İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10506 E. 2014/15314 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap ilişkisi↗ acentelik sözleşmesi↗ cari hesap↗ acentelik↗ ipotek↗ işlemiş faiz↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketler arasında 15.02.2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin teminatı olmak üzere davalı gerçek kişiye ait taşınmaz üzerine 70.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği, davacı şirketin anılan sözleşmeye dayalı cari hesap ilişkisinden dolayı davalı şirketten 93.518,19 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktardan, diğer davalı gerçek kişinin ise ipotek bedeli olan 70.000 TL'lik kısımdan sorumlu bulunduğu, davalıların her iki takip tarihinden önce temerrüde düşürüldükleri, dolayısıyla bilirkişi raporun da hesaplanan işlemiş faizin de kendilerinden istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 70.000,00 TL asıl alacak ve 49,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.049,00 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, takibin 23.518,29 TL asıl alacak ve 17,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.535,93 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu alacağın uzun dönemleri kapsadığı, 2001-2010 yıllarına ilişkin davacı kayıtlarının örnekseme metodu ile gözlendiği belirtilerek davacının alacaklı olduğu açıklanmış ise de davalı tarafça, davacının dosyaya sunduğu kaynak ekstresindeki poliçelerden birinin ödendiği, poliçe listesindeki bir kısım poliçelerin kendileri tarafından düzenlenmediği yönünde savunmada bulunulduğu halde, bilirkişi raporunda bu savunma doğrultusunda bir incelemeye yer verilmediği gibi tek başına davacı defterlerinin incelenmesi sonucunda örnekseme metodu ile oluşturulmuş rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 11. maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni defterleri tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek mahkemece, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3975 E. 2024/1602 K.
Ortak:cari hesap ilişkisi · acentelik sözleşmesi · cari hesap · acentelik · ipotek · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketler arasında 15.02.2001 tarihinde yetkili «acentelik sözleşmesi» imzalandığı, bu sözleşmenin «teminatı» olmak üzere davalı gerçek kişiye ait taşınmaz üzerine 70.000 TL bedelli «ipotek» tesis edildiği, davacı şirketin anılan sözleşmeye dayalı «cari hesap ilişkisinden» dolayı davalı şirketten 93.518,19 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktardan, diğer davalı gerçek kişinin ise ipotek bedeli olan 70.000 TL'lik kısımdan sorumlu bulunduğu, davalıların her iki takip tarihinden önce «temerrüde» düşürüldükleri, dolayısıyla bilirkişi raporun da hesaplanan «işlemiş faizin» de kendilerinden istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 70.000,00 TL «asıl alacak» ve 49,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.049,00 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, takibin 23.518,29 TL asıl alacak ve 17,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.535,93 TL alacak üz …
Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11. maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek mahkemece, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, özellikle taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11.maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni «defterleri» tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından s …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme süresi · vekalet ilişkisi · yetki belgesi · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · mutabakat
Benzer bu kararda… Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından açılan davada, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılmadığı ve dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» 08.06.2022 tarihinden itibaren 3 aylık «yenileme süresi» içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 08.06.2022 tarihinde yapılacak olan duruşmayı bildirir «tebligatın» davacı asile yapıldığı, 08.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada ise, davacılar ve vekilinin «mazeret» bildirmeksizin duruşma salonunda hazır olmadıkları gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verildiği, Mahkemenin temyize konu 20.09.2022 tarihli kararında da süresi içinde «yenilenmediğinden» asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
4.Yetki belgesine dayanak «vekalet ilişkisinde» «yetki belgesi» ile tevkil edilen avukatın «istifa» etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği çok açıktır.
2.Davacı vekili olan Avukat Hayrullah ... tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesi hükmü uyarınca Avukat ... ...'ın «yetki belgesi» ile tevkil edildiği, tevkil edilen avukatın vekillikten «istifa» ettiği ve Mahkemeye sunduğu 17.03.2022 tarihli dilekçesi ile «tebligatların» asile yapılmasını beyan ettiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14063 E. 2012/21257 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · ibraz
Benzer bu kararda2- Dava, davalı adına tescilli “UFO” ibareli markanın 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi gereğince kullanılmayan sınıflar ve emtialar yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalı tarafça davaya konu “UFO” ibareli markanın «ayırt ediciliği» haiz şekilde kullanıldığı görüşüne yer veren bilirkişi raporuna istinaden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça «ibraz» edilen faturalardan örnekseme yoluyla seçilenler bilirkişi raporunda gösterilmiş, davalının “UFO” markasını kullandığı bildirilmekle birlikte davalının dava konusu markayı hangi ürünler için kullandığı, markanın tescilli olduğu tüm mal/hizmet sınıflarında kullanımının olup olmadığı ayrıntılı şekilde incelenmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10506 E. , 2014/15314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/03/2013
NUMARASI 2011/348-2013/58
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2013 tarih ve 2011/348-2013/58 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/10/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. T. B. ile davalılar vekili Av. Z. B. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının da cari hesap ilişkisine teminat teşkil etmek üzere taşınmazı üzerinde müvekkili lehine ipotek tesis ettirdiğini, davalı şirketin ihtarına rağmen acentelik sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise aynı borç için tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Asıl davada davalılar vekili, davacının hangi poliçeler dolayısı ile alacaklı olduğunu belgelendirmek zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada da davalı vekili aynı savunmada bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf şirketler arasında 15.02.2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin teminatı olmak üzere davalı gerçek kişiye ait taşınmaz üzerine 70.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği, davacı şirketin anılan sözleşmeye dayalı cari hesap ilişkisinden dolayı davalı şirketten 93.518,19 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktardan, diğer davalı gerçek kişinin ise ipotek bedeli olan 70.000 TL'lik kısımdan sorumlu bulunduğu, davalıların her iki takip tarihinden önce temerrüde düşürüldükleri, dolayısıyla bilirkişi raporun da hesaplanan işlemiş faizin de kendilerinden istenebileceği, takibe konu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 70.000,00 TL asıl alacak ve 49,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.049,00 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, takibin 23.518,29 TL asıl alacak ve 17,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.535,93 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu alacağın uzun dönemleri kapsadığı, 2001-2010 yıllarına ilişkin davacı kayıtlarının örnekseme metodu ile gözlendiği belirtilerek davacının alacaklı olduğu açıklanmış ise de davalı tarafça, davacının dosyaya sunduğu kaynak ekstresindeki poliçelerden birinin ödendiği, poliçe listesindeki bir kısım poliçelerin kendileri tarafından düzenlenmediği yönünde savunmada bulunulduğu halde, bilirkişi raporunda bu savunma doğrultusunda bir incelemeye yer verilmediği gibi tek başına davacı defterlerinin incelenmesi sonucunda örnekseme metodu ile oluşturulmuş rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda, özellikle taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 11. maddesinde, davalıya istihsal veya iptal konusu olan tüm poliçelerle ilgili kanuni defterleri tutma yükümlülüğü yüklendiği ve aylık mutakabatname düzenleneceği öngörüldüğü de gözetilerek mahkemece, tarafların tüm kayıtları incelenerek ve davalının davacı tarafından sunulan kayıtlara somut itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 09/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101958500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz