Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3676 E. 2014/12968 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ tasdik kararı↗ bono↗ istirdat↗ iflas↗ menfi tespit↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın İİK 169/a maddesine dayanarak alacak talebinde bulunduğu, davaya konu olan 7 bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu bonolarda borçtan davalı şirketin sorumluluğunu gerektirecek bir kayıt bulunmadığı, aksi durumun ispatlanamadığı, takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durum İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan işbu davada sonuca etkili olamayacağı, davacı defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı ve davacı lehine delil olma vasfını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İcra İflas Kanunun 169/a-6 bendi uyarınca açılan bir alacak davasıdır. Mahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İİK'nın 169/a-6 bendi “Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmünü taşımakta olup, buna göre davanın genel hükümlere göre görülmesi gerekir. Bu nedenle, genel hükümler uyarınca tüm deliller toplanıp değerlendirilerek, karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2316 E. 2022/5149 K.
Ortak:istirdat davası · istirdat · menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı «bono» olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İİK'nın 169/a-6 bendi “Borçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükm …
Benzer bu karardaBorçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmü uyarınca Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilmiş olan «inkar tazminatının» hükümsüz kalmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz oranı · akdi faiz · bsmv · emredici hüküm · temerrüt tarihi · müteselsil sorumluluk · müteselsil kefil · ipotek
Benzer bu kararda… ularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davacı banka ile davalı ... arasında 11/10/2006 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, GKS 54. maddesinde «temerrüt» halinde bankanın «akdi faizin» %100 fazlası oranında «temerrüt faizi» talep etme hakkının bulunduğu düzenlemesinin mevcut olduğu, davacı bankanın «akdi faiz oranının» %26,40 olarak belirlendiği, bu durumda bu oranın %100 fazlası olan %52,80 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği, yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, davalı asıl borçlunun, kat tarihindeki toplam kat edilmiş alacak miktarı ile temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi toplamından 63.500,00 TL «mahsup» edildiğinde hesapta kalan ana para miktarının 46.419,77 TL olduğu, bu miktara da dava tarihine kadar «işlemiş faiz» oranı eklendiği takdirde davalı ...'ın 63.290,58 TL miktarında davacı bankaya borçlu olduğu, davalının «ipotekli» taşınmazın satışından elde edilen bedelin öncelikle takip «masrafları» ve faizden mahsup edilerek hesaplamanın yapılmasında yerleşik yargı içtihatları gereğince hukuka aykırılık bulunmadığı, sözleşmede «kefil» olarak imzası bulunan ... ve ...'nun müşterek «müteselsil kefil» olup, kendi temerrütlerinin sonucundan kaynaklı sorumluluklarının «kredi sözleşmesiyle» belirlenen miktara kadar ve aynı borç miktarı üzerinden «müteselsilen sorumlu» oldukları dikkate alındığında, 08/02/2008 «temerrüt tarihi» itibariyle 35.000,00 TL sorumluluklarının bulunduğu, ipotekten ödenen miktar neticesinde sorumluluklarının 11.493,80 TL olacağı, ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz ve «bsmv» toplamında 15.671,11 TL yönünden sorumluluklarının devam ettiği, davalıların davacı bankaya karşı borcunun bulunduğu sabit olduğundan Kapatılan Sultandağı İcra Huk …
Ancak, mahkemece asıl alacağa «işlemiş faiz» eklenerek oluşan alacağa bir kez daha dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmek suretiyle (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 104. maddesi), 6098 sayılı TBK'nin 121/«son» maddesinde belirtilen ve kısaca “faize faiz işletilmesi «yasağı»” şeklinde ifade edilebilecek «emredici» nitelikteki düzenlemeye aykırı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3920 E. 2021/4375 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harca esas değer · borçlu olunmadığının tespiti · usuli kazanılmış hak · tespit davası · kazanılmış hak · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda2-Dava, takipten önceki sebeplere dayalı olarak açılan takip konusu senetlerden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti davası» olup, mahkemece İİK'nın 72/4 maddesince davalı yararına hükmolunan «icra inkar tazminatının» takipteki «asıl alacak» bedeli olan 150.000.- TL yerine, davacının dava açarken belirttiği «harca esas değer» üzerinden ve davacı aleyhine olacak şekilde hesaplanması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, uyulan bozma ilamının davalı ... yararına İİK'nın 72/4. maddesine göre tazminata hükmedilmesine ilişkin olduğu, diğer hususlar bakımından «usulü kazanılmış hak» oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı ...’in tazminat talebinin kabulü ile; dava konusu 169.414,00 TL alacağın %40’ı oranında 67.765,60 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...’e verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6319 E. 2023/1775 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3676 E. , 2014/12968 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/02/2013
NUMARASI 2011/52-2013/49
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2013 tarih ve 2011/52-2013/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2009/129 sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin bonoya dayandığını, bonoların 12 adetinde borçlunun davalı şirket, 7 adetinde ise şirket yetkilisi olduğunu, Adana 1. İcra Mahkemesi'nin 2009/217 Esas 2009/1111 Karar sayılı dosyası ile davalı-borçlunun borca kısmi itirazı kabul edilerek 7 adet bono için takibin iptaline ve %40 tazminata karar verildiğini, davalı tarafından hükümdeki %40 tazminatın tahsili için Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/8937 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, şirket defterleri incelendiğinde davalının davacıya borçlu olduğunun anlaşılacağını, 7 adet bononun şirket borcu için düzenlendiğini iddia ederek Adana 7.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/8937 sayılı dosyası ile başlatılan takibin İİK 169/a maddesi gereğince durdurulmasına ve 34.200 TL alacağa hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın İİK 169/a maddesine dayanarak alacak talebinde bulunduğu, davaya konu olan 7 bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu bonolarda borçtan davalı şirketin sorumluluğunu gerektirecek bir kayıt bulunmadığı, aksi durumun ispatlanamadığı, takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durum İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan işbu davada sonuca etkili olamayacağı, davacı defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı ve davacı lehine delil olma vasfını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İcra İflas Kanunun 169/a-6 bendi uyarınca açılan bir alacak davasıdır. Mahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İİK'nın 169/a-6 bendi “Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmünü taşımakta olup, buna göre davanın genel hükümlere göre görülmesi gerekir. Bu nedenle, genel hükümler uyarınca tüm deliller toplanıp değerlendirilerek, karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101927900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz