İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4631 E. 2019/1514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ mutabakat↗ ticari defter kayıtları↗ acentelik↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ havale↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 17.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve mutabakat formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede saptanamadığının belirtildiği, davacı tarafından asıl ve birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirket kayıtları üzerindeki incelemenin yerinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça iddia edilen borca ilişkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan mutabakat belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3975 E. 2024/1602 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · mutabakat · acentelik · ticari defter · havale · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 17.11.2015 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın «ticari defterleri» ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve «mutabakat» formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde ya …
Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… işkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan «mutabakat» belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 29.11.2016 tarih, 2015/200 E. ve 2016/617 K. sayılı kararı ile 17.11.2015 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın «ticari defterleri» ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve «mutabakat» formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde ya …
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından s …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme süresi · vekalet ilişkisi · yetki belgesi · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · davanın açılmamış sayılması
Benzer bu kararda… Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık «yenileme süresi» içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir «tebligatın» davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin «mazeret» bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde «yenilenmediğinden» asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
4.Yetki belgesine dayanak «vekalet ilişkisinde» «yetki belgesi» ile tevkil edilen avukatın «istifa» etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği çok açıktır.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 08.06.2022 tarihli «işlemden kaldırma» kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle «davanın açılmamış sayılması» kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2989 E. 2012/4476 K.
Ortak:mutabakat
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 17.11.2015 «havale» tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın «ticari defterleri» ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve «mutabakat» formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde ya …
… işkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan «mutabakat» belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · taahhütname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10534 E. 2014/15673 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davacının dayandığı makbuz asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4631 E. , 2019/1514 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 29/11/2016 tarih ve 2015/200-2016/617 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının da cari hesap ilişkisine teminat teşkil etmek üzere taşınmazı üzerinde müvekkili lehine 70.000,00 TL bedelle ipotek tesis ettirdiğini, davalı şirketin ihtarına rağmen acentelik sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ...
14. İcra Müdürlüğünün 2010/22395 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise, aynı borç için tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan ...
14. İcra Müdürlüğünün 2010/22395 esas sayılı takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava istemiştir.
Asıl davada davalılar vekili, davacının hangi poliçeler dolayısı ile alacaklı olduğunu belgelendirmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada da davalı vekili aynı savunmada bulunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre;
17. 11.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre takip ve dava konusu edilen davacı alacağın mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmadığının, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak detaylı incelemelerden sonra netlik kazanacağının belirtildiği, talimat yolu ile alınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalı şirketten olan poliçe alacaklarının hangi poliçelere dayalı oldukları yönünde poliçe bazında bir takip sisteminin bulunmadığının, davacı tarafça sunulan 23.10.2009 tarihli davalı şirketin kaşesini içeren özet ekstresi ve mutabakat formunun aslının dosyaya sunulmadığının ve takip öncesindeki 1 yıla ilişkin olduğunun, bu nedenle davacının alacağının kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede saptanamadığının belirtildiği, davacı tarafından asıl ve birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirket kayıtları üzerindeki incelemenin yerinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça iddia edilen borca ilişkin olarak muavin hesap kayıtlarının, taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren dikkate alınarak detaylı bir şekilde incelenmesi, dosyada fotokopisi bulunan mutabakat belgesinin aslının davacıdan istenerek dosyaya kazandırılması sonrasında, davalıların bu belgeye karşı beyanlarının uygunluğunun tespit edilmesi halinde, mutabakat tarihinden sonrasına ilişkin değerlendirmeyle sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/492288900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz