İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/654 E. 2014/12953 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
prim alacağı↗ zeyilname↗ sözleşmeden doğan dava↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ tazminat davası↗ geçersizlik↗ hasar↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca Tarım Sigortaları Genel Şartnamesinin C.9 maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler 2 yılda zaman aşımına uğrar" hükmünün yer aldığı, davalı tarafından, sigorta şirketi aleyhine tazminat davası açtığı, dava tarihinin 03/09/2007 karar tarihinin ise 23/12/2009 tarihi olduğu, davacı Sigorta Şirketinin dava konusu ettiği zararı en geç karar tarihi olan 23/12/2009 tarihinde öğrenmiş bulunduğu, dava tarihi olan 30/12/2011 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı yanca, zeyilname düzenlenerek iptal edilen poliçe primlerinin davalıya iade edildiği iddia edilmiş, ancak davalının açmış olduğu tazminat davası ile hasarın poliçe teminat kapsamında olduğu kabul edilerek tazminata karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle çözülmesi gereken husus davacı yanın, mahkeme kararı ile geçerli kabul edilen poliçeye ait primlerin tahsilini ne zaman isteyebileceği hususudur. Yukarıda özetlendiği gibi mahkemece 2 yıllık zamanaşımı süresinin taraflar arasında görülen ve kesinleşen tazminat davası karar tarihinden itibaren başlatılması doğru olmamıştır. Davada sigorta sözleşmesinin geçersiz hale geldiği belirtilerek iade edildiği iddia edilen prim bedelinin, hataen iade edildiğine ilişkin davacı bilgisi taraflar arasında görülen davanın kesinleşmesi ile vücut bulacağından, davanın kesinleştiği tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımını gerekçesiyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12136 E. 2014/13931 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · sebepsiz zenginleşme · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmişse de, taraflar arasındaki uyuşmazlık «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanıp 6102 sayılı TTK'nın 4/f. maddesi kapsamında «mutlak ticari» davalardan değildir.
Mahkemece, uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklandığı, bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 4/f uyarınca «mutlak ticari» davalardan olup «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı davada, davalının hesabına hataen para gönderdiğini bu nedenle davalının «sebepsiz zenginleştiğini» iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9269 E. 2013/23238 K.
Ortak:ek prim
İncelediğiniz karardaDava, «prim alacağının» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı yanca, «zeyilname» düzenlenerek iptal edilen poliçe «primlerinin» davalıya iade edildiği iddia edilmiş, ancak davalının açmış olduğu «tazminat davası» ile «hasarın» poliçe «teminat kapsamında» olduğu kabul edilerek tazminata karar verilmiştir.
Davada «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» hale geldiği belirtilerek iade edildiği iddia edilen «prim» bedelinin, hataen iade edildiğine ilişkin davacı bilgisi taraflar arasında görülen davanın kesinleşmesi ile vücut bulacağından, davanın kesinleştiği tarihinden itibaren 2 yıllık «zamanaşımı» süresi uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımını gerekçesiyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı ... tarafından yapılan fazla «prim» tahsilatlarının «istirdatı» için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirketin sigortalı konumunda olduğu poliçenin «prim» tahsilatlarının, poliçenin iptali öncesi ve sonrasında dava dışı şirket yetkilisinin kredi kartı hesabından yapıldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, fazla yapılan bir «prim» ödemesi varsa bunun da davacıya iadesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · husumet yokluğu · istirdat · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, fazla ödemenin şirket yetkilisinin kredi kartının hesabından çekildiği, fazla ödemenin iadesinin adı geçen yetkili tarafından istenebileceği gerekçesiyle, davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Dava, davalı ... tarafından yapılan fazla «prim» tahsilatlarının «istirdatı» için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/654 E. , 2014/12953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MALATYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 10/05/2012
NUMARASI 2011/621-2012/204
Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2011/621-2012/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yapmış olduğu don hasar ihbarı neticesinde zararın poliçe teminat kapsamında olmadığı, don olayının meyve çiçeklenme döneminde gerçekleştiği gerekçesiyle zararın tazmin edilmediğini ve poliçenin zeyl edilip prim tahsilatı yapılmadığını, ancak davalının açmış olduğu dava neticesinde zararın meyve bağlama döneminde gerçekleştiği ve hasarın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek davalı yararına tazminata hükmedildiği ve kararın kesinleştiği, ödenmeyen poliçe prim bedelleri için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca Tarım Sigortaları Genel Şartnamesinin C.9 maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler 2 yılda zaman aşımına uğrar" hükmünün yer aldığı, davalı tarafından, sigorta şirketi aleyhine tazminat davası açtığı, dava tarihinin 03/09/2007 karar tarihinin ise 23/12/2009 tarihi olduğu, davacı Sigorta Şirketinin dava konusu ettiği zararı en geç karar tarihi olan 23/12/2009 tarihinde öğrenmiş bulunduğu, dava tarihi olan 30/12/2011 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı yanca, zeyilname düzenlenerek iptal edilen poliçe primlerinin davalıya iade edildiği iddia edilmiş, ancak davalının açmış olduğu tazminat davası ile hasarın poliçe teminat kapsamında olduğu kabul edilerek tazminata karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle çözülmesi gereken husus davacı yanın, mahkeme kararı ile geçerli kabul edilen poliçeye ait primlerin tahsilini ne zaman isteyebileceği hususudur. Yukarıda özetlendiği gibi mahkemece 2 yıllık zamanaşımı süresinin taraflar arasında görülen ve kesinleşen tazminat davası karar tarihinden itibaren başlatılması doğru olmamıştır. Davada sigorta sözleşmesinin geçersiz hale geldiği belirtilerek iade edildiği iddia edilen prim bedelinin, hataen iade edildiğine ilişkin davacı bilgisi taraflar arasında görülen davanın kesinleşmesi ile vücut bulacağından, davanın kesinleştiği tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımını gerekçesiyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, sigorta prim alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Sigorta prim borcu, düzenlenen poliçeye göre taksitler halinde ödenecek olup son taksit tarihi 05.10.2007 dir. Buna göre prim borcu son vade tarihi olan 05.10.2007 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiştir. Bu tarihten icra takibinin yapıldığı tarih olan 16.03.2011 tarihine kadar 6762 sayılı Mülga TTK’nın 1268. maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan ve ihtilaf konusu olayda 818 sayılı Mülga BK’nın 133 maddesinde belirtilen zamanaşımını kesen bir sebep de bulunmadığından yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatindeyim.
Sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki gerekçesine bu sebeplerle katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101922700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz