İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18188 E. 2014/18845 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerlilik şartı↗ temlik sözleşmesi↗ ağır kusur↗ sigorta tazminatı↗ sigorta teminatı↗ ibraname↗ sigorta ettiren↗ mutabakat↗ alacağın temliki↗ ziya↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ riziko↗ icra takibine itiraz↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin 3. maddesi uyarınca sigorta konusu emtianın özelliği gereği yetersiz ve uygun olmayan ambalajlama nedeniyle meydana gelebilecek ziya, hasar ve masrafların teminat harici olacağı, 4. maddesinde karayolundaki taşımaların kapalı kasa kamyon ve tenteli treyler ile yapılmaması halinde teminatın geçerli bulunmayacağı, 12. maddesinde, sigortalının bizzat kendisinin veya istihdam ettiği kişilerin ağır kusurunun sebep olduğu hasar ve ziyaların teminat harici olduğu" aynı poliçenin son maddesi gereğince de taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılmasının teminatın geçerliliği için şart koşulduğu, davalının gerçek kişi olduğu, tüzel kişiliğe haiz nakliyeci bir firma bulunmadığı, yukarıda belirtildiği üzere ambalajlamanın ve yüklemenin hatalı olduğu, taşımanın kapalı kasa kamyon veya tenteli treylerle yapılmadığı, sigortalı çalışanlarının yüklemede ağır kusuru bulunduğu, dolayısıyla yapılan taşımada poliçedeki bu hükümlerin tamamının ihlal edilmiş olduğu, meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında bulunduğu, davacı ödemesinin, hatır ödemesi niteliğinde olduğu, ibranamenin, TTK'nın 1301. maddesi gereğince ödenen sigorta bedelinin zarar sorumlusundan tahsiline yönelik tazminat temliki niteliğinde bulunduğu, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen genel alacak temlikine ilişkin bir alacağın temliki sözleşmesi
niteliğinde olmadığı, kaldı ki, temliknamenin davacı sigorta şirketi tarafından da imzalanmadığı, sadece hasar bedelinin sigortalıya ödenmesine ilişkin ve sigortacıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik ve ödediği bedel miktarınca rücu olanağı veren ibraname niteliğinde olduğu, esasen, temlik tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri gereğince kimsenin sahip olduğu haktan fazlasını devredemeyeceği, temlik alanın temlik edene karşı haiz olduğu defi haklarını temlik alacaklısına karşı da kullanabileceği, yukarıda açıklandığı üzere hatır ödemesi yapan davacı sigorta şirketinin borç olmayan şeyi ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapması dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesi uyarınca ödenen tazminatın rucuan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından emtiası taşıma rizikolarına karşı sigortalanan firmanın mallarının davalı tarafından taşındığı, hasarlı taşıma nedeniyle davacının sigorta ettirenine sigorta tazminatı ödediği, rucuan tahsili amacıyla taşıyan davalı aleyhine icra takibi başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu ve temyize konu işbu davanın açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu olayda taraflar arasında varlığı çekişmesiz ‘İbraname, Mutabakatname ve Tazminat Makbuzu' ibareli belgeyle davacı sigorta şirketi, dava dışı sigorta ettirenden taşıma zararıyla ilgili olarak üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir anlatımla, dava dışı sigorta ettiren, hasarla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını somut olaya uygulanması gereken BK'nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir.
Bu durumda karşısında, davacı tarafın sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. O halde, davacının, alacağın temliki hükümlerine göre dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7001 E. 2011/6264 K.
Ortak:ibraname · sigorta ettiren · alacağın temliki · ziya · rücu · uyuşmazlık konusu · temlik · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesinin» 3. maddesi uyarınca sigorta konusu emtianın özelliği gereği yetersiz ve uygun olmayan ambalajlama nedeniyle meydana gelebilecek «ziya», «hasar» ve «masrafların» «teminat» harici olacağı, 4. maddesinde karayolundaki taşımaların kapalı kasa kamyon ve tenteli treyler ile yapılmaması halinde teminatın geçerli bulunmayacağı, 12. maddesinde, sigortalının bizzat kendisinin veya istihdam ettiği kişilerin ağır kusurunun sebep olduğu hasar ve ziyaların teminat harici olduğu" aynı poliçenin «son» maddesi gereğince de taşımanın «tüzel kişiliğe» haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılmasının teminatın geçerliliği için şart koşulduğu, davalının gerçek kişi olduğu, tüzel kişiliğe haiz nakliyeci bir firma bulunmadığı, yukarıda belirtildiği üzere ambalajlamanın ve yüklemenin hatalı olduğu, taşımanın kapalı kasa kamyon veya tenteli treylerle yapılmadığı, sigortalı çalışanlarının yüklemede «ağır kusuru» bulunduğu, dolayısıyla yapılan taşımada poliçedeki bu hükümlerin tamamının ihlal edilmiş olduğu, meydana gelen hasarın «sigorta teminatı» dışında bulunduğu, davacı ödemesinin, hatır ödemesi niteliğinde olduğu, «ibranamenin», TTK'nın 1301. maddesi gereğince ödenen sigorta bedelinin zarar sorumlusundan tahsiline yönelik tazminat «temliki» niteliğinde bulunduğu, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen genel alacak temlikine ilişkin bir «alacağın temliki sözleşmesi» niteliğinde olmadığı, kaldı ki, temliknamenin davacı sigorta şirketi tarafından da imzalanmadığı, sadece hasar bedelinin sigortalıya ödenmesine ilişkin ve sigortacıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik ve ödediği bedel miktarınca «rücu» olanağı veren ibraname niteliğinde olduğu, esasen, temlik tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri gereğince kimsenin sahip olduğu haktan fazl …
Davacı tarafından emtiası taşıma «rizikolarına» karşı sigortalanan firmanın mallarının davalı tarafından taşındığı, hasarlı taşıma nedeniyle davacının «sigorta ettirenine» «sigorta tazminatı» ödediği, rucuan tahsili amacıyla «taşıyan» davalı aleyhine icra takibi başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu ve temyize konu işbu davanın açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ancak, dava konusu olayda taraflar arasında varlığı çekişmesiz ‘İbraname, Mutabakatname ve Tazminat Makbuzu' ibareli belgeyle davacı sigorta şirketi, dava dışı «sigorta ettirenden» taşıma zararıyla ilgili olarak üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Benzer bu karardaAncak, «uyuşmazlık konusu» olayda taraflar arasında varlığı çekişmesiz 18.07.2005 tarihli ‘İbraname ve Nakliyat Hasarlı Likidasyon Hesabı’ ibareli belgeyle davacı şirket, dava dışı «sigorta ettirenden» zararla ilgili olarak üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını «temlik» almıştır.
Başka bir anlatımla, dava dışı «sigorta ettiren», «ziya» ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK.nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete «temlik» etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediği, diğer davalının «taşıma komisyoncusu» olduğu, «taşıyıcının» taşımak üzere aldığı eşyayı alıcısına «teslim» anına kadar zarar görmesinden sorumlu bulunduğu, bu davalının «basiretli tacir» gibi davranmadığı, emtianın «hırsızlık» eylemi değil, «dolandırma» eylemi sonucu «ziya» olduğu, bu halin poliçe «teminatı» dışında bulunduğu, davacıya «halefiyet» kazandırmadığı, «rücu hakkı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma komisyoncusu · halefiyet · rücu hakkı · hırsızlık · basiretli tacir · dolandırıcılık · komisyon · taşıyıcı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediği, diğer davalının «taşıma komisyoncusu» olduğu, «taşıyıcının» taşımak üzere aldığı eşyayı alıcısına «teslim» anına kadar zarar görmesinden sorumlu bulunduğu, bu davalının «basiretli tacir» gibi davranmadığı, emtianın «hırsızlık» eylemi değil, «dolandırma» eylemi sonucu «ziya» olduğu, bu halin poliçe «teminatı» dışında bulunduğu, davacıya «halefiyet» kazandırmadığı, «rücu hakkı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18188 E. , 2014/18845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA (KAPATILAN) 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/05/2013
NUMARASI 2012/407-2013/187
Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/05/2013 tarih ve 2012/407-2013/187 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.12.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. K.. ile davalı vekili Av. G.. G.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlanması sonucu sigorta ettirene tazminat ödendiğini, müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, rücuan tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusuru olmadığını, yüklemenin tamamen davacının sigorta ettireni firmaya ait bulunduğunu, tazminat isteminin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin 3. maddesi uyarınca sigorta konusu emtianın özelliği gereği yetersiz ve uygun olmayan ambalajlama nedeniyle meydana gelebilecek ziya, hasar ve masrafların teminat harici olacağı, 4. maddesinde karayolundaki taşımaların kapalı kasa kamyon ve tenteli treyler ile yapılmaması halinde teminatın geçerli bulunmayacağı, 12. maddesinde, sigortalının bizzat kendisinin veya istihdam ettiği kişilerin ağır kusurunun sebep olduğu hasar ve ziyaların teminat harici olduğu" aynı poliçenin son maddesi gereğince de taşımanın tüzel kişiliğe haiz bir nakliyeci firma tarafından yapılmasının teminatın geçerliliği için şart koşulduğu, davalının gerçek kişi olduğu, tüzel kişiliğe haiz nakliyeci bir firma bulunmadığı, yukarıda belirtildiği üzere ambalajlamanın ve yüklemenin hatalı olduğu, taşımanın kapalı kasa kamyon veya tenteli treylerle yapılmadığı, sigortalı çalışanlarının yüklemede ağır kusuru bulunduğu, dolayısıyla yapılan taşımada poliçedeki bu hükümlerin tamamının ihlal edilmiş olduğu, meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında bulunduğu, davacı ödemesinin, hatır ödemesi niteliğinde olduğu, ibranamenin, TTK'nın 1301.
maddesi gereğince ödenen sigorta bedelinin zarar sorumlusundan tahsiline yönelik tazminat temliki niteliğinde bulunduğu, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen genel alacak temlikine ilişkin bir alacağın temliki sözleşmesi
niteliğinde olmadığı, kaldı ki, temliknamenin davacı sigorta şirketi tarafından da imzalanmadığı, sadece hasar bedelinin sigortalıya ödenmesine ilişkin ve sigortacıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik ve ödediği bedel miktarınca rücu olanağı veren ibraname niteliğinde olduğu, esasen, temlik tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri gereğince kimsenin sahip olduğu haktan fazlasını devredemeyeceği, temlik alanın temlik edene karşı haiz olduğu defi haklarını temlik alacaklısına karşı da kullanabileceği, yukarıda açıklandığı üzere hatır ödemesi yapan davacı sigorta şirketinin borç olmayan şeyi ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapması dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesi uyarınca ödenen tazminatın rucuan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından emtiası taşıma rizikolarına karşı sigortalanan firmanın mallarının davalı tarafından taşındığı, hasarlı taşıma nedeniyle davacının sigorta ettirenine sigorta tazminatı ödediği, rucuan tahsili amacıyla taşıyan davalı aleyhine icra takibi başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu ve temyize konu işbu davanın açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu olayda taraflar arasında varlığı çekişmesiz ‘İbraname, Mutabakatname ve Tazminat Makbuzu' ibareli belgeyle davacı sigorta şirketi, dava dışı sigorta ettirenden taşıma zararıyla ilgili olarak üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almıştır.
Başka bir anlatımla, dava dışı sigorta ettiren, hasarla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını somut olaya uygulanması gereken BK'nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir.
Bu durumda karşısında, davacı tarafın sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. O halde, davacının, alacağın temliki hükümlerine göre dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102016800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz