗ vekalet ilişkisi↗ yetki belgesi↗ cari hesap ilişkisi↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ mazeret↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tebligat kanunu m.35↗ işlemden kaldırma↗ istifa↗ mutabakat↗ tahsilde tekerrür↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ davanın açılmamış sayılması↗ acentelik↗ ipotek↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ ihtar↗ ticari defter↗ havale↗ tebligat↗ yetki↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 05.03.2013 tarih, 2011/348 E. ve 2013/58 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 09.10.2014 tarih, 2013/10506 E. ve 2014/15314 K. sayılı kararıyla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu alacağın ... dönemleri kapsadığı, 2001-2010 yıllarına ilişkin davacı kayıtlarının örnekseme metodu ile gözlendiği belirtilerek davacının alacaklı olduğu açıklanmış ise de davalı tarafça, davacının dosyaya sunduğu ... ekstresindeki poliçelerden birinin ödendiği, poliçe listesindeki bir kısım poliçelerin kendileri tarafından düzenlenmediği yönünde savunmada bulunulduğu halde, bilirkişi raporunda bu savunma doğrultusunda bir incelemeye yer verilmediği gibi ... başına davacı defterlerinin incelenmesi sonucunda örnekseme metodu ile oluşturulmuş rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni defterleri tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.11.2016 tarih, 2015/200 E. ve 2016/617 K. sayılı kararı ile 17.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve mutabakat formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede saptanamadığının belirtildiği, davacı tarafından asıl ve birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 25.02.2019 tarih, 2017/4631 E. ve 2019/1514 K. sayılı kararıyla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirket kayıtları üzerindeki incelemenin yerinde yapılmadığı, bu nedenle davacı tarafça iddia edilen borca ilişkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan mutabakat belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık yenileme süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 08.06.2022 tarihli işlemden kaldırma kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle davanın açılmamış sayılması kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekili olan Avukat Hayrullah ... tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesi hükmü uyarınca Avukat ... ...'ın yetki belgesi ile tevkil edildiği, tevkil edilen avukatın vekillikten istifa ettiği ve Mahkemeye sunduğu 17.03.2022 tarihli dilekçesi ile tebligatların asile yapılmasını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir tebligatın davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin mazeret bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde yenilenmediğinden asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
4.Yetki belgesine dayanak vekalet ilişkisinde yetki belgesi ile tevkil edilen avukatın istifa etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği çok açıktır. Kaldı ki yetki veren avukatın vekaletnamesi dosyada bulunmakta olup geçerlidir. Bu durumda, 7201 sayılı Kanun'un 11 ... maddesi hükmü uyarınca; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğinden, Mahkemece yapılan tebligat geçersizdir. Bu itibarla, dosyanın işlemden kaldırılması ve sonrasında davaların açılmamış sayılması yönünde verilen karar doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10506 E. 2014/15314 K.
Ortak:cari hesap ilişkisi · acentelik sözleşmesi · cari hesap · acentelik · ipotek · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından s …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketler arasında 15.02.2001 tarihinde yetkili «acentelik sözleşmesi» imzalandığı, bu sözleşmenin «teminatı» olmak üzere davalı gerçek kişiye ait taşınmaz üzerine 70.000 TL bedelli «ipotek» tesis edildiği, davacı şirketin anılan sözleşmeye dayalı «cari hesap ilişkisinden» dolayı davalı şirketten 93.518,19 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktardan, diğer davalı gerçek kişinin ise ipotek bedeli olan 70.000 TL'lik kısımdan sorumlu bulunduğu, davalıların her iki takip tarihinden önce «temerrüde» düşürüldükleri, dolayısıyla bilirkişi raporun da hesaplanan «işlemiş faizin» de kendilerinden istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 70.000,00 TL «asıl alacak» ve 49,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.049,00 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, takibin 23.518,29 TL asıl alacak ve 17,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.535,93 TL alacak üz …
Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11. maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek mahkemece, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketler arasında 15.02.2001 tarihinde yetkili «acentelik sözleşmesi» imzalandığı, bu sözleşmenin «teminatı» olmak üzere davalı gerçek kişiye ait taşınmaz üzerine 70.000 TL bedelli «ipotek» tesis edildiği, davacı şirketin anılan sözleşmeye dayalı «cari hesap ilişkisinden» dolayı davalı şirketten 93.518,19 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktardan, diğer davalı gerçek kişinin ise ipotek bedeli olan 70.000 TL'lik kısımdan sorumlu bulunduğu, davalıların her iki takip tarihinden önce «temerrüde» düşürüldükleri, dolayısıyla bilirkişi raporun da hesaplanan «işlemiş faizin» de kendilerinden istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 70.000,00 TL «asıl alacak» ve 49,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.049,00 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, takibin 23.518,29 TL asıl alacak ve 17,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.535,93 TL alacak üz …
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11. maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek mahkemece, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4631 E. 2019/1514 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · mutabakat · acentelik · ticari defter · havale · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 29.11.2016 tarih, 2015/200 E. ve 2016/617 K. sayılı kararı ile 17.11.2015 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın «ticari defterleri» ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve «mutabakat» formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde ya …
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından s …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 17.11.2015 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın «ticari defterleri» ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve «mutabakat» formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde ya …
Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… işkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan «mutabakat» belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… işkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan «mutabakat» belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/662 E. 2019/2366 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir «tebligatın» davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin «mazeret» bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde «yenilenmediğinden» asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
… Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık «yenileme süresi» içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 08.06.2022 tarihli «işlemden kaldırma» kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle «davanın açılmamış sayılması» kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, Dairemiz bozma ilamından sonra davacı vekilinin, vekillik sıfatı devam etmekte iken duruşma günü tebliğlerinin asile yapıldığı ve duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılınmadığı gerekçesiyle «dosyanın işlemden kaldırılıp», HMK 150/5 hükmü gereği «açılmamış sayılmasına» karar verildiği, gerekçeli karardan sonra vekile kararın tebliğinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesinde vekil ile takip edilecek işlerde «tebligatın», vekile yapılması gerektiği düzenlenmiş olup vaki «vekalet ilişkisi» devam etmekteyken tebligatların asıla yapılarak hüküm kurulması yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5069 E. 2021/5616 K.
Ortak:yetki belgesi · tebligat · yetki
İncelediğiniz kararda2.Davacı vekili olan Avukat Hayrullah ... tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesi hükmü uyarınca Avukat ... ...'ın «yetki belgesi» ile tevkil edildiği, tevkil edilen avukatın vekillikten «istifa» ettiği ve Mahkemeye sunduğu 17.03.2022 tarihli dilekçesi ile «tebligatların» asile yapılmasını beyan ettiği anlaşılmıştır.
4.Yetki belgesine dayanak «vekalet ilişkisinde» «yetki belgesi» ile tevkil edilen avukatın «istifa» etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği çok açıktır.
Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir «tebligatın» davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin «mazeret» bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde «yenilenmediğinden» asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
Benzer bu kararda1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56/5 maddesinde de "Avukatlar veya avukatlık ortaklığının başkasını tevkil etme «yetkisini» haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şeklinde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen «yetki belgesi» verebilecekleri, bu yetki belgesinin vekaletname hükmünde olduğu" düzenlenmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11/2 maddesinde "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligatın» vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması durumunda bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, tebligatın birden fazla vekile yapılması durumunda, bunlardan ilkine yapılan tebliğin asıl «tebliğ tarihi» sayıldığı" öngörülmüştür.
Noterliği'nden verilen 02.12.2016 tarihli vekaletname tevkil «yetkisini» haiz olup adı geçen vekil tarafından Av. ...'a verilen «yetki» belgesinin süreli olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · tebliğ tarihi · usulüne uygun tebliğ · ihya · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · dava sebebi · kesin hüküm
Benzer bu karardaKanun yoluna başvuru süreleri hakim tarafından değiştirilmesi mümkün olmayan, «kamu düzeni» ile ilgili re'«sen gözetilmesi» gereken «kesin» sürelerden olduğundan sonraki tarihli «tebligat» istinaf başvuru süresini «ihya» etmemektedir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11/2 maddesinde "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligatın» vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması durumunda bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, tebligatın birden fazla vekile yapılması durumunda, bunlardan ilkine yapılan tebliğin asıl «tebliğ tarihi» sayıldığı" öngörülmüştür.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56/5 maddesinde de "Avukatlar veya avukatlık ortaklığının başkasını tevkil etme «yetkisini» haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şeklinde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen «yetki belgesi» verebilecekleri, bu yetki belgesinin vekaletname hükmünde olduğu" düzenlenmiştir.
Noterliği'nden verilen 02.12.2016 tarihli vekaletname tevkil «yetkisini» haiz olup adı geçen vekil tarafından Av. ...'a verilen «yetki» belgesinin süreli olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2534 E. 2020/4230 K.
Ortak:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · havale
İncelediğiniz kararda… Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık «yenileme süresi» içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir «tebligatın» davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin «mazeret» bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde «yenilenmediğinden» asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 08.06.2022 tarihli «işlemden kaldırma» kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle «davanın açılmamış sayılması» kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin 12.01.2018 tarihli vekillikten çekilme dilekçesi verdiği, 25.01.2018 tarihli «mazeret dilekçesinde» de mesleki mazereti nedeniyle duruşmaya katılamayacağını, mazeretinin kabulünü, ayrıca vekillikten «istifa» ettiğini, yeni duruşma gününün davacı asile tebliğini talep ettiği, mahkemece 25.01.2018 tarihli duruşmada taraflarca takip edilmeyen «davanın yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», davacı vekilinin çekilme dilekçesinin davacı asile tebliğine karar verildiği, 25.01.2018 «havale» tarihli mazeret dilekçesinin duruşma saatinden sonra saat 15:00'da geldiğine ilişkin not düşüldüğü ve hakim tarafından imzalandığı, mazeret dilekçesinin dosyaya UYAP üzerinden gönderilmediği, fiziken sunulduğunun tespit edildiği, Avukatlık Kanunu'nun 41. maddesi ile 6100 sayılı Yasa'nın 82. maddesinin 2. cümlesinde vekillikten çekilen avukatın vekalet görevinin çekilme dilekçesinin asile tebliğinden itibaren 15 gün süre ile devam edeceği, bu süreden sonra davacı asil veya başka bir vekil tarafından takip edilmeyen dava ile ilgili usul hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, 25.01.2018 tarihli duruşmada işlemden kaldırma kararı ile vekilin çekilme dilekçesinin asile tebliğine karar verildiği, 12.01.2018 tarihli çekilme dilekçesinin 02.02.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, 18.02.2018 tarihinde vekilin vekillik görevinin sona erdiği, 05.05.2018 tarihinde de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği, mahkemenin 2017/1085 Esas, 2018/635 Karar sayılı ilamının 25.05.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise 09.05.2018 tarihli dilekçesi ile tekrar dosyaya vekalet sunduğu ve vekilliğinin kabulünü talep ettiği ayrıca 08.06.2018 tarihinde de istinaf dilekçesi sunduğu, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnamenin dava tarihinden de önce alınmış Bursa 10.
İlk derece mahkemesince 25.01.2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin çekilme dilekçesinin davacı asile tebliğine, taraflarca takip edilmeyen dosyanın HMK 150/1 maddesine göre 3 aylık süresi içinde «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği bu süre içerisinde dosyanın yenilenmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece 25.01.2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin çekilme dilekçesi verdiği duruşma tutanağına geçirilerek ayrıca çekilme dilekçesinin davacı asile tebliğ edilerek taraflarca takip edilmeyen dosyanın HMK 150/1 maddesine göre «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun usulden reddi · mazeret dilekçesi · davanın yenilenmesi · usulden reddi · ibraz · temsil
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin 12.01.2018 tarihli vekillikten çekilme dilekçesi verdiği, 25.01.2018 tarihli «mazeret dilekçesinde» de mesleki mazereti nedeniyle duruşmaya katılamayacağını, mazeretinin kabulünü, ayrıca vekillikten «istifa» ettiğini, yeni duruşma gününün davacı asile tebliğini talep ettiği, mahkemece 25.01.2018 tarihli duruşmada taraflarca takip edilmeyen «davanın yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», davacı vekilinin çekilme dilekçesinin davacı asile tebliğine karar verildiği, 25.01.2018 «havale» tarihli mazeret dilekçesinin duruşma saatinden sonra saat 15:00'da geldiğine ilişkin not düşüldüğü ve hakim tarafından imzalandığı, mazeret dilekçesinin dosyaya UYAP üzerinden gönderilmediği, fiziken sunulduğunun tespit edildiği, Avukatlık Kanunu'nun 41. maddesi ile 6100 sayılı Yasa'nın 82. maddesinin 2. cümlesinde vekillikten çekilen avukatın vekalet görevinin çekilme dilekçesinin asile tebliğinden itibaren 15 gün süre ile devam edeceği, bu süreden sonra davacı asil veya başka bir vekil tarafından takip edilmeyen dava ile ilgili usul hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, 25.01.2018 tarihli duruşmada işlemden kaldırma kararı ile vekilin çekilme dilekçesinin asile tebliğine karar verildiği, 12.01.2018 tarihli çekilme dilekçesinin 02.02.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, 18.02.2018 tarihinde vekilin vekillik görevinin sona erdiği, 05.05.2018 tarihinde de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği, mahkemenin 2017/1085 Esas, 2018/635 Karar sayılı ilamının 25.05.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise 09.05.2018 tarihli dilekçesi ile tekrar dosyaya vekalet sunduğu ve vekilliğinin kabulünü talep ettiği ayrıca 08.06.2018 tarihinde de istinaf dilekçesi sunduğu, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnamenin dava tarihinden de önce alınmış Bursa 10.
Noterliği'nin 23.11.2012 tarihli vekaletnamesi olduğu, vekillikten çekildikten sonra alınmış bir vekaletname olmadığı, dosyaya yeni tarihli vekaletname sunmayan taraf vekilinin vekillik sıfatının kalmadığı, vekil olarak işlem yapması ve talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı asil tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davacı vekilinin vekillikten çekildiğine ilişkin dilekçesinin davacı asile tebliği, davacı asile tebliğ edildikten sonra bir sonraki duruşmaya davacı asil yada vekille «temsil» olup vekilinin gelmemesi durumunda HMK 150. maddesi gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar vermektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3975 E. , 2024/1602 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/233 Esas, 2022/634 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI ... vekili Avukat Hayrullah ...
ASIL DAVADA DAVALI ... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti.vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın açılmamış sayılması
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının da cari hesap ilişkisine teminat teşkil etmek üzere taşınmazı üzerinde müvekkili lehine ipotek tesis ettirdiğini, davalı şirketin ihtarına rağmen acentelik sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise aynı borç için tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının hangi poliçeler dolayısı ile alacaklı olduğunu belgelendirmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada da davalı vekili aynı savunmada bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 05.03.2013 tarih, 2011/348 E. ve 2013/58 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 09.10.2014 tarih, 2013/10506 E. ve 2014/15314 K. sayılı kararıyla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu alacağın ... dönemleri kapsadığı, 2001-2010 yıllarına ilişkin davacı kayıtlarının örnekseme metodu ile gözlendiği belirtilerek davacının alacaklı olduğu açıklanmış ise de davalı tarafça, davacının dosyaya sunduğu ... ekstresindeki poliçelerden birinin ödendiği, poliçe listesindeki bir kısım poliçelerin kendileri tarafından düzenlenmediği yönünde savunmada bulunulduğu halde, bilirkişi raporunda bu savunma doğrultusunda bir incelemeye yer verilmediği gibi ... başına davacı defterlerinin incelenmesi sonucunda örnekseme metodu ile oluşturulmuş rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni defterleri tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.11.2016 tarih, 2015/200 E. ve 2016/617 K. sayılı kararı ile 17.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve mutabakat formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede saptanamadığının belirtildiği, davacı tarafından asıl ve birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 25.02.2019 tarih, 2017/4631 E. ve 2019/1514 K. sayılı kararıyla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirket kayıtları üzerindeki incelemenin yerinde yapılmadığı, bu nedenle davacı tarafça iddia edilen borca ilişkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan mutabakat belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık yenileme süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
08. 06.2022 tarihli işlemden kaldırma kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle davanın açılmamış sayılması kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekili olan Avukat Hayrullah ... tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesi hükmü uyarınca Avukat ... ...'ın yetki belgesi ile tevkil edildiği, tevkil edilen avukatın vekillikten istifa ettiği ve Mahkemeye sunduğu 17.03.2022 tarihli dilekçesi ile tebligatların asile yapılmasını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir tebligatın davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin mazeret bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde yenilenmediğinden asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
4.Yetki belgesine dayanak vekalet ilişkisinde yetki belgesi ile tevkil edilen avukatın istifa etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği çok açıktır. Kaldı ki yetki veren avukatın vekaletnamesi dosyada bulunmakta olup geçerlidir. Bu durumda, 7201 sayılı Kanun'un 11 ... maddesi hükmü uyarınca; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğinden, Mahkemece yapılan tebligat geçersizdir. Bu itibarla, dosyanın işlemden kaldırılması ve sonrasında davaların açılmamış sayılması yönünde verilen karar doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020412100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz