Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9682 E. 2014/13665 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıfat yokluğu↗ sigorta tazminatı↗ pasif husumet ehliyeti↗ husumet ehliyeti↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ ek prim↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen sigorta poliçelerinin devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin teminat altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, hasar organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigortaları sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4. 14. maddelerine göre sigorta şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin prim ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine husumetin de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın pasif husumet ve sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, dolu sigortası poliçelerinden kaynaklanan sigorta tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi hasar gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın dosya içinde örneği mevcut poliçeler incelendiğinde, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmelerinin Tarsim bünyesinde akdedilmediği, buna bağlı olarak, riziko sonrasında davalı şirket tarafından poliçeler kapsamında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim dosya içinde mevcut davacı vekiline hitaben Tarsim tarafından verilen cevabi yazıda da davaya konu sigorta poliçelerinin devlet destekli olmayıp geleneksel poliçeler olduğu belirtilmiştir. Bu durumda söz konusu poliçelerin davalı Tarsim ile ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, işin esasına girilerek uyuşmazlık konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumetten ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1004 E. 2013/18106 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, dolu «sigortası poliçelerinden» kaynaklanan «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anılan kanunun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Hangi risklerin «teminat» altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · husumet itirazı · sigorta ettiren · kamu düzeni · anonim şirket · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Aynı hükümde tazminat ödemeleri «dahil» olmak üzere şirketin «görevleri» sayılmıştır.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, «görevleri» ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13148 E. 2012/3836 K.
Ortak:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · sigorta sözleşmesi · ek prim · pasif husumet · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi · teminat · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi «hasar» gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSigortanın davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Hangi risklerin «teminat» altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · usul ekonomisi · sigorta ettiren · kamu düzeni · tüzel kişilik · husumet yokluğu · anonim şirket · ihbar
Benzer bu karardaBu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının aracı kurum olduğu, Tarsim’e davalı tarafından «ihbar» dilekçesi gönderilmiş olsa da ihbar olunanın davada, davalı sıfatı kazanamayacağı, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamayacağı, davalı ...
Sigortanın davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5567 E. 2013/19808 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · sigorta poliçesi · hasar · teminat · husumet · dava şartı · Sigorta
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi «hasar» gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sonunda iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meyve dökülmelerinin 14.04.2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, «rizikonun» «teminat kapsamında» bulunduğu, dosyada bulunan «zeyilnameler» göz önüne alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 11.112,88 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 11.100 TL zarar bedelinin olay tarihi olan 14/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulması gerekmişt …
Anılan Kanun'un 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · zeyilname · sigorta ettiren · temerrüt tarihi · teminat kapsamı · ticari faiz · kamu düzeni · anonim şirket
Benzer bu kararda… sonunda iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meyve dökülmelerinin 14.04.2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, «rizikonun» «teminat kapsamında» bulunduğu, dosyada bulunan «zeyilnameler» göz önüne alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 11.112,88 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 11.100 TL zarar bedelinin olay tarihi olan 14/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulması gerekmişt …
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8266 E. 2011/1502 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · pasif husumet · sigorta poliçesi · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi «hasar» gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Hangi risklerin «teminat» altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · sözleşmesel sorumluluk · usul ekonomisi · sigorta ettiren · pasif husumet yokluğu · kamu düzeni · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı pirimler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10793 E. 2016/6023 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, dolu «sigortası poliçelerinden» kaynaklanan «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAnılan Kanun'un 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 26/05/2011 günü yağan dolu nedeniyle davacının «sigorta poliçesi» kapsamında davalılardan 8.759,00 TL alacaklı olduğu ancak, sigorta bedeli ve «müddeabih» olan 8.«167»,50 TL taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.167,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hangi risklerin «teminat» altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · müddeabih · i̇i̇k 167 · delil tespiti · sigorta ettiren · kamu düzeni · anonim şirket · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 26/05/2011 günü yağan dolu nedeniyle davacının «sigorta poliçesi» kapsamında davalılardan 8.759,00 TL alacaklı olduğu ancak, sigorta bedeli ve «müddeabih» olan 8.«167»,50 TL taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.167,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ''«kamu alacağı»'' niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Bu yönüyle «kamu düzenini» ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/622 E. 2013/17898 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · hasar · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi «hasar» gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 7.370,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · sigorta ettiren · temerrüt tarihi · kamu düzeni · anonim şirket · ıslah · dahili dava · temerrüt
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 7.370,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/868 E. 2013/17897 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · hasar · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen «sigorta poliçelerinin» devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin «teminat» altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, «hasar» organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigortaları sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
… şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin «prim» ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin «sigorta poliçesi» kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine «husumetin» de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet» ve «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi «hasar» gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 4.800,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · sigorta ettiren · temerrüt tarihi · kamu düzeni · anonim şirket · ıslah · dahili dava · temerrüt
Benzer bu karardaMaddesinde, kesinleşmiş «hasar» miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 4.800,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9682 E. , 2014/13665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/12/2012
NUMARASI 2011/277-2012/295
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2012 tarih ve 2011/277-2012/295 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.09.2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. Ö.F.G. ile davalı vekili Av. T.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, 28.05.2010 tarihinde ekimi yapılan ürünün dolu nedeniyle kısmi hasar gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını, yapılan ödemenin tüm hasarları karşılamadığını ileri sürerek, her bir davacı açısından şimdilik 7.250 TL olmak üzere toplam 43.500 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenzili muaffiyet oranının tam ve kısmi hasarlarda sigorta bedelinin %20'si olduğunu, bu yüzden davacıların tazminat hakları bulunmadığını, diğer taraftan dosyaya örneği sunulan Tarsim Yasası'na göre müvekkiline husumet düşmeyeceğini, bu konuda örnek karar ve Yargıtay uygulamaları bulunduğunu, sigorta primleri ve riskin üstlenilmesinin Tarsim adına yapıldığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile aktedilen sigorta poliçelerinin devlet destekli bitkisel ürün sigortası poliçesi olduğu, bu nedenle 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'na tabi olduğu, bu kanunun 4. maddesine göre, bu kanunun kapsamındaki risklerin teminat altına alınması, standart sigorta poliçelerinin belirlenmesi, hasar organizasyonları, aktüerya çalışmaları, tazminat ödemelerinin yapılması, reasürans teminatının sağlanması, tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve izlenmesi ile diğer teknik hizmetlerin yürütülmesi amacıyla havuz kurulduğunun belirtildiği, yine aynı kanunun 14. maddesine göre, sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigortaları sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ile riskin tamamını havuza devredeceklerinin belirtildiği, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4.
14. maddelerine göre sigorta şirketleri tarafından akdedilen, tarım sigortaları gereğince tahsil olunan primlerin tamamının havuza devredilmesinin yasal zorunluluk olduğu, sigorta şirketlerinin prim ile birlikte riskin tamamını da havuza devrettikleri, tazminat ödemesi yapılması konusunda sorumluluğun havuzda olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, kendisine husumetin de yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın pasif husumet ve sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, dolu sigortası poliçelerinden kaynaklanan sigorta tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında tarım ürünlerinin sigortalanması amacıyla poliçe tanzim edildiğini, ürünün dolu nedeniyle kısmi hasar gördüğünü, hasar ihbarında bulunmalarına rağmen hasarın sigorta şirketince kısmen karşılandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın dosya içinde örneği mevcut poliçeler incelendiğinde, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmelerinin Tarsim bünyesinde akdedilmediği, buna bağlı olarak, riziko sonrasında davalı şirket tarafından poliçeler kapsamında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.
Nitekim dosya içinde mevcut davacı vekiline hitaben Tarsim tarafından verilen cevabi yazıda da davaya konu sigorta poliçelerinin devlet destekli olmayıp geleneksel poliçeler olduğu belirtilmiştir. Bu durumda söz konusu poliçelerin davalı Tarsim ile ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, işin esasına girilerek uyuşmazlık konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumetten ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101987900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz