Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11483 E. 2014/1098 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
marka hakkına tecavüz↗ harç↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait tescilli markaların davalı tarafından sahte olarak üretilen ürünlerde kullanıldığı, söz konusu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddelerinde düzenlenen marka hakkına tecavüz olduğu, ceza mahkemesince verilen beraat kararının mahkemelerini bağlamadığı, Anayasa Mahkemesi'nde ceza hükümleri yönünden iptaline rağmen iptal konusu olmayan 61-b maddesi kapsamında hukuki ihlal sürmekte olduğu gerekçesi ile davacıya ait "D." markasının taklit ürün üretilmek suretiyle kullanıldığının haksız rekabet ve tecavüz olduğunun tespitine, 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kararın kesinleştikten sonra ülke çapında yayın yapan 5 büyük gazetede masrafı davalıdan alınarak ilanına; 556 sayılı KHK'nın 66-d bendi gereği ürün üzerinde mülkiyet hakkı tanınması ancak maddi bir tazminat ile mümkün olup tek başına bu hususun istenmesinin mümkün olmadığından ve bu konuda da her hangi bir harç yatırılmamış olduğundan yerinde olmayan davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; 556 sayılı KHK'nın 62/d maddesi uyarınca davacı el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile bu talebin reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 62/d maddesine göre marka hakkı tecavüze uğrayan marka hakkı sahibi, el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir, bu durumda söz konusu ürünlerin değeri tazminat miktarından düşülür, bu değer kabul edilen tazminat miktarını aştığında marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir. Davacı tarafından bu davada maddi tazminat talep edilmediğine göre mahkemece el konulan ürünlerin değerinin bilirkişi marifeti ile belirlenerek bu bedelin davacı tarafından davalıya ödenmesi şartı ile el konulan ürünler üzerinde davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına karar verilmesi gerekirken madde metni yanlış yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8675 E. 2011/2062 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehtar · taşıma sözleşmesi · bono
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davacıların dayandığı «taşıma sözleşmesinin» dava dışı şirket ile yapıldığı, buna göre bu şirketin ortaklarının sadece davalılar olup olmadıklarının belirlenmesi gerektiği, ayrıca menfi tesbit istemine konu «bononun» «lehtarının» davalı ... olduğu, bu kişinin şirket ortağı olup olmadığının ve buna göre bono bedelinin taşıma bedelinden düşülüp düşülmemesi gerektiğinin de belirlenmesi gerekti …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1506 E. 2021/1942 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaDavacı tarafından bu davada «maddi tazminat» talep edilmediğine göre mahkemece el konulan ürünlerin değerinin bilirkişi marifeti ile belirlenerek bu bedelin davacı tarafından davalıya ödenmesi şartı ile el konulan ürünler üzerinde davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına karar verilmesi gerekirken madde metni yanlış yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının haksız «şikayeti» sonucu davacının «kişilik hakları» zedelenmiş olduğu, davalının şikayeti "«hak arama" özgürlüğünün» sınırları dahilinde olmayıp, bu sınırları aştığından ve davacı bu şikayet sonucu manevi zarara uğradığından davacı «maddi tazminat» talebini atiye bıraktığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüyle her bir davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacılara verilmesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · kişilik hakları · şikayet · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının haksız «şikayeti» sonucu davacının «kişilik hakları» zedelenmiş olduğu, davalının şikayeti "«hak arama" özgürlüğünün» sınırları dahilinde olmayıp, bu sınırları aştığından ve davacı bu şikayet sonucu manevi zarara uğradığından davacı «maddi tazminat» talebini atiye bıraktığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüyle her bir davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacılara verilmesi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11483 E. , 2014/1098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 24/01/2013
NUMARASI 2012/187-2013/38
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.01.2013 tarih ve 2012/187-2013/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin çanta, giyim, aksesuar gibi ürünlerin üreticisi olarak dünyada pek çok ülkede tanınmış D.markasının tescilli sahibi olduğunu, davalıya ait ütü atölyesinde müvekkili şirketin Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/4528 soruşturma numaralı dosyası üzerinden yaptığı şikayeti üzerine 01.03.2005 tarihinde arama yapıldığını ve müvekkili D. markasını taşıyan 980 adet tişört ele geçirildiğini, 977 adedinin F. B.'a yediemin olarak teslim edildiğini, Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2007/314 esas sayılı davası ile davalı hakkında marka hakkına tecavüz eyleminden dolayı ceza davası açıldığını, yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu ile davalıda ele geçen ürünlerin taklit olduğunu, müvekkilin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini tespit edildiğini, yargılama sonucunda 16.03.2009 tarihli karar ile 5252 sayılı TCK'nın geçici 1.
maddesi, 2 ve 5. maddeleri yönünden Anayasa Mahkemesi'nin 556 sayılı KHK'nın 9. ve 61. maddelerini iptal kararını gerekçe göstererek davalının beraatine karar verilerek elkonulan eşyaların iadesine karar verildiğini, kararın 27.02.2012 günü kesinleştiğini, taklit ürünlerin davalıya iade edilmesi halinde söz konusu ürünlerin yeniden piyasaya sürülerek satışa arz edilmesi ve satılması tehlikesi olduğunu, ileri sürerek davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabet eylemi olduğunun tespitine, taklit ürünlerin mülkiyetinin 556 sayılı KHK m. 62/d uyarınca müvekkili şirkete devrine, maddi tazminat ve itibar tazminatı talep ve dava hakları saklı kalmak üzere müvekkili lehine 500 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına, karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
Davalı, duruşmadaki beyanında, söz konusu ürünleri hiç kullanmadığını, ürünlerin teslim edildiğini, söz konusu markanın tescilli olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait tescilli markaların davalı tarafından sahte olarak üretilen ürünlerde kullanıldığı, söz konusu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddelerinde düzenlenen marka hakkına tecavüz olduğu, ceza mahkemesince verilen beraat kararının mahkemelerini bağlamadığı, Anayasa Mahkemesi'nde ceza hükümleri yönünden iptaline rağmen iptal konusu olmayan 61-b maddesi kapsamında hukuki ihlal sürmekte olduğu gerekçesi ile davacıya ait "D." markasının taklit ürün üretilmek suretiyle kullanıldığının haksız rekabet ve tecavüz olduğunun tespitine, 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kararın kesinleştikten sonra ülke çapında yayın yapan 5 büyük gazetede masrafı davalıdan alınarak ilanına;
556 sayılı KHK'nın 66-d bendi gereği ürün üzerinde mülkiyet hakkı tanınması ancak maddi bir tazminat ile mümkün olup tek başına bu hususun istenmesinin mümkün olmadığından ve bu konuda da her hangi bir harç yatırılmamış olduğundan yerinde olmayan davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; 556 sayılı KHK'nın 62/d maddesi uyarınca davacı el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile bu talebin reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 62/d maddesine göre marka hakkı tecavüze uğrayan marka hakkı sahibi, el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir, bu durumda söz konusu ürünlerin değeri tazminat miktarından düşülür, bu değer kabul edilen tazminat miktarını aştığında marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir. Davacı tarafından bu davada maddi tazminat talep edilmediğine göre mahkemece el konulan ürünlerin değerinin bilirkişi marifeti ile belirlenerek bu bedelin davacı tarafından davalıya ödenmesi şartı ile el konulan ürünler üzerinde davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına karar verilmesi gerekirken madde metni yanlış yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 9,85 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102002400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz