Yola elverişlilik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5115 E. 2014/12279 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yola elverişlilik↗ vedia sözleşmesi↗ sözleşmenin nitelendirilmesi↗ müterafik kusur↗ donatan↗ basiretli tacir↗ olumsuz oy↗ uyuşmazlık konusu↗ tacir↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kaptanı olduğu Z.. M.. teknesinin davalıya ait marinada önce sancak tarafından rıhtıma bağlandığı, o esnada davalı D.. Beach teknesinin yeterli mesafe ile kıç tarafından rıhtıma bağlı bulunduğu ve teknelerin hizasında rıhtıma bağlı başka bir tekne bulunmadığı, olayın meydana geldiği gün Z.. M.. teknesinin yeri değiştirilip D.. Beach teknesinin yanına getirildiği, her iki teknenin de kıçtan kara vaziyette ve Z.. M.. teknesinin diğer teknenin sancak tarafında ve rüzgar altı tarafında kalacak şekilde D.. Beach teknesine halatlarını da vermek suretiyle bağladığı, olay günü rıhtım boyunca bağlı başka bir tekne bulunmadığı, bu durumda Z.. M.. teknesinin diğer tekne yanına bağlamak yerine rıhtımda rahatlıkla yan pozisyonda teknesini bağlayabilecekken bunu yapmadığı, Z.. M.. teknesinin olay anında demir ırgatının açıldığı ve çapasının söküldüğü, demirli olmadığı, bu hali ile denize ve seyre elverişli bulunmadığı, davalı Diamond Beach yolcu teknesi donatanı Hüseyin Baba'nın kusurlu olduğunu gösterecek bir bulguya ulaşılmadığı, diğer davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşl. A.Ş'nin ise yat çekek yeri olarak yürüttüğü faaliyet çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiği saptanamadığından davalıların kusurlu kabul edilemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kaptanı olduğu teknenin davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşletmeciliği A.Ş'nin işlettiği yat çekek yerine getirildikten sonra davalı Hüseyin Baba’ya ait D.. Beach isimli yolcu gemisinin yan tarafına bağlandığı, 23.01.2009 günü meydana gelen fırtınanın da etkisiyle palamarları kopan davalı D.. Beach gemisinin sürüklenerek davacıya ait tekneye çarparak hasara uğrattığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Davacının kaptanı olduğu teknenin 27.11.2008 günü kışlama bakım ve onarımının yapılması için, davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşletmeciliği A.Ş’nin Turizm Bakanlığı’nca düzenlenen 27.11.1998 tarihli Turizm İşletme Belgesi’ne istinaden işlettiği Yat Çekek Yerine bağlandığı, 23.01.2009 günü davalı Hüseyin Baba’ya ait D.. B.. isimli yolcu gemisinin yan tarafına bağlanmış vaziyette iken meydana gelen fırtınanın da etkisiyle D.. Beach gemisinin palamarının kopması sonucu kıyı ile anılan gemi arasına sıkışarak hasarlandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı ile davalı şirket arasında davalının işlettiği yat çekek yerine tekne bağlama konusunda yazılı olmamakla birlikte bir sözleşme bulunduğu şüphesizdir. Taraflar arasındaki sözleşme, bu yat çekek yerinin işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken BK’nın 463 vd. maddeleri hükümlerine tabi olan bir vedia sözleşmesi olarak nitelendirilebilecektir. Yine taraflar arasındaki bu sözleşme BK’nın 463 ila 471. maddelerindeki özel hükümler dışında BK’nın 96 ve devamı hükümlerine de tabidir. BK’nın vediaya ilişkin hükümlerine göre davalı yat çekek yeri işleticisi şirketin borcu, kendisine tevdi edilmiş olan tekneyi, TTK’nın 20/II maddesi gereğince basiretli bir tacir olarak muhafaza etmek, korumak ve sözleşme sonunda tekne sahibine iade etmektir. Davalı şirket bu borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse BK’nın 96. maddesi hükmüne göre de “kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe” meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.
Mahkemece, davalılara atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın talebi üzerine Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan tespit sonunda düzenlenen 25.02.2009 tarihli raporun sonuç bölümünde; meteoroloji tarafından bildirilen olumsuz hava koşullarına rağmen davalı şirketçe tedbir alınmadığı, müteharrik gücü olmayan bir teknenin (Diamond Beach) rüzgar üstü olarak tekne üzerine bağlanmasının sakıncalı olduğu bildirilerek her iki teknenin tonoz bağlamasının olmaması, kendi attıkları demirle bağlı olmaları hususları kusur olarak sayılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporda ise davalı şirkete ait marinanın koşullarının belli olduğu, davacı bunları bilerek teknesini buraya getirdiğinden davalılara izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı belirtilmiş, ancak bir taraftan da olay sırasında her iki teknenin de denize ve yola elverişli olmadığı, davalının işlettiği yat çekek yerinin yerleşim planının bulunmadığı, gerekli yönetmelik ve belgeler istenilmesine rağmen bakanlığa göndermediği bildirilmiştir. Davacı vekili hem kök rapora hem de ek rapora davalıların kusuru bulunduğuna dair ciddi itirazlar ileri sürmesine rağmen bu itirazlar karşılanmamıştır. Bu itibarla tarafların müterafik kusuru bulunup bulunmadığı konusunda davacı vekilinin kök ve ek rapora karşı ciddi itirazlarını da karşılayacak şekilde alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6369 E. 2022/4208 K.
Ortak:donatan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaM.. teknesinin olay anında demir ırgatının açıldığı ve çapasının söküldüğü, demirli olmadığı, bu hali ile denize ve seyre elverişli bulunmadığı, davalı Diamond Beach yolcu teknesi «donatanı» Hüseyin Baba'nın kusurlu olduğunu gösterecek bir bulguya ulaşılmadığı, diğer davalı A..
Beach gemisinin sürüklenerek davacıya ait tekneye çarparak «hasara» uğrattığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Davalı şirket bu borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse BK’nın 96. maddesi hükmüne göre de “kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe” meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.
Benzer bu karardaDosya içeriğinden, Davadışı Zaca A Te Moana teknesinin, davacının işlettiği çekek yerine davalının «donatanı» olduğu Diamond Beach Gemisi yanına bağlandığı, çıkan fırtanada Zaca A Te Moana teknesinde «hasar» meydana gelmesi nedeniyle Marmaris 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/96 Esas sayılı dosyasında Zaca A Te Moana teknesi «donatanı» tarafından davacı ve davalı aleyhine «tazminat davası» açıldığı, mahkemenin 26.02.2010 tarihli kararıyla davalı teknenin seferden men'ine karar verildiği, seferden men kararının mahkemenin 09.10.2012 tarihli kararı ile kaldırıldığı, yargılama sonucunda davacı ve davalının eşit kusurlu kabul edilerek 79.964,16 Euro tazminattan sorumlu tutuldukları, kararın temyizi üzerine Dairenin 2018/3314 Esas, 2020/373 Karar sayılı kararı ile «kusur» incelemesi yeterli görülmediğinden yeniden kusur incelemesi yapılmak üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, eldeki davada ise verilen tedbir ka …
Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama sonunda, davalının «donatanı» olduğu teknenin 50 metre boyunda ve 10 metre eninde olduğu,bu boyuttaki teknenin işgal ettiği yer itibariyle yine dosyaya alınan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · i̇i̇k 265 · itirazın iptali davası · tazminat davası · iptal davası · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia,savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın marina hizmeti karşılığı alacağa ilişkin icra takibine vaki «itirazın iptali davası» olduğu, taraflar arasında bir bağlama sözleşmesi bulunmasa dahi davalının marinaya gelişi ve davacının da hizmet vermeye başlaması dikkate alındığından aralarında sözlü bir «mutabakata» varıldığı, davalı tekne aleyhine verilen tedbir kararı neticesinde marinada kalmak durumunda olduğu, bağlama hizmeti veren davacının hizmet karşılığında ücret almasının yerinde olduğu, ancak uzun süreli kalımlarda günlük ücret üzerinden yapılan hesaplamaların hatalı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davanın 101.138,015 TL üzerinden kısmen kabulüne, bu miktar üzerinden takibin devamına ve itirazın iptaline, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar vermiştir.
İcra Müdürlüğünün 2013/177 sayılı takip dosyasındaki 66.«265»,00 TL'lik «asıl alacak» kısmına yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının yargılama aşamasında «icra inkar tazminat» talebi bulunmadığından bu yönde karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… tarihine kadar zorunlu olarak bağlı kaldığı hususları nazara alınarak, davalı teknenin 2 yıl 6 ay 25 gün konakladığı, yapılan cevabi yazılara göre hesaplamalarda 66.«265»,32 TL davalının ödemesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/96 Esas sayılı dosyasında Zaca A Te Moana teknesi «donatanı» tarafından davacı ve davalı aleyhine «tazminat davası» açıldığı, mahkemenin 26.02.2010 tarihli kararıyla davalı teknenin seferden men'ine karar verildiği, seferden men kararının mahkemenin 09.10.2012 tarihli kararı ile kaldırıldığı, yargılama sonucunda davacı ve davalının eşit kusurlu kabul edilerek 79.964,16 Euro tazminattan sorumlu tutuldukları, kararın temyizi üzerine Dairenin 2018/3314 Esas, 2020/373 Karar sayılı kararı ile «kusur» incelemesi yeterli görülmediğinden yeniden kusur incelemesi yapılmak üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, eldeki davada ise verilen tedbir ka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3314 E. 2020/373 K.
Ortak:donatan · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaM.. teknesinin olay anında demir ırgatının açıldığı ve çapasının söküldüğü, demirli olmadığı, bu hali ile denize ve seyre elverişli bulunmadığı, davalı Diamond Beach yolcu teknesi «donatanı» Hüseyin Baba'nın kusurlu olduğunu gösterecek bir bulguya ulaşılmadığı, diğer davalı A..
Beach gemisinin sürüklenerek davacıya ait tekneye çarparak «hasara» uğrattığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Davalı şirket bu borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse BK’nın 96. maddesi hükmüne göre de “kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe” meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.
Benzer bu kararda… .2012 tarihli hükmüne esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında olayın vuku bulduğu gün itibariyle davacı teknesinin varış tarihine göre yer değiştirdiği, davalı «donatanın» gemisinin aynı pozisyonda kaldığı, davalı donatana ait teknenin uzun zamandır aynı yerde bağlı olup tutunabildiği, demirini de uygun döşediği sonucuna varıldığı, davacı teknesinin üzerine bağlanması sonucu demirlere binen ek yükün arttığı, bu etkiye rağmen davalı teknesinin demirini taradığına dair bir emarenin bulunmadığı, davalı teknesinin kıçının fazlaca sancağa düşmediği, diğer tekne ile kıç kısmında yeterli bir alan kaldığı, davacı teknesinin konumunu muhafaza edebilse rıhtıma veya davalı teknesine vurmayacağı, ayrıca denize elverişle olsa idi derhal makinesini çalıştıracağı, açık denize hareket ederek bu duruma düşmeyeceği belirtilmiş, bu tespitlere göre de davalılara bir «kusur» izafe edilmemiştir.
… u sıkıştırmak suretiyle kusurlu olduğu, teknelerin bağlama düzeni ve mesafesinin marina yöneticileri tarafından güvenli bir şekilde temin edilmesi gerektiği, davalı «işletmenin güvenli» park düzenini sağlayamadığından kusurlu olduğu, dosya içerisinde bulunan ve olay anının bir kısmını içeren görüntülere göre davacı teknenin de davalı tekneye doğru uç kısmından yöneldiği, davacı teknesinin çift zincir ile bağlandığı, ancak izlenen görüntülere göre bu zincirlerin teknenin sabit durmasını sağlamadığı, olay anında kontrolsüz biçimde hareket ederek zararı arttırdığı, bu sebeplerle alınan bilirkişi raporunun davacıya «kusur» izafe edilemeyeceği kısmına katılınmadığı, her üç tarafın da kusurunun bulunduğu, bu kusurun taraflara eşit şekilde «dağıtıldığı» gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 79.964,16 Euro tazminatın olay tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tutarla sınırlı olarak Diamond Beach Gemisi üzerinde davacı yararına «kanuni rehin hakkı» tanınmasına karar verilmiştir.
1- Dava, davalı şirkete ait çekek yerinde davacıya ait teknede fırtına nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık «hasarın» meydana gelmesinde hangi tarafın kusurlu olduğu ve hasar miktarı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme güvenliği · kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · bozma sonrası karar · kusur oranı · rehin · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… u sıkıştırmak suretiyle kusurlu olduğu, teknelerin bağlama düzeni ve mesafesinin marina yöneticileri tarafından güvenli bir şekilde temin edilmesi gerektiği, davalı «işletmenin güvenli» park düzenini sağlayamadığından kusurlu olduğu, dosya içerisinde bulunan ve olay anının bir kısmını içeren görüntülere göre davacı teknenin de davalı tekneye doğru uç kısmından yöneldiği, davacı teknesinin çift zincir ile bağlandığı, ancak izlenen görüntülere göre bu zincirlerin teknenin sabit durmasını sağlamadığı, olay anında kontrolsüz biçimde hareket ederek zararı arttırdığı, bu sebeplerle alınan bilirkişi raporunun davacıya «kusur» izafe edilemeyeceği kısmına katılınmadığı, her üç tarafın da kusurunun bulunduğu, bu kusurun taraflara eşit şekilde «dağıtıldığı» gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 79.964,16 Euro tazminatın olay tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tutarla sınırlı olarak Diamond Beach Gemisi üzerinde davacı yararına «kanuni rehin hakkı» tanınmasına karar verilmiştir.
… ş şekline dair maddi olguların tüm dosya kapsamı ve sunulan video görüntülerinden yararlanılarak tespiti ile maddi olguların bu şekilde tespitinden sonra tarafların «kusur» durumunun belirlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «kusur oranlarının» net bir şekilde tespit edilemediği kabul edildiği halde taraflara eşit kusur «dağıtılıp» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalılar vekilleri, «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporlarını kabul etmemişler ve ciddi itirazlarını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece de, davacı teknesinin çift zincirle bağlandığı halde bu zincirlerin teknenin sabit tutulmasını sağlamadığı, kontrolsüz hareketi ile zararın artmasına sebebiyet verdiği, «kusur» dağılımının net kriterlere göre «dağıtılmasının» mümkün olmadığı gerekçesiyle tarafların her biri eşit kusurlu kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15179 E. 2010/437 K.
Ortak:hasar
İncelediğiniz karardaBeach gemisinin sürüklenerek davacıya ait tekneye çarparak «hasara» uğrattığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… nin 2001 yılı Kasım ayında davalı kooperatife ait çekek yerine çektirildiği, 28.05.2005 tarihinde teknede yangın meydana geldiği, bu yangın sonucu 19.500,00 YTL'lik «hasar» oluştuğu, davalı kooperatife davacı tarafından teknenin çekek yerinde durması nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ile davalı Kooperatif arasında düzenlenmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak davalı kooperatifin fiili hakimiyeti altındaki bir alanda 3,5 yıl bırakılmış olan bir tekne ile ilgili olarak gösterdiği davranışın basiretli bir davranış sayılamayacağı, bu sebeple olayda %10 oranında kusurlu olduğu, buna göre 19.500,00 YTL tazminatın %10 oranına isabet eden 1.950,00 YTL hasar bedelinden sorumlu tutulduğu, davalı Tarım İl Müdürlüğü tarafından teknenin bulunduğu barınak ve çekek yerinin davalı kooperatife 22.07.2002 tarihinde kiraya verildiği, 25.07.2002 tarihinde «teslim» edildiği, bu itibarla davalı Tarım İl Müdürlüğü yönünden açılan davanın «husumetten» reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı Tarım İl Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddine, davalı Kooperatif aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar …
… valı kooperatife yönelik temyiz itirazlarına gelince, Dava, davacıya ait teknenin bu davalının kiralayarak işlettiği balıkçı barınağı ve çekek yerinde yangın sonucu «hasara» uğraması nedeniyle meydana gelen hasar ve «değer kaybının» tazmini istemine ilişkin olup, söz konusu balıkçı barınağı ve çekek yerinin Maliye Bakanlığı'nca 10 yıllığına davalı kooperatife kiralandığı hususu çekişmesiz ve b …
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine, davacı ile davalılardan kooperatif arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmasa bile davacıya ait tekne gerek «teslim» gerekse «hasar» tarihinde davalı kooperatifin işletmiş olduğu çekek yerine bırakılmış ve yaklaşık 3.5 yıldan beri de tekne orada kalmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · kâr kaybı · eksik inceleme · teslim · husumet
Benzer bu kararda… nin 2001 yılı Kasım ayında davalı kooperatife ait çekek yerine çektirildiği, 28.05.2005 tarihinde teknede yangın meydana geldiği, bu yangın sonucu 19.500,00 YTL'lik «hasar» oluştuğu, davalı kooperatife davacı tarafından teknenin çekek yerinde durması nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ile davalı Kooperatif arasında düzenlenmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak davalı kooperatifin fiili hakimiyeti altındaki bir alanda 3,5 yıl bırakılmış olan bir tekne ile ilgili olarak gösterdiği davranışın basiretli bir davranış sayılamayacağı, bu sebeple olayda %10 oranında kusurlu olduğu, buna göre 19.500,00 YTL tazminatın %10 oranına isabet eden 1.950,00 YTL hasar bedelinden sorumlu tutulduğu, davalı Tarım İl Müdürlüğü tarafından teknenin bulunduğu barınak ve çekek yerinin davalı kooperatife 22.07.2002 tarihinde kiraya verildiği, 25.07.2002 tarihinde «teslim» edildiği, bu itibarla davalı Tarım İl Müdürlüğü yönünden açılan davanın «husumetten» reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı Tarım İl Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddine, davalı Kooperatif aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar …
… valı kooperatife yönelik temyiz itirazlarına gelince, Dava, davacıya ait teknenin bu davalının kiralayarak işlettiği balıkçı barınağı ve çekek yerinde yangın sonucu «hasara» uğraması nedeniyle meydana gelen hasar ve «değer kaybının» tazmini istemine ilişkin olup, söz konusu balıkçı barınağı ve çekek yerinin Maliye Bakanlığı'nca 10 yıllığına davalı kooperatife kiralandığı hususu çekişmesiz ve b …
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine, davacı ile davalılardan kooperatif arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmasa bile davacıya ait tekne gerek «teslim» gerekse «hasar» tarihinde davalı kooperatifin işletmiş olduğu çekek yerine bırakılmış ve yaklaşık 3.5 yıldan beri de tekne orada kalmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu yangın nedeni ile doğan tüm zararından davalı kooperatifin sorumlu olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta yanlış ilkeye ve «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5115 E. , 2014/12279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MARMARİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/11/2012
NUMARASI 2010/96-2012/535
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2012 tarih ve 2010/96-2012/535 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. M.. A.. ve davalılardan D.. B.. vekili Av. B.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kaptanı olduğu Z.. M.. teknesinin kışlama bakım ve onarımının yapılması için davalı A.. M.. İşletmeciliği A.Ş'nin işlettiği marinaya getirildikten sonra marina yetkilileri tarafından davalı Diamond Beach isimli yolcu gemisinin yan tarafına bağlandığını, meteoroloji tarafından 48 saat önceden bilgisi verilen kuvvetli fırtınanın 22-23 Ocak 2009 tarihinde başladığını, 23 Ocak 2009 günü motoru çalışmayan davalı D.. Beach teknesinin palamarlarının koptuğunu, marina yetkilileri tarafından tekne bağlama sistemine aykırı olarak bağlanan ve palamarları kopan davalı D.. Beach gemisinin sürüklenerek sancak tarafında bulunan davacıya ait tekneye çarptığını, çarpma ve aşırı yaslanma sonucu kara ile çarpan gemi arasına sıkışan teknenin yaklaşık 3 saat bu durumda kaldığını, meydana gelen hasardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, 155.014,64 Euro’nun faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]. Yat ve M.. İşl. A.Ş vekili, davacıya ait teknenin bağlandığı alanın marina değil çekek yeri olduğunu, bu nedenle denize tonoz atma zorunluluğu bulunmadığını, davacıya ait teknenin 02/05/2008 tarihinde işletmeye gelerek denizde kendi kendine demirlediğini, davalı D.. Beach gemisinin de bağlama yerini kendisinin belirlediğini, bu durum öncesinde tekne kaptanına işletmedeki rıhtımda tonoz bağlama sistemi olmaması nedeniyle kendi demirleme sistemi ile teknenin çapasının denize atılıp onun vasıtası ile denizde rıhtıma çarpmayacak şekilde askıda kalması ve arka halatları ile de rıhtıma bağlanarak denizde park yerinde kalmasının anlatıldığını, davacı teknenin kendisinden daha büyük ve yüksek olan D..
Beach teknesinin rüzgar altı tabir edilen korunaklı tarafına çapasını atarak arka halatlarını rıhtıma bağlamak suretiyle kendi insiyatifi ile park yerini tayin ettiğini, fırtına olacağını bile bile önlem almayan davacı tekne çalışanlarının ihmal ve kusurlarını davalılara yükleyemeyeceklerini savunmuştur.
Davalı Hüseyin Baba vekili, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kaptanı olduğu Z.. M.. teknesinin davalıya ait marinada önce sancak tarafından rıhtıma bağlandığı, o esnada davalı D.. Beach teknesinin yeterli mesafe ile kıç tarafından rıhtıma bağlı bulunduğu ve teknelerin hizasında rıhtıma bağlı başka bir tekne bulunmadığı, olayın meydana geldiği gün Z.. M.. teknesinin yeri değiştirilip D.. Beach teknesinin yanına getirildiği, her iki teknenin de kıçtan kara vaziyette ve Z.. M.. teknesinin diğer teknenin sancak tarafında ve rüzgar altı tarafında kalacak şekilde D.. Beach teknesine halatlarını da vermek suretiyle bağladığı, olay günü rıhtım boyunca bağlı başka bir tekne bulunmadığı, bu durumda Z..
M.. teknesinin diğer tekne yanına bağlamak yerine rıhtımda rahatlıkla yan pozisyonda teknesini bağlayabilecekken bunu yapmadığı, Z.. M.. teknesinin olay anında demir ırgatının açıldığı ve çapasının söküldüğü, demirli olmadığı, bu hali ile denize ve seyre elverişli bulunmadığı, davalı Diamond Beach yolcu teknesi donatanı Hüseyin Baba'nın kusurlu olduğunu gösterecek bir bulguya ulaşılmadığı, diğer davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşl. A.Ş'nin ise yat çekek yeri olarak yürüttüğü faaliyet çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiği saptanamadığından davalıların kusurlu kabul edilemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kaptanı olduğu teknenin davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşletmeciliği A.Ş'nin işlettiği yat çekek yerine getirildikten sonra davalı Hüseyin Baba’ya ait D.. Beach isimli yolcu gemisinin yan tarafına bağlandığı, 23.01.2009 günü meydana gelen fırtınanın da etkisiyle palamarları kopan davalı D.. Beach gemisinin sürüklenerek davacıya ait tekneye çarparak hasara uğrattığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Davacının kaptanı olduğu teknenin 27.11.2008 günü kışlama bakım ve onarımının yapılması için, davalı A.. Tur. Yat ve Marina İşletmeciliği A.Ş’nin Turizm Bakanlığı’nca düzenlenen 27.11.1998 tarihli Turizm İşletme Belgesi’ne istinaden işlettiği Yat Çekek Yerine bağlandığı, 23.01.2009 günü davalı Hüseyin Baba’ya ait D.. B.. isimli yolcu gemisinin yan tarafına bağlanmış vaziyette iken meydana gelen fırtınanın da etkisiyle D.. Beach gemisinin palamarının kopması sonucu kıyı ile anılan gemi arasına sıkışarak hasarlandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı ile davalı şirket arasında davalının işlettiği yat çekek yerine tekne bağlama konusunda yazılı olmamakla birlikte bir sözleşme bulunduğu şüphesizdir. Taraflar arasındaki sözleşme, bu yat çekek yerinin işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken BK’nın 463 vd. maddeleri hükümlerine tabi olan bir vedia sözleşmesi olarak nitelendirilebilecektir. Yine taraflar arasındaki bu sözleşme BK’nın 463 ila 471. maddelerindeki özel hükümler dışında BK’nın 96 ve devamı hükümlerine de tabidir. BK’nın vediaya ilişkin hükümlerine göre davalı yat çekek yeri işleticisi şirketin borcu, kendisine tevdi edilmiş olan tekneyi, TTK’nın 20/II maddesi gereğince basiretli bir tacir olarak muhafaza etmek, korumak ve sözleşme sonunda tekne sahibine iade etmektir.
Davalı şirket bu borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse BK’nın 96. maddesi hükmüne göre de “kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe” meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.
Mahkemece, davalılara atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın talebi üzerine Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan tespit sonunda düzenlenen 25.02.2009 tarihli raporun sonuç bölümünde; meteoroloji tarafından bildirilen olumsuz hava koşullarına rağmen davalı şirketçe tedbir alınmadığı, müteharrik gücü olmayan bir teknenin (Diamond Beach) rüzgar üstü olarak tekne üzerine bağlanmasının sakıncalı olduğu bildirilerek her iki teknenin tonoz bağlamasının olmaması, kendi attıkları demirle bağlı olmaları hususları kusur olarak sayılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporda ise davalı şirkete ait marinanın koşullarının belli olduğu, davacı bunları bilerek teknesini buraya getirdiğinden davalılara izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı belirtilmiş, ancak bir taraftan da olay sırasında her iki teknenin de denize ve yola elverişli olmadığı, davalının işlettiği yat çekek yerinin yerleşim planının bulunmadığı, gerekli yönetmelik ve belgeler istenilmesine rağmen bakanlığa göndermediği bildirilmiştir. Davacı vekili hem kök rapora hem de ek rapora davalıların kusuru bulunduğuna dair ciddi itirazlar ileri sürmesine rağmen bu itirazlar karşılanmamıştır. Bu itibarla tarafların müterafik kusuru bulunup bulunmadığı konusunda davacı vekilinin kök ve ek rapora karşı ciddi itirazlarını da karşılayacak şekilde alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102018600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz