İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2316 E. 2022/5149 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz oranı↗ itirazın kaldırılması↗ istirdat davası↗ akdi faiz↗ icra hukuk mahkemesi↗ bsmv↗ emredici hüküm↗ temerrüt tarihi↗ müteselsil sorumluluk↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ipotek↗ oy yasağı↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ tbk 99↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ istirdat↗ temerrüt faizi↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ menfi tespit↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davacı banka ile davalı ... arasında 11/10/2006 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, GKS 54. maddesinde temerrüt halinde bankanın akdi faizin %100 fazlası oranında temerrüt faizi talep etme hakkının bulunduğu düzenlemesinin mevcut olduğu, davacı bankanın akdi faiz oranının %26,40 olarak belirlendiği, bu durumda bu oranın %100 fazlası olan %52,80 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği, yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, davalı asıl borçlunun, kat tarihindeki toplam kat edilmiş alacak miktarı ile temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi toplamından 63.500,00 TL mahsup edildiğinde hesapta kalan ana para miktarının 46.419,77 TL olduğu, bu miktara da dava tarihine kadar işlemiş faiz oranı eklendiği takdirde davalı ...'ın 63.290,58 TL miktarında davacı bankaya borçlu olduğu, davalının ipotekli taşınmazın satışından elde edilen bedelin öncelikle takip masrafları ve faizden mahsup edilerek hesaplamanın yapılmasında yerleşik yargı içtihatları gereğince hukuka aykırılık bulunmadığı, sözleşmede kefil olarak imzası bulunan ... ve ...'nun müşterek müteselsil kefil olup, kendi temerrütlerinin sonucundan kaynaklı sorumluluklarının kredi sözleşmesiyle belirlenen miktara kadar ve aynı borç miktarı üzerinden müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alındığında, 08/02/2008 temerrüt tarihi itibariyle 35.000,00 TL sorumluluklarının bulunduğu, ipotekten ödenen miktar neticesinde sorumluluklarının 11.493,80 TL olacağı, ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz ve bsmv toplamında 15.671,11 TL yönünden sorumluluklarının devam ettiği, davalıların davacı bankaya karşı borcunun bulunduğu sabit olduğundan Kapatılan Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/24 E. 2010/8 K. sayılı ilamı ile hükmedilen inkar tazminatının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ...'dan 63.290,58 TL'nin dava tarihi olan 13/10/2010'dan itibaren işleyecek %52,80 temerrüt faizi ile birlikte, davalılar ..., ..., ... için 15.671,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %52,80 temerrüt faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, kapatılan Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/24 Esas ve 2010/8 Karar sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen inkar tazminatının iptaline, davalı tarafın süresinde talep edilmeyen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/24 E.-2010/8 K. sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen inkar tazminatının iptaline karar verilmişse de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/son maddesi “İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmü uyarınca Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilmiş olan inkar tazminatının hükümsüz kalmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebidir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuyla ...'ın 46.419,77 TL asıl alacak, 16.067,43 TL faiz ve 803,37 TL %5 vergi olmak üzere toplam 63.290,58 TL borçlu olduğu, davalı kefillerin ise, 11.493,98 TL ana para, 3.978,99 TL işlemiş faiz ve 198,92 TL %5 vergi olmak üzere 15.671,11 TL'den sorumlu oldukları tespit edilmiştir. Mahkemece de içerisinde faiz de bulunan bu toplam miktar üzerinden faize faiz yürütülecek şekilde, davanın kısmen kabulü ile ...'dan 63.290,58 TL'nin dava tarihi 13/10/2010'dan itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, davalılar ..., ..., ...’dan asıl alacak ve asıl alacağa dava tarihine kadar işlemiş olan faizin toplamı olan 15.671,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Ancak, mahkemece asıl alacağa işlemiş faiz eklenerek oluşan alacağa bir kez daha dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmek suretiyle (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 104. maddesi), 6098 sayılı TBK'nin 121/son maddesinde belirtilen ve kısaca “faize faiz işletilmesi yasağı” şeklinde ifade edilebilecek emredici nitelikteki düzenlemeye aykırı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3676 E. 2014/12968 K.
Ortak:istirdat davası · istirdat · menfi tespit
İncelediğiniz karardaBorçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmü uyarınca Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilmiş olan «inkar tazminatının» hükümsüz kalmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı «bono» olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İİK'nın 169/a-6 bendi “Borçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · bono · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın İİK 169/a maddesine dayanarak alacak talebinde bulunduğu, davaya konu olan 7 «bononun» davalı «defterlerinde» kayıtlı olmadığı, söz konusu bonolarda borçtan davalı şirketin sorumluluğunu gerektirecek bir kayıt bulunmadığı, aksi durumun ispatlanamadığı, takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durum İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan işbu davada sonuca etkili olamayacağı, davacı defterlerinin kapanış «tasdikinin» yaptırılmadığı ve davacı lehine delil olma vasfını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı «bono» olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İİK 169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İİK'nın 169/a-6 bendi “Borçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2544 E. 2019/7251 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · İtirazın İptali
İncelediğiniz kararda2010/8 K. sayılı ilamı ile hükmedilen «inkar tazminatının» iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ...'dan 63.290,58 TL'nin dava tarihi olan 13/10/2010'dan itibaren işleyecek %52,80 «temerrüt faizi» ile birlikte, davalılar ..., ..., ... için 15.671,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %52,80 temerrüt faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, kapatılan Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/24 Esas ve 2010/8 Karar sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen inkar tazminatının iptaline, davalı tarafın süresinde talep edilmeyen «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… n takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/24 E.-2010/8 K. sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen «inkar tazminatının» iptaline karar verilmişse de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/«son» maddesi “İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi ü …
Borçlu, «menfi tespit» ve «istirdat davası» açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmü uyarınca Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilmiş olan «inkar tazminatının» hükümsüz kalmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece itirazın iptali ile takibin 16.290,43 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17903 E. 2013/15823 K.
Ortak:icra hukuk mahkemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, Sultanbeyli İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/91 Esas sayılı dosyası, Adli Tıp Kurumu raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinde alınan raporların yeterli olduğu, yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2316 E. , 2022/5149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çay Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.12.2020 tarih ve 2019/277 E. - 2020/507 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalılardan ...'a 11.10.2006 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalılar ... ve muris ...’ın da işbu kredi sözleşmesinin müşterek müteselsil kefilleri ve müşterek müteselsil borçluları olduğunu, davalıların borcu ödememeleri neticesinde hesabın kat edilerek hesap kat ihtarnamesi ve ekli hesap özetlerinin borçlulara gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine tahsilde ve takipte tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla, kredinin teminatını oluşturan taşınmaz bakımından ipoteğin paraya çevrilmesi ve ayrıca ilamsız icra takibi yoluyla iki takip başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emrine davalıların itiraz ettiklerini, davalıların itirazı ile duran icra takibinin devamını sağlamak için itirazın kaldırılması davası açıldığını, davanın kabulü ile itirazın kaldırılarak takibin devamına, davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesine rağmen kararın temyizen bozulması üzerine mahkemece bozma kararına uyularak itirazın kaldırılması talepleri reddedilip bu defa müvekkili aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedildiğini, itirazın kaldırılması talebinin reddi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, müvekkili bankanın davalılardan alacaklı olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasından rehin açığı belgesi de aldığını, ileri sürerek bu belgede belirtilen 76.056 TL bakiye borcun %52,80 oranında faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davacı banka ile davalı ... arasında 11/10/2006 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, GKS 54. maddesinde temerrüt halinde bankanın akdi faizin %100 fazlası oranında temerrüt faizi talep etme hakkının bulunduğu düzenlemesinin mevcut olduğu, davacı bankanın akdi faiz oranının %26,40 olarak belirlendiği, bu durumda bu oranın %100 fazlası olan %52,80 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği, yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, davalı asıl borçlunun, kat tarihindeki toplam kat edilmiş alacak miktarı ile temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi toplamından 63.500,00 TL mahsup edildiğinde hesapta kalan ana para miktarının 46.419,77 TL olduğu, bu miktara da dava tarihine kadar işlemiş faiz oranı eklendiği takdirde davalı ...'ın 63.290,58 TL miktarında davacı bankaya borçlu olduğu, davalının ipotekli taşınmazın satışından elde edilen bedelin öncelikle takip masrafları ve faizden mahsup edilerek hesaplamanın yapılmasında yerleşik yargı içtihatları gereğince hukuka aykırılık bulunmadığı, sözleşmede kefil olarak imzası bulunan ...
ve ...'nun müşterek müteselsil kefil olup, kendi temerrütlerinin sonucundan kaynaklı sorumluluklarının kredi sözleşmesiyle belirlenen miktara kadar ve aynı borç miktarı üzerinden müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alındığında, 08/02/2008 temerrüt tarihi itibariyle 35.000,00 TL sorumluluklarının bulunduğu, ipotekten ödenen miktar neticesinde sorumluluklarının 11.493,80 TL olacağı, ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz ve bsmv toplamında 15.671,11 TL yönünden sorumluluklarının devam ettiği, davalıların davacı bankaya karşı borcunun bulunduğu sabit olduğundan Kapatılan Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/24 E. 2010/8 K. sayılı ilamı ile hükmedilen inkar tazminatının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ...'dan 63.290,58 TL'nin dava tarihi olan 13/10/2010'dan itibaren işleyecek %52,80 temerrüt faizi ile birlikte, davalılar ..., ..., ...
için 15.671,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %52,80 temerrüt faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, kapatılan Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/24 Esas ve 2010/8 Karar sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen inkar tazminatının iptaline, davalı tarafın süresinde talep edilmeyen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/24 E.-2010/8 K. sayılı dosyasında davacı banka aleyhine hükmedilen inkar tazminatının iptaline karar verilmişse de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/son maddesi “İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.” hükmü uyarınca Sultandağı İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilmiş olan inkar tazminatının hükümsüz kalmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebidir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuyla ...'ın 46.419,77 TL asıl alacak, 16.067,43 TL faiz ve 803,37 TL %5 vergi olmak üzere toplam 63.290,58 TL borçlu olduğu, davalı kefillerin ise, 11.493,98 TL ana para, 3.978,99 TL işlemiş faiz ve 198,92 TL %5 vergi olmak üzere 15.671,11 TL'den sorumlu oldukları tespit edilmiştir. Mahkemece de içerisinde faiz de bulunan bu toplam miktar üzerinden faize faiz yürütülecek şekilde, davanın kısmen kabulü ile ...'dan 63.290,58 TL'nin dava tarihi 13/10/2010'dan itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, davalılar ..., ..., ...’dan asıl alacak ve asıl alacağa dava tarihine kadar işlemiş olan faizin toplamı olan 15.671,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece asıl alacağa işlemiş faiz eklenerek oluşan alacağa bir kez daha dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmek suretiyle (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 104. maddesi), 6098 sayılı TBK'nin 121/son maddesinde belirtilen ve kısaca “faize faiz işletilmesi yasağı” şeklinde ifade edilebilecek emredici nitelikteki düzenlemeye aykırı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790635400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz